The first 200 lines.
Hayır!
-Alo? -Günaydın efendim!
Ücretsiz USC Bank kredi kartına ne dersiniz?
-İlgilenmiyorum, teşekkürler. - Efendim, alo? Alo?
Karthik!
Karthik, bekle! Karthik!
Karthik Bey!
Nereye böyle?
Asansör bakımı için depozitondan 10.000 rupi kesiyorum.
Depozitomdan mı?
Ne, asansörü kullanmıyor musun? Kullanıyorsun işte!
50.000 rupi fazladan depozito istiyorum.
Ya da evi boşalt.
-Ama… -Dört numarayı kiraya veriyorum.
Kirası 15.000 rupi.
Depozitosu da 150.000 rupi!
Paran yetmiyorsa söyle.
Sorun değil, bir sürü ilgilenen var.
Ne diyorsun Karthik Bey?
Cep numaran ne?
Cep telefonum yok.
Biliyordum!
Niye sordun o zaman?
Belki şimdiye biraz havalı olmuşsundur diye umdum.
Hadi oradan!
Salak mıyım ben?
İnternette okudum.
Pilden gelen radyasyon beyne hasar veriyormuş.
Ne?
Yumurtayla yaptıkları telefon deneyini görmedin mi?
Yumurta mı? Hayır!
Telefonu birkaç hafta yumurtanın yanında bırakıp çaldırıyorlar.
Üç hafta sonra diğer yumurtalardan civciv çıkıyor.
Ama telefonun yanındaki yumurtadan çıkmıyor!
Bana bir şey olmaz!
Tavuk çiftliğim yok sonuçta!
Karthik, patron sözleşmeyi halletmeni söyledi.
Ama işim var.
Bir derdin varsa patronla konuş. Ona söyle.
Karthik, bu tutumla bu iş yürümez.
Bütün gün ne yapıyorsun ki sen?
-Müdürüm… -Tek bir müşteri bağlayamadın!
Biz bir inşaat şirketiyiz. Tek bir arsa satamadın.
Geçen sene dört müşteri bağlamıştım.
Vinay bağladı, sen değil!
Hayır efendim! O tapular, toplantılar…
Bahane uydurmayı kes! Ben de bundan bahsediyorum aptal herif.
Özür dilerim.
-Daha çok çalışırım. -Karthik, bu son uyarın.
Bu ay en az iki müşteri bağlamazsan
üzgünüm ama seni burada istemiyorum.
Bütün ofisin evrak işlerini ben hallediyorum ama.
Ne olmuş?
Kolunu kıpırdatmak istemiyorsun, öyle mi?
Boş boş oturacaksın yani?
Hayır efendim.
Çıkabilirsin.
-Günaydın Shonali. -Günaydın.
SHONALI MUKHERJEE
Her gün yüzünü görüyorum
ve biliyorum ki cehennemde bile melekler var.
Benim meleğim.
GÖNDER / GÖNDERME / İPTAL
TASLAK KAYDEDİLDİ
Pardon, saat kaç?
Karthik, tüm Raheja sözleşmelerini hazır et. Yarın sabah teslim edeceğiz.
Ama efendim, 11 sözleşme var.
Farkındayım. Ama gece uzun. Hallediver.
Alo?
Karthik, DLH İnşaat sözleşmeleri nerede?
-Bilmiyorum efendim. -Nasıl bilmezsin?
Hem Raheja'ya hem de DLH İnşaat'a bakacaktın.
Burada sadece Raheja var.
Hayır efendim, sadece Raheja'nınkileri istediniz.
Yalan söyleme Karthik, sana üstüne basa basa söyledim!
Hayır, gerçekten.
Nasıl yaparsan yap Karthik, sözleşmeler saat birde hazır olsun.
Ama eve daha yeni geldim. Daha uyumadım bile.
Uyu diye mi maaş veriyoruz! Hemen ofise gelip hallet.
Niye işe aldıysam seni? Gerzek!
Karthik!
-Efendim… -Hadi, çabuk. Arabama gel.
Efendim Bay Ratan?
Evet!
Evet, tabii ki! Thane'deki arsa senin!
Güven bana, yasa dışı falan değil!
Biz öyle işlere bulaşmayız.
Efendim, o arsa için yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı.
Tamam. Görüşürüz.
Çeneni kapalı tutsana sen!
Neyse, sözleşmeler iyi gibi. Şoför, duralım.
Sen burada inebilirsin.
SUPERTECH İLETİŞİM
Güzel bir cihaz efendim. Yeni, Japon malı.
Bir sürü güzel özelliği var.
Alarm, takvim, hatırlatıcı…
Beyefendi?
Kart mı, nakit mi?
Erken doğum günü hediyesi.
Aptal!
Annemle babam bana sataştığına hiç inanmazdı.
Onlar varken uslu dururdu.
Her gün Kumar'ın sataşmalarına, öfkesine maruz kalırdım.
O gün beni bir yere götürdü.
Beni kuyuya atmaya çalıştı.
Bir şekilde kurtulup kaçtım ama…
…Kumar içine düştü!
Benim yüzümden.
Abimin canına kıydım.
Abi! Kumar!
Senin suçun değildi.
-Onu bilerek mi kuyuya attın? -Hayır.
Bu tek olay,
ömür boyu dünyadan korkmana sebep olmuş.
Her şeye sessizce razı gelmenin daha iyi olduğunu düşünüyorsun
ama insanlar bundan faydalanıyor.
Ne yapmalıyım peki?
Kimseye kendini ezdirme.
Öz güvenini yükselt, kendini savun.
-Girebilir miyim? -Gel.
Efendim, bir konuda size bozuldum.
Neymiş?
DLH sözleşmelerini hazırlamadığımı düşünmenize.
Efendim, bunu bana söylemeyi unutan sizdiniz.
Benim suçum muydu yani?
Hayır, öyle demek istemedim.
Efendim, sadece bilmenizi istedim ki…
Ben salağım yani?
-Hayır. -Malım ben!
Hatta…
…benden özür bekliyorsun.
Hayır efendim. Özür değil de, öfkelendiniz…
Lütfen.
Dinleyin arkadaşlar.
Dostumuz Bay Karthik Narayan, kendisinden özür dilememi istiyor.
-Ne… -Alt tarafı sana bir iş verdik.
Hemen insafsız olduk.
İşi yapmayı unuttun.
Bir de gelmiş benden özür dilememi…
Kovuldun! Anladın mı?
Bu kim?
-Yeni biri mi? -Hayır.
Dört yıldır burada. Adı Karthik.
Tuhaf. Hiç fark etmemiştim.
Karthik Bey!
Asansöre biniyorsun demek?
Ama bakıma gelince para vermek yok!
Ne ezik herifsin!
Sana diyorum!
Karthik!
Karthik Bey, evde misin?
Karthik Bey!
UYKU HAPI
İş yok, arkadaş yok. Aman ne güzel.
Ne doğum günü ama!
Bu hayatta bir halt beceremedim.
Bir daha deneyeyim bari!
Alo?
Mutlu yıllar sana
Mutlu yıllar sana
Nice yıllara Karthik.
-Kimsiniz? -Sesimden tanıyamadın mı?
Benim, Karthik.
Ben, Karthik'im.
Sen de öylesin.
Şaka mı bu?
Ne yapmaya çalışıyordun? Kendi canına mı kıyacaktın?
Böcek ilacı bitmiş, sen de hapla intihar edecektin.
Ama artık, ölmene gerek yok.
Çünkü artık ben varım.
Her şey değişecek Karthik. Her şey değişecek!
Hayatını güzelleştireceğim…
Kimsiniz?
Bana inanmıyor musun?
Eğer ben Karthik değilsem banka şifreni nereden biliyorum?
1276 değil mi?
Ya da sekiz yaşında yüzüne kriket topu çarptığını,
gözünün altında izi kaldığını?
Gerildiğinde kaşımaya başlarsın, yanılıyor muyum?
-Tamam, söyle! -Neyi sormak istersin?
Çoraplarının rengini mi? Dün siyah çorap giydin.
Bugün de değiştirmedin.
Evet. Siyah.
Bugün değiştirmezsen ucu delinecek,
parmağın çıkıp sana selam verecek!
Dün sizi arayan olmamış.
-Ne? -Dün sizi arayan olmamış.
Bugünün arama geçmişine bakın o zaman.
Sabah beşte aradı, yani aslında bugün.
Bugün de arayan olmamış.
En son dört gün önce aranmışsınız.
Başka yok!
Belki aslında geçen haftaymıştır.
Unutmuşsunuzdur.
Yaklaşır mısınız?
Lütfen.
Telefon değil, sizin kulaklarınız çalıyor bence.
Kulaklarınız!
Alo?
Biliyordum!
No comments yet. Be the first to leave one.