Dashing Through the Snow

Dashing Through the Snow

Download Turkish Subtitle

Release info

Dashing Through The Snow 2023 WEB H264-RBB
A Commentary by sash35

Tags

web
webrip
x264
720p
720
BRip
Web-DL
web-dl
WEB-DL
1080
x265
HEVC
TS
YTS
HD
Published on: 2023-12-05
Downloads: 22
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Noel, bayramların en çok abartılanı.

Evet, söyledim gitti. Çok iş gerektiriyor ve kesinlikle abartılıyor.

Yanlış anlamayın, ben de herkes gibi bir gün tatil yapmayı severim.

Ama ben 19 Haziran'ı ya da 4 Temmuz'u tercih ederim.

Hatta Ağaç Dikme Bayramı bile olur.

O gün en azından ağaç kesmek yerine ağaç dikiyorsun.

30 YIL ÖNCE

Bana uyuz demeden önce Noel'i sevmememin bir sebebi daha olduğunu bilmelisiniz.

O gün herkes bir sürü hediye bekler

ama bana tek bir şey lazımdı.

O yüzden ben de en tepeye, bu basit isteğimi

yerine getirebileceğini bildiğim o adama gittim.

Noel'de ne istiyorsun?

Kuzey Kutbu'na zaten mektup göndermiştim.

Mektup okuma işinde biraz geri kaldım, ne istiyorsun bakalım?

Ailem kavga etmesin istiyorum, bunu yapabilir misin?

Bilmiyorum. Belki.

Babam katlanabilir bir olta istiyor.

Balık tutmaya bayılır.

Ona oltayı getirsen ve babam da onu annemin aldığını sansa

tüm sorunlar çözülür.

Annen şu mu?

Evet, o.

Biraz üzgün görünüyor çünkü babam birkaç günlüğüne gitti.

Bunu yapabilir misin Noel Baba?

Nerede yaşıyorsun?

Noel Baba'nın yaşadığım yeri sorması biraz garip geldi

ama ne de olsa adamın Noel'de işi başından aşkın.

İşler tam da istediğim gibi gidiyordu.

Babam iş gezisinden gelmiş

ve Noel'de eve dönmeyi başarmıştı.

Bunlar nedir?

Eddie düzgün bir Noel kutlamak istedi.

Çok güzel.

Ailem nihayet Noel'de bir aradaydı.

Uzun zamandır ilk kez.

Evet, uzun zaman oldu.

Böylece Noel Baba'yı mutlu edebiliriz.

Değil mi baba?

Evet, Noel Baba'yı mutlu etmek isteriz evlat.

Küçük ben o gece için çok ümitliydi.

Yani, Noel Baba'ya da güvenemiyorsan kime güvenebilirsin ki?

O yüzden Noel Baba'ya güveniyordum.

Ve bir anlığına şansımın yaver gittiğini sandım.

Hey, sen bizi mi soyuyorsun?

Ama meğer hiç de öyle değilmiş.

Hayır baba, yapma!

Ama hayır.

Bize yardıma geldi!

O Noel Baba falan değildi.

O vermek değil de almak için gelen kiralık kostümlü

mağazadaki o herifti.

Babamsa Noel Baba'nın ağzını burnunu dekore ediyordu.

Onun yüzünden bu, aile olarak geçirdiğimiz

son Noel olmuştu.

Kesin şunu!

İşte o gün Noel'e bel bağlamamayı öğrenmiştim.

Bu arada evet, Noel Baba sorarsa sakın ona ev adresinizi söylemeyin.

İğrenç.

Dalga mı geçiyorsun? Her kanalda mı?

CANIM KIZIM

Alo canım kızım, bugün nasılsın?

Çok iyiyim çünkü bugün Noel arifesi.

Doğru ya.

Noel'i sevmemen çok saçma.

Hadi ama. Gayet de sevdiğimi biliyorsun.

Sadece şarkıları, dekorasyonları ve süsleri sevmiyorum.

Ve ışıkları, ağaçları ve kurabiyeleri.

Ve o alışveriş çılgınlığını.

Çok şapşalsın. Sonra uğrayacak mısın?

Elbette sonra uğrayacağım.

Bunu hayatta kaçırmam.

Ama biri arıyor canım kızım.

Tamam, görüşürüz öyleyse.

-Hoşça kal huysuz. -Hoşça kal.

-Ne oldu? -Atlanta Polisi mutlu Noeller diler.

Bize kriz danışmanı lazım. Hemen müzeye gelebilir misin?

Tamamdır, geliyorum.

Anlat bakalım, neler oluyor?

Şuraya bak.

Orada ne yaptığını merak bile etmiyorum.

-İsmini öğrendiniz mi? -Hayır.

Merdiveni kullanabilirsin.

Yok, hallederim.

Adam göndermen gerektiğinde söylerim.

Selam, iyi günler.

Sakalın güzelmiş.

Ben de böyle uzatmaya çalışmıştım

ama nedense yakışmadı. Nasılsın?

-Bir ismin var mı? -Luther.

Luther, ben Eddie.

Memnun oldum.

-Polis misin Eddie? -Hayır, klinik tedavi uzmanıyım.

Sosyal hizmet uzmanı. Polisle birlikte çalışıyorum.

Başlarını polise ihtiyaç olmayacak şekilde

belaya sokan insanlara yardım ediyorum.

Söylesene Luther, burada ne yapıyorsun?

Burada tek başına kalmak istiyorum.

Pekâlâ, anlıyorum ama şunu söylemeliyim ki Luther,

benim işimin en önemli kısmı

üzgün ve yalnız hisseden birinin

üzgün ve yalnız hissetmemesini sağlamaktır.

Evet ama bugün üzgün ve yalnız hissediyorum.

Evet, Noel bazen zor olabiliyor.

Aynen öyle.

Küçükken Noeller iyi geçer miydi?

Harika geçerlerdi.

-Annen yemek mi pişirirdi? -Evet.

Annem bir keresinde dünyanın en büyük rostosunu yapmıştı.

Benimki de dostum.

-Et, kemikten ayrılıyor muydu? -Yağ gibi.

-Peki ya küçük havuçlar? -Şeker pekmezi.

Aynen öyle.

-Ve tatlı patates. -Tatlı patatese bayılırım.

-Soyulmuş mu, soyulmamış mı? -Tabii ki soyulmamış.

Sen beni barbar mı sandın Luther?

Mizah anlayışın iyiymiş dostum.

Buradan inmeye ne dersin? Moonlight Mission'da bir yatak ayarlarım.

Olur mu? Belki Noel'in bu kadar zor olması gerekmiyordur.

Buna inanıyor musun?

Ben küçük havuçlara ve tatlı patatese inanıyorum.

Soyulmamış.

Selam millet, bu Luther.

Moonlight Mission'a gitmeyi düşünüyor.

Doktor Crawley'yi gönderin de ona bir baksın.

Bakın ne diyeceğim, Finnegan Et Lokantası'ndaki Naomi'yi arayın da

en iyi rostosundan bir iki dilim istediğimizi söyleyin.

Tüm garnitürleriyle, değil mi?

Adamım benim.

Yarın onu kontrole geleceğim, tamam mı?

-Tamam. -Pekâlâ.

Mutlu Noeller Eddie.

O ne bilmiyorum ama berbat bir şeye benziyor.

Evet, işte bu daha iyi.

Noel gecesine saatler kalmışken

Kongre Üyesi Conrad Harf, evsiz kadın ve erkeklere

geçici yuva ve bakım sağlayan Atlanta Moonlight Mission'ın

hemen dışındaki ağacı ışıklandırma törenine katılıyor.

Hey Luther, adamım!

Sana o rostoyu yedireceğim.

Bir Noel ağacı, tüm o sevgi ve paylaşma sezonunu

kucaklayan bir çift el gibidir.

Benim için Noel gecesinin asıl mucizesi

yaşımız ne olursa olsun, hepimizi küçük bir çocuk gibi

hissettirmesidir.

Biz insanlık olarak büyük bir aileyiz

ve verebileceğimiz en iyi hediye

ihtiyacı olanlara yardım etmektir.

Gerçekten.

KONGRE ÜYESİ HARF MOONLIGHT MISSION İÇİN MÜCADELE EDİYOR

Her zaman ailenin yanında olmayı unutma Atlanta.

Kongre Üyesi Conrad Harf,

bize ilham verici ve düşünceli bir konuşma yaptı.

Selam...

Selam. Çok şaşırmış görünüyorsun.

Geçmişten ve gelecekten hayaletler mi görüyorsun?

Çok komiksin. Selam canım kızım.

Selam baba! Sana Noel yemeği getirdik.

Vay be. Hem de kırmızı ve yeşil giyinmişsin.

Belki sonra beni özel bir yere götürürsen uyumlu olsun diye.

Şunu alır mısın? Sağ ol. Sıkı tut. Pekâlâ.

Bu ne anlama geliyor?

Bu gece eve uğrayacağına pek de inanmadığım anlamına geliyor.

Ve Noel gecesinde onu düş kırıklığına uğratmanı istemedim.

Şunu sorayım öyleyse, işe yaradığını kanıtlamama izin vermezsen

terapiye gitmemizin ne anlamı var?

Eddie, sadece sana yardımcı olmaya çalışıyorum.

Sevdiğin jambondan yaptım.

-Üzerinde ananas dilimleri mi var? -Ve esmer şekerle kaplı.

Bak ne diyeceğim, terapiyi boş ver.

Neden bu gece dansa gitmiyoruz?

Kulağa ne kadar hoş gelse de hayır.

Alışveriş yapmalıyım.

-Ama çocuğum 20.30'da evde olsun lütfen. -Sen gidiyor musun?

Evet. Yani neredeyse on yıldır ilk kez

kızımın babası Noel'de çalışmıyor.

Bana tam bir baba kız eğlence saati gibi geldi.

-Baba kız eğlence saati mi? -Çocuğun Noel'e bayılıyor.

-Evet. -Biliyorum ama...

-Eğlenin işte. -Tamamdır.

-Beni bilirsin. -Peki.

-Ben Bay Eğlence'yim. -Tamam.

Hoşça kal bebeğim, sonra görüşürüz!

-Güle güle anne! -İyi eğlenceler.

Yemeği dolaba kaldırır mısın? Babana kalsa tüm gün tezgâhta durur.

Dur bakalım.

Hâlâ bu aptal kıyafetleri neden giymemiz gerektiğini anlamıyorum.

Buna araya karışmak denir.

Bugün Noel gecesi ve plan ne kadar dâhiyane olsa da

elbette bazı kusurları var.

Milletin evine öylece gidemezsiniz.

Böylece birkaç Noel şarkıcısı gibi görünecek

ama aslında para topluyor olacaksınız.

Evet, Noel kamuflajı diyebiliriz.

-Bu iyiydi. -Hayır, durun bakalım.

Ben de tam öyle diyecektim, o yüzden...

Teşekkürler.

Para toplayacağınız insanların listesi burada.

Bu iPad'i canınız pahasına koruyun.

Onu bir rüşvet kılavuzu gibi düşünün.

More Turkish subtitles for Dashing Through the Snow

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left