The first 200 lines.
Sonunda sıkıcı ama rahat bir iş bulmuştum.
Bir bilardo salonunda çalışıyordum.
KAHİRE, 1968.
- Neden geç kaldın? - Yolda, öğrenci protestosu vardı.
Yeni baş müfettiş burada.
- Bir şey mi istiyor? - Sadece oynuyor.
Merhaba, Ömer.
Merhaba.
Tebrik ederim. Terfi aldığını duydum.
- Oynamaya mı geldin? - Hayır, burada çalışıyorum.
Bilmiyor muydun? Sizler her şeyi bilirsiniz sanıyordum.
Neden avukatlık yapmıyorsun?
Baro beni kabul eder mi?
Rüşvet suçlaması ciddiydi.
Muhtemelen etmez.
Bu arada.
Eğer tekrar karşılaşırsak, bana "Ömer Bey" diye hitap et.
Artık iş arkadaşı değiliz.
Hapishaneye katlandığım gibi bu sıkıcı ve sade hayata da katlandım...
...yaklaştığını hissettiğim bir olayı bekliyordum.
Terk ettiğim dünyayı, içinde hiç yaşamamış biri gibi gözlemledim.
Duygularımı ifade etme yetimi kaybetmiştim.
Hiç arkadaşım ya da ailem yoktu. İçime kapandım.
Yüzeysel ve anlamsız ilişkilerle yetiniyordum.
- İşte gazete. - Bana bir bardak çay getir.
"Tümgeneral Muhammed Maamoun..."
"...dün, geçirdiği ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti".
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Bu yeni hayata başladığımdan beri aklımda tek bir soru vardı:
Doğru kararı vermiş miydim?
-Neden buradayım? - Ben, sadece verilen emirleri uyguluyorum.
Dinle, Yahya.
Bu çok gizli bir toplantı.
Bakan, herhangi bir sızıntı olmamasını sağlamak için...
...burada olmamayı tercih etti.
Seni, üniversitedeki günlerin...
...ve aile geçmişin de dahil olmak üzere derinlemesine araştırdık.
Kişiliğini dikkatle inceledik.
Baskı altındaki davranışlarını ve ahlaki yapını, analiz ettik.
Örneğin, çalınan silahını geri alma şeklini.
Ayrıca rüşvet teklifini reddetme şeklini de.
Sadece rüşveti reddetmekle kalmadın. Durumu hemen rapor ettin.
Başka örnekler de var.
Aleyhimde bir rapor vardı.
Rapor, kararımızı pekiştirdi.
Diğerleri, bakana karşı çıkmaya cesaret edemezdi.
Son derece hassas bir görev için bir polis görevlendirmek istiyoruz.
Görev, uyuşturucu ticaretinin hiyerarşisine...
...bir ajan yerleştirmek olacak.
Görevin amacı, örgütlerine sızmak...
...silah ticareti ve antik eser kaçakçılığı gibi...
...diğer bağlantılarını ortaya çıkarmak.
Ayrıca, yozlaşmış polisleri de ifşa edeceksin.
Görevin, tüm yaşamın boyunca sürecek.
Polis, seni korumayacaktır.
Bir uyuşturucu baronu, bir suçlu gibi muamele göreceksin.
Onların organizasyonunda yükselecek...
...ve en derin sırlarına ulaşacaksın.
Daha sonra bu bilgileri bize aktaracaksın.
İki kişi bilgi sahibi olacak...
...İçişleri bakanı ve istihbarat şefi.
Bu sırrı, kendilerinden sonra gelenlere aktaracaklar.
Bu durum, hiçbir kayıtta yer almayacak.
Banka kasasına konulmak üzere her ikisi tarafından da imzalanmış...
...bir belge alacaksın.
Görevinin kod adı 'Korku Diyarı'. Bu görev, senin ölümünle sona erecek.
Eğer bir suçtan dolayı suçlu bulunursan, hatta idam cezasına çarptırılırsan bile...
...bu kod, seni kurtaracak.
Önce, İstihbarat Genel Müdürlüğü'ne atanacaksın.
Yozlaşmış bir uyuşturucu karşıtı polis gibi davranacaksın.
Yavaş yavaş başın belaya girecek.
Sana rüşvet teklif edilirse, kabul et. Hapse girebilirsin.
Bu, senin suç dünyasına açılan kapın olacak.
Suça bulaşmış olacaksın.
Sadece yozlaşmış gibi davranmayacaksın.
Yozlaşmanı, gerçekten yaşayacaksın.
Gerçek bir uyuşturucu satıcısı, gerçek bir suçlu olacaksın.
Zihninin derinliklerinde, bir polis memuru olarak kalacaksın.
İhanet edecek, öldürecek, çalacak, zehirleyeceksin...
...ve polis, peşine düşecek.
Bu zorlu bir görev.
Hayatın çetin geçecek ama iki basit zevkin olacak...
...Macera heyecanı ve yüce bir amacın peşinde koşmak.
Hayatın yeniden organize edilecek.
Yeni ve yozlaşmış bir kişilik kazanacaksın.
Seni, Korku Diyarı görevine yeni bir kod adıyla göndereceğiz:
Adem. .
Tamamdır bilge adam.
Bana bir daha öyle dersen, seni öldürürüm.
Daha çalkantılısı için normal hayatımı terk etmem istendi.
Şüphe, korku ve ölümle dolu bir hayat.
Karışma.
Sakin ol.
Oyununu oyna sen. Herkese içki getir.
Çekil önümden.
Yeter.
Öyle rastgele vurma.
Kafanı kullan.
Burada harcanıyorsun. Ara beni, senin için daha iyi bir işim var.
PAVYON
Allah seni nazarlardan korusun.
Yahya'ya söyle içeri gelsin.
Buyurun, efendim.
- Ne haber? - Salon dolu, cepler de öyle.
Voliyi vuracağız.
Bir sigara ver ve acele etmelerini söyle.
Buyur.
Müsaadenle.
Başkan, Rabab'la tanışmak istiyor.
Misafir kabul etmiyor.
Hadi ama. Adam para içinde yüzüyor.
Üzgünüm, mümkün değil.
Söylesene ona.
- Ne oldu? - Hiçbir şey, efendim.
Hâlâ giyiniyor.
Basyouni, büyük bir uyuşturucu taciriydi.
Onu gördüğüm an ondan nefret ettim. Kötü bir ünü vardı.
Önüne çıkan engelleri acımasızca ortadan kaldırdı.
- Bir araba bizi takip ediyor. - İki araba.
Yetişmeye çalışıyorlar.
Kapıları kilitle. Mümkünse kaç.
Arabadan çıkmayın.
İyi geceler.
Bu olayı sineye çekeceğimi mi sandın? Kim olduğumu bilmiyor musun?
Sizi tanımayan mı var, efendim?
Çekil yolumdan.
- Hayır. - Kim diyor bunu?
Koruması.
Çok güzel.
Kımılda.
Polise kimsenin ismini vermediğiniz için teşekkür ederiz.
Başkan, saygılarını sunarak bu hediyeyi gönderdi.
Yerinden kalkma.
Buna hiç gerek yoktu.
İçi rahat olsun.
İsterse diğer bacağıma da sıkabilir.
Ne demek istiyorsunuz?
Bir şey demek istemiyorum. Hepsi geçmişte kaldı.
Unutalım gitsin.
Müsaadenizle.
10 bin pound, seni aptal.
Neden polise anlatmadın?
Bunun ne yararı olurdu?
Yahya'yı bırakırsın.
- Hiç evlendin mi? - Evlenmedim.
Ben evlendim. On beş yaşındaydım.
Bir yıl sonra kaçtım. Anneme, boşanmak istediğimi söyledim.
Boşanmadı.
Sonra ne oldu?
Dans etmeye başladım. Çok para kazandım.
Ona 500 pound ödedim ve beni boşadı. Artık evlilikten korkuyorum.
Moulin Rouge'u 3 ay önce aldığımı biliyorsun. Neredeyse hazır.
İşletmek ister misin?
Bitirmeme izin ver.
Eğer istersen, evleniriz.
Sahibi ben olurum, sen de benim adıma işletirsin.
İşletecek birine ihtiyacın olduğu için mi benimle evlenmek istiyorsun?
Güvenebileceğim bir adama ihtiyacım var.
Sen bir adamsın, hem de iyi bir adam.
Zaten birlikteyiz.
Seni seviyorum, aptal herif.
Rabab'ı sevmiyordum...
...ama onunla evlenmeyi çok istiyordum.
İşte o zaman anladım ki eski Yahya onu sevmiyordu...
...ama Bilge Yahya onunla evlenmek istiyordu.
Hanımefendi, uyanın.
Hanımefendi, uyanın. Saat 15:00.
Günaydın. Kahvaltı hazır.
Uyan artık, seni tembel serseri.
Hadi, kalk.
Bu da ne?
Ne olmuş?
İstihbarat şefi öldüğünde sırrımın kime miras kaldığını bilmiyordum...
...ama 15 Mayıs tasfiyesi eski muhafızları ortadan kaldırdığında...
...sırrımın artık kimin elinde olduğunu biliyordum.
O çalkantılı zamanlarda arada kaynayıp gideceğimi düşünüyordum.
Alay ettiğiniz adam, eskiden çok nüfuzluydu.
Günde 100 pound harcardı.
Aksini kim söyledi? Sadece artık, yaşlı bir adam olduğunu söylüyorum.
İnsanlar hakkında kötü konuşma.
Teyzem: İnsanlar hakkında kötü konuşursan, onlar da senin hakkında kötü konuşur, derdi.
Buna kim cüret edebilir, köpek herif?
Bozulma, patron.
- Ama konuşuyorlar. - Ne diyorlar?
- Söyleyemem. - Söylesene, aptal.
- Yahya'nın tokmakçın olduğunu söylüyorlar. - Kes sesini.
Sorun yok. Başka ne diyorlar?
İşletmeci ben değil miyim?
Öyle olduğunu biliyorlar, ama yine de konuşuyorlar.
- Başka? - Senin bir serseri olduğunu söylüyorlar.
Boynuzlandığını söylüyorlar.
Yani benim şimdi boynuzlu...
Olmadığını biliyorum. Ama insanlar dedikodu yapmayı sever.
İnsanlar benim hakkımda da dedikodu yapıyor. Nonoş olduğumu söylüyorlar.
Nonoş değil misin?
"Nonoş" eşcinsel erkek demek, değil mi?
Evvela, ben erkek değilim ki.
Ne yapabiliriz?
İnsanların algılarını değiştirmeliyiz.
Nasıl değiştireceğiz?
No comments yet. Be the first to leave one.