The first 200 lines.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Onu görmedim Mia.
Siktir!
Ha siktir.
Rob, gidip bakmalıyız.
Aman Tanrım. Rob.
Hey.
Bir şey yok bebeğim.
Aman Tanrım!
Ha siktir.
Siktir.
Rob, birilerini aramalıyız.
Hayır! Lanet olsun Mia! Düşün biraz, tamam mı? Hey!
Düşünmen lazım bebeğim.
Çok içtik, değil mi? Ve ben...
Bunun sonu hapis.
Doğruca hapis.
Kim bilir ne kadar içtim. Bir adama çarptım.
Beni bir hücreye atarlar. Şoför benim. Beni...
Beni bir hücreye atarlar. Beni orada tutarlar!
Onu öylece bırakamayız.
-Kapat çeneni Mia! -Onu öylece yolda bırakamayız!
Düşünmem lazım lan, tamam mı? Düşünmem lazım!
Siktir!
Pekâlâ, şurada... Şurada bir göl var.
Bagajda da uyku tulumu var. Sen gözünü yoldan ayırma!
Hayır.
Hayır!
-Mia. -Yapma.
Mia, hadi. Tulumu tutmama yardım et. Tulumu tut.
-Hayır. -Bebeğim, hadi.
Siktir.
Sen taşları getir, ben de doldurayım, tamam mı?
Daha çok taş lazım.
Bir yığın doldur gitsin.
Kapat. Kafasını kapat.
Üç, iki, bir.
TİMSAH
Bugün burada, böyle etkileyici bir kitle karşısında konuşmak bir onur.
Benden geleceğe dair...
Benden geleceğe dair naçizane görüşlerimi paylaşmam istendiği için çok mutluyum.
Haksızlıklarla, hoşgörüsüzlükle
ve büyük çevresel zorluklarla dolu dünyaya bakınca
parlak bir gelecek düşlemek güç ama bunu yapabiliriz ve yapmak zorundayız.
Daha güzel yarınlar inşa etmenin tek yolu bu.
Pekâlâ, komik bir hikâyeyle başlayacağım.
Pekâlâ, ben çıkıyorum.
Hoşça kal.
-Görüşürüz. -Yarın görüşürüz.
Pekâlâ.
-İyi günler. -Sana da.
-Görüşürüz anne. -Al bakalım.
Merhaba köpekçik.
Bir saniye!
Geliyorum.
Bir saniye.
-Bayan Carmichael? -Evet.
Realm Sigorta adına geldim.
Kazayla ilgili anılarınızı kayıt altına almam gerekiyor.
-İçeri gelebilir miyim? -Tamam.
Neslinin en yenilikçi mimarları arasına girmeyi başaran biri.
Yalnızca yapıların değil, toplulukların da mimarı.
Ama size ondan yeterince bahsettim. Karşınızda Mia Nolan.
Teşekkürler Martin.
Bugün burada, böyle etkileyici bir kitle karşısında konuşmak bir onur.
İyi akşamlar, Fences Pizza'ya hoş geldiniz.
TESLİMAT
Pizzanız teslim alınmaya hazır.
Kim o?
-Benim. -Selam.
Çenen Hollanda kürkü hastalığına mı yakalandı?
Tabii, siktir git.
Beğenmediğimi söylemedim. İçeri gel.
Ne kadar oldu? İki yıl falan oldu, değil mi?
Üç.
Otel odamı ziyaret ediyorsun, mesele önemli olmalı.
-Yemek yiyecek bir yer bulalım mı? -Tabii, ben...
Temasa geçtim çünkü bir iş için
şehirde olduğunu gördüm. Bir çeşit mimarlık işi mi?
Bir forum, böyle diyorlar.
Gelip konuşmamı dinlemek için para veriyorlar.
Düşünebiliyor musun?
Kafamı karıştırıyor desem yeridir.
İyi görünüyorsun. Spor sayesinde mi?
Sen de...
Köpek bokuna benziyorum Mia. Seni zahmetten kurtarayım.
Kurumuş köpek boku hatta.
-İçki ister misin? -Bıraktım.
"Bıraktım." derken tamamen mi bıraktın?
Dokuz ay üç hafta iki gün oldu.
İyi yapmışsın. Bu harika.
Sen keyfine bak.
-Gerçekten, hadi. -Emin misin?
-Kesinlikle. -Peki.
Beni görmeye gelmek için berbat bir yer seçmişsin çünkü dışarısı
çok fena şerbetçi otu kokuyor.
-Fark ettin mi? -Hayır.
Tam bira kokusu gibi.
Ayıklığına yardımcı olmaz.
Ama sanırım içkiden bahsetmemeliyim, değil mi?
-Umarım buraya düşündüğüm şey için... -Mesele o, evet.
Yine onu düşünüyordum, o geceyi.
-Rob. -Düşünmeden edemiyorum.
Bunu aklımızdan çıkaracağımızı söylemiştik. Unutmaya çalışmayacak mıydık?
Yapamıyorum, üzgünüm.
Uzun zaman oldu.
Ama burada şu an olmuş gibi.
Evet, biliyorum.
Neden bugün? Neden bugün içini kemirdi?
-Bir haber var. -Haber mi?
Ya da bir makale. Her neyse işte.
Senin için çıktısını aldım.
Mia?
Bu o. Karısı.
-Karısı mı bilemezsin. -Aşağıda adamın bir fotoğrafı var.
Bu o.
Ve zavallı şerefsizi hiç bulamamışlar.
Kadın da yeniden evlenmemiş.
Evinden taşınmamış. Kocası dönerse diye orada kalmış.
Bunca zaman sonra hâlâ adamı bekliyor Mia.
Bu korkunç.
Ama ne yapabiliriz ki?
Ona bir mektup yazacağım.
-Hayır. -İsimsiz.
-Senden bahsetmeyeceğim. -Rob, olmaz.
Kim bilir neler diyeceksin. Eski defterleri açacaksın.
-Dayanamıyorum. -Yapabilecekleri şeyler var.
İzini sürebilirler.
Sonra cesedi ve bizi bulurlar.
Bizi bulmayacaklar.
Bulacaklar ve o zaman boku yeriz.
Bak, alkolü bıraktığımda
incittiğim herkesin gönlünü almamı söylediler.
Ondan daha çok kimi incittim?
Birini daha incitmen gerekmiyor. Ben ne olacağım?
-O ne olacak? -Hayır.
Hayır.
Hayır! Siktir!
Senin fikrindi. Senin fikrindi lan!
Biliyorum. Ve üzgünüm.
15 yıl. Utançla, suçlulukla geçen 15 koca yıl!
Bir yere geldim. Bir hayatım var. Bilmiyorsun. Anlamıyorsun Rob.
-Ama mesele bu değil. -Anlamıyorsun.
Sen evli değilsin. Bir oğlum var, dokuz yaşında.
Fotoğraflarını gördün. Onu düşün lütfen.
Üzgünüm.
Bunu senin için örtbas ettim. Senin için örtbas ettim lan!
Üzgünüm.
Hey, bana bak.
Bana bak.
Ben kararımı verdim ve kararım bu.
Lütfen.
Lütfen Rob. Hey, dinle. Anlıyorum.
Öyle mi?
Evet. Hadi, gel bunu konuşalım.
Hayır, burada kalamam.
-Hayır. -Ne yapıyorsun? Bırak beni.
Mia, gidiyorum.
Ne yapıyorsun?
Mia, bırak... Mia, bıraksana... Bırak lan beni!
Siktir...
HOŞ GELDİNİZ Mia Nolan
KAZA RAPORU
Codger.
Adı bu, Codger.
Ne?
-Onu sevmedin. -O yüzden değil.
-Sana hediye almak çok zor. -Hayır, onu sevdim. Kabarıkmış.
Kesinlikle. Ali onu sevecektir.
Sadece şu sıralar çok şey oluyor, Ali ve...
Onu geri götürürüm. Pet shoptaki adam fena biri değildi.
-Sorun olmaz. -Hayır, haklısın. Ali için iyi olur.
Codger kalıyor.
O... Misafir Codger.
Altını değiştirme zamanı.
-Mutlu yıllar. -Teşekkürler.
YÜKLENİYOR
Oda servisi.
Güzel, teşekkürler.
FİLMLER
YETİŞKİN FİLMLERİ
SATIN ALIMI ONAYLA
ErikaLustFilms sunar
Merhaba canım.
Evet... Hayır, konuşma çok iyi gitti.
Evet, sabah dönüyorum.
Sadece yorgunum, hepsi bu.
Öyle mi? Bu harika.
Hayır, onu verme.
Merhaba. Selam.
Hey, baban oyununun provasında çok iyi olduğunu söyledi.
İyi bir prova geçirmişsin. Evet, seninle gurur duyuyorum.
Evet.
Seni seviyorum.
NOLAN MİMARLIK HERKES İÇİN UYGUN YAŞAM
TEKRAR OYNAT?
Demek tek gece.
Oda servisinden yemek sipariş etmişsiniz ve 9.99'a bir film kiralamışsınız.
Film mi?
Siz... Dün gece bir film izlediniz, değil mi?
No comments yet. Be the first to leave one.