The first 200 lines.
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
Nerede yaşasak?
Çoktan havalara girmişsin.
Lüksemburg nasıl?
Bula bula Lüksemburg'u mu buldun?
- Santoron'a ne dersin? - Hayır.
Hayır mı? Beyaz kum plajları var ama.
Turistler. Dik bayırlar. Eşekler.
Slugworth'ü gördüm. Kiminle konuşuyor?
Uyum müdürü Steve Simmons ile.
- Dersine çalışmışsın. - Şaşırdın mı?
Diğer ikisi kim?
Eyalet başsavcısı ve Leslie Ann Mickey.
Ahlaklı Missouri'liler Derneği kurucusu.
Başka Missouri'lilerle takılmak herhâlde daha eğlenceli.
Kibar ol ve öyle davran.
Hyannis Port nasıl?
- Kennedy ailesi mi olduk şimdi? - Abartma.
Kariyerlerine içki kaçakçısı olarak başlamalarına ne diyorsun?
Peki ya Gold Coast?
Avustralya mı? Hadi ama Wendy.
- Kimse bizi Avustralya'da aramaz. - Öyle mi?
Tabii ki aramaz.
Onu gördün mü?
Tek başına mı?
Hazır mısın?
Bol şans.
Jacob bana kızgın. Belli oluyor.
Alışık olmadığım bir his.
Bu Meksikalıyı belki de öldürmemeliydim.
Herif kendi evinizde size saygısızlık etti.
Bay Snell'e olan hayranlığımı bilirsiniz.
Dök içini evlat.
Bazen ters düşmeniz normal.
Evlilikte olur öyle.
Tatlı bir çocuksun Ash. Bunu biliyor muydun?
Wendy.
Ben Jacob Snell. Bu da eşim Darlene. Yardımcımız, Ash.
- Kovanlardan yeni topladık. - Teşekkür ederim.
Merhaba.
- Müsait misin? - Evet. İzninizle.
- Yaptığın işten haberi var galiba. - Evet, var.
İşle evliliği bir arada yürütmek zor ama becerebilirsen büyük nimet.
Doğru.
Meksikalı dostumuzun araba anahtarı sende mi?
Evet. Buyur. Yolun biraz dışında, dönemecin orada duruyor.
Ash arabayı Şikago'ya götürecek.
Adamın cep telefonu ve kredi kartları da yanında.
Tamam. Varınca kartlardan birini kullan.
Herkes şöyle bilecek,
adam Şikago'ya gitti ve sırra kadem bastı.
Evet. Onun telefonuna üç tane falan mesaj bıraktım.
Varınca beni ara. Baz istasyonları mühim...
- Bu işi ilk kez yapmıyoruz. - Peki. Görüşürüz.
Kemerini bağla! Dikkatli sür!
Olur böyle şeyler. Özür dileyip hayatına devam edersin.
Bir adamın kafasını uçurdu.
Yaptığından çok pişman.
Buna inanmalı mıyım?
Kadın size taze bal getirdi.
Yine yeni bir başlangıç.
Farklı olur diye düşünmüştüm.
Sanki dünyayı gezip geri dönmüşüz ve her şey değişmiş olacaktı.
Aptalca geldiğinin farkındayım.
O şerefsiz herif salondayken senin kadar cesurca hareket edemezdim.
Tetiği çekemezdim.
Tabii ki de çekerdin.
Sürekli bunu düşünüyorum.
Herhâlde donup kalırdım.
Annem yapmamı söyledi.
Yarısı senin hakkın.
Duvarın içine koyduğumuz gece aşırdım.
Niye aldım, hiç bilmiyorum.
- Ne kadar var? - 10.000 dolar.
Annemle babama söylesem mi?
Hayır.
Lazım olabilir.
Eskiden geleceği hiç düşünmezdim.
Çünkü zaten...
...ne anlamı vardı ki?
Ben de ya öfkelenirdim ya da başımı belaya sokardım.
Ama son birkaç aydır...
...daha iyi biri olmaya çalışıyorum.
Yalnızca kendimi değil, başkalarını da düşünüyorum.
Sigortası falan olan
gerçek bir işim var.
İki çocuğa bakıyorum ve onların geleceğini bile düşünüyorum.
Yoldan çıkmamaya devam etmeliyim, bunu biliyorum.
Aksi takdirde her şeyi kaybederim.
Babam olmasaydı
bunların hiçbiri mümkün olmazdı.
Onu sürekli ziyaret ettim ve doğru yola girmeyi...
...ne kadar istediğini biliyorum.
Teşekkür ederiz Bayan Langmore.
Şartlı tahliye kurulu olarak
mahkûmun karakterine önem versek de
"Neden şimdi?" sorusu da bizim için aynı derecede önemli.
Doğrudur efendim.
Dediğim gibi,
kısa süre önce yetim kalan iki oğlanın,
yani kuzenlerimin vasisi olacağım.
Her gün elimden geleni yapıyorum.
Ama ben de henüz genç bir kızım.
Bir babaya ihtiyaç duymanın ne olduğunu bilirim.
Selam Marty!
Selam Tuck. Nasılsın?
Buradan ön kapıya kadar her şey kilitli.
Öyle mi? Rachel'ı aradın mı?
Doğrudan telesekreteri çıkıyor. Dün de böyleydi.
- Dün de mi öyleydi? - Evet.
- Annenle ablan evdeler mi? - Evet.
İstersen eve git. Lazım olursa seni ararım. Olur mu?
Peki.
Siktir!
Bayan Byrde?
Harry, beni korkuttun.
- Yardımcı olabilir miyim? - Elbette.
Bir şey soracağım. Mumyalanmış naaşları soğuk tutmaya gerek yokken
neden dondurucu kullanıyoruz?
Soğutucu.
Anlamadım?
Dondurucu değil, soğutucu deniyor. Cenaze jargonunda böyle.
Öte yandan,
soğutucuları depolama amaçlı kullanırsak
soğutma maliyetinden büyük tasarruf ederiz.
Kilitleri ben alırım.
Elbette.
Bir konu daha var.
Daha fazla tabut alsak iyi olur.
Toptan. Tasarruf için. Mesela 25 tane?
- Cenaze arabasını almam lazım. - Pardon?
Bir kiracımız ölüm döşeğinde. Bineceği son arabayı test etmek istiyor.
Sorun olmaz, değil mi?
Şey...
Fazlasıyla alışılmadık bir istek.
Beni gördüğüne bu kadar sevinme.
Başka birini bekliyorum.
Seni arayıp durdum.
Çok işim vardı.
Geleceğimi konuşmalıyız.
Şu an konuşamam, tamam mı?
Wyatt üniversiteye gidecek. Ne kadar tutuyor, biliyor musun?
- Biliyorum. - Hayvan gibi çok.
- Ciddiyim. - Hayvan gibi çok.
Seninle konuşmak için hiç uygun değilim.
İkimiz ortak olabiliriz diye düşünüyordum.
Şu anda uygun değilim.
- Arabada kal. - En azından payımı verebilirsin!
Bunu hak ettim Marty!
- Biraz sakin ol... - Ben salak değilim.
Karteller er geç senin önüne yine kara para yığacaklar!
Bakarız.
Bakarız. Konuşacağız, sözüm söz, tamam mı?
Güzel araba.
- Mesele neydi? - Amcaları.
Kaç para almış?
Bilmiyorum. Hepsini saymalı
ve kartele çaktırmadan kaybı telafi etmeliyiz.
Hepsini taşımak geceyi bulur.
Haklısın ama bize kazık attı. Kazığı soktu ve şimdi...
Bize kazık attı.
Çocuklara ne söyledin?
Geç vakte kadar çalışacağımızı ve erken yatmalarını. Buddy evde.
Wendy, biliyorum. Farkındayım. Hadi başlayalım.
Selam.
Selam.
- Ben içeri giriyorum. - Birazdan geliyorum.
Selam.
Ne oldu?
Umarım kaput takıyorsundur.
Öyle bir şey değil. Takılıyoruz sadece.
Tamirat baban için mi?
Evet.
Her şey güzel olacak.
Biliyorum.
Güzel bir evi olmasını istiyorum.
Rahatı yerinde olsun.
Yalnız değilsin, unutma.
Zıbarın şerefsizler.
- Beşeri bilimler klasörümü gördün mü? - Televizyonun yanında.
Tekrar edelim, geçen hafta okula gitmeyip nereye gittiniz?
- Kuzey Karolina'daki bir cenazeye. - Kim öldü?
- Büyük teyzemiz Tyra. - Doğru.
Kahve yerine çay içmeye başlasak mı?
Maça çayı da olur. Makrobiyotik bir şey içelim.
- Tyra adında bir teyzemiz var mı? - Maalesef var.
Sen sormadan söyleyeyim. Merak etme. Telefonunu bugün değiştireceğim.
Yeni bir başlangıç yapıyoruz. Normalin dışına çıkmayacağız.
Tehlike geçti mi?
Geçti ama bundan sonraki her adımımızda tehlikeden kaçınmalıyız.
Dolayısıyla tamamen dürüst olmalıyız.
Hayatımız buna bağlıymış gibi. Anladınız mı?
Evet.
- Buddy niye burada? - Buddy sağır değil.
Bu sabah güvenlik sistemi takılacak, adamları denetleyecek.
Ayrıca o camı değiştirmeliyiz.
Evet, bir dahaki sefere herifin hayalarına ateş edip
camın kırılmasını önlemiş olurum.
Cesedi ne yaptınız?
Cenaze evine götürüp yaktık.
No comments yet. Be the first to leave one.