The first 111 lines.
Demek buradaydın, El.
- Evet. - Babanın sana seslendiğini duymadın mı?
Duydum ama şu an tam da heyecanlı bir yerdeyim.
Senin bu kitap sevdanla nasıl başa çıkacağız biz?
Bu kez ne okuyorsun?
Sherlock Holmes demek.
Şu dedektiflerden de hiç hoşlanmıyorum.
Bu, ünlü dedektif Sherlock Holmes'u bile çıkmaza sürükleyen...
...Suçun Efendisi, Profesör Moriarty'nin hikayesi.
Günahı gizleyen sis
Elimde tutarken hüküm listesini
İşleyeceğin kusursuz suçu göm gizli bir mezara
Bu senden ölmeden önceki son dileğim
Birilerinin acılı haykırışı
İşkence görüp başkalarının eğlencesi haline geliyor
Kanlı dünya, içinde ışık olmayan bir distopya
Burada çiçek açmıyor
Ezilmeye devam ederken
Öylece durup beklemek yerine
Bunu sona erdirmek için başlayalım
O ruhunu koruyabilmek için parçalayıp yok et
Gözlerini aç. Öldüğünde yeniden doğacaksın
Suçun Efendisi, idealin kurbanı
Yanıp kül olsa bile özgürlük varlığını sonsuza dek sürdürecek
#01 Kont'un Suçu
Sonunda yedinci kurban da ortaya çıktı.
"Kimliği belirsiz saldırganın tehdidi karşısında kasaba halkı tedirgin."
Tüyler ürpertici bir olay, William ağabey.
Evet, kendi eğlencesi uğruna özellikle genç erkekleri hedefliyor...
...işi bitince de onları katlediyor.
Bunu bir insan evladının yapıyor olduğunu düşünmek güç.
Bir başkasının bunu yapmayacağını düşünmek de insan işidir.
"Suçlunun hâlâ yakalanmamış olması polise karşı hoşnutsuzluğu arttırıyor."
Geride bir iz bırakmadığından polisin de eli kolu bağlanmış durumda anlaşılan.
- İz var aslında. - Ne?
Bu haberin içinde.
Mağdur çocuklara ve babalarının mesleklerine bir bak...
...gözüne çarpan bir şey yok mu?
Saat tamircisi...
Şapkacı...
Kuyumcu...
Seyis...
Terzi...
Son olarak da babasının işi bilinmese de ayak işlerine bakan bir çocuk var.
İnsanlar kendi görüş açılarının dışında kalan şeylerle ilgilenmezler.
Gördükleri şeyleri arzularlar.
Louis, yaptığın omletlerin üstüne yok.
Dışarı çıktığım zaman bile acıktığımda canım bunlardan istiyor.
Teşekkür ederim.
Ama evet, örneğin...
...omlet denen yemeğin varlığından habersiz olan Doğulular...
...bunu arzulamıyorlardır bile.
Demin saydığım meslek dalları, bir şekilde soylularla ya da...
...ona denk üst sınıftan insanlarla sıklıkla bağlantı kuruyor.
Bir soylu et almak için asla kendisi kasaba gitmez.
Ancak...
Mücevher seçmek için kuyumcuya...
...at arabalarını bırakmak için de ahıra uğrarlar.
Doğru. Oradayken zaman zaman onların aileleriyle karşılaşma fırsatı da bulmuşlardır.
Dükkan sahibinin oğlunun...
...dükkanda çırak olarak babasına yardım etmesi gayet olağan.
Mensubu oldukları kulüplerde de ayak işlerini yapan çocuklarla karşılaşabilirler.
Evet. Suçlu kendi avını bulmak için orada burada ava çıkan birisi değil.
Kendi yaşam alanında gördükleriyle arzularını tatmin ediyor.
İnsanlar, gördükleri şeyleri arzularlar.
İki üç tanesinin tesadüf olma ihtimali var.
Ancak sayı beş ya da altıya ulaştığında...
...bu durum ihtimal dışı kalıyor.
Bu durumda...
Bu bizim de içine karışacağımız bir dava olabilir.
Fakat kurbanların içinde bir tanesi...
...sokaklarda yatan bir yetimmiş. Bu ne anlama geliyor?
Doğru. Soylular ve yetimler...
...birbirlerinden olabildiğince uzak dünyalarda yaşarlar.
Bu durumda, bunun bizi suçluya götürecek ipucu olduğu söylenebilir.
Kimler gelmiş böyle, Efendi Albert...
Varlığınızla dükkanımı şereflendirdiniz. Size bugün nasıl yardımcı olabilirim?
Siparişini verdiğiniz smokinin hâlâ biraz işi var.
Hayır, bugün onun için gelmedim.
Roddy'nin başına gelenlerden ötürü en içten taziyelerimi sunuyorum.
Haberim olsaydı cenazesine de katılırdım.
Olur mu hiç?
Bizim gibi halk tabakasından birinin cenaze törenine...
...sizin gibi bir kont nasıl teşrif eder?
Bitkin görünüyorsun. Biraz dinlensen nasıl olur?
Alakanız için size minnettarım.
Fakat çalışmak, acımı biraz olsun dindirmede yardımcı oluyor.
Onu bu dükkana geldiğimde birkaç kez görmüştüm. Roddy iyi bir evlattı.
Öyle. Babası olarak bunu söylemem uygun olmasa da...
...sadık ve itaatkar bir çocuktu.
Neden böyle zalim bir kaderle yüzleşmek zorundaydı?
Eğer...
...ona bunu kimin yaptığını bilecek olsaydım...
Seninle biraz konuşmak istemiştim ama...
Olur mu?
Kusuruma bakma beyim, görgü nedir bilmem.
Peki sormak istediğin şey neydi?
Şu enstrüman... aslında sana ait değil, değil mi?
Geçimini bundan sağlıyor olmana rağmen kullanmaya alışkın değil gibisin.
Beyim, polis değilsin değil mi?
Yok canım. Öyle olsa işi bu kadar uzatmazdım.
Tabii ya.
O adamlar insanı sorgusuz sualsiz karakola götürüyorlar.
Bu Cass'ın.
Sen de biliyorsundur değil mi?
O mesele yüzünden Cass'ın sonu öyle oldu.
O yüzden ortağı olarak onun işini ben devraldım işte.
O bölgeden pek bir kazanç gelmediği için mekan değiştirdim gerçi.
Öyleyse Cass nerede çalışıp geçimini sağlıyordu?
Onu diyorsan... deminki yerden iki sokak ötedeki caddedeydi.
Arabadan mı izliyordu?
No comments yet. Be the first to leave one.