The first 200 lines.
THE CHALLENGE'IN ÖNCEKİ BÖLÜMLERİNDE
Tüm oyuncuların dikkatine.
4,56 milyon dolarlık ödülü kazanmak için bazı oyunları geçmeniz gerek.
En iyi arkadaşın olurum ama kesinlikle seni arkandan vururum.
Olamaz.
Oyun diyorlar.
Değil.
Bu oyunda herkesin yanında annesi olur mu bilmem.
Bu oyun uzmanlık alanım.
Başarılı olacağım bir şey varsa o da bu.
İleride çocuklarıma anlatacağım.
Oyuncu 432 elendi.
Hiç kimse eve gitmiyor.
Fırtına yaklaşıyor ve ben ise deniz feneriyim.
-Herkes tehdit. -Bize takım lazım.
Gganbu Grubu.
Ayrıca karakter testleri de olacak.
Nasıl oynadığınız kim olduğunuzu gösterir.
Ama artık görecekler ki Squid Game'in galibi olabilirim.
Öf.
243.
232.
Beni ağlattın.
Ayrıca ödül kazanma şansınız da olacak.
Pikniğin tadını çıkarın.
Hiç bu kadar mutlu olmamıştım.
-Altta misket var. -Altta misket varmış.
Ya ben annemi eleyeceğim
ya da o beni eleyecek.
Sıradaki oyun Misket.
BÖLÜM 6 GÜLE GÜLE
Bu da…
Var ya, bu odada herkes öyle bir sessiz ki
hani sanki iğne düşse duyulur.
Kimse Misket oynamak istemiyor.
Herkes Misket oynamak zorunda
ve bu gece sadece yarımız yatakhaneye dönüyor.
-Of ya, hiç iyi olmadı. -Aynen.
-Sadece gerginim. -Aynen.
Midem düğümlendi. Yani ağlarsam…
Kendimi zor tutuyorum.
Ah be.
Gganbu. Sadece birkaçımız kaldı.
Kaderimiz bizim elimizde.
-Çocuk oyunu olan misketle. -Evet.
Oyuncuların dikkatine.
Şu sesi duyar duymaz…
Tüm çiftler 20 dakika içinde Misket oyunu tasarlayıp oynayacak.
Misket oyunu çiftlerin anlaştığı herhangi bir şekilde oynanabilir.
Süre bitimine kadar bir kazanan seçemeyen çiftler elenecek.
Hadi bakalım.
20 dakikanız var.
Şimdi oyun başlasın.
Aklından ne geçiyor?
Fırlatmalı bir şey oynarsak dezavantajlı olurum
çünkü iyi değilim
ve strateji oyunu önermeyi düşünüyordum.
Olmaz çünkü strateji oyunları nasıl biliyoruz.
Belki orta yolda buluşup şansa bağlı bir şey seçebiliriz.
Şimdi şöyle,
ben elenip de şansım yaver gitmedi demek istemem.
Mesela doğaçlama bir şey olsa, ben sol el…
Yani işin içinde biraz yetenek olsun ki adil olsun çünkü…
-Bence hiç de adil olmaz… -Nasıl?
Çok saçma. Biraz mantıklı düşün.
-Taş, kâğıt, makas. -Taş, kâğıt, makas.
-Güm! -Önce sen misin? Seç hadi.
-Hayır, önce sen. -Tamam.
Of, çok korkuyorum. Kusmak üzereyim.
-Şaka mı? Vay be. Peki. -Yandım.
Beceri oyunu olabilir.
Kova bul. İçine at.
En çok misket atan kazanır.
Anlaştık mı?
Seviyorum seni be.
Bok gibi olacak.
Acayip gerginim.
Takma kafana, oyun işte.
Oynamana bak.
Niye kazanmak istiyorsun?
Çünkü emekli olmaya gücüm yetmiyor.
Ayrıca bir yakınım sağlık sorunları yaşamıştı
ve doğrusunu istersen,
iyileşmesine katkıda bulunan hayır kurumlarına bağış yaparım herhâlde.
-Anlıyorum. -Peki ya sen?
Yani ben sağırım.
Benim için önemli olan temsil. Topluluğum gurur duysun istiyorum.
Beni temsil eden birini hiç görmedim.
Sağır, işaret dili kullanan, ayrıca sesini de kullanan biri.
Evet.
Burada insanlara işaret dili öğretiyorum.
Beş dakika konuştuğum insanlar bile bana "Günaydın" diyor.
Ben de işitme engelliyim.
-İşitme cihazını gördüm. -Evet.
Niye bana işaret dili öğretmedin? Seninle konuşmuştum, bana…
Bu işler karşılıklı Tim.
Yanıma gelip öğretseydin ben de…
Yanına gelmek zorunda değilim.
-Duygu sömürüsü demek. -Duygu sömürüsü mü?
-Evet. -Tim.
-Yapma. -Tim, ne yapıyorsun?
Yapma çünkü hiç bu konuyu açmadın. İma bile etmedin.
Tim, arkadaş değiliz.
Bunu şu an için sakladın.
-Bu ayakları bilirim. -Tim, çok ayıp.
Benimle konuşurken kendi kendine gelin güveyi oldun.
Demek işaret dili konuşuyormuş. Bahsi bile geçmemişti.
-Hayır Tim. -O şu an içindi.
Tim, battıkça batıyorsun şu an.
Beni kandırdın.
-Eh be Tim. -Yok…
Olamaz, affedersin.
Sana acıyorum.
Ben sana hiç acımıyorum çünkü birazdan eleneceksin.
-Bakalım evren ne diyecek. -Aynen öyle.
Kazanmak istiyorum.
Bir şeyde en iyi ben olmak istiyorum.
Tek istediğim içimdeki o dürtüyü bulmaktı.
Sanırım yeniden keşfettim.
Evet.
-Seni seviyorum anne. -Ben de seni.
Gel de haddini bildireyim.
Bol şans.
-Bunu hayatta benden alamazsın. -İşler karıştı kanka.
Çekişmeye gerek yok bence.
Duvara en yakın atan kazanır.
-Olur. -Basamaklara atarız.
Bütün misketleri dizeriz. Tek el.
-En yakın olan hepsini alır. -İyi.
-Süreyi salıyor muyuz? -Salalım gitsin.
-Bırak 20, 30 saniye kalsın. -Tamam.
-Güm. -Tek atış. Kazanan hepsini alır.
-Anlaştık. -Tamamdır.
Çukur kazalım, çukura en çok sokan kazansın.
Fırlatıp en çok sokan…
-Çok sokan kazanır. -Kazanır.
Tamamdır.
Geliyor.
Tamam.
Gözümü tamamen kararttım. Sadece kendime ve miskete odaklandım.
-Ah be. -Hadi be.
Buyur.
-Önce sen başla. -Tamam.
Oyunu sen seç ama fırlatmalı oyun istemiyorum.
-Fırlatmalı dışında oynamam. -Sadece fırlatmalı oyun mu?
Evet, birden çok misket içeren herhangi bir fırlatmalı oyun olur.
-Fırlatmalı oyunlarda iyi değilim. -Sesini yükseltme.
-Sesimi yükseltmiyorum. -Sorun değil. Dinle.
-Rekabetçiydin hani? -Öyleyim.
-Pes etmiyorum. -Belli ki değilsin.
Niye bu kadar inatçısın?
Kazanma şansımı zorluyorum, sen de zorla.
-Girdi mi? -Evet.
-Harbi mi? -Girdi.
-İyi atıştı. -Sağ ol.
-Girdi. -Girdi mi?
Evet.
Bir sıfır.
İki sıfır.
Üç sıfır.
Hep böyle denk gelmez.
Eyvah.
Ah be, acayip zor.
Çok gerildim. Biraz beklesek mi?
Olur, bekleyelim.
Bu oyun çok kritik.
Ben çok çile çektim de…
Buraya kadar gelmek güzel.
Parayı alırsam yapacağım en önemli şeylerden biri
bir kısmını böbrek nakli merkezine yatırmak.
Geçen sene bu zamanlarda böbreğimi kardeşime bağışladım.
Biliyorum ki bu nihayet ailemi hak ettiği yere taşır
çünkü bu kadar acı ve zorluk çekmeyi hak etmiyoruz.
Seni anlıyorum. Hayatın karşına çıkardığı tüm zorlukları.
En dibe vurmuştum.
Ailem aldığım kararlara güvenmiyor.
Yani orduya katılmamı, 19 yaşında bekâr anne olmamı.
Ve…
Dök içini.
Zor. Çok zordu.
Öyle. Zor.
Zor çünkü kimsem yok.
-Evet. -Öyle.
-Asla pes etme. -Evet, asla pes etmem.
Evet.
-Tamam. Sonuncu. -Sonuncu mu?
Ah be.
-Kazandın. -Kusura bakma kanka.
Vay be.
-Özür dilerim. -Vay be.
Dileme kanka.
Yık ortalığı kanka.
-Merak etme. -Sonuna kadar git kanka.
-Bitir şu işi. -İyi.
Sana tek diyeceğim bu.
-Özür dilerim. -Ah be.
Neden yaptınız bunu?
Yirmi misket.
Oyuncu 337 elendi.
Başardım.
No comments yet. Be the first to leave one.