My Name Is Pauli Murray

My Name Is Pauli Murray

Download Turkish Subtitle

Release info

My Name is Pauli Murray 2021 720/1080/2160p WEB H264-BIGDOC | CMRG | XVID | ION10 | RARBG | GalaxyRG | PSA | [YTS MX]
A Commentary by RagnarLothbrok
Twitter >>> @RagnarLthbrok0

Tags

web
720
XviD
1080
TS
YTS
Published on: 2021-10-01
Downloads: 30
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Amerika'nın, Bağımsızlık Bildirgesi'nde

ve anayasasında söylediği gibi olduğunu görmek istiyorum.

Amerika, söylediğin gibi ol!

Pauli Murray

Gözlüğünüz olmadan yakından çekebilir miyim?

Yere yat.

Otur. Yat.

Yat.

Çok iyi.

İllaki her şeye dâhil olacak.

Benim adım Pauli Murray,

ana alanım insan hakları.

Hayatım siyahilerin doğası gereği beyazlardan aşağı olduğu

ve kadınların da doğası gereği erkeklerden aşağı olduğu fikirlerinin

hâkim olduğu bir toplumda mükemmellik standartlarını

karşılamaya çalışmakla geçti.

Pauli Murray zamanının çok ötesinde bir insandı.

Başkalarının ancak çok uzun süre sonra yaptığı şeyleri dile getirdi ve yaptı.

SİYAHİ BEKLEME ODASI

Ayrımcılığa karşı koymanın büyük risk olduğu dönemde

bunu yapacak cesareti sahipti.

Üst üste olaylar olunca er ya da geç

ya öfkeden deliye dönecek

ya da olanları protesto edecektim.

Pauli bir yazar, avukat, papaz ve şairdi.

"Umut, kenetlenmiş parmaklar arasındaki ezilmiş bir saptır.

"Umut, yorgun bir boğazdaki şarkıdır."

ENGELLERİ AŞACAĞIZ

Pauli hepimizin yararlandığı birçok hak ve özgürlük için çok önemliydi.

Murray sadece harika bir avukat ya da kök söktüren bir feminist değildi,

aynı zamanda kuirdi, yani cinsiyeti ikiliğin dışındaydı.

Öğrencilerim çoğu zaman soruyor, "Neden Pauli Murray'yi bilmiyoruz?"

Bu kadar önemli bir ismi

neden hiç öğretmezler ki?

Benim adım Pauli Murray

Büyük teyzem Pauli beni arayıp

geceyi atlatamayacağını söyledi.

"Benim için yapmanı istediğim şeyler var" dedikten

birkaç saat sonra öldü.

Mülkünün vasiyet işlemlerini yapma görevini bana bırakmıştı.

PAULI'NİN YEĞENİNİN KIZI

Eşyalarını toplamam gerekiyordu.

Dosya dolapları oda boyunca dizilmişti, üstte de kitaplıklar vardı.

Kutular, klasörler, hükûmete mektuplar.

Her şeyi tutmuştu.

KÜTÜPHANE

HARVARD ÜNİVERSİTESİ

Pauli'nin vasiyeti çok açıktı.

Eserlerinin, kadınların tarihteki eserlerinin yer aldığı

Schlesinger Kütüphanesi'nde olmasını istemişti.

Pauli teyzem hayatı hakkında bana çok şey anlatmamıştı.

Papaz ve avukat olduğunu biliyordum

ama başarılarından hiç bahsetmemişti.

Ben de önceden okumadıklarımı okudum

ve sonra fark edip "Aman Tanrım." dedim.

"Petersburg otobüs olayı. Mart 1940."

ROSA PARKS'IN OTOBÜSÜN ARKASINA GEÇMEYİ REDDETMESİNDEN 15 YIL ÖNCE

Özellikle Virginia'nın ayrımcılık yasalarına...

PAULI MURRAY'NİN SES KAYDI

...karşı koymak için yola çıkmadım.

İlk başlarda sık sık olduğu gibi

öyle bir olay olur ki

karşı çıkmaktan başka bir seçeneğiniz yoktur.

Arkadaşımla beraber paskalya için

New York'tan Durham'a

iki teyzemi ziyarete gidiyorduk.

Arkadaşımın adı Adelene McBean'di.

Ona "Mac" derdik.

Güney'in birçok yerinde...

ADELENE'İN KIZI

...yaygın olan bu durumla annem ilk kez karşılaşmıştı.

Mason-Dixon Hattı'nı geçtiğinizde arkaya geçmeniz beklenirdi.

BEYAZLAR

Otobüs bu kötü ayrımcılığın timsaliydi.

Otobüsün içindeki yakınlık durumu utancımıza ses çıkarmayarak

veya kayıtsız kalarak tanık olan ayrıcalıklı beyazların önünde

siyahilerin alenen aşağılanmasına olanak sağlıyordu.

Virginia'ya vardıklarında

siyahiler ayağa kalkıp arkaya geçtiler,

sonra daha fazla beyaz insan geldi.

Otobüs şoförü arkadaki koltuğa geçmemiz için ısrar etti.

Koltuk kırık olduğu için oturmayı reddettik.

Otobüs şoförü, o arkaya geçene kadar

otobüsü sürmeyeceğini söyledi.

Sonra da polis gelip bizi tutukladı.

İLÇE HAPİSHANESİ PETERSBURG, VIRGINIA

Mac ile açtık ve üşümüştük ama uyumaya korkuyorduk

çünkü şilteler tahtakurularıyla doluydu.

Duruma itiraz ettiğimde aksi gece gardiyanı bağırdı:

"Kapa çeneni yoksa seni zindana atarım.

"Fareler seni kemirince

"keşke çenemi kapalı tutsaydım dersin."

Gerçekler kendini göstermişti ve...

Bence çok korkutucuydu.

Pauli ayrılmış oturma düzeninin

anayasaya aykırı olduğunu beyan eden bir karar

alabileceklerini umarak NAACP'ye ulaştı.

SUÇLAMA: RAHATSIZLIK VERMEK 23.3.1941

OTOBÜSÜN ŞEMASI

Mac ile birlikte bir rapor hazırladık,

olayın özetini, gerçekleri...

Kefaletle serbest bırakıldıktan sonra

NAACP avukatları Thurgood Marshall, Hâkim William H. Hastie

ve Doktor Leon A. Ransom'la görüşmeye davet edildik.

Yetenekli sivil haklar avukatlarından oluşan bir ekiple ilk karşılaşmamdı,

birkaç saat büyülenmiş bir şekilde oturdum.

Siyahilerin Amerikan yaşamına kolayca uyum sağlama hakkı için savaştılar.

Ama hâkim bu durumun büyük bir olay hâline geldiğini anladı,

bu yüzden sonuçta köşeye sıkıştırıldılar.

PETERSBURG ADLİYESİ

Yargıç yürürlükteki ayrımcılık yasasını geçip şöyle dedi:

"Siz huzuru bozuyordunuz."

SİGARA İÇMEK YASAKTIR SİYAHİLER ARKA TARAFA

İçtihadı değiştiremezlerdi.

Küçük bir ceza alıp serbest bırakılırdılar.

O an sadece kişisel bir yenilginin

acı hayal kırıklığını hissettim

ama tüm ayrımcılık yasalarının nihai olarak yıkılmasını öngören

bir ekip çalışmasının küçük bir parçası olduğumuzu hissettim.

Sersemletici bir düşünceydi.

RUTGERS ÜNİVERSİTESİ

Bugün Doktor Anna Pauline Murray hakkında

bir şeyler öğrenmek için elimizde harika bir fırsat var.

Pauli Murray öyle muhteşem ki

tüm ilklerini ve harika özelliklerini tam anlamıyla anlatamam.

Yirminci yüzyılda siyahi biri olduğunuzu

ve insan olarak saygıyı hak ettiğinizi anlatmaya çalıştığınızı düşünün.

Siyahi olduğunuz için insanların sizi sevmediği

bir dünyada yaşadığınızı.

Size Murray'nin hayatıyla ilgili birkaç bilgi vereyim.

Bu, el yazması otobiyografimin

birinci bölümünün birinci sayfası.

O zamanlar Columbia Üniversitesi'nde çalışan sosyolog

Doktor Howard W. Odum, doğduğum yıl olan 1910'da yayımlanan bir çalışmada

ırkların farklı "yeteneklere ve potansiyellere" sahip olduğunu

ileri sürmüştür.

Siyahi birine yardım etmek isteyenler, alıntılıyorum,

"Ondan çok fazla bir şey beklemesin.

"O erdem, hakikat, onur, erkeklik

"ve dürüstlükten pek anlamaz.

"Siyahi bir çocuğun alacağı en iyi eğitim

"onu beyazlardan farklı bir ırk olduğu gerçeğinin

"sorgusuz sualsiz kabulüne götürmelidir."

Alıntı sonu.

DOKTOR HOWARD ODOM

OKUL OTOBÜSÜ

Bugün bile hatırlayabiliyorum, o eski okul gözümde canlanıyor.

Eski, köhne ahşap bir binaydı, salıncağı yoktu.

Dışarı çıkınca oynayacak bir şey yoktu.

Tabii beyaz çocuk okullarında

çitle çevrili çimenlikte otururlardı.

Bu bizim gördüğümüz muameleyle beyaz çocukların gördüğü

muamele arasındaki tezattı.

Bunları seziyorsunuz, hissediyorsunuz.

Ben çok gururlu bir halktan geliyorum.

İnatçıydılar. Akıntıya karşı yüzdüler.

Ev bu. Pauli Murray'nin evi burası.

Bu eve geldiğinde üç yaşındaydı.

DURHAM, KUZEY KAROLİNA

Bir trajedinin sonucu olarak geldi.

Annesi beyin kanamasından öldü

ve nihayetinde babası bir akıl hastanesine gönderildi.

Baltimore'da doğmuş olmasına rağmen gerçekten evi burasıydı.

Durham'a geldiğimde

evde Pauline ve Sallie teyzemle

dedemle anneannem vardı.

Fitzgerald'lar Durham'da çok iyi tanınan

ve siyahi camiada oldukça prestijli bir aileydi.

Ailenin ataları arasında Cherokee,

İrlandalı ve Afroamerikanlar vardı.

Bazı aile üyeleri o kadar beyazdı ki ırkçı ayrımcılığa

maruz kalmıyorlardı.

Pauli de arada bir yerdeydi.

Hem beyaz hem de siyahi toplumda

ten rengine dayalı bir ön yargı vardı.

Başlı başına ayrı bir bütünlerdi.

Pauli evin neşe kaynağıydı.

Pauline teyzemin çocuğu olmadığı için onu çok sevmişti.

Pauline teyzem devlet okullarında öğretmenlik yapardı,

ben dört yaşlarındayken

her gün beni yanında götürürdü.

Benden büyük çocuklarla oturmama, onlar okurken izlememe izin verildi.

Dönem sonuna doğru

Pauline teyzeme "Ben okurum." dediğimde

çok şaşırmıştı.

Yanımdaki çocuğun kitabını alıp yüksek sesle okumuştum.

Onun sınıfında bulunduğum sürede

diğerlerine öğrettiklerini ben de öğreniyordum.

O andan itibaren sınıf, ikinci evim olmuştu.

Sormak istediği her şeyi sormasına izin verildi.

Kendi fikri olmasına izin verildi.

Ama Pauli elbise giymek istemezdi.

Pauline teyze onu her pazar kiliseye götürürdü.

Bir anlaşma yaptılar.

"Hafta boyunca pantolon giyebilirsin

"ama kiliseye gideceğin zaman elbise giymelisin." dedi.

Bir nevi koruma altında bir hayatım vardı.

Beyazların dünyasıyla iletişime girdiğimde

hayat çekilmez bir hâl alıyordu.

Yetişkin siyahilere "teyze," "amca" veya "evlat" diye hitap ederlerdi.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left