Release info

The Nightingale's Prayer 1959 DVDRIP x264 AC3 KJNU
A Commentary by dikistutmaz
24 fps

Tags

dvd
Published on: 2024-08-15
Downloads: 71
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

The Curlew's Call.

Taha Hüseyin'in aynı adlı kitabından uyarlanmıştır.

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

Saat iki.. ve o henüz gelmedi.

Onu beklemek zorundayım.

Evindeki ilk günüm olmasına rağmen...

...onunla ve bu geceyle olan hikâyem yıllar önce başladı.

Başladı ama ne zaman bitecek ve nasıl sonuçlanacak?

Rabbim bana güç versin ki...

...amacıma ulaşabileyim ve istediğimi yapabileyim.

- İyi geceler, efendim. - İyi geceler, Bassiouny.

- Buyurun efendim. - Neden hâlâ ayaktasın?

- Bana ihtiyacınız olacağından korktum. - Aferin sana.

Diğerleri erkenden uyumuş. Onları uyandırmak zorunda kaldım.

Daha önce hizmet ettim ve neyin gerekli olduğunu biliyorum.

Bir şeye ihtiyacınız var mı?

- Lambayı yak. - Peki, efendim.

- Neden titriyorsun? Üşüyor musun? - Üşümüyorum.

- Korktun mu? - Yemek hazırlayayım mı?

Hayır, kulüpte yedim. Ceketimi odama götür.

Hayır, efendim. Allah aşkına yapmayın, lütfen.

Hayır, efendim. Allah aşkına yapmayın, lütfen.

Gördün mü korkuyorsun işte?

Nasıl oldu da daha önce hizmet ettin? Neden buradasın?

Neden geldiğimi bilseydin, bu eve hiç adım atmamış olmayı dilerdin.

Geldin mi?

Ben de seni bekliyordum.

Hayatım boyunca kalbimdeydin.

Sesin çok kıymetliydi.

Gençliğimde, seni neşemde ve mutluluğumda buldum.

Yaşlılığımda, seni ağıtlarımı dinleyen bir yoldaş olarak buldum.

O lanetli gecede yanımda sadece sen vardın.

Hatırladın mı?

İkimiz de çığlık attık; ama sesimiz boşlukta kayboldu.

Çağrın kimseye ulaşmadı.

Çığlığım kimsenin kalbine dokunmadı.

Rahatça süzül.

Unutmayacağım bir yeminimiz var.

Hanadi, görünmese de kalbimin içinde.

Hatırladın mı?

Hayatımız çok güzeldi.

Tüm dünya bizim küçük köyümüzün etrafında dönüyordu.

Sınırları, çölü ve kumu.

Bitkileri ve yeşillikleri.

Kalbimiz huzur içindeydi, zihnimiz dinleniyordu.

- Acele et, Amna. - Niye, dünyanın sonu mu geldi?

Öğlen oldu ve sen oyalanıyorsun.

Oyalanmak mı? Senin gibi testinin yarısını doldursaydım ben de uçardım.

- Neden endişelendiğini biliyorum. - Neden?

Başım dönüyor ve çay da içmedim.

Öyle mi? Başın çay içmediğin için mi yoksa kaval yüzünden mi dönüyor?

- Günaydın kızlar. - Günaydın.

- Susadım. - Deniz suyu iç.

Hanadi!

- Şimdi de oyalanıyor musun? - Kendinden utanmalısın, Amna.

Söylesene, seni istediğini söyledi mi?

Bunu açıkça ifade etmedi; ama kalbimde bunu hissettim.

Senin kalbin beladan başka bir şey değil.

Her hafta farklı bir yöne sallanıyor.

Ben onlarla flört etmiyorum, onlar benimle flört ediyor.

Amna, anneme ağzından bir şey kaçırma.

Beni çocuk mu sanıyorsun?

Senden daha akıllıyım.

Kocan huyunu değiştirmezse yemin ederim onu vuracağım.

Sakin ol, kardeşim.

Ne yapabilirim ki? Ona defalarca söyledim.

Namusuna göz diktiği insanları köpek yerine koyuyor.

İntikam yemini etmişler.

- Günaydın, dayı. - Günaydın, dayı.

Günaydın.

- Amna. - Efendim, anne?

- Git odun getir de dayına çay yapalım. - Tamamdır.

Kocan dönerse, onunla konuşmam gerektiğini söyle.

- Hele bi' çayını iç. - Hiçbir şey istemiyorum.

Üzülme, anne.

Baban için endişeleniyorum, Hanadi.

Onun kötülükleri hayırlı bir netice doğurmayacak.

- Anne... Hanadi. - Ne oldu, Amna?

- Ne oldu, kızım? - Bu babamın atı değil mi?

- Sanırım öyle. Öyle mi, Hanadi? - Evet, öyle.

- Üstünde ne var? - Ya babamsa?

- Babam. - Ona bir şey olmuş.

- Nereye gidiyorsun? - Khedr öldürüldü. Onu vurdular.

- Eve geri dön. - Kocamı öldürdüler.

- Tek kelime etme. - Kocam... kocam.

- Ne diyorsun, Gaber? - Ne diyebilirim ki, amca.

- Haklısın. - Kadınları nasıl göndereceğiz?

Artık burada kalmamalılar.

Ne zamandan beri onur ve kan bu kadar ucuz?

Ben öyle bir şey demedim.

- Khedr huzur içinde yatmalı. - Allah'ına kavuştu, Gaber.

Burada yalnızca böbürlenme ve dedikodu var.

Benimle karşılaşan herkes kız kardeşimi ve kızları soruyor.

Zina yapan birinin karısı ve kızları demek istiyorlar.

- Kendi kanımızdan olanı dışlayabilir miyiz? - Ben öyle bir şey demedim.

- Huzur içinde giderler. - Onaylıyorlar mı?

Nasıl yani? Bizim gibi onlar da aynı fikirde.

Gittiklerinde unutacak ve unutulacaklar.

Khedr de unutulacak.

Sen, ben ve diğer herkes rahat edeceğiz.

Tamam mı?

- Karar senin. - Onları göndereceğim.

- Bu kadar zalim olabilir misin? - Zalim olan kocandı.

Bırakın insanlar sizi unutsun, biz de bu utancı unutalım.

Allah'tan kork, Saber.

Kalbin taştan yapılmış.

Kocan'da Allah korkusu yoktu.

- Al şunları. - Onların merhameti işte buydu.

Yolda yiyeceğimiz yemek için para.

Bu yolun kötülüklerinden korkmadılar.

Çocukken yaşadığımız cennetten kovdular bizi.

Güvenliğimiz için, kirli bir geçmişi geride bıraktık.

Önümüzde, kim bilir nelere gebe bir gün var.

Günler köyden köye geçerek geçti.

Geçmiş günlerin yasını tutuyorum.

Gelecek günlerden korkuyorum.

Bir gulyabani.. bir gulyabani, anne.

- Korkmayın. Tren bu. - Tren bu mu?

- Neden kıvılcımlarla dolu? - Her zaman öyledir.

- Nereye gidiyor? - Şehre.

- Ne yapmaya? - Yolcuları bırakıp almaya.

- Peki ya hayvanlar? - Develeri ve eşekleri ardımızda bıraktık.

Şehirde çok şey göreceksiniz. Gelin hadi.

Şehirde ilk gördüğümüz şey buydu.

Gürültü, duman ve dehşet.

Bölmeli bir kapısı ve camlı bir penceresi olan rahat, ferah bir yer.

- Fena değil. - Umarım size uğur getirir.

Kirası ne kadar?

Ödenmiş olarak say. Senin ve kızların rahat etmesini istiyoruz.

Lütfen, şeyh, söyle bana.

Hilali gördüğünüz her ay 10 kuruş ödeyin.

- Eyvah. - Bu çok fazla.

Cam bir pencere için 10 kuruşu çok mu buluyorsunuz?

Allah biliyor ya, çok az paramız var.

Merak etme, bu fakir seninle.

Kızlarına en iyi evlerde iş bulana kadar para istemeyeceğim.

Sağ ol.

Uzak kalmaya alışmıştık.

Şehir artık bizi korkutmuyordu.

Gulyabaniye bile alıştık.

Bayan Zuhra, Bayan Hanadi.

Kim o?

Şeyh Şaban, günaydın.

Size yardım eden bir koruyucu meleğiniz var.

Kızlarından biri mühendisle...

...diğeri de komiserle birlikte çalışacak.

- İyiler mi? - Tabii ki iyiler.

Komiser dedim, kasabadaki en yüksek rütbe.

Ve ilçemizin su kaynaklarını kontrol eden mühendis.

Onun bir sözü tüm kıyıyı boğabilir.

Annemden ilk ayrılışımızdı.

Kalplerimiz acıyla doluyken gülümsedik.

Dinleyin, kızlar.

Beni gururlandırmanızı istiyorum.

Sırlarını asla açığa vurmayın.

Hiçbir şeye dokunmayın.

Hoşnut ve alçakgönüllü olmalısınız.

Yarım öğün yemek yiyin. Anladınız mı?

Mühendise gitmeden önce size geldim, böylece seçim yapabilirsiniz.

Ben genç olanı alayım.

Sessiz ve Khadiga ile aynı yaşta görünüyor.

Haklısınız, madam.

Baksana, Amna.

Buraya gel.

Hanımefendinin elini öp.

- Adın Amna mı? - Hizmetinizdeyim, madam.

Çok şanslısın, Amna.

Komiserin evinde işe alındın.

Dediğim gibi beni gururlandırmanı istiyorum.

Her şeyine kefilim.

Terbiyeli birine benziyor.

Ödülün için kocamı gör.

Estağfurullah, ödülüm sizin onayınız.

Ama hanımefendi, beni tamamen unuttu.

Nasıl unuttu?

Her ay oğlumun adının bekçi listesinde yer almasını bekliyorum...

...ama hayal kırıklığına uğruyorum.

- Lütfen, onunla konuşun. - Tamam, Şaban. Ona söylerim.

Artık düşmanlarıma nispet yapacağımdan eminim.

Dediklerimi unutma.

- Kümesten iki tavuk al ve beni takip et. - Tamam.

Annemden ayrılırken acımı gizlemek için gülümsediğim gibi...

...Hanadi'den ayrılırken de gülümsedim.

Allah'ın onun elinden tutmasını ve ona iyi şans bahşetmesini diledim.

Kaderin bize yaşatacaklarını hayal bile edemezdim.

Acaba mühendise gitseydim, benim kaderim de onunki gibi mi olurdu?

Yoksa ikimizin de kaderinde onun başına gelenler mi vardı?

Gel, Amna.

Çekinme.

- Adın Amna'ydı, değil mi? - Hizmetinizdeyim, hanımefendi.

- Çok güzel bir isim. Ben de Khadiga. - Allah razı olsun.

- Neye bakıyorsun? - Davul gibi ses çıkarıyor.

- Hiç piyano görmedin mi? - Buna 'piyana' mı deniyor?

Güzelmiş.

- Fransızca hocası geldi. - Ne hocası?

- Çalınan başka bir şey mi? - Hayır, zırvalıyor.

- Khadiga, hoca geldi. - Evet, anne.

Gel, Amna, hocaya kahve, eşeğe de ot hazırla.

- Kapıya bak, Amna. - Tamamdır.

- Günaydın, bayan. - Günaydın hocam.

The Nightingale's Prayer subtitles in other languages

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left