The first 200 lines.
GERÇEK BİR HİKÂYEDEN UYARLANMIŞTIR
NETFLIX SUNAR
STRAZBURG KASIM 1968
Bay Gary.
Evet efendim.
Kim bu hasta adam?
Dün de burada değil miydi?
Bir haftadır burada. İtalyan bir mühendis.
Dışarıdaki tuhaf araba onun mu?
Evet, onun.
İlla getirdiği dosyayı okumanızı istiyor.
Sizi rahatsız etmek istemedim.
Devletler arasındaki meselelerle ilgilendiğimizi söyledin mi?
Dediğine göre kendisi bir devlet başkanıymış
ve ben size dosyayı verene kadar gitmeyecekmiş.
Sanırım biraz üşütük, çok da kararlı.
Tamam. Dediğimi yap.
Dosyayı bana ver ve çok önemli bir şeymiş gibi davran.
İşte size bahsettiğim dosya.
Teşekkür ederim.
Dikkatlice okuyacağım.
Pekâlâ. Sağ olun efendim. Hoşça kalın.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Nerede o?
-Kim? -Öksüren deli adam.
-Başımdan savmayı başardım. -Hayır!
Onu odama getir. Onunla konuşmam gerek.
Hadi, çabuk!
Bay Rosa, acaba bugünün tarihini ve nerede olduğunuzu biliyor musunuz?
10 Kasım 1968,
Strazburg, Avrupa Konseyi.
Peki Bay Rosa, Avrupa Konseyi size nasıl yardımcı olabilir?
Adamı kurtarın.
Ada mı satın aldınız?
Hayır, yaptım.
Yaratmış.
Kaç gün sürdü bu adayı yaratmanız?
Lütfen altı demeyin, inanılmaz bir tesadüf olur.
Hayır, altı gün sürmedi. Birkaç ay sürdü.
Kendi yarattığınız bir adanız var yani.
Evet… Hayır, yarattığımı söylemedim. Mühendisim ben. İnşasını yaptım sadece.
Yani…
…belki adadaki dünya…
En iyisi ben gideyim. Bu adamın kafası karışmış.
Yardım almalı ama bizden değil.
Avrupa Konseyinin yardımı lazım. O yüzden buradayım.
Sakin olun Bay Rosa.
Sakin olamam. Gelip her şeyi yok edecekler.
İnşasını yaptığınız ada bu mu?
Evet çünkü dediğim gibi ben mühendisim.
Doktormuş, siktir oradan!
BOLONYA BİR YIL ÖNCE
Doktormuş, siktir oradan!
Doktormuş, siktir oradan!
Pardon da zaten doktoruz.
Sınavı geçtik. Yani artık mühendisiz, şey değil…
Mühendismiş, siktir oradan!
Ne yapıyorsun lan?
Ceza!
Ne cezası? Sadece konuşuyordum. Bu haksızlık!
Çocuk haklı. Bir profesyonele meydan okursanız…
Kadehimi çaldın!
Ceza!
Ne cezası? Mühendisle konuşmaya çalışıyordum.
Israr ediyorlar. Bence şöyle bir ceza…
…adil olabilir, mesela…
…kendini rezil edecek bir şey yaparsın!
Ama öyle dememiştik.
Rezil etsin!
Ben kaybetmedim!
Rezil etsin!
İçeri giren ilk kıza asılacak
ve hiç beklemediği anda
kızın dudaklarına yapışacak!
Siktir!
Merhaba.
Nasıl gidiyor?
Seni görmek güzel.
Hemen gelirim. Evet…
Öp!
Şey…
Bugün devlet sınavına girdik de.
Öp!
-Artık resmen mühendisim. -Öp!
-Tebrikler! -Teşekkür ederim.
Çocuklar, öpüşme işini unutun.
Olmaz.
İçki oyununu kaybettiğim için seni öpmemi istiyorlar.
-Tabii. -Kaybetmedim bile.
İlla bana…
Çocuklar. Olmaz. Olmaz işte.
Çocuklar, bir anlamı yok.
Evet, bunu söyleyip durmaları anlamsız.
-Olmaz ki yani… -İyi görünüyorsun.
Sen de çok iyi görünüyorsun.
-Gerçekten. -Teşekkürler.
Bir şeyler içelim mi?
Neyse…
Burada karşılaşmamız ne ilginç bir tesadüf oldu.
Pek sayılmaz. Bolonya büyük bir şehir değil.
Evet, tabii.
Son karşılaştığımızda…
…o adamla görüşüyordun, neydi…
-Carlo. -Carlo, doğru. Carlo.
Carlo.
O yok, değil mi?
Bu ara sorunlarımız var.
Buna üzüldüm.
Hayır, üzülmedin.
Hadi ama, ilişkinizin
gelip geçici bir şey olduğu
belliydi zaten.
Ne kadar sürdü? Birkaç ay mı?
-Üç yıl. -Üç yıl mı?
Neredeyse bizimki kadar.
Sizinkiler onu sevdi galiba.
-Ne sorununuz var? -Seni de seviyorlardı.
-Baban nefret ediyordu. Cevap vermedin. -Belki biraz ama…
…İtalya-Rusya maçı varken televizyonunu patlatıp
adamı neredeyse kör edeceğini düşünürsek az bile.
-Üstelik ikimizden de özür dilemedin. -İçe patlama ve hâlâ cevap vermedin.
Aramız bozuldu çünkü üç yıl olduğu için evlenmemiz gerek, diyor.
-İçe patlama? -Bir şey olduğu belliydi. Evlenmek mi?
Evliliğe dikkat et. O, doğru kişi değil.
Ne malum onu tanımadığım? Şimdi sen cevap vermiyorsun.
Katot tüpü dışa patlamaz, içe patlar. Elektronlar vakum altında hareket ederler.
Ayrıca babana o kadar yakına otur diyen olmadı.
Sadece maçın tadını çıkarsın istedim. O üç çizgi…
-Affedersin Giorgio. Saat 11… -Çizgiyle maç izlenir mi?
-Gitmem gerek. Yarın dersim var. -Bekle.
Seni eve bırakayım.
Ne zamandır araban var?
İçerinin kusuruna bakma.
Bu arabayı mühendislik sınavı için yaptım.
Pratik bir şeyler yapmak ilginç olur dedim.
İç mekândan ziyade motora ağırlık verdim.
Çabuk olsun diye ninemin kanepesinden koltuk yaptım.
Zaten öldü.
-Margherita nine öldü mü? -İki ay önce.
-Ayrılmamıza dayanamadı. -Biz ayrılalı üç yıl oldu. Saçmalama.
Evet, yavaş yavaş çöktü. Gittikçe kötüleşti.
-Giorgio… -Neden ayrıldığımızı hatırlatır mısın?
Seninle olmak çok riskli de ondan.
Dünyayı değiştirmek istiyorsan risk almak zorundasın.
Üç çizgiyi yok ederek dünyayı değiştirmen zor.
-Çok güzelmiş. -Ne?
-Bu araba. -Teşekkür ederim!
Biraz tuhaf ama…
…kendi kendine araba yapmışsın ve çalışıyor. Gidiyor!
Belki Diabolik'in arabası değil ama…
Kimin arabası dedin?
Diabolik'in.
-Diabolik, terör kralı. -O kim?
Şu revaçtaki yeni çizgi roman!
-Açıkçası hiç duymadım. -Harika bir şey.
Kısaca çok zeki bir hırsızı anlatıyor.
Adam sürekli maske takıyor ve…
-Bizi takip ediyorlar. -Öyle mi? Tamam, duralım.
Merhaba.
Evet.
-İyi akşamlar. -İyi akşamlar.
Bu araçta plaka olmamasının bir sebebi var mı?
Çünkü bu aracı satın almadım, yaptım.
Arabanın plakası yok mu?
Açıkçası plaka meselesi hiç aklıma gelmedi.
Peki, madem komik olmak istiyorsun, in lütfen.
Ehliyet ve ruhsat.
Salvatore, sabıka kaydına bak.
Geldim.
Açıklayayım.
Bu arabayı ben yaptım, kendi ellerimle.
Çünkü ben mühendisim.
Plakayla aynı sebepten dolayı
ehliyetim ve ruhsatım da yok.
Ehliyetin yokken beni arabaya mı bindirdin?
Sonuçta seni zorlamadım, değil mi?
-Sen ısrar ettin. -Ben mi?
Yoksa seni plakasız arabayla Bolonya'da gezdirmezdim,
ehliyetsiz, yarı sarhoş…
Sarhoş mu dedin?
Sarhoş değilim. İçki oyununu kaybettim. Aslında kaybetmedim de…
Salvatore, bu ikisinin sabıkasına baktın mı?
Ben avukatım, kibar olun. "Bu ikisi" değiliz biz.
Doğru. O benim avukatım.
Sakin olalım.
Giorgio, ben senin avukatın değilim. Uluslararası hukuk danışmanıyım.
Çok yazık. Bir halta yaramaz, uluslararası…
Hanımefendininki temiz ama Rosa sabıkalı.
Ne? Hayır, sabıka değil o.
Uçuş yasağı. İkisi apayrı şeyler.
Hâkimin emriyle çift kanatlı uçağı parçalarına ayırdım.
Zararı ödemek için iki yaz barda çalıştım.
-Lütfen… -Kayıt dışı uçak mı uçurdun?
Evet, uçurdum. Nedir bu her şeyi kaydettirme takıntısı?
Maggiore Meydanı'nda uçan her kuşun altına da
plaka koyalım mı?
Salvatore, araba yol ortasında kaldı. Kenara çekip çekiciyi çağır.
Gerek yok. Salvatore, ben hallederim.
Bozacaksın. Çalıştırmayı bile bilmiyorsun.
Geri çekil bakalım. Bu araca el konuldu.
No comments yet. Be the first to leave one.