The first 163 lines.
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Boşanalım.
Bence de en doğrusu bu.
Bence de.
İlk defa, seninle aynı şeyi düşünüyoruz.
-Bir seferinde daha olmuştu. -Öyle mi?
Ne zaman?
Bunun bir önemi yok artık.
Doğru.
Yok!
Biraz bekleyebilir misiniz?
Aa, merhabalar. Ben satılık ev ilanı için gelmiştim ama...
-Yanlış mı geldim? -Hayır, satılık değil.
Hadi ya.
Yine salak asistanım bana yanlış adres verdi herhalde.
-Cık, tüh. Kimin burası? -Azad Dağıstanlı.
Azad Dağıstanlı. Çok da güzelmiş. Satmayı düşünmez herhalde değil mi?
Neyse, tamam. Teşekkür ederim. Sağ olun.
Azad Dağıstanlı.
Kimsin, nesin bir anlayalım bakalım. Fena şekilde köşeye sıkıştın, Yeter.
Bakın bakayım buraya!
Buyur baba.
-Yeter Hanım'ı istediği yere bırakın. -Emredersin baba.
Araç çıkışı olacak.
Bir saniye, bir saniye.
Yeter, bu Namık Efendi, Cüneyt'i neden koruyor bilmiyorum.
Ama öğreniriz. Benim tek kaygım, sen iyi ol.
Ben...
...ben neden her fırsatta, kendimi burada buluyorum, bilmiyorum.
-Ama... -Ama?
Ama bu gülümsemen...
...her şeyin hem nedeni hem de cevabı.
Ben de aldım, kabul ettim.
Eve mi gidiyorsun?
Yok, Yiğitlere uğrayacağım. Bir torunumu göreyim dedim.
Teşekkür ederim.
Yeter...
...senden bir şey isteyeceğim.
Bu isteyeceğim şey, benim için çok değerli.
Nedir?
Kendine iyi bak. Gülümsemeni eksik etme.
Eksik etme ki hayatın devam etmeye sebebi olsun.
Vay, vay, vay.
İşte bu çok güzel oldu.
Tamam, gidebiliriz.
-(Aslı) Ne yapıyorsun? -İyi, gayet güzel.
Sen ne yapıyorsun?
-Ferhat, saçmalıyorsun. -Hayır.
-Neye hayır? -Öyle.
Öyle ne?
-Ayrılalım demedin mi? -Evet, dedim.
Seni tanıdığım günden beri, çok şey söyledim...
...ben sana ama hiçbirini dinlemedin.
İn dedim, inmedin. Git dedim, gitmedin. Bin dedim, binmedin.
Ha? Hayırdır, şimdi mi sözümü tutmak aklına geldi?
Şimdi mi sözümü dinliyorsun yani?
Manyaksın sen.
Manyak ettin ulan beni. Manyak, manyak.
Ulan ne ya?
Nedir ya? Tamam o zaman bas, iyice bas gaza.
Çarpalım bir yere, ölelim. Bitsin bu iş.
Birlikte yaşayamıyorsak, benim için sıkıntı yok.
Benim suçum mu bu?
Bunu geri alabilirsin.
Beni bulma diye kapatmıştım zaten. Takip programı yüzünden.
Sende kalsın. Ben kendime yenisini alırım.
Ferhat değil mi? Abimi bu hale getiren de o.
Öyle maalesef.
Aslında gönül koymam lazım, abime bunu nasıl yapar diye ama...
Ya Cihan nerede? Ben gideyim bir özür dileyim en azından, ha?
Morali bozuldu, gitti o. Boş ver şimdi abimi.
Olur böyle şeyler.
Biz boşanma kararı aldık.
Emin misin peki?
Evet, olması gereken bu. Doğrusu da bu.
O yüzden. Neyse ben eşyalarımı...
...gideyim, toplayayım. Sonra da gideyim.
-Aslı saçmalama. Kal burada işte. -Yok, gerçekten gideyim.
Sizin de gününüzü berbat ettim.
-Nereye gideceksin peki? -Yani babamdan kalan ev var ya işte...
...oraya giderim biraz. -Tamam, ara beni mutlaka.
Tamam.
Öyle olsun Ferhat.
Öyle olsun.
Keşke bir taksi çağırsaydık, ben taksiyle de giderdim.
Aslı saçmalama. Çocuklar bırakacak seni işte.
-Alayım abla. -Al.
Sağ ol.
Seninki hâlâ burada.
Size de rahatsızlık verdim, ne olur kusura bakma.
Aslı lütfen. Bir telefon alır almaz ilk işin numaram bu diye aramak tamam?
Tamam, söz arayacağım.
-Sağ ol. -Dikkat et.
Ahh!
Anlat bakalım.
-O Namık, seni neden koruyor? -(Cüneyt) Mecbur.
-Onun bütün sırlarının kâtibi benim. -Vayy.
-Öyle mi? -Ya.
Hatta o evdeki bütün günahların, bütün suçların...
...bütün sırların kâtibi benim.
Dayı ben seni tanımam, etmem.
Beni önce tekneye aldın...
...ondan sonra eve getirdin bir araba sopa attın.
Senin derdin Namık'la değil mi, ha? Söyle.
Ha?
Söyle ben senin Namık'ın sırlarını tek tek anlatayım.
Benden iyi silah bulamazsın ha.
Hayırdır ya, bu ne yapıyor böyle ya?
Sen önüne bak, tamam. Kocam o benim bırak, önüne bak sen.
Sağ çek, sağ.
Araba güzelmiş ha, nasıl gidiyor acaba?
Ne yapıyorsun, yavaş ol!
Abla merak etme.
Yavaş ulan, yavaş.
-Sağ ol. -Afiyet olsun.
Hoş geldiniz.
-Sağ olun. Namık evde mi? -Yok. Az önce çıktı.
Ayy Allah var yukarıda, yani şu kadını günahım kadar sevmiyorum.
Canını sıkacak bir şey mi yaptı? Hayır, yaptıysa bilelim.
Yoo.
Yani genel hareketleri işte. Böyle bir üstten, bir havalarda.
-Sağ ol. -Niye?
Öyle işte.
Varsın diye.
Yavaşlar mısın biraz?
Yavaş ulan şerefsiz, yavaş yavaş!
Allah'ım... Yavaş olsana biraz!
Kardeşim yavaş, kaza yapacaksın!
Kader yeter ki kararını vermiş olsun.
Hayat sizi selde bir kum tanesi gibi sürükler.
Sen tesadüf sanırsın.
Hayatın zamanı durur, aşkın zamanı başlar.
Her aşkın da kendi kaderi vardır.
Kimi doğar, büyür, ölür.
Kimi sevdaya dönüşür.
Aslı!
Doktor. Doktor...
Doktor, iyi olacaksın.
Gel.
İyi olacaksın.
Ah! Gel buraya! Ah!
Ah!
Azad Dağıstanlı.
Bakalım kimsin?
İyi olacaksın. İyi, iyi. İyi olacak, iyi.
Hmm.
Hmm.
Namık'ın derdi Aslı'yla. Onu ortadan kaldırmaya çalışıyor.
-Niye? -Ferhat'a ayak bağı oluyor diye.
Ferhat bunun sağ kolu, ne dese yapıyor.
Bir dediğini iki etmiyor, sektirmiyor. Adamda her şey var. Hızlı, güçlü...
...yakışıklı, akıllı işte. Kız iyi ama ha.
Doktor var ya çok iyi bir kız. Kalbi temiz ama işte bizim işlerde olmuyor.
Öyle temiz kalpli gidip pis işleri halledemiyorsun.
Bir de Ferhat'a âşık ki. Öff, sırılsıklam.
Aman hadi be, uzatma!
Şu Namık'ı anlat!
Bu Yiğit Savcı var ya, Yiğit Savcı. Ferhat'ın kardeşi.
Bunun tek bir derdi var Namık derdest etmek.
Bildiğin soğuk savaş yani. Uğraşıyor onunla ama olmuyor.
Namık tuttu, bunun çocuğunu kaçırtırdı. Ama tutturdu bana.
İşte Aslı'yı da kaçırdık.
Ondan sonra işte neymiş beş milyon dolar isteyecekmiş, para isteyecekmiş...
No comments yet. Be the first to leave one.