Sunny

Sunny (님은 먼 곳에)

Download Turkish Subtitle

Release info

Sunny 2008 1080p NF WEB-DL DDP 2 0 x264-ARiN
A Commentary by Chromeman
Extract from MKV only

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
x264
1080
Published on: 2018-03-31
Downloads: 15
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

-Çok iyi söylüyor, değil mi? -Evet.

Kocan askere gitti ve sen burada şarkı mı söylüyorsun?

Tanrım!

Yarın gidiyorsun, değil mi?

Soon-yi, daha iki hafta önce âdet olmamış mıydı?

Benim gelinimin âdet düzeninden size ne?

Ne oldu? Gitmek istemiyor musun?

Hayır, gideceğim.

Herkes yerine!

Kaldırın o popolarınızı! Acele edin! Beceriksiz herifler!

Kalkın!

ER SANG-GIL PARK

Pozisyon al!

Adam gibi yap, seni ahmak!

Pozisyon al! Hemen!

Muhallebi çocukları, ne olacak!

Eller arkaya!

Ne yapıyorsun sen? Düzgün yap!

Eller arkaya dedim, ahmak herif! Hemen pozisyon al!

Ben gidiyorum.

Güzel rüya gördün mü?

Evet.

Sang-gil'in çok içmesine izin verme.

Tamam.

Bekle.

Mutlaka başın doğuya bakacak şekilde yat.

Tamam.

Şimdi git.

Tanrım...

Er Lee!

-Evet, efendim! -Hey.

Çavuş Ahn'a neden hiç kızlardan mektup gelmiyor?

-Özür dilerim. -Özür mü diliyorsun?

-Çavuşa mı? -Ona biraz zaman ver.

Yakında alırsınız.

-Kaybol! -Teşekkür ederim, efendim.

-Dikkat! -Dikkat!

Er Park'ın çok kıymetli eşi

gece gündüz ülkesini korumakla meşgul kocacığına yine mektup yazmış.

Vatanseverlik ruhuyla dinleyin, tamam mı?

Tutun onu!

-Tutun! -Otur!

Seni ahmak herif!

"Merhaba, Sang-gil."

"Sevgili Sang-gil" bile dememiş; direkt "Sang-gil."

"Birlikte yürüdüğümüz Seul kampüsünde

sonbahar yaprakları düşmeye başladı."

"Öyle sanıyorum ki senin bulunduğun yerde de kış gelmek üzere."

Seul mü? Sen Seul'den değilsin ki!

"Seninle birlikte geçirdiğimiz o güzel anıların hatırına

cesaretimi toplamam gerektiği kanaatine vardım."

"Bu, sana gönderdiğim son mektup olacak."

"Karınla sana mutluluklar dilerim."

-Ver onu, aşağılık! -Tutun onu!

-Dur! -Bırakın, adi herifler!

-Hey, sakin ol! -Ver onu bana!

Aklını mı kaçırdın sen?

Ahmak herif!

Seni var ya!

-Gel buraya! -Lanet olasıca!

-Hey! -Seni adi aşağılık!

Serseri! Aklını mı kaçırdın?

Seni pislik herif!

Bittin sen, kaçık pislik!

-Defol! -İyi misiniz?

-Lanet olsun! -İyi mi ki acaba?

Gel buraya, seni aşağılık!

Kalkın, uyanın!

ER SANG-GIL PARK

Sizi sersem herifler!

Sizin yüzünüzden ben gümbürtüye gittim!

Hangi cezayı istersiniz? Hapis mi? Cephe mi?

Ha?

TEMİZLE, SIK VE YAĞLA

HER DAİM TEYAKKUZDA

Saat gibi her ayda bir buradasınız.

Efendim! Ben güvenlikten, Onbaşı Park.

Er Sang-gil Park'ın ziyaretçisi var.

-Selam! -Selam.

KATI ASKERÎ DİSİPLİN

Annem nasıl?

İyi.

Evde her şey yolunda mı?

Evet.

Bana bak.

Sen... Beni seviyor musun?

Bir daha beni ziyarete gelme.

Sen... Aşkın ne olduğunu biliyor musun ki?

Kimchi kokusundan rahatsız olmuyor musun?

Hayır.

Yine ziyarete gideceksin, değil mi?

Ne oldu? Gitmek istemiyor musun?

Muharebe eğitiminde olacakmış.

Savaşta bile değiliz.

O kadar uzun sürmez eğitimi.

Gideceğim.

Burada ne işiniz var?

Efendim?

Er Park, Vietnam'a gitti. Bilmiyor muydunuz?

Efendim?

Vietnam'a mı?

Merhaba!

Oğlunuzdan mektup geldi.

-Teşekkür ederim. İyi günler! -Size de!

Soon-yi, buraya gel.

Tanrım...

Hadi.

Al da oku bakalım.

Ne bekliyorsun? Hadi, okusana.

Anne...

Sang-gil...

Vietnam'a gitti.

Ne?

Neden bahsediyorsun sen?

Nereye gitti dedin?

Vietnam'a.

Vietnam mı? Ver bakayım.

Vietnam mı? Şu savaşın olduğu ülkeye mi?

Niye gitsin ki? Sang-gil...

Niye oraya gitsin ki?

Bir şey söyle, yalvarırım!

Sang-gil niye savaşın olduğu bir yere gitsin ki?

Niye?

Bir şey söyle!

-Anne! -Bırak beni!

İnanamıyorum.

Hepsi senin hatan.

Ailemizin tek erkeğinin savaşa gitmesine sebep oldun.

Şimdi ne yapacaksın?

Ne kadar kötüydün ki

seninle evlenir evlenmez hemen askere yazıldı!

Şimdi de savaşın ortasında.

Onun...

Başka bir sevdiği vardı.

Ne dedin?

Onu ziyarete gittiğimde, bir kere olsun bana bakmadı.

Tek bir kere bile bakmadı.

Metres ve eş aynı mıdır sanıyorsun?

Bu demek oluyor ki her ay seni gönderdiğim o ziyaretler

boşunaydı, öyle mi?

Çık dışarı.

Sen ona layık değilsin.

Gayrimeşru da olsa...

Soyumuzun devamını sağlayacağım.

Tanrım.

Bir kere evlendin mi

öldükten sonra bile o aileye aitsin demektir.

Eğer bu eve adımını atacak olursan

seni kendi ellerimle öldürürüm. Anladın mı?

Vietnam'a gidiyoruz.

Düş önüme.

Vietnam'a giden her asker ölmüyor.

Hepsi ölmüyor, ha?

Sen hiç savaş gördün mü?

Kayınbabanın savaşta öldüğünü bilmiyor musun?

Vietnam'ın nerede olduğunu bile bilmiyoruz.

Oraya nasıl gideceğiz?

Ben yalnız da giderim!

-Lütfen gitme. -Bırak!

Karısından kaçıp oralara giden adam hayatta kalır mı sanıyorsun?

Çekil!

Anne!

Anne.

Ben giderim.

-Selam! -Selam dur!

Selam!

VİETNAM'A 25 BİN ASKER SEVKİYATI

Hazır ol!

Bayım, benim Vietnam'a gitmem gerek.

Olmaz.

Üstlerinizden biriyle konuşayım.

Sivillerin Vietnam'a gitme izni yok.

Ben sivil değilim, bir asker karısıyım.

ASKERÎ POLİS

Olmaz, gidin lütfen.

ASKERÎ KARARGÂH

-Selam dur! -Selam!

-Selam! -Hazır ol!

ASKERÎ POLİS

Kesin gitmek zorunda mısınız?

Evet.

VİETNAMDAKİ ASKERLER İÇİN GÖSTERİCİ ARANIYOR

-Bunu kontrol et. -Tamam, ederim.

Teşekkür ederim.

Şey...

İnsanları Vietnam'a gönderdikleri yer burası mı?

Şu tarafa gidin.

Başka bir şey lazım mı?

OKYANUS AŞIRI İNSAN KAYNAĞI SEVKİYATI

Vietnam'a gönderilmek üzere buraya geldim.

-Nereye bağlısınız? -Efendim?

-Hangi grup için çalışıyorsunuz? -Grup mu?

Tanrım...

Hey, al bunu buradan!

-Lütfen beni gönderin. -Bekle.

Peki, çıplak dans gösterisi falan yapabilir misin?

Dans yerine şarkı söylesem?

Görelim bakalım.

Hadi, söyle.

-Burada mı? -Evet.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left