The Snatch Thief

The Snatch Thief (El motoarrebatador)

Download Turkish Subtitle

Release info

The Snatch Thief 2018 1080p MUBI WEB-DL AAC2 0 x264-KUCHU
A Commentary by dikistutmaz

Tags

webdl
Published on: 2024-06-25
Downloads: 68
Hearing Impaired: No
FPS: 25

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

THE SNATCH THIEF

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

Orospu çocuğu!

Bırak, kaltak!

Ne oldu?

Sorun ne dostum?

Gazlasana dallama! Yürü!

- Baksana, Ginge... - Ne?

- O yaşlı kaltağı öldürmedik, değil mi? - Ne bileyim, dostum.

Siktiğimin yaşlı kaltağı, bırakmadı!

Peki sen neden bırakmadın!

Ya sana ne demeli? Donup kaldın!

Siktir git lan!

Bak, işte burada! Evet!

Al.

Yarın görüşürüz.

Selam, Leon!

- Nasılsın? - İyiyim.

Gel hadi öğretmenine veda et.

- Üzgünüm geciktim. - Sorun değil.

- Ona veda öpücüğü ver. - Yarın görüşürüz.

Al, bunu tak.

Bu taraftan.

POLİS TEŞKİLATI GREVDE

Hadi, hadi!

Aferin sana şampiyon.

Selam, n'aber?

- Nasıl gidiyor, kardeşim? - İyi, ya sen?

İyidir, mate hazırlıyorum.

- Harika, benim için de bir tane var mı? - Olmaz mı?

Dinle, Leon burada.

Topunu ve futbol ayakkabılarını arkada buldum.

Ona söyleyeceğim, çok sevinecek!

- Dede! - Merhaba, kaplanım!

- Ata binmek istiyorum. - Atla bakalım!

Baba?

Baba?

Baba!

Anladığım kadarıyla herhangi bir çalışma yok...

...ama eminim bunu farklı bir şekilde çözebilirler.

Dondurma salonundaki dondurucuları almışlar.

Dondurmayı bile! Bu onların ihtiyaçlarının ötesine geçiyor.

Bu iş fazla ileri gitti.

Komşular süpermarketin önünde nöbet tutuyor...

...çünkü biz burada birbirimize destek oluyoruz...

Ne yapıyorsun, Miguel?

Ayaklarını yataktan indir.

- Ne zaman geldiniz? - Yaklaşık bir saat önce.

Yani bir saattir burada mısın?

- Evet. - Gerçekten mi?

- Zenci? - Ne?

Bana para lazım.

- Şimdilik 700 var. - 900 lazım, yarın son!

Moron, burada boş boş durduğumu mu sanıyorsun?

Evet, moron, orada yatmış televizyon izliyorsun.

- Leon'la daha şimdi döndüm! - Her neyse, Miguel.

Dokunma ona. Ne yapıyorsun?

Sadece bakıyorum! Artık etrafa da mı bakamayacağız?

Hayır, bakamazsın, bunlar benim eşyalarım.

- İyi be, moron. - Evin anahtarlarını ver.

- Üzerimde değiller. - O zaman git de al!

Ortada bir şey yokken yaygara koparma, masaya bırakacağım anahtarları.

...aslında sahtekârlardı.

Uyan, Miguel.

Hadi, kalk, lütfen.

Hayır, hayır...

Leon'a boş yere umut vermemeliyiz.

- Merhaba. - Merhaba, nasılsın?

- İyiyim, birine bakıyorum. - Peki.

Bir bayanı arıyorum, Elena Suarez.

Buraya getirilip getirilmediğini öğrenmek istiyorum.

- Suarez mi? - Evet.

Bir dakika.

- Suarez, neydi? - Elena.

Elena. Hayır, burada değil.

Acil servise sordun mu?

- Hayır, sormadım. - Oraya sor bir de.

Belki oraya yatırmışlardır. Burada değil.

Merhaba.

- Merhaba. - Onu tanıyor musun?

Evet.

Adı ne?

Elena.

Üzülme, bir şeyi yok.

- Tehlikeyi atlattı. - Anladım.

Gerçi hiçbir şey hatırlamıyor.

Hafızasını kaybetti.

- Peki hafızası düzelecek mi? - Bilemiyoruz.

- Evde kimse yok! - Nasıl yani?

- Zili tekrar çal! - Tekrar mı çalayım?

Evet.

- Sanırım kimse yok. - Tamam, gidelim, hadi.

Beni bekle!

- Aferin sana! - Bekle, ben yapayım!

- Tamam, arkanı dön. - Bekle, ben yapayım!

Şunu "bekle" bunu "bekle"! Hep böyle yapıyorsun.

Merhaba?

Merhaba?

Merhaba?

- İyi günler. - İyi günler, Doktor.

İyi uyudun değil mi?

- Evet. - Nasıl hissediyorsun?

- Çok daha iyiyim. - Sana güzel haberlerim var.

- Ne? - Bir ziyaretçin var.

- Miguel? - Efendim?

İçeri gel.

- İzninizle. - Tabii tabii, buyur.

Miguel'i hatırlıyor musun?

Hayır.

Hatırlamıyorum.

- Hiç hatırlamıyor musun? - Hayır.

Miguel senin kiracın.

Senin evinde oturuyor.

- Değil mi? Anlat ona. - Aynen.

Birkaç yıldır evindeki odada kalıyorum.

Arka bahçesi ve birkaç odası olan büyük bir evin var.

Güzel bir ev.

- Hiçbir şey çağrıştırmadı mı? - Hayır.

Senin eşyalarını getirmiş.

Adının yazılı olduğu kimliğin içlerindeydi.

Kimliğim mi?

- Adın Elena Suarez. - Elena mı?

- Elena. - Değil.

Ben Elena Suarez değilim.

- Elena olmak istemiyorum. - Sakin ol.

Adını tanımaman çok normal.

- Çok güzel bir isim, Elena. - Ben sevmedim.

Yavaş, Elena.

İlk başta ismini tanımaman normaldir.

Bu bir zaman meselesi, alışacaksın.

Üzülme.

Miguel'den başka bir gün gelmesini isteyebilirim.

- Daha ağırdan alabiliriz. - Elbette, ne zaman istersen gelebilirim.

Gitmemi ister misin?

Birbirimizi nereden tanıyoruz?

Hadi, söyle ona.

Nora teyzemin yakın arkadaşıydın. "Norita".

- Nora mı? - Norita.

Norita, nasıl biriydi?

Senin boylarında, çilli, beyaz tenli.

Çok uzun, düz saçları vardı.

Teyzem harika biriydi.

- Gözleri renkli miydi? - Evet.

Aynen!

- Bir şey çağrıştırıyor mu? - İsmi tanıdık geliyor.

Elena'ya göre daha tanıdık.

Birbirlerini çok sık gördükleri için, normal tabii.

Ona evcil hayvanlarından bahset.

Dün hayvanları sevdiğini hatırladı.

Tabii ki, iki evcil hayvanın var: Bir...

- Köyde mi? - Hayır, burada!

Bir köpeğin ve bir kedin var.

Kedileri sevmem, onlardan korkarım.

Evet, ama bir tane kedin var.

Her neyse, şimdi neden ona yaklaşamadığını anlıyorum.

- İsimleri ne? - Kedinin adı yok.

Ona sadece "kedi" ya da "kedicik" diyor.

Ama köpeğin adı 'Blanquita'.

- Köydeler mi? - Hayır! Senin evindeler, buradalar.

Saksılar ve bitkilerle dolu bir arka bahçen var.

Orada bir tür depo var.

Hatırlamıyor musun?

Eşyalarımı karıştırmaya nasıl cüret edersin!

Kimin izniyle!

Sana kim izin verdi?

Ben... Özür dilerim.

Özür dilerim.

Kimsin sen?

- Pardon? - Ne yapıyorsun orada?

Adım Miguel.

Motosikletimi yıkıyordum.

Elena evde yok mu?

Sen... duymadın mı?

- Neyi duymadım mı? - Elena'ya olanları.

- Duymadım, ne oldu? - Kaza geçirdi.

Birkaç gün önce bir motosiklet tarafından ezildi.

- Hadi ya, duymamıştım! - Maalesef.

- Hastanede. - Motosiklet mi ezmiş?

Evet, bir motosiklet.

- Peki o nasıl? - Daha iyi hissediyor.

Hayati tehlikesi yok ama hâlâ gözlem altında.

- Hangi Hastanede? - Del Este'de.

Lasteña'ya doğru, biliyor musun?

- Evet. - Orada.

- Vah! Zavallı! - Aynen.

Ben de diyorum ne oldu bu kadına; dün bana gelmesi gerekiyordu.

- Ama gelmedi. - Doğal olarak.

- Ziyaretçi kabul edebiliyor mu? - Elbette...

Öğleden sonra, saat beşten sekize kadar ziyaret edebilirsin.

- Tamam, yine de selamımı söyle. - Söylerim, adın ne?

- Flora. - Tamamdır.

Peki sen kimsin, yeğeni misin?

- Evet... sayılır. - Nasıl yani?

O... Annemin yakın bir tanıdığıydı.

- Bizi sık sık ziyaret ederdi. - Seni daha önce hiç görmemiş olmam garip.

Bu taraflara hiç gelmem.

Sadece bu olay üzerine geldim.

Tek başına olduğu için kıyafetlerini yıkamaya geldim.

Bu gece bu elbiseye ihtiyacı var.

Sadece seninle daha önce tanışmamış olmam garip geldi.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left