Hope

Hope (Håp)

Download Turkish Subtitle

Release info

Hope 2019 1080p BluRay x265-DiN
A Commentary by dikistutmaz

Tags

bluray
Published on: 2024-06-06
Downloads: 82
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bu benim hikayem, hatırladığım kadarıyla...

HOPE

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

Teşekkürler.

- Hoşça kal. - Güle güle.

Merhaba!

- Zencefilli kurabiye şatosu yapıyoruz! - Belli oluyor.

- Şuna bak. - Eyvah.

- Merhaba? - Merhaba!

Merhaba.

Merhaba canım.

- Merhaba. - Seni gördüğüme sevindim.

Vay canına! Şuna bir bakın!

Merhaba! Nasıl geçti?

- Henrik ve Ada bizimle ilgilendi. - Peki ya ben?

Seninle ilgilenmedim mi? Ve yemek yapmadım mı?

- Merhaba. - Evet, dört haftada iki kez.

Eğer bu kadar nankörsen, umurumda değil. Ben gidiyorum.

- Arkadaşlarla dışarı çıkıyorum. - Tamam. Hoşça kal. Görüşürüz.

Babanız nerede?

- Geç saate kadar çalışıyor. - Her zamanki gibi.

Hoşça kalın!

Yarın, ağacı süslemeye yardım edecek misin?

- Ağacı ne zaman alacağız? - Yarın.

- Nasılsın? - İyiyim.

- İyi misin? - Evet.

Kalbi kırılmış.

- Babama söylerken duydum. - Yine mi casusluk yapıyordun?

Başka türlü nasıl bir şeyler öğrenebilirim ki?

Hadi ama...

Orada neler oluyor bakalım?

Ama bak...

Akşamları çalışmaman konusunda anlaşmıştık. Sen yokken ben, hiç çalışmıyorum.

Sâkin ol. Her şey yolunda gitti.

Kendi yöntemlerimle hallettim.

Büyük çocukları bakıcı olarak kullanarak mı?

Hiç yayımlanmış inceleme okudun mu?

Evet, birkaç tane vardı.

- Nasıllardı? - Oldukça kısa; ama olumlulardı.

Tiyatrodaki gibi değil mi?

Işığı kapatabilir misin?

- Çalışma odasına gitmemi mi istiyorsun? - Ondan değil.

Şu baş ağrısından kurtulamıyorum.

Sabahları da gece yatarkenki kadar kötü oluyor.

Doğru, berbat otel yatakları yüzündendir.

Ve stres.

Noel arifesinden önceki gün

Bunları optik muayeneden sonra aldım.

- Doğru, okuma gözlüğü mü? - Evet.

Özel yapım prizma mercekler.

- Ama hâlâ okuyamıyorum. Başım dönüyor. - Anlıyorum.

MR çektirmeni istiyorum.

- Ne zaman? - Şimdi. Noel dolayısıyla kapanmadan önce.

Son performansınızla ilgili bir inceleme okudum.

Öyle mi? Nerede?

Oturma odasındaki bir gazetede. Yabancı bir gazete.

O sadece bir tanıtım yazısıydı, baba. İnceleme değil.

Yazı veya inceleme...

...yine de yurtdışındaki ilk prodüksiyonunuz.

Bu büyük bir olay. Gerçekten.

Tomas da orada mıydı?

- Tomas da orada mıydı? - Çocuklara bakmak için evde kaldı.

Evet, anlıyorum. Ama...

- Burada olmak güzel. - Bir dakika baba. Alo?

Geliyorum.

Benim. Doktorumuza ne kadar çabuk ulaşabilirsin?

Sorma. Gelebildiğin kadar çabuk gel.

- Merhaba. - Merhaba, Tomas.

Korkarım kötü haberlerim var. Anja'nın tanısı..

...bir yıl önce geçirdiği akciğer kanseri ameliyatı, korktuğum gibi gelişti.

MR görüntüleri...

...yüksek miktarda sıvıyla çevrili büyük bir tümörü ortaya koyuyor.

Bir ödem.

Büyük ihtimalle ikincil bir tümör, metastatik bir büyüme.

Akciğer kanserinin beyne bu şekilde yayılması, alışılmadık bir durum değil.

Tedavi edilemez.

Ne kadar üzgün olduğumu kelimelerle ifade edemem.

Sanki yıllardır biliyormuşum gibi.

Sık sık önsezilerin oluyor.

Siz gelmeden önce...

...Ulleval'daki Kanser Merkezi'nden nöbetçi onkologla konuştum.

Daha fazla bilgi için seni bekliyor.

Nereye park etmiştin?

Bilmiyorum.

Ne zamandır bir şey söylemeden bir şeylerin yanlış gittiğini hissettin?

Bilmiyorum.

Birkaç ay, belki.

Doktorlar neden bir şeylerin ters gittiğini fark etmedi?

- Neden bir şey söylemediler? - Kontrollerime hiç gelmedin.

Gelmemi istemiyordun.

Kendin halledebileceğini söyledin.

Ulleval Hastanesi

- Çocuklar yüzünden mi? - Bilmiyorum. Okuyamıyorum.

Okuyamıyor musun?

Yani eşiniz, üç öz ve üç üvey çocuğunuzla birlikte mi yaşıyorsunuz?

Hastalığımın seyri hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?

Oturmak istemez misiniz?

Herhangi bir tahmin için çok erken.

Uzmanlar önümüzdeki dört gün boyunca tatilde olacaklar.

Ancak tümör ameliyat açısından elverişli bir konumda olabilir.

Birincil tümör mü yoksa akciğerlerinden mi yayıldı bilmiyoruz.

Ama yayılmışsa ne kadar zamanım var?

Net bir şey söyleyemem.

Başlangıçta ilaç tedavisi alacaksınız.

Ödem, yani tümörün etrafındaki sıvı o kadar büyük ki...

...beyin ölümünü önlemek için yüksek dozda steroide ihtiyacınız olacak.

Medrol adlı ilaç şişliği ve basıncı azaltacaktır.

Ancak baş ağrınız, mide bulantınız veya görme bozukluğunuz artarsa...

...hastaneye yatırılmanız gerekebilir.

Evde kalmak istiyorum. Geçen Noel hastanedeydim.

Çocuklarımın Noel'den nefret etmesini istemiyorum.

Anlıyorum.

Ancak işler çok zorlaşırsa bize haber vermeniz gerekir.

Yan etkileri okumanızı tavsiye etmem.

Sadece, bazı insanların bol enerjili bir tür coşku yaşadığını unutmayın.

Bazıları ise sinirli ve sabırsız olur. Bu kişiden kişiye değişir.

Pardon.

Julie.

Merhaba.

Alışveriş yapıyoruz.

Büyükbabanın bir şeyler yemesini sağlayabilir misin? Evet.

Çamaşırları boşaltıp yenilerini koyar mısın?

Evet. Tamam. Teşekkürler. Görüşmek üzere.

- Ne oldu? - Hiçbir şey.

Affedersiniz. İlk dozu hemen almanızı tavsiye ederim.

İşte ilacınız.

- Çocuklara ne diyeceğiz? - Hiçbir şey.

Bazı cevaplar alana ve ne olacağını öğrenene kadar olmaz.

Baban ne olacak?

- Anne? Anne? - Evet?

- Buldun mu? - Evet.

- İşte. - Teşekkür ederim.

Tamam mı? Hazır mısın?

Ulaşabilir misin?

İşte oldu!

Aman!

- Toddy'ler de hazır. - Harika!

- Ben de bir tane alayım. - Güzel!

- Hayır. Senin için değil, genç bayan. - On altı yaşındayım.

- Kesinlikle. Al bakalım. - Güzel.

Gelecek olan Belçikalı kız kaç yaşında?

Senden biraz daha büyük. Belki on bir. Heyecan verici değil mi?

Belçikalı bir yapımcıyla kızını davet ettim.

Aklını mı kaçırdın?

- Noel'de kapımız hep açıktır. - Sorabilirdin.

Uzaklardaydın.

- Mutfak asistanı için ekstra içki? - Teşekkür ederim.

Anlamıyor musun? Şu anda yeni insanlarla tanışmaya hazır değilim.

Peki.

Ben öldükten sonra...

Ne?

Ben öldüğümde, yeni birini bulmanı istiyorum.

Ciddiyim.

Çocukların seninle tek başlarına yapabileceklerini sanmıyorum.

Birini bulacağına söz ver.

Noel Arifesi

- Hiç uyumadın mı? - Hayır. Çok midem bulanıyor.

Tüm vücudum karıncalanıyor. Korkunç bir şey.

- Hastaneyi aramak ister misin? - Ne? Hayır.

Son hediyeleri alayım...

...biraz da market alışverişi yapayım dedim. Dinlenmelisin.

Gerçek bir Noel geçirmemizi istiyorum. Yorgun değilim.

Herkes odasını topladı mı?

Topladınız mı?

Bundan nefret ediyorum! Lütfen kendine çeki düzen verir misin?

- Hiç ev işi yapmıyorsun! - Her şeyi Erlend ve ben yapmak zorundayız!

- Şunu kesip bana yardım eder misin? - Asla kendi payına düşeni yapmıyor!

- Hadi ama çocuklar. Noel arifesindeyiz. - Tanrım!

Isak hiçbir şey yapmıyor, anne! Şımarık bir velede dönüşmeye başladı.

Artık üç yaşında değil. Dokuz yaşına geldi.

On yaşındayım.

Tamam, düzeltmeye çalışacağım. Şimdi lütfen odalarınızı toplar mısınız?

Tanrım, taşınmayı iple çekiyorum.

Anne...

Anne!

Bana asla sigaraya başlamayacağına söz ver. İzin vermeyeceğim. Söz ver bana.

- Tamam mı? Bana yalan söyleme! - Söylemiyorum. Anlamıyorsun.

Yalan söylemeyi kes!

Aptalın tekiydim. Sen de öyle olmak zorunda değilsin.

Sen Tanrı'nın bir lütfusun, Isak.

Bunu biliyor muydun?

- Kaç tane şarap kadehine ihtiyacın var? - Herkese yetecek kadar, dokuz tane.

- Şu Belçikalılar gelmiyor mu? - Hayır.

- Gelmiyorlar mı? - Nereye gidiyorlar?

- Dag ve Eline'e, sanırım. - Kim o?

- Tiyatro müdürü. - Anlıyorum.

- Ama çocukları yok. - Ve çok sıkıcılar.

Evet, neden bize gelmediler?

Bilemiyorum.

Belki de...

Belki de bu onlar için çok fazladır. Birçok yeni yüz.

Baban da onları pek tanımıyor.

Gelemeyeceklerini mi söyledin?

Bu gerçekten çok kaba.

Anne?

Anne?

Anja!

Orada mısın?

Girebilir miyim?

Lütfen?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left