The first 200 lines.
Teşekkürler.
- İyi misin? - Evet, iyiyim.
Pekâlâ, bu çiti geçtik mi...
...o sarı yılana resmi olarak bulaşacağız.
Gidelim.
- Tanrım. - Pekâlâ.
Bu yere kasırgadan beri dokunulmamış.
15 yıl.
Dikkat et.
- Hayır, boş ver. - Ne?
Bir şeye bastın sandım..
...ama bir şeyin yok.
Bir harita var.
Orada.
Süper.
Pekâlâ.
Kesinlikle guano.
"Guano, tanıdık geliyor."
Guano, Wachati'nin ana kaynağ
"Enfes."
Shikaka..
Tamam, burada ne yaptığımızı bana hatırlatsana.
Sadece bu Baltasar denen adamın sarı odasını...
...bulup onu Sam ve Violet'in son fotoğrafıyla...
...karşılaştırmalıyız. Sonra bu iş bitmiş olacak.
Pekâlâ.
- Tamam. - Sarı oda.
Burada bir yerde.
- Bu taraftan gidiyoruz. - Tamam.
Yani bu taraf.
Tanrım. Bu bir korku filmi olsaydı...
...teyzelerim şöyle derdi:
"O koridora girme!"
Bu gerçekten aptalca ama.
Burası sarı değil.
Burası Sam'in odası.
Gezmek ister misin?
Evet, aslında isterim.
Tamam.
Evet.
Violet'ın odası Sam'inkinden çok daha güzel.
Evet.
Pekâlâ, burası kara küf dolu. Bu yüzden buradan çıksak iyi olur.
Bizi öldürecek değil ya.
Hayır, aslında kara küf öldürür.
Kızarıklıklar ve diğer şeyler.
Yok artık.
Golf sopaları.
Hay sikeyim.
Jet skinin çok tehlikeli olduğunu söylemiştin ama...
...hiçbir şey çılgın beyaz eşinin...
...peşine düşmekten daha tehlikeli değildir.
Ve beyazlara özgü maceracı zaman geçirmek.
- Sarı kapı. - Evet.
Sarı kapı. Sarı yılan.
Biliyorum. Tamam.
Bu da ne?
Sanki üstünde düğmeler var.
Bu kemerler.
Bu bir ipucu mu?
Bunlar sanki düğ-Hayır mı?
Yok bir şey. Boş ver.
Tamam, ona bakmıyorum.
Tuhaf bir rahibe. Buna bakmıyorum.
Teraryum.
Ne?
Hay aksi. Tamam, dikkat et!
Dikkat et!
Üzgünüm.
Yatak gayet iyi.
Takılmak ister misin?
Tamam, nasıl görünüyor?
- Bulduk mu? - Burası değil.
- Nasıl yani? - Hayır, burası değil.
Burası-Burada değillerdi. Fotoğraf burada çekilmemiş.
- Emin misin? - Evet, evet.
Meydan burası ve-
Neredeydiler?
Tamam, belki birlikte kaçmışlardır.
Belki de haklısındır. İki azgın ergen...
...tatilde seviştiler...
...ve âşık olup kaçtılar...
...ve bulunmak istemiyorlar.
Evet, belki, evet.
İnsanlar aş için türlü türlü aptallıklar yapar.
Bana baksana.
O da ne demekti şimdi?
Terk edilmiş bir yerde oradan oraya koşuşturmak pek akıl işi değil...
...ama buradayım işte. Âşk için.
İnsanların golfü neden bu kadar çok sevdiklerini...
...hiç anlayamamıştım ama şimdi anlıyorum.
Bazen bir şeylere vurmak eğlenceli oluyor.
Siktir.
Hey.
Sam ve Violet'in ebeveynlerini bulup onlara telefondan bahsedelim.
Bırakalım onlar halletsin.
Gel buraya.
- Ne? - Siktir, buldum.
- Tamam, evet. - Sanırım buldum.
Buldum. Değil mi?
Şuna bak.
- O pencerelerde kemer var. - Evet.
Ve bu pencerelerde kemer var ve diğerlerinde yok.
- Ne? Bir dakika. Öyle mi? - Evet.
Tamam.
Sadece oraya çıkmalıyız.
- Gerçekten mi? - Tamam.
Geride durup cesaretini toplayabilirsin.
Tamam, tamam. Bekle.
Ne yapıyorsun?
Sam!
Hey!
- Gel buraya. - Özür dilerim, baba. Ne diyordun?
Jet ski mi yoksa muz botu mu?
Bu da ne?
Ne oldu?
- Ne? - Biri mi attı onu?
Bilmiyorum. Ne-
Belki ağaçtan düşmüştür.
- İyi misin? - Ağaç mı?
Acıttı.
İyi misin?
Tüm hayatım.
Tamam, işe dönelim.
- Sert. - Jet ski mi yoksa muz mu?
İkisini de yapmak çok pahalı.
Jet ski'den yana oy kullanıyorum. Jan?
Jet skinin arkasında Janny.
Ne görüntü ama?
Muz bottan yana oy kullanıyorum...
...ama oyumun sayılmadığını biliyorum.
Sam, jet ski insanı olduğunu biliyorum.
Hayır, muz botu eğlenceli görünüyor.
Muza mı binmek istiyorsun?
O muzu denerdim.
Büyük bir sike benziyor.
Belki de siklere binmeyi seviyorumdur, baba.
İyi misin, Sammy evlat?
Evet. Sağ ol, anne.
Gerdanım biraz tutuk sadece.
Hanna, muz-
Hanna, ne dersin?
Jan ya da Sam'e katılma zorunluluğu hissetme.
O zaman onu zorlama, Cari.
İki tane alacağım.
Janny ve bana bir tane.
Siz başka birinde sıkı fıkı olabilirsiniz?
Jet ski aslında kulağa daha eğlenceli geliyor.
Bunda anneme katılacağım.
Siz birlikte jet skiye binin.
Tamam, siktiğimin muz botu.
Hey, bu da ne?
Nasıl yani?
Sana ne oluyor?
Bir şey mi yaptım? Seni üzecek bir şey mi dedim?
Hayır. Neden bahsediyorsun?
Çiziminle mi alakalıydı?
Çizimini beğenmedim diye mi?
Hayı
- Ben- - Hey, Sam...
...neden böyle siklik yapıyorsun o zaman?
Özür dilerim. Sikleri sevdiğini düşünmüştüm.
Gidiyoruz!
Bu geceki Noel dans partisinin yol tarifi.
Turistler için değil.
- Oliver, süpersin. - Orada görüşürüz.
Hey.
- Sam, değil mi? - Evet.
Evet. Mutlu Noeller.
Muhtemelen pislik biri olduğumu düşünüyorsundur.
Neden öyle düşüneyim ki?
Az. önce kız arkadaşımın telefonunda bir penis fotoğrafı gördüm.
Ve kesinlikle benim penisim değildi. Çünkü onun fotoğrafını asla çekmem.
Görünüşe göre beni profesörlerinden biriyle...
...aldatıyor ve sanırım yaşlı bir profesörün penisiydi.
Ve bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.
Şey değil ya-
Bir çeşit penis ağacı gibi onların etrafını sarmıyorlar ya.
Sürekli "penis" dediğimi duyuyorum...
...ve ona takıkmışım gibi görünmek istemem.
Bildiğimi bilmiyor ve henüz ondan...
...ayrılmadım. Çünkü uzun zamandır birlikteyiz.
O konuşmayı nasıl yapacağımı bile bilmiyorum...
...ve üstüne üstlük şu an ailecek tatildeyiz...
...ebeveynlerimle bir otel odasını paylaşıyoruz...
...ve bunların hiçbirinin bir önemi olmayabilir...
...ve ben sadece korkuyorum ve de üzgünüm.
Ve ortaya çıkıp, saçma sapan konuşup...
...birçok kez penis demek istememiştim.
Sadece bilmeni istedim..
...durumu.
Seni bir daha rahatsız etmeyeceğim.
Boynun nasıl?
İyi. Sağ ol.
Şunu içsene.
Benden daha çok ihtiyacın var gibi.
- Sağ ol. - Evet.
Yapıştırıcı işim nasıl?
Oldukça iyi oldu sanırım.
Biraz kaşınıyor ama-
No comments yet. Be the first to leave one.