The first 200 lines.
ADT ELEKTRİK KORUMA HİZMETLERİ
NETFLIX ORİJİNAL DİZİSİ
- Kahve alacağım. İster misin? - Uçakta içmiştim.
Pardon, alabilir miyim?
Öğrencilere her şey açık.
- Havalar soğuk. - Pardon, ne?
"Havalar soğuk." dedim.
Bill.
- Nasılsın? Hoş geldin. - Teşekkürler.
Ailen nasıl?
Bu tarz şeyler ne zamandır umurunda?
Umursama maskemi takmıştım.
- Direkt konuya mı dalacaktın? - Evet.
İşte geldi.
Dr. Wendy Carr. Ortağım Holden Ford.
Dr. Carr.
Ajan Ford, hakkında çok şey okudum.
- Hakkımda mı? - Notların.
Teşekkürler.
Peki, ofisime geçelim.
Geldiğinize sevindim.
Kemper'a dair notların ulaştığında
yeni kitabıma gömülmüştüm.
Konusu nedir?
Kemper'dan çok farklı olmayan
beyaz yakalı suçlu adamlar.
Edmund Kemper'a benzediklerini nereden çıkardın?
Öncelikle hepsi psikopat.
Endüstri devleri üstüne çalışıyorum.
IBM, MGM, Ford, Exxon, aklına kim gelirse.
Bu adamların eşleri, çocukları, köpekleri, balıkları var
ama psikopatlığı bıraktıkları için değil, farklı eğilimleri olduğu için.
Sence bunun altında aynı karakter özellikleri mi var?
Kemper kesinlikle pişman değil.
İçinde duygusal bir yapı yok.
Başkalarının hissettiklerini de anlayamıyor.
Bunu notlarımda mı gördün?
Görüşmelerde ses kaydı alıp motamot kâğıda döksen daha açık olurdu
ama evet.
Projen yeni yeni şekillenmesine rağmen
The Mask of Sanity'nin mirasçısı niteliğinde.
Ki bildiğin üzere bu bir iltifat.
- Tekrarlar mısın? The Mask of... - Yani sence bu,
bizim bu katillerle görüşmemiz çılgınlık değil mi?
Tam tersi.
Yani, gerçekten yeni herhangi bir fikir kadar delice.
- Onun dışında hayır. - Vay canına. Peki.
Rahatladım.
Şimdiye kadar böyle tepkiler almadık.
Gerçi bu şimdiye dek aldığımız tek tepki.
Bu adamlar hapiste öylece yatıyor.
İşin ahlak boyutundan öyle korkuyoruz ki kapsamlı değerini göremiyoruz.
Kanun gücü için mi kapsamlı?
Davranış biliminde, erken teşhiste, kriminolojide, aklına ne gelirse.
Evet, en baştan beri söylediğim işte bu.
Öyle mi?
Tabii bunu resmiyete dökmeniz gerek.
Bunu belli soruların olduğu
daha geniş bir projeye çevirmek zaman ve emek alır.
RESMİYETE DÖK
Aile hikâyeleri nedir? Suçu niye işlediklerini düşünüyorlar?
Cinayette ne zaman tahrik oldular? Bunun gibi sorular.
Sonra karşılaştırın, kıyaslayın ve yayınlayın.
Yayınlamak mı?
Bulgularınız sadece FBI'a mahsus kalamaz.
- Yani belki kitaba dönüştürürsünüz. - Kitap mı?
Güvenoyu için sağ ol ama notları sana göndermeye bile iznimiz yoktu.
KİTAP
- Yaptıklarımızı yayınlayamayız. - Neden?
Bölüm şefi yalnız hafta sonları bodrumda çalışma izni verdi.
Hâlâ öğrencilerimiz ve Yol Okulu var.
- Her şeyi bırakıp... - Yol Okulu?
Ülkeyi gezip FBI tekniklerini polislere öğretiyoruz.
Bugün Bridge Water'da Benjamin Miller'la görüşeceğiz.
Bu görüşmeleri yapma şansını bize Yol Okulu veriyor.
Adım adım gideriz.
Kemper, Miller ve diğerleri gibi. Dediğin gibi boşken çalışırız.
Bu kadar gayriresmî olduğunu bilmiyordum.
Resmîleştiririz. Kolayca yaparız. Sonra da kitabı yazarız.
Şeye mirasçı, The Mask...
Sadece ikinci bir görüş almak
ve sence bunda akademik bir değer var mı, görmek istemiştim.
Şefiniz, Kemper notlarını gördü mü?
Hayır.
Polislere başkası ders veremez mi?
- Herkes verebilir, o kadar zor değil. - Doğru değil.
Konumuzun da dışında. Shepard bahsetmemizi bile istemiyor.
Sence tam zamanlı akademik bir çalışmaya evet der mi?
Ya bir kitaba?
Cidden kanun gücü dışından insanlar da ilgilenir mi?
Yani bir düşünün.
Birini döverek öldürmenin ne gerektirdiğini sahiden bir hayal edin.
Kontrol arzusunu,
cinsel tahrik hissini,
kurbanınızın kopuk başına tecavüz etme
ve cesedini aşağılama kararını.
Bunları polis raporlarından nasıl öğrenebilirsiniz?
Kitabımı yayınlatmak neredeyse on yılımı aldı.
Çünkü narsistler doktora gitmez.
Psikopatlara göre kendilerinde sorun yoktur.
Bu adamları incelemek aslında imkânsız.
Ama siz onları neredeyse laboratuvar koşullarında incelemenin yolunu buldunuz.
Bu işi heyecan verici ve bu kadar kapsamlı kılan da bu.
Katılmadığımdan değil.
Holden'la şu deli bakışının anlamını bilecek kadar zaman da geçirdim.
Ama korkarım FBI bürokrasisi bu işi uygulanamaz kılıyor.
Hafta sonlarımız var.
Yol Okulu'ndan önceki birer saat ve akşamlar da var.
Şefe söylemeyiz.
Ülke çapında 40 adamla görüşmek tam zamanlı iş.
Hem geçerli, akademik bir çalışma için
dört, belki de beş yıla ihtiyaç var.
- Veri analizi de var. - Doğru.
Yani...
Çok yazık.
Bir saate Miller'la görüşeceğiz, yol da uzun.
Bu gerçekten önemli bir iş.
Patronunuz izin vermezse
yeterli imkân ve serbestîye sahip biriyle konuş...
Şimdilik böyle devam edeceğiz. Yavaş ilerleyeceğiz ama vazgeçmeyeceğiz.
Tabii ki.
Elimiz kolu bağlı olsa da teşvik görmek iyi oldu.
Teşekkürler.
Keyif duydum.
- Ya... - Yapma.
- Diyorum ki... - Holden.
Bak, benim de moralim bozuk.
Avludaki kuşları vururlarmış. Çünkü uyuşturucu taşıyor olabilirlermiş.
Bu doğru mu bilmiyorum. Bir sevgilim söylemişti.
- Sabıkalılarla mı çıkarsın? - Hayır.
Aslında Debbie liseden beri çıkma anlamında çıktığım ilk kız.
- Çıkma anlamında çıkma? - Evet.
Eşim evlenme anlamında evlendiğim ilk kadın.
15.00 demediler mi? Ne bekliyoruz?
Sigara içsen huzursuz olmazdın.
Kayıt cihazı getirmeliydim.
Büro ajanları Tench ve Ford.
Beyler, ben Dr. Cale. Telefonda konuşmuştuk.
Teşekkürler doktor. Alışıldık bir şey değil, farkındayız.
Maalesef Miller konuşmak istemiyor.
Başta kabul etmişti ama şu an yapabileceğimiz bir şey yok.
- Yarın belki keyfi yerinde olur. - Yarın mı?
Miller bazen böyle oluyor.
İnsan temasından önce yatışması gerekiyor.
Yemeğini hücresine götürüyoruz, dışarı çıkmıyor.
Bu gece gidiyoruz, yarın gelemeyiz.
Üzgünüm. Boston'a tekrar gelecek misiniz?
Belki.
Zamanınız için sağ olun, doktor.
Ne demek.
Bir daha önceden haber vermeyeceğiz.
Holden?
Hiç eşiğinde olduğun büyük bir şeyin kafanda dönüp durduğu oluyor mu?
- Ütü masasını nereden buldun? - Dolabından.
Bu projeyi düşünmeden duramıyorum.
Dr. Carr kapsamlı sonuçları olabilir, dedi.
Niye uyanıksın? Benim otumu mu tüttürdün?
Bu projeyi düşünmeden duramıyorum. Fikir çok heyecanlı.
Peki.
Yatarken beni uyandırma, yeter.
Rissell sadece bir saatlik mesafede. Yol Okulu'na gerek yok.
Ayrıca... Vaughn Greenwood da var.
- Boğaz Yaran mı? - Evet, o Kaliforniya'da.
Herbert Mullin de öyle.
Cincinnati Boğucusu.
- Adı neydi? - Posteal Laskey Jr.
Cincinnati'dedir sanıyorum?
Evet.
Orta Batılı polislere öğretmeyi seviyorum. Konukseverler.
Richard Speck, Illinois'de.
- Güzel, Orta Batı turu yaparız. - Gerard John Schaefer.
En az 30 kişiyi öldürdüğü sanılıyor. Ama Florida'da.
Florida'da golf oynamaya hayır diyemem.
Bill Tench.
- Bill, ben Roy Carver. - Selam Roy. Ne lazımdı?
Konuşmalıyız. Bir saldırı daha oldu.
Bu kez ölümle sonuçlanmış.
- Anladım. - Buraya gelebilir misiniz?
Tamam. Sana dönüş yapacağım.
- Ne olmuş? - Carver.
Bir daha olmuş.
Gonzales'le aynı yaşta biri ama bu seferki ölmüş.
Bill, aman Tanrım! Haklı çıktık.
Senin derdin ne? Yaşlı bir kadın öldürülmüş.
Kemper'la yine konuşabiliriz.
Köpeği var mı? Lütfen olduğunu söyle.
Daha iri bir köpek. Kulaktan kulağa deşilmiş.
İşte bu!
Sadece tahmin ettiğimiz gibi olmakla kalmadı,
ayrıca adam tadını da aldı. Devamı gelecek.
Bir ardışık katil.
Ardışık katil mi?
Üç ve üstü insan öldürenlere diyoruz.
Bu yeni bir kategori mi? Yazdırmak için stenograf çağırırız.
Evet. Marge'la konuşurum.
Kemper'daki mesele de bu muydu?
Adamın tarifini vermiştik. Merkeze alındığından emin olmalıyız.
- Tahmin ettiğimiz gibi. - Sağ ol. Söylemiştiniz.
- Bunu düzeltmek sorumluluğumuz. - Katılıyorum. Artık öyle.
Ne bekliyorsunuz?
No comments yet. Be the first to leave one.