Die in a Gunfight

Die in a Gunfight

Download Turkish Subtitle

Release info

Die in a Gunfight 2021 BDRip AAC2 0 x264-PiGNUS
A Commentary by sub.Trader
IYUNO-SDI GROUP | Faruk Berk

Tags

bdrip
bdr
x264
BDR
Published on: 2021-11-15
Downloads: 20
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Ben Gibbon,

beş yaşından beri 723 itişme, boğuşma ve kavgaya karıştı.

Yılda yaklaşık 32,86.

Ve her birini kaybetti.

Böylesi bir sicili olduğundan, terapisti aslında kaybetmeye çalıştığını

ve aslında Ben'in amacının kazanmak olmadığını tespit etti.

Bu daha çok beyninde süzülen

ve hiç gitmeyen bir hisle alakalıydı,

hayatını hiçbir şey olmayan bir filmmiş gibi izliyordu.

Görebiliyordu ama hissedemiyordu.

O da bir şey hissedebilmek için şiddete başvuruyordu.

- Tanrım! - Ne olursa.

Gerçeklikten kopan ve kendi filmini zorla izleyen Ben,

en azından bu filmi seyircinin favorisi yapmanın yollarını arıyordu.

Bu, kavga ve kendini rezil etmeyle dolu amaçsız bir arayıştı.

AŞK

Ta ki ne aradığını dahi bilmezken aşkı bulana dek.

Ha siktir.

Ben'in dünyası bir anda hayat doldu

ve hayatına hiç tahmin etmediği kadar bir yakınlık duydu.

Ama sonra, tıpkı hayatına girdiği gibi

aniden gitti.

Ve böylelikle Ben, kendini başladığı yerde buldu.

Sakın kalkma fahişe.

Bir dakika.

Ha siktir beyler.

Kalbim hâlâ atıyor.

Oraya neden gidiyorduk?

Eğlenceli olacak.

Eğlenceli falan olmayacak.

- Döndüğünü duyduğun için değil mi? - Orada olacağını sanmam.

Evinden bahsediyoruz.

Davet bile edilmedik, değil mi?

Edilmedik.

Ben yüksek sosyete etkinliklerinde

terör estirme konusunda ünlü olduğundan Mukul'un endişesi makuldü.

Hatta son zamanlardaki hoş olmayan olaylar dizisinin ardından

alınan yeni uzaklaştırma kararı açık ve netti,

Ben Gibbon pek hoş karşılanmıyordu.

- Annen geliyor. - Benjamin.

- Tanrım. - Selam anne.

- Burada ne arıyorsun? - Beleş içki.

- Sağ ol, harika zamanlama. - Sağ ol.

Benimle gel.

Yasaklı olduğunun farkında mısın?

Köprünün altından çok su aktı.

Exeter Kulübü başkanını yumrukladın.

- Halıya işedin. - Evet, anladık.

Neden onu kontrol altında tutamıyorsun Mukul?

Oğlunuz bir anarşist Bayan Gibbon.

- O bir Demokrat. - O da nedir?

Anne onlar morluk, çıkmazlar.

Siz ot mu içtiniz?

- Hayır. - Evet.

- Evlat. - Baban.

- Batman. - Esas adam.

Ne oldu? Gerçekten güzel.

William'la Beatrice onu burada görürse

işler çığırından çıkar.

Gözlerim beni yanıltıyor olmalı.

Pek iyi görünmüyoruz, değil mi?

Küçük bir sıyrık, erkekleri bilirsin.

Konumuz bu değil.

Oğlun yasaklı.

Gözüm üzerinde, uslu duracak.

Değil mi Benjamin?

Teşekkürler.

Polisi aramam gerekiyor mu?

Zavallı gibi görünmemeye çalışır mısın?

Şehrin en seçkin bekârları bu gece burada,

sense köşede oturuyorsun.

Eğlendir beni, çabala. Kızımın bütün gece ne kadar

zavallı göründüğünü konuşmalarını istemiyorum.

Mary Rathcart, ailesinin yüksek beklentilerini ilk kez

12 yaşındayken boşa çıkardı.

Şehrin en prestijli özel okulundan atıldı.

16 yaşına gelene dek

kasabadaki tüm özel okullardan atılmıştı.

Ama babasının rakibinin kötü şöhretli oğlu Benjamin Gibson'a

âşık olunca fazla ileri gitti.

Haber yayılır yayılmaz skandal oldu

ve Gibbon'la bir daha görüşmekten men edildi.

Ve Mary'ye göre bu bir seçenek değildi.

Ben'le Meksika'ya kaçmak için gizli bir plan yaptı

ama planları başarısız oldu

ve Mary de yeteneklerinin çok daha disiplinli

bir ortamda işleneceği Paris'teki bir yatılı okula gönderildi.

Mary, Ben'e defalarca kez yazdı.

Öncelikle şöyle dedi...

Seni çok özledim.

Sonra da şunu sordu...

Beni unuttun mu?

- Daha sonra... - Siktir git!

Ama her nedense Ben hiç cevap yazmadı.

O da bir daha hiç yazmadı.

Ben'i ve arkasında bıraktığı dünyayı unutmak için elinden geleni yaptı.

Sorbonne'da okumak için Paris'te kaldı

ve yeni bir hayata başlamaya odaklandı

ama kalbi hep

bir türlü kurtulamadığı kronik yalnızlığıyla doluydu.

ÖZGÜRLÜK

Ama baskıcı babası onu hep yakından takip ettirdiği için

hiçbir zaman sandığı kadar yalnız olmadı.

Sonunda zaman, içindeki ateşi söndürdü

ve kafesinin konforunu arayan evcil bir kuş gibi

yorgun ve kırgın bir şekilde evine döndü.

Başladığı yere.

- Kapıya kadar geçirin dedim. - Benjamin de zaten gidiyordu William.

Ne oldu? Bir şey mi söyleyeceksin?

Bir görüneyim dedim.

Neden gözüne et koymuyorsun? Lanet bir suçluya benziyorsun.

Nesiller boyunca Gibbon ve Rathcart aileleri

birbirlerinin ezelî rakipleri oldu.

Buna kan davası diyenler bile olabilir

ve tüm kan davaları gibi

biraz kanla başladı.

1864 yılıydı.

Tarleton Rathcart ve Theodore Gibbon, New York'ta

yeni filizlenen haber endüstrisinin güçlü figürleri, Theodore'un gazetesinde

Tarleton'ın ayakkabılarını kötüleyen bir haber

yayımlanmasının ardından düelloya tutuştu.

Theodore, Tarleton'ın mermisine yenik düşerken son sözleri...

O düzenbaz Ratchart'a cehennemde görüşeceğimizi söyleyin.

GIBBON GAZETESİ

Yıllar geçtikçe iki ailenin de yayın organları

hızla büyüyerek bugün Gibbon İletişim

ve Rathcart Anonim Şirketi olarak bilinen

medya holdinglerine dönüştü

ve düello devam etti.

Bu, tarihin en hırçın medya rekabeti olarak da anılabilir

ama Henry Gibbon ve William Rathcart için

bu hiçbir zaman işle alakalı değildi.

Mesele kişiseldi.

Müsaadenle. Gel evlat.

Sen yetişkin bir adamsın.

Öyle davranmanın vakti geldi.

Defol.

Bu da neydi böyle? William biraz sertti, değil mi?

Mary dönmüş.

Dostum, paltolar.

Pekâlâ.

- Kes şunu! - Güvenlik!

Tanrım!

- Aldın mı? - Yürü!

Yine paltoları çaldı.

Walter, o benim paltom! Durdur onu!

Gibbon!

Mary'nin Paris sürgünü hızlı ve habersiz gerçekleşmişti.

Onu aradı, mesaj attı ama hiç cevap alamadı.

E-posta attı ama cevap alamadı.

Mary'nin yeri ve sessizliği bir gizemdi.

Ta ki Ben, onun Paris'teki maceralarını bir dedikodu gazetesinde görene dek.

Kalbi kırılan Ben, Mary'yle kullanmayı umduğu tek yönlü biletini kullandı

ve kimseye haber vermeden, dönmeye niyeti olmadan Meksika'ya gitti.

Yaşadığını göstermek için başvurduğu tek iletişim teşebbüsü,

ailesine gönderdiği şifreli bir mektuptu.

BEN YOKUM

Yedi ay sonra Mukul'la birlikte döndü.

Gizlilik yemini ettiler

ve nasıl tanıştıklarını hiç söylemediler

ama o günden sonra hiç ayrılmadılar.

Bunu sineye çekemem. Onca yıldan sonra

o çocuğun biraz büyüdüğünü sanırsın.

Henry'nin bu kez bir çek yazması gerekecek.

Hiç bulaşmasak daha iyi aşkım.

- Bunu çok sık mı yapıyor? - Ne zaman yüzünü gösterse.

O bakışı biliyorum Mary.

- Albümü çıkarayım mı? - Lütfen çıkarma.

Ailelerin çoğu çocuklarının hatalarının değil,

başarılarının kaydını tutar.

Annem hep, "Utanç en iyi öğretmendir." derdi.

Abartma, komik işte.

Düşmanımın başına vermesin.

Üçüncü sınıf karnesi, "hayret verici bir erken gelişme."

Çocuk kafadan kontak, aile servetini reddetti.

- Öyle mi? - Buna bayılıyorum.

Felix Graham'i hatırlıyor musun? Birkaç yıl önce onunla görüştü.

"Patolojik inatçılık."

Bir tahtası eksikmiş.

- Bu bir klasik. - Mesaj alındı.

O kavgaların ardında ölüm isteği varmış.

Bir çocuğa koyulan tanıya baksana.

- Ölüm isteği. - Yeter!

Ben Gibbon geçmişte kaldı,

tüm bu üzücü kararlar gibi.

Ve evde olman hiçbir şeyi değiştirmez. Anlaşıldı mı?

Mary eve,

ailesinin çatısının altına dönmenin

ön koşulunun sessiz ve uysal kalmak olduğunu biliyordu.

Sikeyim!

Mary.

Bir şey mi söyleyeceksin?

Hayır.

Genç erkek şebek, sürünün kontrolü için alfa erkekle yüzleşecek.

Genç, bunu sürdürürse

alfa erkek sert bir saldırıyla karşılık vererek...

...genç şebeği tek başına eş aramaya zorlayacak.

Selam yabancılar!

- Şerefe. - Şerefe.

- Lily. - Nihayet.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left