The first 200 lines.
Evet Bay Burnish, tüm biletler satıldı.
Bu, yüzyılın en önemli keşfi
ve herkes görmek istiyor.
Evet, basın da olacak.
Sizin için büyük bir gün Bay Burnish.
Hayal kırıklığına uğramayacaksınız. Söz veriyorum.
Sakin ol oğlum.
Kırmızı alarm!
Kafesi kim açık bıraktı?
-Orada! -Geri çekil!
-Orada! -Yakalayın!
DİKKAT ELEKTRİKLİ ÇİT!
Pekâlâ, yavaşça ilerleyin.
Ani hareket yapmayın.
Neler oluyor?
Bay Burnish'e kim söylesin?
EVEREST'İ ZİYARET EDİN
YETİ EFSANESİ
Sağına bak.
-Basket oynayalım mı? -Belki sonra.
İki numaradan alayım, bol acılı olsun.
Olmaz. Peilin ile çıkacağım, belki bir uğrarım.
Gelebilsen çok eğlenceli olurdu!
Yi! İşe gidiyorum. Yi?
Uyanık mısın?
Hoşça kalın millet. Size iyi günler!
Hey!
Ne bu hâl? Kendini ünlü birimi sandın?
Nereye gidiyorsun?
-Yapacak işlerim var. -İş mi?
Ne işi? Yaz tatilindeyiz.
Ya işin vardır ya da tatildesindir. Arası olmaz.
-Dikkatli ol. -Tamam.
-Akşam yemeğine geç kalma. -Deneyeceğim.
-Sıkı giyindin mi? -Sımsıcağım.
-Erkeklerden uzak dur. -Ne? Tamam, erkek yok.
Para lazım mı?
Anne. Nai Nai. Merak etmeyin.
Hoşça kalın.
Tamam. Hoşça kalın.
Sence tüm gün ne yapıyor?
Affedersiniz.
Yavaş!
Bir rahat vermediniz.
Bebeklerim! Parayı havale edeyim mi?
Üzgünüm ama nakit alıyorum sadece.
Birkaç saate döneriz.
Merhaba tatlı şey!
Annem değilsin!
Jin, hafta sonu Shuo'nun mekânına gidecek misin?
Hayır. Okulumu görmek için Pekin'e gideceğim.
Tıp hazırlıktayım.
-İyiymiş! -Tıp mı?
Çok seksi.
Değil mi?
Bu koku da ne?
Çöplükte yatmış gibi.
Selfie!
Sol yapıyor. Sağ yapıyor. Smaç basacak!
Merhaba Yi.
Basketbol oynayalım. Hadi.
Üzgünüm Peng. Vaktim yok. Neden diğer çocuklara sormuyorsun?
Onlar çok küçük.
İçlerinden bazıları da acayip iyi oynuyor.
Hadi Yi, artık beraber hiç oynamıyoruz.
Peng, tüm gün çalıştım.
Kuzenin seninle oynar.
Yarın seni alırım. Işık gösterisi saat sekizde.
Görüşürüz.
Yine randevusu var.
Bekle. Şunu izle Yi.
İşte başlıyoruz.
Üç, iki, bir.
Durup kendine bakacak.
Yi, kokunu buradan bile alabildiğimi biliyor musun?
Diyene bak!
Affedersin, tıraş losyonun kaldı mı yoksa hepsini bocaladın mı?
Neden sordun? Lazım mı?
-Faydası olacağını sanmam. -Çok komiksin.
Gerginliği sahada gidermeye ne dersiniz?
Boş ver Peng. Jin'in saçını bozmak istemeyiz.
Yeni ayakkabılarımı da.
Bu bebeklerle basketbol oynamam.
Başka zaman, olur mu kuzen?
Hep öyle diyorsun.
48 beğeni... Çok iyi!
Hayır.
Ne düşündüğünü biliyorum, söyleme.
Artık evde durmuyor.
Anne...
Bir tek bunu söyleyeceğim.
Bu mu yani? Ondan vaz mı geçeceğiz?
Yi'den asla vazgeçmem.
Onun neler hissettiğini ikimiz de biliyoruz.
Babasını özlüyor.
Hepimiz özlüyoruz.
Sabırlı olup onu zorlamazsak belki de...
Yi, sen mi geldin? Yemek için seni bekliyorduk.
Gelirken yedim. Aç değilim.
Burada ya da orada ye ama yolda giderken yeme.
Bunu hep söylerim
Yi. Bu akşam ailecek vakit geçirelim.
Aile...
Yemen gerek.
Annen gibi kısa olmak istemezsin.
-Tokum. Sağ ol Nai Nai. -Yi, bekle.
Yemekten sonra bize biraz keman çalar mısın?
-Eskiden... -Olmaz.
Olmaz mı? Neden?
Çünkü...
Sattım.
Üzgünüm.
Hayır.
Bu seyahate çıkacağım.
Çin seyahatimiz
Bir gün...
BURNISH ENDÜSTRİLERİ
Hayır.
Bekle. Saat iki yönünde bir şey gördüm.
Orada bir şey yok. Devam ediyoruz.
Selam anne. Hoşça kal Nai Nai.
Affedersiniz.
ECZANE
Bam! Birden ortaya çıktı.
Sonra ortadan kayboldu.
Nereye gittiğini gördünüz mü?
Az önce söyledim ya hanımefendi. Ortadan kayboldu.
O neydi ki?
Kamyonunuzun tamirini karşılamama izin verin.
Sessiz kalmanız için ufak bir tazminat.
Bu bir rüşvet.
Nai Nai, garip davranıyorsun.
Şimdi açsın yani?
Evet. Bayılacağım.
Soğumalarını bekle. Ağzın yanar.
Annene hep yavaşlaman gerektiğini söylerim.
Burada, ailenle daha çok vakit geçir.
Bayan Lui bugün aradı, bilgisayarını tamir ediyormuşsun.
4B'de oturan Bayan Yuan da
köpeğinin tırnağını keseceğini söyledi.
Hırslı olmanı seviyorum.
Kimse tembel torun istemez.
Ama hep meşgulsün.
Niye bu kadar meşgulsün?
Sanırım meşgul olmayı seviyorum.
Yi...
Bunu sonra konuşsak olur mu Nai Nai?
Endişelenmene gerek yok.
Nai Nai'ni dinlemelisin!
Selam oğlum...
Ya da kızım.
Aç mısın?
Erkek olduğun belli.
Nereden geldiğini bilmiyorum ama buraya ait olmadığın belli.
Burada kal, tamam mı?
Seni arayan insanlar var.
Hayır. Tamam.
Hayır. Ağlama lütfen.
Bekle.
Babam bana çalardı. Hep daha iyi hissettirmiştir.
Daha iyi, değil mi?
Hayır.
İyi geceler uykucu.
Orayı biliyor musun?
Evin orası mı?
Bilirsin işte, ev.
Hadi oradan.
Tamam.
Hadi.
Everest Dağı'ndaki yaratık.
"Masal ya da efsane olduğu düşünülür,
meraklıları bu yaratıkların gerçekten var olduğunu ümit ediyor."
Çatımda bir Yeti var.
Yüzbaşı, o adi yaratığın kaçışından
sizi özellikle sorumlu tutuyorum.
Şimdi elimizdeki tüm araçları onu aramaya yollayacaksın
yoksa seni alışveriş merkezindeki işine geri gönderirim.
Evet efendim. Anlaşıldı.
Tüm birimlerin dikkatine, tüm araçlar aramaya çıksın.
Çin seyahatimiz
Top sürüyordum ve çocuk endişelenmişti,
ben de heyecanladım...
Oynayalım mı?
Olmaz. Nai Nai oynar ama.
Nai Nai, basketbol oynamak ister misin?
Sadece para karşılığı oynarım.
Bir şeyler eksik.
Bu da...
Peng! Kuzenin Jin'i çağır da klimamı kim çalmış öğrensin.
Hadi!
Hey! Burada ne işin var?
Birisi görecek.
Bunu nereden buldun?
Hayır! Geri ver onu!
Beni duydun mu? Bırak!
Peng, bu hiç mantıklı değil. Neden çatıya götürsünler ki?
-Burada ne işiniz var? -Hey!
-Kızı rahat bırak! -Hayır! Bekle!
Polisi arıyorum.
-Alo? Evet... -Hayır! Jin, yapma!
No comments yet. Be the first to leave one.