Jexi

Jexi

Download Turkish Subtitle

Release info

Jexi 2019 BDRip x264-DRONES
A Commentary by sub.Trader
𝓑𝓵𝓾-𝓡𝓪𝔂 | 🔥💎 𝓟𝓮𝓻𝓪𝓴𝓮𝓷𝓭𝓮. İ𝓵𝓴 𝓿𝓲𝓭𝓮𝓸 / 𝓪𝓵𝓽𝔂𝓪𝔃ı / 𝓼𝓮𝓼 𝓪𝓵𝓪𝓷 𝓴𝓲ş𝓲 𝓸𝓵𝓶𝓪𝓴 𝓲𝓼𝓽𝓮𝓻 𝓶𝓲𝓼𝓲𝓷𝓲𝔃? 💎 👉 𝘴𝘶𝘣.𝘵𝘳𝘢𝘥𝘦𝘳@𝘺𝘢𝘩𝘰𝘰.𝘤𝘰𝘮

Tags

bdrip
bdr
x264
BDR
Published on: 2020-05-12
Downloads: 32
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Bence biraz çiçek ekmeliyiz.

Gerçekten mi? Ne tür çiçekler ekmeliyiz sence?

Bilmem, gardenya olabilir belki.

Ya da onun gibi güneş isteyen bir şeyler.

-Gardenya mı? Onlar mor gibi değil mi? -Anne, sıkıldım.

-Saçaklı gibi miydi? -Anne, sıkıldım.

Telefonu ver de dursun biraz, olmaz mı?

Telefonumu mu vereyim?

Evet, telefonu ver de sussun biraz.

Evet.

Mavi laleleri var mı acaba? Var öyle bir şey değil mi?

Hayır, mor oluyor onlar. Neden mavisi olsun ki?

-Eve geldiğin yok. -Aile terapisine geliyorum ya.

-Bunu bana nasıl söylersin? -Hiçbir yere çıktığın yok.

Ailemin evine gidiyorum...

-Tanrım! Phil’in önünde tartışıyoruz. -Aynen öyle.

Tüm kavgalarımızı çocuğun önünde yapıyoruz.

Al bakalım evlat. Oyna sen.

Bunca zamandır sana bağırmamı duymasına izin mi veriyordun yani?

Ne yapacaktım ki?

JEXI

Selam millet.

Liste hazırlayan departmanım nerede?

Ellerinizi kaldırın. Kaldırın bakayım.

Tamam, sizin her gün interneti kırıp geçiren...

listeler hazırlamanız gerekiyor.

Ta dünden beri viral olmadığımızın farkında mısınız?

Dün o kadar da uzak bir geçmiş değil.

Benimle dalga geçme dostum.

Bizim adımız Chatterbox, Kimse-bize-tıklamaz değil.

Tamam, listeler. Güzel Asyalı kız, sende neler var?

Teşekkürler.

Cupcake’lerin popüleritesini kaybetmesinin...

12 nedeni üzerinde çalışıyorum.

Beğendim. Be-be-beğendim.

Buna tıklanır işte.

Ya sen, hapishane dudaklı? Sende ne var?

Ben miyim o?

Ryan Gosling’e benzeyen kedilerle ilgili bir liste yapacaktım.

Aynen öyle adamım. Lanet kedilere bayılıyorum.

Kedi listelerine de bayılıyorum.

İşte bundan bahsediyorum.

Bu arada, Ryan Gosling’e benzeyen kedi mi var?

Eğer yeterince yakından bakarsanız, hepsi biraz benziyor.

Beğendim. Sende ne var?

Ölüyor olabileceğinizi gösteren on şey.

Seni lanet olası.

Benimle derdin ne dostum?

Üzdün beni.

Ne var biliyor musun?

Günün sonuna kadar viral olacak 20 listeye ihtiyacım var.

-Göndermezsen kovulursun, anladın mı? -Ne?

Muhteşem Shia LaBeouf’un dediği gibi, "Yap şunu!"

-Evet. -İşte böyle.

Çıkış müziği verin.

Çıkış müziği verin.

Biraz daha yüksek.

Siyahi çocuk, bas sende.

Bir, iki, bir, iki, üç, dört.

İşte böyle.

Rica ederim.

Günün sonuna kadar 20 liste mi? Bunu yapamam.

Hey, istersen bende 10 tane kadar ekstra liste var.

Sen ciddi misin?

Evet. Hiç problem değil. Şimdi yolluyorum.

Çok iyisin. Adın neydi?

Adım Phil.

Yani, üç yıldır yanında oturuyorum ama sorun değil.

Phil, sen benim kahramanımsın adamım.

Bu işi kaybedemem. Üniversite borçlarım gırtlağıma dayanmış durumda.

Benim de öyle.

Hangi üniversiteye gitmiştin?

UC Davis.

-Gerçekten mi? -Gerçekten.

Gazetecilik okudum, şimdi de kedi listeleri yapıyorum işte.

Bu acayip üzücü bir şey.

Buraya nasıl düştün?

O adamlardan biri olmak istedim.

-Gerçek haber yapanlardan mı? -Evet.

Hayatım boyunca gazeteci olmak istedim.

Ama Kai beni liste bölümüne koydu, ben de liste yazdım.

O halde gerçek bir gazeteci olamayabilirsin.

Ama ne yapabilirsin biliyor musun?

Bizimle kickball oynamaya gelebilirsin bugün.

Biz bir grup dallamanın salak bir kickball ligi var da...

işten sonra oynamak istersen...

O tarz şeylere pek ilgim yok aslında.

Ayrıca maçtan sonra, hepimiz sarhoş olmaya gidiyoruz.

Programıma bir bakayım.

Hiç etkinlik yok.

Yani...

Ah be... Yapmam gereken...

bi işim var da...

Kasma kendini. Sıkıntı yok. Ne yapıyorsan tadını çıkar.

Öyle yapacağım. Gerçekten iyi olacak.

Siri, yemek sipariş uygulamasını açar mısın?

Siri, Netflix’i açsana.

Siri, Facebook’u aç.

Öğleden beri bir şey paylaşmamışım.

Hadi bakalım, onlara istediği şeyi verelim.

Bunun üzerinde biraz çalışmam gerekecek.

Filtre ekle.

Renk düzenleme.

Aslında var ya, kocaman bir ay ekleyeceğim.

İşte bu kadar.

Gönder.

Vay be. Muhteşem bir şehirde...

harika bir işim ve muhteşem arkadaşlarım olduğu için minnettarım.

Aman Tanrım!

Şükürler olsun. Şükürler olsun bir şeyin yok.

Evet, ben de iyiyim. Sağ ol.

Kahretsin.

Kusura bakma, iyi misin?

Evet, iyiyim. Ama daha önemlisi... telefonun nasıl?

Biraz köşesi çizilmiş, gözüme batıp duracak.

Şaka yapıyordun. Tamam.

Evet. Tabii ya. Tam bir öküzüm. Kusura bakma.

Sorun yok.

Bisikletin ne durumda?

Bir hasar falan varsa ödeyebilirim.

Bir şeyi yok, eski gibi görünmesi gerekiyor zaten.

Muhtemelen artık daha fazla para eder.

-Burası senin dükkanın demek. -Evet.

Bu harika bir şey. Çok havalı.

-Ben Cate, bu arada. -Merhaba Cate, ben Phil.

Yok. Senin dediğin gibi olmadı. Sadece Phil...

Bir garip söyledim.

-Tanıştığımıza memnun oldum, Phil. -Tamam.

Pahalı bir bisiklet veya tamir lazım olursa...

ben buradayım.

Tamir de yapıyorsun demek...

Vay be. Bu harika. Ben lastik bile şişiremem.

Sen ciddisin...

Evet, utanç verici değil mi?

Doğrusu biraz utanç verici, evet.

Neden söyledim bilmiyorum. Öyle bir anda...

Önemli değil. Çoğu insan nasıl lastik şişireceğini bilmez.

-Gerçekten mi? -Hayır.

Evet.

Peki o zaman, tamam.

Peki.

Kendimi biraz daha utandırmadan gideyim.

Tanıştığımıza memnun oldum, Cate.

Ben de tanıştığımıza memnun oldum, Phil.

Telefonuna bir şey olmamasına da sevindim.

Bir şey olmadı aslında...

Kahretsin.

Bu telefonu tamir edebileceğimizi sanmıyorum.

Neden ki?

Üç parçaya ayrılmış. Baksana...

Bu parça burada. Bunlar da...

Hatta bu telefonun parçası bile değil.

Bence bu bir saat parçası.

Ben ve telefonum birlikte çok şey yaşadık.

Bir sürü snap, bir sürü tweet.

Hatta bu telefonla...

Bones dizisinde oynayan David Boreanaz’la birlikte...

selfie bile çekmiştim. Buna inanabiliyor musun?

O herifin kim olduğunu bile bilmiyorum.

Seni özleyeceğim küçük dostum.

Senin gibi bir sürü hipster, her gün buraya gelip...

ölen telefonları için ağlayıp sonra da yenisi için tutturuyorlar.

Bağımlı gibiler.

Evet, deli deli bakıyorlar. Kaşınıyorlar.

Hepsi de böyle, “Bana yeni bir telefon lazım adamım."

"Yeni bir telefon için ağzıma alırım."

Ben de, senin yeni bir telefona ihtiyacın yok kahrolası diyorum.

"Senin rehabilitasyona ihtiyacın var."

Ben bağımlı değilim.

Değilsin. Değilsin. Sen bağımlılardan da betersin.

Onlar en azında biraz daha mal bulmak için...

koltuktan kalkıyorlar.

Bir bağımlı bile arada biraz temiz hava alır.

Bir bağımlı, diğer bağımlı arkadaşlarına selam verir.

Bir bağımlı, gün içerisinde yürüyüşünü yapar.

Ama sen yapmıyorsun.

Sen 7 gün 24 saat oturup şu küçük kara kutuya bakıyorsun.

Manyak gibi telefonunun içeriğini emiyorsun.

Yine de yeni telefon istiyorsun, değil mi?

Evet, lütfen.

Bağımlı herif.

Şuna da bakın. Seni tatlı güzel bebek.

Ne kadar da yeni kokuyorsun.

Aman Tanrım.

Böyle harika bir telefonu birleştiren...

o küçük Çinli çocuklara şükürler olsun...

Merhaba, benim adım Jexi. Hayatını iyileştirmek için buradayım.

Vay, şuna bak! Çok iyiymiş.

Hadi başlayalım.

Yeni kullanıcı sözleşmeni onaylıyor musun?

Evet, onaylıyorum.

Önce okumak ister misin?

Hayır, gerek yok.

Aptal.

Ne?

Adını söyler misin, lütfen?

Phil. Phil Thompson.

Tanıştığımıza memnun oldum, Phil.

Ben de memnun oldum.

Tüm bilgilerinin bulut depolamada olduğunu görüyorum.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left