The first 200 lines.
Evet, dikkatli ol.
- Burası mı yani? - Haritaya göre öyle.
- Pek kilise sayılmaz. - Sadece bir düzine kadar insan var.
- Nereye bakıyoruz? - Buraya. Mezarlığa.
Ne zaman?
- 22:00 ile 2:00 arası. - Elbette.
Peki ne yapıyoruz? Sırayla mı yoksa...?
Yorgun değilim. Ben yapabilirim.
Tamam. Sen yapıyorsan ben de yapıyorum.
- O zaman sen yap. Bana gerek yok. - Defol git.
Arkadaşlar, biraz sessiz olalım.
Neden?
Çok ses çıkarırsan kendini göstermez diyorlar.
Bu pek korkutucu değil. Gürültüden hoşlanmayan bir kurt adam mı?
Kurt adam olduğunu kim söyledi?
Mahalle papazı. Cemaatten birkaç kişi.
- Görmüşler mi? - Bir şey görmüşler.
Artık kimse gece ayinine gelmiyor. Çok korkuyorlar.
Bu görevler giderek tuhaflaşıyor sanki.
- Artık anlamıyorum bile. - Peder Ignatius yüzünden.
Bunları aptalca buluyor,
o yüzden bizi her şeye gönderiyor: kurt adam avına, vampir avına.
Hey. Kurt adam yakalama şerefine.
Eve 2'de gitmeye.
- Tamam David. - Tamam.
Başla.
- 30 saniye? - Evet. 30 saniyelik korku hikayesi.
Başla.
Gece geç vakitti, kiliseye giriyordum.
Kimse yoktu. Karanlıktı.
Sunaktan gelen bir ses duydum.
Evet, iyi bir başlangıç.
Ona doğru ilerledim. Telefonumun el fenerini açmaya çalıştım
ama işe yaramadı.
15 saniye.
Sonra sunağın arkasından onu gördüm.
Dört ayak üzerinde çömelmiş bir adam, örümcek gibi.
Sekiz ayak.
Başını kaldırdı ama yüzünü görmem biraz zaman aldı.
Sonra gördüm.
Ve anladım ki o...
...Ben!
- Fiyasko! - Zort!
Ben bir örümcek olarak bence çok korkutucu.
Korkutmayı bile doğru yapamadın. "Ben!"
Harika. Şimdi tüm kurtadamları korkuttunuz.
Tamam. Hemen döneceğim. Ben yokken hakkımda konuşmayın.
Konuşacağız.
Sence Ben deliriyor mu?
Evet, kesinlikle.
Pekâlâ...
Sana bir soru sorabilir miyim?
Tabii ki.
Bana soru sorup soramayacağını bile sormana gerek yok.
Leland'ın yumurtanı çalması, şakaydı, değil mi?
Hayır.
O zaman... Kristen...
Bak, Leland'ın ağzı laf yapıyor
ve şeytani saçmalıklarıyla insanları korkutmaya çalışıyor.
38 gün içinde bebek doğuracak biri var mı?
30 gün oldu. İş yerinden taşıyıcı anne.
- Onu gördün mü? - Evet.
Peki endişelenmiyor musun ya da...?
Korkmuyor muyum?
Bilmiyorum, artık korkmayı bıraktım.
Dünya çıldırmış
ve bizi kontrol edebilmek için dünyayı daha da çıldırtmaya çalışanlar var.
Ne?
Sen sadece...
Artık farklısın.
Evet, değil mi? Daha rahatım.
O kadar ciddi değilim.
Ben bir suikastçıyım.
Neyin suikastçısı?
Statiğe neden olan insanlar.
O zaman işin tam sana göre.
Hayır, yapma. David. David. David, bekle.
Lanet olsun.
O ne be?
Hadi.
- David, dikkat et! - Aman Tanrım!
David!
Bir robot mu?
Evet, çoğunlukla güvenlik görevlileri ve çevre gözetimi için
ucuz alternatifler olarak kullanılıyorlar.
Kilisenin çevre gözetimi mi?
Hayır, Peder Hardy'yle konuştuk. Onlarda robot yok.
Nereden geldiğini bilmiyorlar.
- Ama cemaate mi saldırıyor? - Evet, tuhaf olan da bu.
Gerçekten mi? Tuhaf olan bu mu?
Bunlar silah olarak tasarlanmadı Peder.
Sadece güvenlik kameraları. Bence bu arızalanmış.
Sadece o değil.
Affedersiniz, Rahibe. Birazdan yolunuzdan çekileceğiz.
Geçen hafta bunlardan biri Rahibe Agnes'e saldırdı.
- Bunlardan biri mi? - Nerede oldu bu?
Kilisenin önünde, ikindiden önce.
- O iyi mi? - Çok korkmuştu.
Kiliseye girdik ve o yaratık ya da benzeri bir şey içeri daldı.
Yani sadece tek robot yok.
Tamam, tamam, bu hiç mantıklı değil.
Özellikle rahibenin peşine mi düştü?
Evet. Başka üyeler de vardı, onları rahatsız etmedi.
Rahibe, Agnes Senegalli misyoner rahibe mi?
Evet. Neden?
Doğru. Bizim peşimize düşmedi. Sadece David'i kovaladı.
- Ben? - Bilmiyorum.
Siyah insanlara saldırmak için eğitilmiş köpekler var.
Teknolojiyle yapılabilir mi?
Bilmiyorum. Belki.
Tamam. Kurt adam sorusunu yanıtladınız. Aferin.
Şimdi bir sonrakine cevap verin. Robotlar neden bize saldırıyor?
Bunu soracağımı hiç düşünmemiştim.
Benny, dahi çocuk!
Katie, bana böyle demen konusunda sana ne demiştim?
Biliyorum ama çok tatlısın.
Vay be.
Pardon. Rahip ve kafa doktoru, değil mi?
Evet. David. Seni tekrar görmek güzel. Bu...
Kristen. Geldiğin için teşekkürler.
Dert değil. Tuhaf bir Yenilmezler ekibiyle takılmak gibi.
- Yani VidTap'ten ayrıldın, öyle mi? - Ayrılmayı tanımla.
Yarımızı kovdular ve birçoğumuzu Amsterdam'a kaptırdık.
Amsterdam mı?
Yeni bir şirket. Amsterdam pro ya da plus gibi bir şey.
- RoboDog'umuz kime saldırdı? - O ben oluyorum.
Tamam, "saldırı" derken,
yanından geçip sana çarptı mı, yoksa...?
Hayır, üzerime atladı. Üzerimize yani.
Onu kışkırttın mı?
Hayır. Ona saldırdı. Doğrudan üzerine fırladı.
Kate, bunu ciddiye al.
Yazılımın ona ve bir rahibeye saldırdı. Muhtemelen Siyah oldukları için.
Yazılım asla agresif bir eyleme izin vermez.
Sadece savunma amaçlıdır.
Ama algoritma yanlılığı ne olacak?
Bu yazılım bu tür bir değerlendirme yapmaz.
Sadece gözlemler ve kaydeder. Birdenbire "Saldır!" demez.
- Ama az önce söylemedin mi... - Durun, durun.
Yazılım kapalı bir sistem.
Yapmaması gereken bir şeyi yapması için programlayamazsınız.
- Ama eğer... - Biri kilitleri açtı.
- Evet. - Nasıl yani?
Yazılıma müdahale etti. Yasa dışı olarak yeniden programladı.
Bakın, beta testi modundayız
ve birisi yazılımımızı kırıyorsa bunu bilmemiz gerekiyor.
Yeni modellerimizden birini size demo modunda yollayacağım,
onu saldırgan modelinizle karşılaştırabilirsiniz. Tamam?
- Nasıl açılacağını biliyor musun? - Bakalım.
Dur, dur.
David. - Evet. Dışarı çıkmak ister misin?
Hayır.
Dalga mı geçiyorsunuz?
Yani...
Tamam.
- Peki. - Hazırım.
Seni görüyor mu?
Şimdi önüne geçiyorum.
Sanırım bu arkadaş canlısı olduğu anlamına geliyor.
Saldırı butonu veya gözetleme butonu gibi bir şey var mı?
Hayır. Durun, burada savunma duruşu için bir şeyler var.
Tamam.
Hazır mısın?
Tamam. Şimdi ne olacak?
Katie haklı olabilir.
Bu kötü köpeğin sahibi, yazılımı kırmış olabilir.
- Siyahlara saldırması için. - Belki. Bilmiyorum.
- Kontrol edebilir misin? - Evet, ekipmanımı getirmem gerek.
Burada yapabilir miyiz?
- Senin evinin nesi var? - Orada bazı testler yapıyorum.
- Ne tür testler? - Testler işte.
Peki Gizemli Adam.
Kendime ait bir hayatım var.
- Öyle mi? - Evet.
Ne zamandan beri?
Şeyden beri...
Seni hiç ilgilendirmez.
- Tamam, iyi. - İyi.
İyi.
- Kapat şunu. - Evet. Tamam.
Geç kaldın.
Ne oluyor ulan?
Düzgün konuş.
Sen de odamda saklanma.
Neden geç kaldın?
Çalışıyorum.
Ben de.
Otur.
Ne istiyorsun? Bitirdiğimizi sanıyordum.
Sivrisinek var mı?
Artık yok.
Vatikan'ın yine yardımına ihtiyacı var David.
Grace'i kurtarma çalışmandan çok memnunlardı.
İyi.
- O nasıl? - İyi değil. Yardımına ihtiyacı var.
Neden? Ne oldu?
Monsenyörün öldürülmesinden bu yana depresyonda.
Bu, yarın gitmeni istediğim adres.
- Neden? - Saat 22.50'de orada ol.
- Grace orada olacak mı? - Sadece pamuklu giysiler giy.
No comments yet. Be the first to leave one.