The first 169 lines.
Yarım kalan aşkların önceki bölümlerinde...
- -Ananı siktim senin!
Kadir, hard disk yok.
Mahvoldum.
- Sen bir şey gördün mü? -Yok.
Ben şimdi bunu bilişim şubeye götürürüm, onlar kurtarırlar.
- Ne dediler? -Bir iki ay sürermiş.
-Ne? - Ece diye bir kadınla...
...ilişkim var. Polis Ebru'yla yattım.
Saadet'ten boşandım, ona da nafakadan taktım.
Kızım var Ada. Bunların totali benden nefret ediyor.
Bir de çözmem gereken mesele var çünkü beni onun için öldürdüler.
Onu da ben öldürdüm.
O adam benim dünyada en sevdiğim insanı öldürdü.
Çok mu seviyordun onu?
O kadar çok seviyordum ki o kadar çok sevmek az kalır.
Araba en son Barbaros Mahallesi'nde görülmüş.
Barbaros Mahallesi'ne bir destek istiyoruz.
Bak, bu tarafa doğru gitti. Çabuk gidin arkasından...
...ben önünü keseceğim, tamam mı? Hadi!
Yeni Kadir bu, tamam mı?
Herkes akıllı olacak.
Eğer yarına kadar o parayı getirmezsen...
...bu sefer bu düğmeye basarız.
- -
-Param nerede? -Vereceğim paranı senin.
-Kes at. - Ozan'ın araştırdığı...
...dosyayı ben devralmak istiyorum.
Ha şu gazeteci kız vardı ya...
...hâlâ araştırmaya devam ediyormuş oğlum.
Gönderdiğin isimler var ya hepsi aynı yerle bağlantılı.
Altıntepe diye bir yerle.
Yardım edin!
Yardım edin!
Durun, durun, durun! Baş komiser çıktı!
İndir, indir.
Baş komiserim, ne oldu ya?
Hiç. Adam yok içeride.
Siz de saklanın, görmesinler sizi.
- Nasıl yok? -Yok işte.
Anlatırım ben emniyette. Şimdi gidelim.
Gel buraya! Ulan sen bizimle dalga mı geçiyorsun?
Verdiğin eşkâl bir iş adamıymış!
Bana bak. 500 kâğıt çalışır. Çaktırma. Konuş!
Ne dedi?
Amirim, yanlış görmüş olabilirim yani.
Nasıl yanlış gördün?
Emniyette bir tas sıcak çorba verirler dedim.
Haberi de gazetede okudum. Salladım öyle.
Tamam.
Demek bir tas çorba istedin güzel kardeşim.
İyi de niye böyle yapıyorsun ki ha?
Ya orada başımıza bir şey gelseydi?
Ya insanlar çatışmaya girseydi, senin yüzünden ölselerdi?
İyi mi yani?
Hoşuna mı giderdi?
Gel buraya.
-Ne yapıyor lan bu? -Adama sarılıyor.
Amına koyayım zorla sen getirdin beni buraya!
Hemen yavşama. Vereceğiz paranı.
Paramı vermezsen söylerim bak herkese!
Lan tamam vereceğiz.
Anlamıyorum ki. Yine kafayı yedi.
Anlamıyorum ki bu neyin kafası? Haplanıyor mu yoksa? Mehmet.
Bunu sikmesinler ya? Bir tuhaf davranıyor.
Valla amirim, ben de şaşkınım.
İki üç gündür bayağı normal insan gibi davranıyor.
Sanki Kadir baş komiserin içine başka biri girmiş gibi.
Saçma sapan konuşma, Mehmet.
Yani böyle manyak manyak adamları getiriyorlar amirim.
Başımız belaya girecek ya.
Ulan geri zekalı! Ben sana söylemedim mi?
Bu manyağın lafıyla adam mı alınır?
Yani, Allah'tan adam evde değildi.
Ben kaçtım o hâlde.
-Ne olacak şimdi? - Bilmiyorum amirim.
Hay sıçayım yapacağınız işe be!
Ya bırakın, nereye getirdiniz beni?
Nereye getirdiniz? Bırakın!
Yardım etsin biri!
Hadi, Elif.
Siktir!
- -
Sevgilini biz öldürdük.
Sen de ölmek istemiyorsan, bu işin peşini bırak.
Sana son uyarımız bu. Umarım anlamışsındır.
Yardım edin!
Yardım edin! Yardım edin!
Yardım edin!
Yardım edin!
- Merak etmeyin. Geldik! -
- Hadi. -
- Dört, beş... -
Hah! Geç, kahvaltın hazır.
Şey de yaptım, yani börek de aldım ama geç kalma, tamam?
Hadi hemen ye.
-Geç kalma. -
- -
Yedi...
Git, git şuradan. Allah Allah, önümden...
-Alo Elif? - Kadir Bey'le mi görüşüyorum?
-Evet. - Bankamızdan kullandığınız...
...kredinin ödeme sözü dün itibariyle...
Hay bankanıza be! Ödemiyorum ulan! Tamam mı?
Para mara yok size! Tamam?
Git, avukata mı veriyorsun, nereye verirsen ver. Dolandırdım lan sizi!
Tamam mı?
Elif!
-İyi misin? Ha? -İyiyim.
-Ne oldu? -Yok bir şey.
-Çok teşekkürler. -Rica ederim güzel kızım.
-Daha iyisin, değil mi? - Evet.
Hadi git evine, dinlen biraz. Kalsın o sende.
- Kimdi gelenler? -Bilmiyorum. Sormadım.
Neye benziyorlardı peki? Gördün mü suratını?
Maske vardı yüzlerinde.
-Sen ne yapıyorsun? -Çıkıyorum.
-Nereye? -Onlara korkmadığımı göstermeye.
Elif, bir otur. Sakin ol, tamam mı?
Bir konuşalım ilk önce. Ne oldu, ne bitti?
Bir ne olduğunu anlat bana. Tamam mı?
Tamam, yani tamam, bir şey olmadı ya.
Evde oturuyordum ben, sonra sessizce birileri girdi.
Beni kaçırdı.
Tehdit ettiler, gittiler yani. Olan bu.
Ne dediler peki? Ne söylediler?
Ozan'ı onlar öldürmüş.
Nasıl?
Benim sonum da Ozan gibi olacakmış.
Takip mi etmişler peki?
Ya bilmiyorum. Tesadüf değildi ama.
Tam da Altıntepe denen yeri bulmuştum.
Altıntepe? Neresi? Ne alaka?
Ya profesörün evinde bulduğum defteri araştırdım, tamam mı?
Buradaki vakaların oradaki olayla bir bağlantısı var.
Tam o anda içeri girdiler.
Kadir, benim oraya gitmem lazım.
-Hiçbir yere gitmiyorsun, Elif. -Neden?
Nasıl neden? Görmüyor musun? Adamlar seni kaçırmışlar.
Tehdit mehdit, bir ton bir şey. Belli ki bunlar tehlikeli herifler.
Ciddiler yani.
Ne yapayım yani? Evde oturup ağlayayım mı? Vaz mı geçeyim?
Ozan öldüğüyle mi kalsın?
-Ozan öldüğüyle kalmaz. -Nasıl olacak o iş?
Ben varım. Tamam mı?
Ve sana bir şey olmasını istemiyorum.
Tamam o zaman, sen de gel.
Mehmet, gazeteci çocuk cinayeti ne oldu? Ha?
Profesör meselesinde de bir gelişme yok.
Sıçacağım yapacağınız işe!
Müdür ikidir soruyor. İlerliyoruz, diyorum. Sallıyorum adamı.
Amirim, vallahi elimizden geleni yapıyoruz.
Bok yapıyorsun. Ne yapıyorsun? Bok yapıyorsun.
O Kadir salağına bırakmayın bu işi.
Hard disk falan vardı, ne oldu?
-Kurtarmaya çalışıyorlar. -Takip ediyor musun? Yok!
Git çalış. Onlar da çalışsın.
Hepiniz çalışın. Hepiniz çalışın!
Bir tek ben mi çalışıyorum amına koyayım? Ha?
Hadi çalışın. Gidin, hadi.
-Amirim. -Ne?
-Ne bu oğlum? -Davetiye.
Bizim düğün için.
Ha... Eyvallah.
Eyvallah. Hadi. İşinize bakın, hadi.
Ebru, sen biraz kal kızım. Kal.
Mehmet'in haberi yok, değil mi? Bir şey bilmiyor.
Cık!
Siz Kadir baş komiserimle konuşabildiniz mi?
No comments yet. Be the first to leave one.