The first 200 lines.
Bu topluluklar hayalini kuırduğumuz şey için mükemmel.
"The Walking Dead" önceki bölümlerde...
Alexandria kendi kendini idame ettirebilen
ekolojik bir topluluktu.
Planları müttefik bir topluluğun liderinden aldık,
Maggie Rhee'den.
- Bu insanlara neden güveniyorsun? - Güvendiğimizi kim söyledi?
Alexandria'nın temizlenip onarıldığını görmek güzel.
Bizimle gelmek istemediğine emin misin?
- Lance, aramız iyi mi? - Her şey yolunda.
Pamela da aynı fikirde.
Aslında, daha fazla insan götüreceğiz.
Dünyayı yeniden inşa edeceğiz.
Ne durumdayız?
Sekizden dokuza.
Yani...
hâlâ önde.
10 Saniye kadar.
Sen de mi?
Evet.
Demin Maggie ile konuştum.
Ne diyor?
Pek bir şey demiyor.
Bana bunu verdi.
En yakın Commonwealth kontrol noktasının haritası.
İnsanların fikirlerini değiştirme ihtimaline karşı asker bıraktılar.
Evet, bir sürü insan var.
Evet...
Dönersin yine,
değil mi?
Evet, sanırım dönerim.
Pekâlâ.
Hey!
Yap şu atışını!
Sana eşlik etmemi ister misin?
Neden?
Yol uzun, değil mi?
Belki canın sıkılır, bu yüzden.
Bir atlı geliyor!
Kim o?
Tanıdığımız biri değil.
Olduğun yerde kal!
Olduğun yerde kal yoksa ateş ederiz!
Vurulmuş! Yardım edin!
İblisler...
Onları katlediyorlar.
Yalancılar...
Gitmen gerekiyor...
Evet.
Çeviri: Henok İyi seyirler, sağlıklı günler.
Gitmiyoruz.
Maggie, bizden yardım dilenirken öldü.
Anlıyorum.
Ama bu haliyle bile zar zor ayakta kalıyoruz.
Onu tanıdığımız biri göndermiş olmalı.
Commonwealth veya Georgie olabilir...
Ya da belki bir tuzaktır.
Yardıma giderken Hilltop'ı saldırıya açık tutuyoruz.
Bunun bir hile olduğunu sanmıyorum.
Korkmuştu. Yalan söylemiyordu.
Öyle değilse bile,
onlarla savaşacak kadar insan olmadan
başka bir gruba karşı çıkamayız.
Bunu yapacak durumda değiliz.
Hani ihtiyacı olan birilerini içeri alıyorduk?
Sayıca üstün düşmanlar nedeniyle durduğunu hiç görmedik.
Belki de durmalıydım.
Zar zor dayanıyoruz.
Görünüşe göre bu insanlar da öyle.
Bunlar tam da annemin hedefine koyacağı insanlardeı,
ama ben yardım ettim.
Başkalarının aynı şeyi yaşamasına izin vermeyeceğim.
Yani gitmiyorsun.
Gideceğim.
Ben...
Önce bu insanlara yardım etmeliyim.
Biraz ötede sana devrederim.
Anne!
Anne!
Bu sefer ne kadar sürecek?
Sana her zaman ne diyorum?
- Ne kadar sürmesi gerekiyorsa. - Doğru.
Ben yokken kaleyi sen mi koruyacaksın?
Çevreyi gözetin, tetikte olun.
- Merak etme. Bol şans. - Sağ ol.
Şunu alabilir misin?
Neden yardımlarını istemiyorsun?
Commonwealth'ın.
Çünkü onlar olmadan da idare edebiliriz.
Neden sadece "idare etmek" zorundayız?
Bu sadece geçici bir durum.
Daha kolay olan her zaman daha iyi değildir.
Dünya çökmeden önce,
annem ve babamla bir çiftlikte yaşıyordum.
Günün birinde şu büyük çiftlik şirketleri
kapımızı çalmaya başladı,
ve bizi satın almaya çalıştı.
Babam hayır deyip duruyordu.
Daha sonraki günlerde kötü bir kuraklık yaşandı.
Şirketler bir kez daha kapımıza dadandılar,
ama bu kez çiftliğin değerinin
üç katını teklif ettiler.
Borç içinde ve çaresiz hâlde olduğumuzu biliyorlardı.
Ama aynı zamanda bu kuraklığın sona ereceğini
ve çiftliğin yeniden kâr eder ühâle geleceğini biliyorlardı,
tek yapmaları gereken bizi devreden çıkarmaktı.
Hayvanların yaşamasına "yardım sunmak" adına
kasalar dolusu yiyecek bırakmaya başladılar.
Babam, verandada çürüyüp gitsinler diye bu yiyecekleri öylece bırakırdı ki
sonraki sevkiyat geldiğinde görebilsinler.
Bizi sınadıklarını söylüyordu.
Ve tahmin et bakalım ne oldu?
Kuraklık bitti.
Tekrar ayaklarımızın üzerinde durmaya başladık.
Ve bu şirketler bir daha asla bizi rahatsız etmediler.
Baban neden yiyeceklerin çürümesine göz yumuyordu?
Eğer o yiyecekleri aldığımızı görmüş olsalardı,
onlara muhtaç olduğumuzu anlar
ve bir daha asla rahat bırakmazlardı.
Ama sığırlar açtı.
Hiç birini kaybetmedik.
Birbirimize bağlı kaldık ve üstesinden geldik.
Evet, "idare etmiş"siniz.
Ben...
hayatım boyunca "idare etmeye"
zorlandım.
Bana hep, "bu seni daha güçlü ve bilge yapacak," dediler.
Ama öyle olmadı.
Canımı yaktı.
Sen olsan ne yapardın?
Herkes adına karar vermek yerine
onlara ne istediklerini sorardım.
Yaptığım şey bu değil mi?
Sence Commonwealth daha mı iyi bilir?
Bunu düşünmek delice mi?
Evet.
Bu insanlar 10 yıldır rahat yaşayıp sınanmadı.
Bu insanlar oradayken, orada bulunmak ister misin?
Ben sadece...
her gün aynı rutinde yaşamak istiyorum.
Aynı fikir misin?
Çoğunlukle, evet.
Dikkat et, dur!
Tam da boyunluktan bıçağı saplamışlar.
Zırhlarının arasındaki boşluklardan vurmuşlar.
Hey!
Maggie!
Bu Aaron.
BİR HAFTA ÖNCE
Commonwealth İlk Hristiyan Kilisesi Tanrı yolu çoktan hazır etti. Şimdi seni hazırlıyor.
Ama yalnızca nefretten değil,
sevgiden, dostluktan ve korkudan da doğar.
İsa Mesih, Luke 15:12'de Zengin bir babanın uzak diyarlara bencilce çıkan
bütün servetini düşkünlük içinde ve vahşi bir hayat uğruna
çarçur eden şımarık bir oğlundan söz eder.
Ve sonra, oğul ruhunu boş buldu.
Buna gereksinimi vardı.
Babasının yanına giderek, bağışlanmak için ona yalvardı.
Ve babası onu bağrına bastı,
çünkü oğlu "ölmüştü, yaşama döndü;
kaybolmuştu, bulundu!"
Bugün hepinizden yabancı birisinin yanına oturmanızı istediğimde
bir sürü şaşkın surat gördüm,
ve ben hâlâ buradaki tertipte
pek çok acemilik görüyorum.
Bir sürü gerilmiş sırt ve koltuğa yapışmış popo görüyorum.
Neden?
Çorak topraklardan gelenler, burada bulduğunuz insanlardan,
burada güven ilişkisi
kurduklarınızdan biliyorsunuz ki
önceden burada yabancı olmanızın bir önemi yoktu,
öyle değil mi?
Birbirinizin varlığında insanlığı görmeye mecbur bırakıldınız,
ve aranızda kan bğı olmasa da,
buradaki yanbcılar arkadaştan da öte aile oldular.
Neden dışarısı öyle olsa da...
ama içerisi öyle değil?
Romalılar 3:23...
"Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı'nın yüceliğinden yoksun kaldı."
Şimdi tekrar edeyim... "Hepimiz günah işledik."
Ve bu bizi birbirimize bağlayan iplik.
"Ne yapacağız, ben nerede yaşaycağım, ne kadar param var gibi..."
yüzeysel etiketlerden sıyrılmayı başarabilirseniz...
bu sizin aynada kendinizi
görmenizi sağlayabileceği gibi
yanıbaşınızdaki kişiyi de görmenizi sağlayacaktır.
Ve bu dünyanın çöküşünden önceki hâlimiz,
bizim ilerleme tarzımız olamaz.
Bizi birbirimize bağlayan ipliği daima hatırda tutmalıyız,
çünkü bizi mücadele etmeye zorlayan,
affetmemizi sağlayan ve tehlikelerden kurtulmamıza yol açan şey budur.
Bu bizi biz yapan...
şeydir.
Kıçıma duman üflüyormuşsun gibi geliyor.
Hayır, harikaydın.
Ben... birazcık daha
ateş ve kükürt bekliyordum,
sanırım.
Mutlu görünüyorsun.
Mutlu olabilirim.
No comments yet. Be the first to leave one.