The first 200 lines.
Uyan!
Uyanığım!
Güzel.
Bebeklerim.
Uyanma zamanı bebeklerim.
Günaydın zamanı!
Tamam.
Bebeklerim, kahvaltıda ne istersiniz?
Peynirli makarna.
Aslında fasulye ve pilav.
Bir kelime söyle.
- Ne? - Bir kelime söyle.
Elma.
Elma'daki harfleri söyle.
E.
Ananas'ı başında S ile söyle.
- S'li ananas mı? - Evet.
Sananas.
Haydi.
Haydi Jessie.
Kara, kapkara bir bulut görüyorum.
Biliyorum. Sanırım yağmur yağacak.
Yanıma gel istersen.
Hayır.
- Baba! - Hey!
-Merhaba. - Selam.
Yemek yedi mi?
Evet, Cheerios, Chex Mix ve kiraz,
biraz da yulaf ezmesi ve yumurta yedi.
Vay canına!
-Hepsini birden mi? - Evet.
Evimiz.
- Seni duyamıyorum. -fikirlerini değiştirdiler...
Yeniden uğraşmamız gerekecek...
Dean? Hiç bir şey duyamıyorum. Görüntün donuyor.
Bu tarafta oturur musun?
Her şey bu şekilde devam ederse
teslim ettiğimiz tasarımları bize iade edecekler
ve önceki görüşmede istedikleri şeyleri
yine değiştirmemizi isteyecekler.
Yeni şeyler isteyecekler. O düzeltmeleri yapacağız
ama muhtemelen onları da beğenmeyecekler ve...
- Tamam. -Bebeğim, önemli değil.
-Gidip onlarla ilgilenmeliyim. - Tamam da bunun anlamı ne?
Bilmem. Bana öyle geliyor ki
sürekli daha da uzamasını gerektiren
yeni sebepler çıkıyor ve benim hiç hoşuma...
Bana seyahatlerinin ne kadar
süreceğine dair asla gerçek bir yanıt
veremiyormuşsun gibi geliyor.
Bahane üretmiyorum, neyse o.
Bunu değiştiremem. Şimdi gitmeliyim.
Bak, arayacağım...
Gidip onlara "Karım ne zaman eve döneceğimi
bilmek istiyor.
Planlarımızı ne zaman
-onaylayacaksınız? diyemem. - Bu harika olurdu.
Evet ve sonra yeni bir iş aramam gerekirdi.
Gitmeliyim. Şimdiden geç kaldım. Seni Skype'tan ararım, tamam mı?
Tamam. Eğer sana...
Görüşürüz Jessie.
Görüşürüz.
Yukarı çıkalım!
Sence iyi bir anne miyim?
Evet.
Bana köpek alsana.
Bana yardım etmezsen ne giyeceğini ben seçerim.
Bu bebekler için.
- Bebek ninnisi. Bebek. - Tamam.
- Ben seçmek istiyorum. - Tamam. Ben de öyle düşünmüştüm.
Hangisini giymek istiyorsun?
Bunu.
O fazla süslü.
Ayrıca kaşındırıyor.
Çok güzel. Bunu biliyor muydun?
Çok güzel.
Bence özel bir güne saklamalıyız.
- Ama... -Şunu duydun mu?
- Evet. - Gök gürültüsünü duydun mu?
Geyiği görüyor musun?
Kıpırdama.
Tekrar.
Siz çocuklar, at ve inek, saklanabilirsiniz.
Her şeyin yoluna gireceğinden emin misin?
Nasıl girmesin ki?
Herkes sıkı tutunsun.
Anne, uzun böcek.
O şimdi...
Bobo'nun kemer takması gerek mi?
Acıktım.
Ne yemek istersin?
Fasulye ve pilav.
Tamam, gidip fasulye alabiliriz.
Önce tren istasyonuna gideceğiz,
sonra fasulye alacağız.
- Nasılsın? -İyiyim.
Aman Tanrım. O kadar uzun zaman oldu ki.
Jessie, Mindy'ye merhaba de.
Mindy teyze.
Merhaba.
Tamam, gidelim.
Tamam.
İyi misin?
Evet.
Sorun nedir?
Hiç.
Her şey yolunda.
Sorun değil.
Her şey yolunda.
Hiç eve gitmek istemiyorum.
Tamam.
Sorun Dean mi?
Onu bazen iki ayda bir görüyorum.
Çok mu seyahat ediyor?
Daha çok.
Çıldıracakmışım gibi geliyor.
Şu haplardan alıyorum...
hani var ya,
yararının dokunacağını söylüyorlar...
Neyse.
Ama sadece uyuşmuş hissediyorum.
Çok iyi gidiyorsun.
Dinle.
Biraz çıldırmanın mahzuru yok.
Ama her şeyi tek başına yapmak zorunda kalman haksızlık.
Hiç adil değil. Onun canı cehenneme.
Gerçekten.
Gidip biraz eğlenelim.
- Tamam. - Nereye gitmek istersin?
Bilmem, annemlerin evini düşünüyordum.
Öncesinde biraz eğlenelim, olur mu?
Çikolata sevmem
Hayır, seversin
Çikolata sevmem
Hayır, seversin
Sana içki aldım.
Teşekkürler.
- Evet, seversin. - Buraya gel canım.
Ne yapıyorsun?
Kendim yapabilirim.
- Tamam. -Önce yemek yemeliyim.
Tamam. Haklısın.
Annenin rahatlamaya ihtiyacı var, tamam mı?
Teşekkürler.
- Sağ ol. - Bir şey değil.
Pekâlâ, daha da erimeden çikolata çorbanı iç.
Haydi, gidelim.
Eminim harikadır.
- Gidelim. - Kendim yaparım.
Tamam. Sonra görüşürüz.
POCONO PINES MOTELİ
Eğleniyor işte.
-Çocuklara bak. Her şey yolunda. - Hastalanacak.
Hastalanmaz.
Güçlü bir iradesi var. Acaba kimden almış?
Söylesene, şimdi hangisiyle çıkıyorsun?
Hiçbiriyle.
- Sadece seks mi? - Yalnızca düşüncede...
Onlarla yatmayı mı düşünüyorsun?
Bir tanesiyle yatarsın, ötekiyle de sarılırsın.
Sadece iki buçuk kişiyle yattığımı biliyorsun.
Gerçekten mi? Yok artık.
- Evet. -Üniversitede mi?
Evet. Bir buçuk ve sonra Dean.
Buçuk nasıl oluyor?
Çünkü sevişmemiz bir dakika falan sürmüştü.
O da sayılır.
Bir bakıma. Çok sarhoştuk
- ve ben... - Bekle, bu ne zamandı?
Üniversitenin ilk yılında.
- Sürekli etrafta takılan şu... - Marcus.
bir türlü gitmeyen tip miydi?
Bir şeyler olduğunu sezmiştim.
- Demek vardı. - Evet, biliyordun.
Hayır, bilmiyordum.
- Yattığımızı söyledim. - Hiç bilmiyordum.
Sana anlattım. Bunu konuştuk.
Jessie, buraya gel.
Selam. Adın ne?
Merhaba ufaklık. Acıktın mı?
Pizza ister misin?
Annen yemek yemeni istiyor.
O yüzden gel de bir şey ye.
Pizza istemiyorum.
Pizza istemiyorum.
- Ne istersin? - Peki. Buraya gel.
- Cips istiyorum. - Orada cips var.
Git biraz cips al.
Gelip cips al.
- Park nasıl? -İyi.
Harika. Meyve suyu ister misin?
Hayır mı?
Bir dilim?
Cips ye, sonra oynamaya devam edersin.
- Pizza istemiyorum. - Tamam.
- Ama onu masaya koyma. -İşte.
Biraz cips al.
Vay canına.
-Çakır keyif oldum. - Anne dağıtıyor.
Annenin dağıttığını hiç gördün mü?
No comments yet. Be the first to leave one.