The first 200 lines.
Sür Ya Da Öl'de daha önce…
Billy Donovan işi bir tuzaktı.
Kimin tuzağı?
Eski bir ajanın. Kızıl Sırt.
Kızıl Sırt öldü.
Kamçı, Kızıl Sırt hakkında yalan söyledi.
En sevdiğin kızı öldüreceğim.
Karşı çıkarsam işimden olurum.
Her şeyi kaybederim.
Uyarmazsan ajanını kaybedersin.
Sana bir iş var.
Ana hakkında bir şey bildiğini sanıyorsan da bu işten uzak duracaksın.
Elijah'yı görmeye geldik.
David Claybourne'a açtırdığım hesaba erişmeliyim.
Gitmiş. Hesabı boşaltmış.
Clara?
İşte bu. Arnavutlara borcumuzu böyle ödeyeceğiz.
Adamı soyacağız.
Ne kadar eder?
On sekiz milyon sterlin.
O da bizimle aynı gemide. Arnavutlar onun da peşinde.
O yüzden ilk fırsatta kaçacak.
Debbie Claybourne.
Adım Jacques Boucher. Interpol'denim.
Arnavut mafyası peşinde, biliyorum.
Seni Kreshnik'ten korurum, birlikte buna son veririz.
Paramız nerede?
Judith.
Judith.
Judith, kalk.
Kalk tatlım. Gitmeliyiz. Seni tuttum.
Hadi. Dikkat. Seni tuttum.
Billy'yi almadan gidemeyiz.
- Onu boş ver. - Ben…
O gitti. Çantayı da götürdü.
Seni tuttum. İyisin.
Araç lazım mı hanımlar?
Tekne çaldım!
Geri geldin.
Tabii ki geldim.
Durun bakalım!
Tamam.
Dinle, para bende, tamam mı? Bende.
Billy!
Billy, ona göster!
Aşağıya uzanıyorum, tamam mı? Silah değil.
Borcu ödemek için.
Nakit değil ama aynı şey işte.
Tekneye atarken biraz
sandığımdan sert atmışım.
Siktir!
Karısını alıp diğerlerini öldürün.
- Hayır! - Hayır!
Sam yolladı.
Hadi. Gitmeliyiz.
Hadi. Gitmeliyiz.
Üzgünüm, kapalıyız.
O zaman kapıyı kilitlemeliydin.
Beni gördüğüne şaşırmadın gibi.
Haber hızlı yayılıyor demek.
Başına gelenlere üzgünüm Ana, gerçekten.
Ama yerini, hatta yaşadığını bile bilmiyordum.
Benim dahlim yok.
Biliyorum.
Cezanı kesmeye gelmedim.
Ona ceza kesmeye geldim.
Hey, benim.
Başardım. Kamçı'ya ulaştım ve…
Hayır.
Kimdi o?
Kimdi o öyle?
Ne diyor?
Judith, ne diyor?
"Kızıl Sırt sağ."
KIZIL SIRT SAĞ
Kızıl Sırt sağ mı?
SÜR YA DA ÖL
ALTI YIL ÖNCE
Tamam. Bir tane buldum.
Hayır, ben buldum.
Ben hiç
Bolivya Elçiliği'ni yok etmedim.
- Biliyordum! - Bolivya…
Sen olduğunu biliyordum!
Lanet olsun.
Normalde biriyle göreve çıkmayı sevmem.
Seninle seviyorum.
Ben de seninle.
Bu işe nasıl bulaştın?
- Hiç soran olmamıştı. - Ben soruyorum işte.
Bilmem.
Muhtemelen senin gibi.
Ya daha öncesi?
Kuralları bilirsin. Öncesi yok.
Erkenciler.
Siz de kimsiniz?
Ben Kızıl Sırt.
O da Kamçı. En iyi arkadaşımdır.
MONAKO
- Şifre? - "Mellon" işte.
- Mellon! - Siktiğimin kapısını aç.
- Dikkat. - Siktir.
- Kapıyı arkamızdan kapa. - Bende.
Adımına dikkat et.
Buraya yatır. Dur.
İşte. Hadi bakalım.
Yavaş, yavaş.
Devam etmeliyiz.
Kızıl Sırt yaşıyor.
Kızıl Sırt yaşıyor!
Ne oluyor böyle?
- Kızıl Sırt da kim? - Sakin ol.
Sakin mi olayım?
Çok zarif bir adam üç kişiyi kafasından vurdu
ve ortadan kayboldu.
Malikâneyi ateşe verdin ve siktiğimin silah kaçakçısını soyduk.
Sakin değilsem kusura bakma!
Şu an önemli olan tek şey onu yaşatmak.
Topla kendini. Tamam mı?
Selam.
Selam canım.
Tanrım.
Eldiven yok mu?
Tanrım. Bu delilik, onu hastaneye götürmeliyiz.
Arnavutlar ilk hastaneye bakar.
Oraya gider gitmez ölürüz.
- Ne yaptığını biliyor musun? - Brian orduda sıhhiyeydi.
Dikiş nakış da yaparım.
Elveda Diane.
Dur bakalım. O içeride.
Tamam, bekleriz.
Ciddi miydin? Hayır, beklemem.
- Queenie. - Hayır. İkiniz de siktirin.
Yapma Queenie!
- Üzgünüm efendim. - Ağzına sıçayım!
Sorun yok Sam.
Selam Victoria.
Bana öyle deme.
Senin yüzünden öldü. Biliyorsun, değil mi?
Sam sana o psikopat Kızıl Sırt'ın sağ olduğunu söyledi
ama sen hiçbir şey yapmadın.
Sonra o öldü…
Sen ne işe yarıyorsun?
Onu bile kurtaramıyorsanız
sen ve aptal örgütün ne işe yarıyorsunuz?
Benim işim kurtarmak değil Queenie.
Bana öyle de deme, tamam mı? Beni tanımıyorsun.
Pek çok olağanüstü yeteneğin olduğunun farkındayım
ama ölüm onlardan biri değil.
Yapmayı planladıklarına karşı seni uyarıyorum.
Uyarın umurumda değil çünkü onu öldüreceğim.
O hâlde cesurca savaşıp çabucak öleceksin.
Yapmak istediğin şey eğitim, zaman ve sabır ister.
Öyle mi?
Bak sikik sabrın annemi ne hâle getirdi.
Öfkeni kontrol et yoksa seni yok eder.
Sen de yanına yatarsan annenin intikamını alamazsın.
Ona iyi bak Sam.
Onunla böyle konuşup sağ kalanı duymuş muydun?
Hiç duymadım.
Dikişler dayanır ama yara çok derindi.
Enfekte olursa antibiyotiksiz sağ çıkamaz.
Yani listedeki her şeye ihtiyacı var.
Arayabileceğimiz biri var, paravan ayakkabı dükkânı olan bir kadın.
- O bilir. - Bayan Williams mı?
Ta kendisi.
Söylediğim için üzgünüm ama o öldü.
Ne?
Ne?
Sorun ne?
Kim?
Bayan Williams.
Benim suçum.
- Hayır, hayır. - Öyle. Benim suçum.
Ne oluyor? Üçünüz niye buradasınız?
Bütün şehir sizi arıyor.
- Siktirin gidin! - Ne?
Elijah, ona baksana.
Başka nereye gideceğiz?
Hiç sikimde değil.
- Burada kalamazsınız. - Derdin ne senin?
Seni korkunç küçük adam.
- Küçük adam mı? - Küçük adam.
Hey! Bakın, annemin evi boş, tamam mı?
Çünkü hapiste. Çantamı alın.
Şehrin hemen dışında. Orada kimse sizi bulamaz.
Teşekkürler.
Çabuk olun!
Bir de pijamamı giymiş!
Tüm çevreyi sardık. Sorun yok.
Jacques!
Ne diyorsun sen?
Sana 24 saat verdim, şimdi üç ölü Arnavut gangster var.
Tam bir kâbus.
Başka birini daha öldürmeden önce o kadınları yakalamalıyız.
Onlar mıydı, bilmiyorsun.
Onlar olmadığını düşündüren şey ne?
Trene bindiler, biri öldü.
Kastilya'da dört uyuşturucu satıcısı hastanelik oldu.
Monako'da üç Arnavut sokakta öldü.
No comments yet. Be the first to leave one.