Lanterns

Lanterns

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

lanterns 2026 s01e02 dv hdr 2160p web h265-cakes
A Commentary by desprite
Çeviri: Yunus Emre Sav

Tags

webdl
Published on: 2026-08-24
Downloads: 3
Hearing Impaired: No
FPS: 23.976

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

- Ne oluyor lan? - Kalkma vakti Junior.

Muhafızlar ne dedi?

Ne konuda?

Bir stadyumda dört uzaylı cesedi vardı.

Biri de karakolun yarısını havaya uçurdu.

- Muhafızlar'ı çağırmayacağım. - Ne yapıyorsun o zaman Hal?

Seni eğitiyorum.

- Sorun yok, hiç acele etme. - Ne bok yiyoruz Jordan?

Aylardır uçmayı öğret diye kafa siktin.

- Bugün öğreneceksin. - Vakayı çözmeliyiz.

Yüce Tanrım, şuna bak. Sakin ol.

Hazır mısın?

- Hadi uç. - "Uç" mu?

Uç!

Bu kadar mı, sadece "uç" mu?

Hayır, pardon.

Uç lütfen.

Bak, içgüdüsel olmalı, odaklan yeter.

- Ben savaş pilotuyum. - Duydum.

Benim uçuşum otomatik oluyor. Odaklanmalısın.

Uçmayı düşün.

Harika, sağ olun.

Uzaklaşır mısınız?

O ne lan?

Galiba bir kuş efendim.

Şu "efendim" muhabbetini bırak artık. İçinden gelmediği belli.

Nasıl istersen.

Yüzük gücü azalıyor.

Peki. Yeni ders. İkram. Yüzüğü ver.

Hadi.

Bir sorun mu var?

Yok.

Yok.

Yüzüğün şarjı azalınca tek seferlik bir numara var.

Sadece...

Şöyle bir vuracaksın.

Yüzük şarjı yüzde beş.

Pekâlâ.

Yeni uçuş planı.

- Cam kenarı aldım. - Anlamadım.

Uçaklarda cam kenarı ve koridor kenarı koltuklar olur.

Orta koltuklar da vardır ama kimse onları istemez.

Bak, özetle yüzüğü şarj etmek için Fener gerek.

Coast City'deki evime gidip getir.

Adres arkasında yazıyor. Anahtar da ön tarafta, taşın altında.

Hem de önceden almışsın.

Uçabilseydim ne yapacaktın?

Ama uçamadın, değil mi? Yani önemi yok.

Hadi, hazırlan. Bana Fener lazım.

Sahi...

Bir de benim için Earl'ü besler misin? Maması buzdolabında.

Earl ne peki? Köpek mi? Kedi mi?

Baksana, bir eğitim egzersizi daha.

Şu kuşu da yanında götür ve canlı tut.

Odağın dağılırsa yok olur.

Yok olursa başarısız olursun.

Olma.

Sen ne yapacaksın?

Sorularından uzakta kafa dinleyeceğim.

FENERLER

PIONEERS'IN EVİ

Rushville Şerif Departmanı.

Acil durum varsa lütfen kapatıp 911'i arayın.

Yoksa mesaj bırakabilirsiniz. Lütfen mesajınızı...

Buldum sizi.

- Yüzüğün şarjı bitmek üzere. - Siktir!

Üç, iki, bir.

- Buralı değilsin, geldiğin yere git. - Bence biraz daha sakin olalım.

Konu ben miydim?

Evet, benmişim.

Müsaadenizle.

Pardon.

Pardon.

Devam edin.

Cuma oynanacak maçı ne yapacağımızı konuşuyorduk.

Travmayı mı körükler yoksa topluluğumuza iyi mi gelir?

Koç, sen bir şey diyordun.

Doğru. Evet.

Çocuklarla konuştum da. Çok etkilenmişler.

İki maçlı günlerden beri bu maça hazırlanıyorlar.

Pes edip maçı iptal ederek doğru örnek olur muyuz, bilmiyorum.

Evet. Biz de bunu tartışıyoruz zaten.

Müjde. Hâkimi ikna ettim. Saldırı suçlamalarını düşürdü.

Eksik olma.

- Borcum ne olacak? - Hayır, müesseseden.

Elbette endişeliyiz.

Neyse ki artık Coast City'ye uçabilirsin.

Veya canın nereye isterse.

Ben geldiğimde ne konuşuluyordu?

Burada beş kişi öldü.

Karakolda bir uzaylı kendini patlattı.

Sindirilecek çok şey var.

Karın, uzaylının patlamadan önce

intikamla ilgili bir şeyler dediğini anlattı mı?

Sana başka bir şey diyeceğim.

O sahaya bir sezgi nedeniyle geldim.

Orada uzaylı olduğuna dair içimde bir his olduğu için.

Ama babanın adamları dört kişiyi vurdu.

Üstelik vurulanların arkadaşı da uzaylı çıktı.

Bu bir soru muydu yoksa...

Sadece içine öyle doğdu diye adam vurulmaz diyorum.

- Bilmem ki. - Ben bilirim. Vurulmaz.

Tamam.

Babanın adamları kimi vuracağını nereden biliyordu?

Ona sormalısın, ben...

Avukatım olduğun için soruyorum. Beni önemsiyorsun.

Seyahat takvimimi de.

Avukat müvekkil gizliliği hâlâ geçerli, değil mi?

Pardon, hayatım.

- Buyur. - Buyur.

- Kocama seslenmiştim. - Tabii. Doğru ya.

Konuşmaya devam edecekseniz Bay Jordan'ın gitmesini rica edeceğim.

O başlattı.

Sabrımın son 30 saniyesi.

Bana 40 saniye yeter.

Buradaki işimiz bitince konuşabiliriz.

İşiniz ne zaman biter?

İşimiz bittiği zaman biter.

O kadar sessiz kalabileceğimi sanmıyorum.

Pardon. Bunu açmam gerekiyor. Siz devam edin.

Söyle Junior.

Bu ev inanılmaz.

- Bunu demek için mi aradın? - Hayır. Anahtarı bulamıyorum.

Taşın altına baktın mı?

Hangi taş Hal?

Kapının solunda, çalının altında.

Gülümseyen bir patatese benziyor. Ters koyduysam somurtuyordur.

Patates taş.

Orada durumlar nasıl?

Sanki herkes gitmemi istiyor.

RUSHVILLE TIP MERKEZİ

Biraz daha kalasım geldi doğrusu.

- Şaşırmadım. - Fener gardırobumda.

Ön kapıdaysan merdivenden çıkıp sola dön.

Fenerler kaç para kazanıyor böyle?

İnan bana, yetmiyor.

Ama evin hiç öyle durmuyor.

O neydi öyle?

Boş ver şimdi.

Evi zengin bir adamdan aldım. Oğlunu kurtardım.

Adam yardımcı olamadığına üzüldü.

Daha da mahcup etmemek için...

Bana ev almasına izin verdim.

Buraya ne zaman taşınıyorsun?

Ne diyorsun? Sekiz yıldır o evde yaşıyorum.

- Hiç mobilyan yok. - Yatağım var.

Odanı buldum.

Fener, gardırobun arkasındaki kutuda. Koridora git, sağa dön.

Hey, bir tane...

üniforma da getirmemi ister misin?

O lanet şey üstündeyken nasıl işendiğini öğreteceksen olur.

- Kutuyu gördüm. - Güzel.

Sesle açılıyor. Önüne geçtiğinde beni hoparlöre al.

Merhaba Hal Jordan.

Mahzene erişmek için lütfen kimliğini doğrula.

Hazır.

Mogo sosyalleşmez.

Kutuyu aç. Fener içinde.

Kapkaranlık.

O bir cep evren Junior.

Elini içeri sok.

Denk gelirsin.

Buldum.

Earl'ü beslemeyi unutma. Kaşıklar tezgâhta.

ÖZEL SIĞIR VE BİZON

Earl.

Hey Earl. Yemek zamanı.

Earl. En sevdiğini getirdim. Sığır ve bizon.

Earl.

Earl, dinle. Nerede olduğunu bilmiyorum

ama bu eti geri götürmek üzereyim.

Tanrım.

Niye böylesin Jordan?

Nasılsın dostum? Selam Earl.

Ben John. Seni beslemeye geldim.

Lütfen kuşumu yeme, olur mu?

Al bakalım.

Biliyor musun, bir zamanlar ben de hamburger severdim.

Sikik Jordan.

Nereye gidiyoruz?

Kuşum nerede lan?

Kuşun güvende.

Siktir.

Konu sigortamın olmaması mı?

Evet, tam olarak nasıl görünüyorsa öyle.

Kusura bakma, toplantıda bu konuyu konuşacaktım.

Ama beni susturdun.

Beni öldüreceksin Jordan.

Yavaş ve acılı bir şekilde.

Burada düşündüğünden fazlası yaşanıyor.

Stadyuma girmen

ve metal dedektöründen bu cesetleri geçirmen gibi mi?

Bu dedektörün uzaylı dedektörü olduğunu fark ettin, öyle mi?

Düzelteyim.

Belli ki burada yaşananların tamamen farkındasın.

Tebrikler. Bana yetiştin.

Şimdi işimi yapmama izin verecek misin?

Yetki alanı konusunu konuşalım mı artık?

Neyin dünyalı, neyin uzaylı olduğuna takmıştın...

Bunlarla nereye gidiyorsun?

More Turkish subtitles for Lanterns

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left