The first 177 lines.
Pamuk kuyruk... Özgürce dolaşıyordu.
Onu tepe boyunca kovaladım,
Sonra çamurun içinde bekledim.
Hızlı bir tavşandı, ha.
Hızlı ama aptal...
Daha başını ne zaman aşağıda tutacağını bilmiyordu.
Öylece yaprakların altında takılıyordu.
Orda iyice gizlendiğini düşünüyordu...
...şahinlerin onu fark edemeyeceğini aklından geçirip,...
...çimenlerin üstünde bir o yana bir bu yana...
...derken... Bam!
Bir kurşun! Ve doğru cennete...
Hmm.
Mmm, bir beşlik ha, ufaklık.
Ruth benim arkadaşımdı.
Ne dedin?
Günahının bedelini ödeyeceksin.
Bana, kendisinin ilk olmadığını söyledi.
İlk mi?
O sana bir şey söyleyemez.
Kim söylüyor bu yalanları?
Hayali arkadaşların mı?
Melekler.
Yakala onu.
Tavşan kaçıyor.
Peşindeyiz.
Kaç bakalım, Saklanabileceğin bir yer yok senin.
Şahin bulacak seni.
KANAMA
Türkçe çeviri: Sparky
Hmm.
Hey, selam.
Çivinin üstünden geçtiniz sanırım.
Sanırım öyle oldu.
Yardım için birilerini aramak istedim, ama...
Evet, Tam da yardıma ihtiyaç duyulduğunda, işler yolunda gitmeyebilir,...
...değil mi?
Hayır, her zaman değil.
Bir bakalım...
...ne yapabiliriz diye.
Teşekkür ederim.
Pekala.
İşte burada.
Elimden geleni yapmaya çalıştım.
Siz, şu Caperwood'a yeni taşınanlar mısınız?
Evet, onlar biziz.
Şu eski bir eve.
Eski, güzel bir ev.
Evet, öyle.
Şehirden biraz uzak, değil mi?
Evet, ama güzel bir yer.
Bu eski yollarımızın, manzaramızın...
...meşhur olduğunu söylerler.
Çok teşekkürler.
-Size ne kadar borçluyum? -Hayır, bayan.
Hayır, tek başıma beceremezdim bu işi.
Ah.
Yapabilirdiniz.
ve yapardınız da.
Ayrıca, sizi bir polis memuruna rüşvet vermekten...
...içeri atmaktan nefret ederdim.
Hem de doğru dürüst yerleşmemişken...
Pekala.
Tekrar teşekkürler.
Bayan, pardon, oradaki nedir öyle?
Bir doğum izi.
İyi günler.
Bayan?
Buralı olmadığınız için, bir şey söylemeliyim,
Buralarda öyle her yer gezmek için...
...uygun olmayabilir.
Ne demek istiyorsunuz?
Yani, buranın halkı biraz tuhaftır.
Kendi hayat görüşleri ve kültürlerine göre yaşarlar, Tanrı korusun...
Onlarla fazla muhatap olmayın.
Ah!
Hey, güzelim.
Tatlım.
Nerdeydin?
Hiç sorma.
Ufak bir terslik oldu.
Selam.
-Mmm. -Seni özledim.
Ben de seni özledim..
Lastik patladığı için biraz geciktm. Kusura bakma.
Sakın kendin değiştirdiğini söyleme.
Yoo, aslında değiştirmeyi denedim,
Ama yerel biri denk geldi ve bana yardım etti.
Oh.
Biraz tuhaf biriydi, ama işi halletti.
Evet, nerdeyse parmağımı kesiyordum.
Parmağını mı kesiyordun?
Evet, ev işleri, işte..
Sert adama bak..
Evet, dikkat et.
Tırnakların kirleniyor.
-Öyle mi? -Ben böyle de severim.
Öyleyse, akşam n'apıyorsun?
'Kocam akşam yemeği hazırlıyor' olayına...
....ne dersin.
İyi iş çıkarmışsın bugün.
Evet, sağol.
İşin yaklaşık % 20'sini tamamladık.
Artık, sanırım, ihtiyacımız olduğu yerdeyiz.
Artık bizim yuvamız burası.
-Şerefe. -Şerefe.
Ah!
Selam!
Sizi burada görmek ne güzel.
Seni gördüğüme memnun oldum. Bu, Dave.
Merhaba, Dave. Sarah.
-Tebrikler. -Çok teşekkür ederim.
Geldiğiniz için teşekkürler. Bu, eşim.
-Matt. -Nasılsınız? Ben, Dave.
Memnun oldum.
-Sen... -Biliyorum, kocaman oldum.
Ben kocamanım.
Gel buraya, Hadi... Sana göstermek iştiyorum.
Aman Tanrım, Kıskandım şimdi.
Yo, yoo. Lütfen
Her zaman senindir. Sormana gerek yok.
Şey, aslında henüz bankanın.
-Ama, umarım öyle kalmaz. -
Ve tabii, bu adam işinde gücünde...
...olduğu sürece sıkıntı yok.
Tamam.
Baskı yok.
İşte burası. Burada olacak.
Ney?
İşte burası sihrin olacağı yer.
Evet, şimdiden ebeyi ayarladık.
Ve, tabii, en iyi doktor, elimizin altında o anı bekliyor.
Haa, burada mı doğuracaksın?
Planımız bu.
Çocuklar, bu gerçekten muhteşem.
Ben... Ben gerçekten çok mutlu oldum.
Teşekkür ederim. Biz çok mutluyuz.
Tamam. Sana evin geri kalanını da gezdirmek istiyorum Gel buraya.
-Müsadenizle. -Teşekkür ederim.
Sen, dostum? Susadın mı?
Kesinlikle.
Eşin gerçekten çok yakışıklı.
Tanrım... Evet Evet, aferin.
Buraların yerlisi için ne vereyim?
Soda iyidir.
Tamam.
Buraların yerlisi derken?
Sarah dedi ki, Burada büyümüşsün.
Evet, buraya yakın, 75 km. güneyde...
Evet, dışarıda bambaşka bir hayat var.
Evet, enteresandır..
Futbol oynadığını duydum.
Eskiden oynardım, defanstaydım.
...bacağım sakatlanana kadar.
Duyduğuma üzüldüm.
-Eee, şimdi? -Şahsi antrenörlük yapıyorum.
Bazen haftasonları oynarım.
Havamda olduğum zamanlar.
Oo, güzel. Sakatlama işi, çocuk oyuncağı değil..
Futbolcuların en korktukları şey.
İnsanın haline şükretmesi gerek.
-Şerefe. -Şerefe.
Eee, onları artık görmeyeli ne kadar oldu?
İki ay, yani, belki de...
-Bilmiyorum. -Bu çok iyi.
Yani, ilaçlar işe yarıyor o zaman..
Evet, belki de, Neyse,... canını sıkmak istemiyorum.
Eğer kafana taktığın buysa,.
Hayır. Asla canımı sıkmıyorsun...
-Bunu demek istememiştim -Biliyorum.
Biliyorsun... Benim de böyle durumum olsaydı...
Biliyorum, Biliyorum. Bu garip bir durum... tuhaf.
Çoçukluğundan beri, onlarla yaşıyorsun..
...ve sonra, bir doktor geliyor...
... onların hiçbirinin gerçek olmadığını söylüyor...
Hiç biri yok diyor,
'Bu ilaçları al,...
No comments yet. Be the first to leave one.