The first 200 lines.
NEW YORK LİMAN VAPURU
Yaşıyoruz bir gün daha Koşturmacanın tam ortasında
Hey, oraya kaka yapma.
Şehir dışına trenle bir yolculuk daha Belediye Binası'ndan 6 numarayla
Salamlı mı o?
Otobüsler giderken Diğer oğlanlar ve kızlarla
Biz de gideriz parka Sincaplarla yaşamaya
Central Park'a gideriz
Paylaştığımız gizli yerimiz
-Burada yaşamamız normal -Central Park
-Ben de izliyorum şurada -Yaşamaya mecburuz burada
Elbette ben anlatıcıyım
Hâlen en sevdiğiniz kısım
Central Park'a döndük
Şehrin tam ortasında
Central Park
Şunlara bakın.
Central Park'ın baş ailesi. Bu çocukları seviyorum. Seviyorum.
Evlerinin dışında çalılıkta saklanıp onları sonsuza dek izleyebilirim.
Ama önce, Bitsy.
Bu özbeöz bir New York hikâyesi.
New York hikâyesine New Jersey'den başlamaktan daha iyisi var mı?
New Jersey. Manhattan'ın gecekondu mahallesi.
Çok şairane.
-Tam olarak neredeyiz ki? -Weehawken'da.
-Weehawken mı? Bizkokuyoruz olsa daha iyi. -Dönmek ister misiniz?
Ne? Ve Otel Sahipleri Birliği toplantısında
rakiplerim ve en azılı düşmanlarıma
yapacağım aşırı komik açılış konuşmasını kaçırayım. Hayır.
Planladıklarımı duyduklarında
bir kepçe almak için Bitsy'nin aşevinde sıraya girecekler.
Ben de, "Çorbamdan uzak durun. O benim." diyeceğim.
Canım çekti.
Planladığınızın iyi bir fikir olduğunu düşünmüyorum.
Üzgünüm, Bayan Brandenham. Trafik tam bir felaket.
-Bugün çeneniz düştü, değil mi Jarvis? -Anlamadım?
İşte yine başlıyor. Berbat bir yer.
Çöp konteyneri olan şu sokaktan sola dönün, orası kestirme.
Bunu nasıl bilebilirsiniz ki?
Boktan şehirler konusunda ihtisas mı yaptınız?
Ben Weehawkenlıyım.
Harika. Şanslısınız. Ne kadar da harika bir yer.
-Pek bir şeye benzemiyor olabilir. -Benzemiyor.
Hey, Bitsy, ben buralıyım Lütfen dediklerinize dikkat edin
Burası benim evim sayılır Bu şehri seviyorum
Size Weehawken'ı anlatayım Dinleyin bakalım
Kusura bakmayın ama Bu şehir düşündüğünüzden daha iyi
Daha cana yakın bir mahalle yok
Ve öğle yemeği için çok iyi yerler var
Weehawken, ne isim ama Palisades'e özgü bir kelime
Ya da öyle bir şey Karışık durumlar
Ve ayrılmış demek istiyorum
Neyse, manzaradan bahsetmiş miydim?
G-dub'a çıkan dar geçitler Çok iyi
NoHu'daki en iyi yer
Jersey gururunu hepinize göstereyim
Çünkü ben Weehawkenlıyım
Bütün gün kırmızı ışıkta geçeriz
Palisades'te bolluk içinde yaşarız
Herkes akın eder Weehawken'a
Yani ben Weehawkenlıyım
Manhattan, sen daha bön bön bak
Yetiş vapura uzaklaşırken
Hudson Nehri çok hoştur Weehawken'da
Yürürken Gururla yürürüz
Weehawken, New Jersey, millet
Safkanım, gururluyum Kim Weehawkenlı benim gibi?
Fred Astaire Dans et bakalım
Buram buram balık kokusu
Çok eskilerden Daniel Webster var
"Love Shack"i söyleyen hanım da
Orada dur, saçına bayılıyorum Acaba nerede yaptırıyor?
Bu şehirle ilgili bir güzellik daha Kuaförlerimiz harika
Hava atmadan duramıyorum
Tarihimiz o kadar havalı ki Hamilton Burr düellosu yaşanmış
Park var, levha var En iyi kalite
Hamilton tam burada vuruldu
The Bluff ahalisi, n'aber? İşte ben burada büyüdüm
Weehawken Lisesi'nin Genç Kızlar Briç Kulübü'ne saygılarımla, vuu huu!
Trafik mi? Yavaş çekim Komşumuz mu? Hoboken
Zamirlerimiz cinsiyetsiz Halkımız uyanışta
Okyanus kokusu var Reklam yaptığım için kusura bakmayın
Ama Hackensack'ten ayrılırken Aşırı derecede duygulanıyorum
Çünkü ben Weehawkenlıyım
Bütün gün kırmızı ışıkta geçeriz
Palisades'te bolluk içinde yaşarız
Herkes akın eder Weehawken'a
Yani ben Weehawkenlıyım
Manhattan, sen daha bön bön bak
Yetiş vapura uzaklaşırken Hudson Nehri çok hoştur
Weehawken'da
Çünkü biz Weehawkenlıyız
Bu mahalle çok hoştur
Palisades'te bolluk içinde yaşarız
Fırsatlar çoktur Weehawken'da
Yani biz Weehawkenlıyız
Manhattan'la dalga geçeriz
Kankalarla takılırız Ağırlık basarken
Weehawken'la Gurur duyarız
O yüzden o sokaktan girmeliyiz. On dakika falan kazandırır.
Kendim olmayan birinden yol tarifi almam.
Kornaya basmaya devam edin. Ciddi olduğumuzu anlasınlar.
EDENDALE KALESİ
Pekâlâ millet. İki dakika kaldı. Molly, Gina Tracker, FBI'a iki dakika var.
Çok heyecanlıyım. O manyak sezon finalinden sonra Tracker'a ne oldu?
Sizce sağ çıkabilecek mi?
Cole, Gina Tracker, FBI'la alakalı bildiğim tek bir şey varsa
o da mutlaka çözüm yolu bulduğudur.
Hem takip konusunda çok iyi.
-Başladı mı? -Hayır ama her an başlayabilir.
Şey, çok kısa bir şey.
Gina Tracker, FBI ile alakalı olmayan bir meselem var.
Dizi başlamak üzere olduğu için detaylıca düşünmeyin, rahat olun.
Yarın gece bir konsere gidebilir miyim diye soracaktım.
Brendan'la, eşlik eden biri olmadan.
Eşlik eden biri olmadan demek? Enteresan. Enteresan.
Rahat bir baba olarak gelişigüzel düşünüyorum.
İkimiz iyi vakit geçireceğiz sadece.
İyi aydınlatılmış bir alanda, birkaç bin insanla.
Müzik dinleyeceğiz, gereken anlarda alkışlayacağız.
Belki bir de gazoz içeriz.
Gina Tracker, FBI'ın önceki bölümlerinde.
Bilmiyorum.
-Sana güveniyoruz ama… -Düşünürüz, tamam mı?
-Gazoz yüzünden mi? Su da içebilirim. -Şu andan itibaren sessizlik.
Kahretsin, Tracker. Faydası yok. İzler soğumuş.
Hayatımda soğuk bir iz görmedim.
Ocak ayında Glacier Millî Parkı'ndaki hariç.
Kar yüzündendi. Çünkü kar soğuktur.
Tatlı dizilerini birlikte izlerken ne kadar da tatlılar öyle.
Bitiremeyecek olmaları çok kötü.
Sizi şaşırttım mı? Yani, göreceksiniz diyelim.
Ya da "Göremeyeceksiniz" mi demeliyim?
Neler olduğunu anladığınızda çok zekice gelecek. O zamana kadar…
Tracker saçını kestirmiş!
Üç Eyalet Otelciler Birliği Konferansı.
Bu insanlara olan nefretimin gücüyle roket uçurulur.
Şuradaki Leslie Portergrave.
-Dory Sterling. -Al. Hemen al.
Sat. Hemen sat.
Şuradaki de Marriott J. Courtyard. Bir grup zengin, açgözlü ahmak.
Peki şu masa süslerinin olayı ne?
Taşmış küçük tuvaletler mi?
-Sanırım çikolatalı fondü çeşmeleri. -Hayır, bunlar tuvalet.
Otelciler konferansının dünyanın en kötü otelinde
olmasına karar vermişler.
Eski, ruhsuz ve osuruk gibi kokuyor.
Bana kimseyi hatırlatmadı.
Harika. Portergrave geliyor.
Bitsy, boyunuz mu kısaldı? Ölmeden önce oluyor diyorlar.
Brooklyn'de oteliniz olduğu için çaresizce genç taklidi yaptığınızı fark ediyorum.
Her ne aptal sebeptense bir anda havalı bir şeye dönüştü.
Muhtemelen ezikçe olduğu içindir.
İnce fular bolluğu mu yaşıyorsunuz?
Esprileriniz Manhattan kadar sıkıcı ve eski.
İnsanlar hâlâ gidiyor da sanki. Ne yani, 1995'te miyiz?
Torununun kıyafetleriyle gömülmüş bir cesede benziyorsunuz.
Genç kültürle temasta kalmaya çalışıyorum.
-Siz onu külahınıza anlatın. -Hep aynı Bitsy.
Göreceğiz bakalım.
Ve karşınızda Bitsy Brandenham. Bu gecenin açılış konuşmasını yapacak.
Teşekkür ederim, teşekkür ederim. Ne büyük şeref…
…burada olmam.
Senelerdir kendimi bu gülünç konferansa sürükleyip
tahammül ediyorum.
Ama şimdi hakikat zamanı. Otelleriniz berbat.
Leslie Portergrave, oteliniz sadece 30 katlı. İçler acısı.
Dory Sterling, sizin oteliniz tuhaf bir penise benziyor.
Benim otelim güzel bir penise benziyor.
Ama şaka bir yana, millet, hepinizin tek bir yerde olmanıza sevindim.
Brandenham için söylenenleri biliyorum.
Modası geçmiş, yavan, esintili, küflü, gulaş gibi kokuyor.
Ama bugün size kimin daha üstün olduğunu göstereceğim.
Şehrin çok gizli altyapı projelerine ulaştım.
Bu planlar sayesinde ucuz mülklerin tamamını satın alacağım.
Yakında çok cazip mülk olacakları için ucuz mülk olmaktan çıkacaklar.
Önümüzdeki on sene içindeki en iyi yatırımlara çıkan yol.
Görmek ister misiniz? Hızlı mı oldu?
Buyurun, bir daha bakın. Hızlı mı oldu, göremediniz mi?
Çok üzücü. Bir sürü para kaybı.
Konuşmamın başında bahsetmiş olduğum gibi
oteliniz berbat, oteliniz berbat ve oteliniz berbat.
Sizin oteliniz çok iyi. Şaka yaptım. Berbat!
-Tracker, neden bu kadar geciktin? -Temiz eşofman giymem gerekiyordu.
Vay. Koşuyor. Bunu beklemiyordum.
Bu diziye bayılıyorum! Bayılıyorum!
Hiç Shakespeare okumadım ama bence bu bir tık daha kaliteli.
Sizce yakalayabilecek mi? Yoksa adam kaçabilecek mi?
Yani genelde yakalıyor ama belki bu hafta yakalayamaz.
Peki nereye koşuyor? Bilmiyorum! Bilmiyorum!
Şu hâlimize bakın. Birlikte televizyonun keyfini çıkarıyoruz.
Birlikte televizyonun keyfini çıkaran başka aile var mıdır?
Acaba en eğlenceli akşamı geçiren en iyi aile biz miyiz?
Aile beraberlik demekt…
Oteliniz sadece berbat değil, aşırı berbat.
Ne oldu? Çok mu kötü hakaret ettim? Öfkeden deliye mi döndünüz?
-Olamaz. -Anne, televizyonu geri getir.
Yapamam. Belki de yaparım. Televizyon, açıl! Yok, işe yaramadı.
Tracker'ın başına neler geldiğini öğrenmezsem ölürüm.
Ben de evlat. Ben de.
No comments yet. Be the first to leave one.