Moon Knight

Moon Knight

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Moon Knight S01E02 Summon the Suit 2160p WEB-DL DDP5 1 Atmos HDR H 265-NOSiViD
A Commentary by RagnarLothbrok
Keyifli Seyirler..

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
HD
Published on: 2022-04-14
Downloads: 81
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

ÖNCEKİ BÖLÜMDE

- Delirtici, değil mi? - Kim var?

Zihnindeki ses.

Hiç susmuyor, hiç tatmin olmuyor.

Bu ne?

Layla.

- Neyse ki yaşıyorsun. - Evet, iyiyim.

Bu kadar mı? Aylardır mesaj atıyorum, arıyorum.

Bedenim ayaklanmak istiyor, dolaşmak istiyor.

Sonra bir uyanıyorum, alakasız bir yerdeyim.

Çok tuhaf, değil mi?

Bunu geri vermeni şiddetle tavsiye ederim.

Alabilirsin.

Çok tuhaf. Kusura bakma ama...

Bir daha sormayacağım.

Tanrım!

Ölmeyeceksin.

İzin ver, bizi kurtarayım.

Hayır, hayır, hayır.

Orada mısın?

Yoksun, değil mi?

Hiç şaşırmadım.

Selam kanka.

İçerisi allak bullak.

Ne olmuş?

Borular patlamış diyorlar ama bana öyle gelmedi.

Güvenlik kayıtlarını izleyen oldu mu?

Tam izlemek üzereydim.

Tamam. Bence seninle gelmemde fayda var.

Bu konuda bilgim olabilir.

- Peki, gel. - Tamam.

Seni buraya aldığımı Donna'ya söyleme.

Dinle, seni uyarmalıyım.

Birazdan izleyeceklerin seni dumura uğratacak. Anladın mı?

- Abartma be. - Beni dinle.

51. Bölge ve MI-6 olayları gibi kanka. Anladın mı?

- Tamam. Öyle diyorsan öyledir. - Hazır mısın?

Evet.

Oynat bakalım.

Bu sen misin Scotty?

Adım hâlâ Steven ve evet, o benim.

Bak şimdi, geliyor.

Ağlıyor musun?

Evet, birazcık. Bak şimdi, geliyor. Bekle.

Bekle.

Ne kadar bekleyeyim?

Farklı kameraya geçsene. Farklı...

Hah, işte bu. Bak şimdi, geliyor.

Hayır, hayır, bir saniye.

Niye içeri... Ne yapıyorsun seni geri zekâlı?

Hayır, bir saniye. Şimdi geliyor.

Bir saniye. Ne oldu ya?

- Tuvaletleri mahveden sendin. - Hayır...

- Kanka! - Tanrım.

Bakım onarımcı Larry seni gebertecek.

Yemin ederim, şey vardı... Beni bir köpek kovaladı, dev bir tazı...

Baskervillerin Köpeği mi?

- Mısır çakalı. Çakaldı. - Bunu da duydum ya.

Tanrım. Tanrım.

Çıktığım ana ileri sar.

Saralım tabii, neden olmasın.

Sarıyorum.

- Bak bakalım. - Evet, evet...

Yine sensin kanka.

O ben değilim.

Müze hakkınızda adli şikâyette bulunmayacak.

- Tamam. - Bay Grant,

mesai arkadaşlarınızla görüştük.

Evet?

Son zamanlarda epey zor günler geçirmişsiniz, doğru mu?

Evet. Biraz öyle oldu.

Uzun süredir birlikte çalıştığımız bir uzman doktor grubu var.

Doktor mu?

POTANSİYELİNE ULAŞ

Harika doktorlar.

- Öyle mi? - Bir randevu ayarlayabilirim.

Tamam. Olur.

Epey... Epey havalı görünüyor.

Çok iyi dinleyici oldukları belli.

Öyledirler.

Bunun klişe bir İK lafı olduğunu biliyorum

ama yalnız değilsiniz.

Evet. Aslında sorun da bu ya.

Müzeden ayrılmadan önce sormak zorundayım, kusura bakmayın,

üzerinizde müzeye ait bir şey var mı?

Hayır, hiçbir şey yürütmedim. Yemin ederim. Üstümde...

Yok, bir şey yok.

Tabii.

Olan oldu. Kovuldum.

Haklılar tabii. Vandallık ettim, tutuklatsalar yeriydi.

Bu arada dairemde gizlenmiş şeyler buldum.

Yemin ederim. Şaka yapmıyorum.

Bunun üstüne gitmeliyim, değil mi?

Mesela o depoyu bulabilirsem

en azından kendime deli olmadığımı kanıtlayabilirim.

Sağ ol birader. Bir tanesin. Görüşürüz.

- Selam. - Merhaba.

- N'aber? - N'olsun.

Birader, durum şu, burası uğradığım beşinci şube.

Depomu arıyorum. "Steven Grant" adına kayıtlı.

Steven Grant değilse "Marc" olabilir.

Soyadı yok, sadece Marc.

Sana zahmet, kayıtları kontrol eder misin?

- Biraz tuhaf, farkındayım. - Seni tanıyorum. 43 numara, değil mi?

Yüzleri hiç unutmam.

Tamam.

Aman tanrım.

PASAPORT

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

"Marc Spector."

Yok artık.

Gerçek. Tamamen gerçek.

Pusulasın diyeceğim ama kuzeyi göstermiyorsun.

Steven, beni iyi dinlemeni istiyorum.

Marc?

İşte karşımda. Ortaya çıktı.

Merhaba aynadaki adam. Yine ortaya çıkacak mısın diye merak ediyordum.

- Korktuğunu biliyorum. - Biraz, evet.

Kafan karışık. Bunları görmemeliydin.

Onun için artık biraz geç, değil mi?

Bunların anlamı ne? Acayip bir gizli ajan falan mıyım?

Düşündüğünden daha karmaşık.

Daha mı karmaşık? Ne yani? Beni cin mi çarptı?

- Sen iblis falan mısın? Yoksa... - Tehlikedesin, bizi kurtarabilirim,

tıpkı dün akşamki gibi.

Ama işimi bitirene kadar müdahale etmemelisin.

O yüzden şöyle yapacağız.

Şu arkandaki kampete uzanacaksın.

- Güzel bir uyku çekeceksin. - Dalga mı geçiyorsun?

Bir daha asla uyumayacağım. Duyuyor musun?

Ne kadar yakışıklı olduğun zerre kadar umurumda değil.

Ne olduğunu söyle. Nesin sen?

- Bilmek istediğine emin misin? - Evet, kesinlikle.

Khonshu'ya hizmet ederim. Onun avatarıyım.

Yani sen de öylesin. Bir nevi.

Savunmasızları korur,

onlara zarar verenlere Khonshu'nun adaletini dağıtırız.

- Khonshu mu? - Evet.

Antik Mısır'da ay tanrısı mı?

Aman tanrım, bu hayatımda duyduğum en saçma şey.

Bir lokma biftek yedim, başıma gelene bak.

Olamaz. Panik atak geçiriyorum.

- Khonshu ile anlaşmam var. - Hastaneye gitmeliyim.

Bu anlaşma gereği müdahale etmemelisin Steven.

Hadi, bedeni bana teslim et. Bu işi bitireyim, bir daha beni görmeyeceksin.

Bedenimi mi istiyorsun? Ha, peki.

Marc, şöyle bir anlaşmaya ne dersin? Ben tüm bu yasa dışı şeyleri alıp

hepsini yetkililere teslim edeceğim.

Onlar da beni hapse atacak ve başkalarının canını yakamayacağım.

Umarım NHS beni öyle bir ilaca boğar ki

kafamdan çıkar gidersin!

Aman tanrım.

Onu geri ver budala.

Marc? Nerelerdeydin?

Layla?

Neler oluyor? Bu Steven uydurduğun son sahte kimlik mi?

Telefonda konuşurken şifreli konuştuğunu düşündüm.

Beni nasıl buldun?

Sence? Telefonunu izledim.

Telefonu açınca bunu yapmamı istedin diye düşündüm.

Tabii. Evet.

Yaşadığını bir şekilde belli etmeni beklerdim.

Tehlikede olduğunu veya yine kaçırıldığını düşündüm.

"Kostümü var. Bir şey olmaz" dedim durdum.

Ama sonra "Ya üstünde değilken tuzağa düşerse?" diye düşündüm.

"Ya onda değilse?" ve...

- Omzumu sıkmayı bırak. - Nereden tutacağımı bilemedim.

Viktorya dönemi düşesleri gibisin.

Nereye tutunayım?

Beni ne hâle soktuğunu görüyor musun?

Bu yaptığın hiç hoş değil. Hâlâ eşinim.

Artık bir şey söylersen çok sevinirim. Ne olursa olsun.

- Açıklama bekliyorum. - Pardon. Eşim mi dedin?

Eş... Evli miyiz?

Peşindeki kimdi bilmiyorum ama eminim ondan kurtulduk.

- Rol yapmayı kes. - Rol yapmıyorum. Ben...

- Aksanlı konuşma lütfen. - Normalde böyle konuşuyorum.

- Tamam. Motosikletten in. - Hayır, hayır. Bir saniye. Lütfen.

Beni daireme götürürsen her şeyi anlatacağım, tamam mı?

Yeter ki eve götür.

Buyur.

O burada olmamalı.

Onu evden çıkar Steven. Boyunu aşan işlere kalkıştın.

Hayatımı geri istiyorum.

Evet, o kadarını anladım.

Pardon, seninle konuşmuyordum, kendimle konuşuyordum. Bir nevi.

- Burası senin mi Marc? - Adım Steven.

Burada başkasıyla mı yaşıyorsun?

Yo, hayır. Hayır.

Hayır, burası annemin.

Yeniden görüşmeye mi başladınız?

Marceline Desbordes-Valmore?

Evet.

En sevdiğim şairdir.

Hayır, o benim en sevdiğim şair.

İnanılmaz.

Yani hem Fransızca hem hiyeroglif mi öğreniyorsun?

Yani aslında çok da büyütecek bir şey değil.

Hiyeroglif dediğin şey bir lisan değil.

- Daha çok... - Alfabedir.

More Turkish subtitles for Moon Knight

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left