Bad Surgeon: Love Under the Knife

Bad Surgeon: Love Under the Knife

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

Bad Surgeon Love Under The Knife S01 WEB H264-RBB
A Commentary by sash35

Tags

web
720p
720
1080
Web-DL
web-dl
WEB-DL
Published on: 2023-11-30
Downloads: 12
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Cerrahlar bir nevi süper kahraman gibidir.

İşler sarpa sardığında ve canımız tehlikede olduğunda

bizi kurtarmak için devreye onlar girer.

Hayatınızı başka kime emanet edebilirsiniz ki?

Filmlerden fırlamış bir keşif.

Kısmen laboratuvarda geliştirilmiş bir organ nakli.

-Paolo Macchiarini… -…süper kahraman gibiydi.

-Kendini dünyayı kurtarmaya adamış. -Mucize doktor.

Organ yaratmaya çalışıyoruz.

İlerleme göstermemiz, yeni nakil yöntemleri bulmamız lazım.

Dünyayı acıdan kurtarabileceğine canıgönülden inanıyor.

Paolo'nun Amerikan başkanının ve Papa'nın özel cerrahı olduğu söyleniyordu.

Bir erkekte arayabileceğiniz her şey onda fazlasıyla mevcuttu.

Hiçbir eksiği gediği yoktu.

Seni her geçen gün daha çok seviyorum.

Zeki, hayatı iyi tanıyan, bir sürü dil konuşan bir adam.

Seni seviyorum.

Ama meğer hepsi yalanmış.

Siktir! Lanet herif!

Bu adam herkesi kandırdı.

Nişanlım meğer bir canavarmış.

Paolo sahtekârın tekiydi. O yüzden onu durdurmamız gerekiyordu.

Paolo Macchiarini insanlara deney faresi muamelesi yaptı.

Öksürdüğünde ağzına et parçaları geliyormuş.

İlk karaciğer nakli, ilk böbrek nakli, ilk kalp nakli…

Bunlar çok mu sorunsuz geçti? Hayır.

Bence bu geleceğin ta kendisi.

Sonraki hastalarda her şey daha iyi olacak.

İnsanlara ölümüne işkence mi ediyordu?

Tıp tarihinin en büyük dolandırıcılığı.

Bu adam sahtekâr da olabilir, çok zeki biri de olabilir.

Belki de insanlığı kurtaracaktır.

Paolo bir süper kahraman, bir süper cerrah ve hayatımın aşkı mıydı?

Yoksa tehlikeli bir dolandırıcı ve katil miydi?

KORKUNÇ CERRAH

BIÇAK ALTINDA AŞK

Gazetecilikte kutsal addedilen bir kural vardır.

Habere konu olan kişiyle yakınlaşamazsınız.

Bir gazeteci olarak objektif olmalısınız.

Haber hazırlarken insanlarla çok zaman geçirir,

çok sayıda samimi ve içten an yaşarsınız.

Bu süreçte haberde yer alan kişiyle kişisel bir ilişki kuramazsınız.

Bunu yaparsanız tarafsızlığınız çöpe gidebilir.

Bu görünmez çizginin var olmasının çok iyi bir nedeni var.

Bu, gazetecilik ahlakını koruyabilmenize yardım eder.

Ama maalesef durum farklı şekilde gelişti.

Küçüklüğümden beri gazeteci olmak istemiştim.

Küçükken çok utangaç bir çocuktum.

Kamera önünde olmak gibi bir hayalim yoktu.

Kamera arkasını tercih ediyordum.

Kariyerimin zirvesindeydim. NBC'deki işime bayılıyordum.

Bekâr bir anneydim

ve bir ilişkiye atılmak gibi bir niyetim yoktu.

NBC, rejeneratif tıpla ilgili bir belgesel istemişti.

Daha önce hiç duymamıştım, konuyu bilmiyordum.

REJENERATİF TIP

Araştırmaya koyulduk.

Bu, tıbbın çok heyecan verici ve ümit vadeden bir alanıydı.

Asıl amaç, organ ve vücut parçalarını

kolayca değiştirebileceğimiz bir noktaya ulaşmaktı.

Diyelim ki bir uzvunuzu kaybettiniz ya da bir organınızda hastalık var.

Laboratuvarda yenisi yapılabilecekti.

Ön plana çıkan bir isim vardı. Dr. Paolo Macchiarini.

Bu alanda öncü olduğu söyleniyordu.

Çığır açan bir ameliyattan filmlerden fırlamış bir buluşa.

Doktorlar bu gece tıpta bir ilki kutluyorlar.

Kısmen laboratuvarda üretilmiş bir organ nakli gerçekleştirildi.

Stockholm'deki Karolinska Enstitüsü'nden Profesör Paolo Macchiarini

ameliyatı uluslararası bir ekiple yaptı.

Kendisinin lakabı Süper Cerrah'tı.

Çok sevilen ve methedilen biriydi.

Neredeyse ilahi bir konumdaydı.

Kök hücrelerle uyguladığı yenilikçi prosedürle

dünya sahnesine çıkmış ve manşetlerde yer almaya başlamıştı.

İsveç'te bir grup cerrah

dünyanın ilk sentetik organ naklini gerçekleştirdi.

36 yaşında kanser hastası bir adama yeni bir nefes borusu takıldı.

İlk tepkisi bana bakıp "Sen kafayı yemişsin" demek oldu.

"Yemedin mi?"

"Haklısın, yedim" dedim. "Ama şu an tek şansın bu."

"Başarılı olma ihtimali nedir?" dedi.

"Bilmiyorum" dedim. "Nasıl yani?" dedi.

"Hiç yapmadım ki."

KÖK HÜCRE

Nefes borusu yerine plastik bir nefes borusu takıyordu.

Plastik nefes borusunu hastanın kök hücrelerine buluyorlardı.

Sonrasında kök hücreler plastik boruyla kaynaşıyordu

ve boruyu hastaya takıyorlardı.

Çıkan her haberde Paolo asi biri olarak resmediliyordu.

Kimsenin almadığı riskleri alan biriydi.

Ameliyat ne kadar karmaşıksa almanız gereken risk o kadar artacaktır.

İlk karaciğer nakli, ilk böbrek nakli, ilk kalp nakli…

Bunlar çok mu sorunsuz geçti? Hayır.

Bize geleceği gösterecek sihirli bir küremiz yok.

Bence bu geleceğin ta kendisi.

"Belli ki cesur biri" diye düşündüm.

Umudu kalmamış insanları kurtarmak için elini taşın altına sokuyordu.

Ekibime "İşte bakın" dedim. "Ulaşmamız gereken adam bu."

Buluşmak üzere sözleştik.

Buluşmaya iş arkadaşımla beraber gitmiştik.

Bir an kafamı kaldırdım, Paolo içeri girdi ve doğrudan bana baktı.

Gözlerimiz buluşup kilitlendi ve…

Bana bakıp belli belirsiz gülümsedi

ve o gülümsemeyle kendimi liseli bir kız gibi hissettim.

Her şey çok hızlı biçimde, saniyeler içinde oldu.

İlk tepkim "Bu da neydi böyle?" oldu.

Sonrasındaysa "Her neydiyse hiç düşünme bile, işine bak" dedim.

Kendimi yapımcılığa ve işe odaklanmaya zorluyordum.

İçten içe silkinip kendime geldim.

Muhtemelen kıpkırmızı kesilmiştim.

Ama bir şeyler olmuştu bile. Göz göze geldiğimizde şimşekler çakmıştı.

Daha en baştan dengem sarsılmıştı.

Sırada önemli bir haber var.

Kök hücre teknolojisiyle insanların hayatı kurtulabilir.

İki yaşındaki Hannah Warren nefes borusu olmadan doğdu

ve bunun tek çözümü var.

O sıralar Dr. Macchiarini iki yaşındaki Hannah Warren'a bakıyordu.

Hannah, bu yeni organ nakli yönteminin uygulandığı en genç kişi olacaktı.

Hannah yemek yiyemiyor, yutkunamıyor,

normal çocukların yapabildiği hiçbir şeyi yapamıyordu.

Tüm hayatı hastanede geçmişti.

Ama çok güçlü bir kişiliği vardı.

Neşesi bulaşıcı gibiydi.

Hannah büyülü bir çocuktu.

Neşe saçıyordu.

Babana öpücük ver.

Ailesi çaresizdi.

Hannah defalarca ölümün kıyısından dönmüştü.

Umutları tükeniyordu.

Derken Dr. Macchiarini'yi bulmuşlardı.

-Merhaba. -Teşekkürler.

Bence Paolo'nun en etkileyici özelliklerinden biri

tipik bir cerrah olmamasıydı.

Sizi gerçekten önemsiyormuş gibi görünüyordu.

Bunu çıkarmamızı istiyor musun?

Güvenebileceğiniz birine benziyordu.

Sizin iyiliğinizi gözeten biri gibi görünüyordu.

Hannah üzerine yoğunlaşmaya karar verdik.

Elbette Dr. Paolo Macchiarini de bu hikâyenin bir parçasıydı.

Ameliyat Illinois'da yapılacaktı ve Paolo bir ay orada kalacaktı.

Çekimler için birkaç kez Illinois'a gitmem gerekti.

Paolo'yla çekim yaparken

George Clooney'yi andırdığına dair espriler yapıyorduk.

Çünkü Paolo da motosiklete bayılıyordu.

Motosiklete bindiğinde karizmasından geçilmiyordu.

İş yerindeki birçok kadın ona abayı yakmıştı.

Paolo'yu motosiklet üzerinde çekmek için bir motosiklet kiraladık.

Binerken birkaç görüntü çektiler.

Motosikleti geri götürmemize birkaç saat vardı.

"Binmek isteyen var mı?" dedi.

Biraz tereddüt etmiştim.

"Başka isteyen kimse var mı?" dedim. "Yok, sen bin" dediler.

Paolo kaskı kafama taktı

ve çok nazik bir biçimde kafama oturtup kayışını geçirdi.

Kendim takamamıştım.

Boston'daki restoranda göz göze geldiğimiz anki hislerimi

o anda yine hissetmiştim.

Romantik ve mahrem bir andı.

Motosiklette arkasına bindim.

"Sıkı tutun, hızlı gideceğim" dedi.

Motosiklette giderken önünüzdekine sarılmanız gerekiyor.

Çok güzel bir gündü. Rüzgâr püfür püfür esiyordu.

Ona tutunuyordum.

Hatta sonrasında arkadaşlarıma şakayla "George Clooney'yle motordaydım" demiştim.

Çekim aralarında ve gün sonlarında birlikte yemeğe çıkmaya başlamıştık.

Süper Cerrah olarak ünlenen bu adamın

bu kadar ilgili ve şefkatli olması beni çok etkilemişti.

Beni can kulağıyla, ilgiyle ve seve seve dinliyordu.

Motosiklet gezimizden kısa süre sonra bir akşam yemeğe çıktık.

Illinois'da bir otelde kalıyorduk. Sanırım aramızda iki kat vardı.

Asansörde yalnızdık.

İlk durak onun katıydı.

Kapılar açıldı.

Bana iyi geceler dileyip asansörden yavaşça geri geri çıktı.

Kapıyı eliyle açık tutuyordu.

O bana bakıyordu, ben de ona.

Kapı kapanmaya başladı, Paolo geri çekildi.

Tam iyi geceler dileyecektim ki iki eliyle birden kapıları açtı,

bana doğru uzanıp beni öpüverdi.

Çok şaşırmıştım ama bir o kadar da romantik bulmuştum.

Bir film sahnesi gibiydi.

"Eyvah" dedim. "Bu adama âşık oluyorum."

Hemen ardından

"Eyvah, olamaz" dedim.

"Bu adama âşık olamam. Henüz belgeseli bitirmedik."

Sarıl bakalım. Bir öpücük ver.

Seni çok seviyorum.

-Dişlerimi fırçaladım mı? -Evet, ağzın kokmuyor.

Seni gıdıklayacağım.

Kardeşim için kızına babalık etmek

ve mümkün olan en iyi baba olmak çok önemliydi.

Christopher'dan dokuz yaş büyüktüm.

Onun gibi bir kardeşim olması çok güzeldi. Onu çok severdim.

Erin adında küçük bir kızı var.

Hık demiş babasının burnundan düşmüş.

Chris 30'una yeni basmıştı.

Vücudunda bir tümör olduğunu öğrenmiştik.

Nefes borusundaydı.

Az daha korkudan kalbim duracaktı.

Hepimiz şoka girmiştik.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left