Halo

Halo

Download Turkish Subtitle

Season 2

Release info

Halo S02E02 Sword 2160p PMTP WEB-DL DDP5 1 HDR H 265-NTb
A Commentary by 1see0ne

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
HD
webrip
BRip
AC3
x265
HEVC
Published on: 2024-02-11
Downloads: 78
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

- Bravo musunuz? - Sis bastırdı, telsizler kapandı.

Vericinin paraziti yüzünden.

Covenant, bombalamadan önce

oraya, Sanctuary'ye gitmişti.

Perez.

Bir gezegeni bombalayacaksanız neden önce istila edesiniz?

- Kim bu adam? - Bay Ackerson Dr. Halsey'nin yerine geldi.

Sence neyin peşindeydiler?

Bence daha büyük bir şey için antrenman yapıyorlardı.

Bizi bir tamirat görevinde refakatçi yaptı.

Ne tamir ettirdi?

Uzak bir sistemde iletişim vericileri arızalanmış.

Neden Cobalt timi yolladılar?

Onlara neyle karşılaşacaklarını söyle. Cobalt'a söyle.

Halsey'nin yöntemlerini hiç tasvip etmedim John.

- Cortana sistemi... - Hayır.

- ...hiçbir zaman bunun için... - Onu çıkardın.

Gümüş Tim'in çatışma operasyonuna girmesine onay veremem.

Benimle kalmalıydın.

Sığınma hakkı karşılığında

bu şahıslar hizmette bulunacak.

Nasıl oldu bilmiyorum.

Ama diğer aileler senden korkmuyor.

Bende istediğin bir şey var.

Catherine Halsey için ödül.

Yerini biliyorum.

Antares, sen ne halt ediyorsun?

Soren-066, tutuklusun.

Canavarın istediği tek şey şunu bilmen:

Senin sevip de onun alamayacağı hiçbir şey yok.

Artık bana inanıyorsun, değil mi?

Tünaydın.

İki çay kurabiyesi, iki fındık ve iki dilim kek...

Ve mavi nektarin çayı.

En sevdiğim.

Çok güzel, değil mi?

Sadece Dünya'da yetişiyor.

Yedi ayda turuncu çiçeklerin büyük kırımızı meyvelere dönmesi gerek

ve bir ısırık aldığınızda, tohumlar ağzınızda meyve suyuyla dolu

küçük balonlar gibi pat, pat, pat diye patlar.

Şu da var.

Sanırım bir tür oyun bu.

Sende varmış zaten.

Sorun değil.

- Bana öğretir misin? - Evet.

Ama önce benim için bir şey yapmanı istiyorum.

Elbette.

Buradan gittiğinde ne olacağını söylemeni istiyorum.

Sorun olur mu?

Söylememe izin var mı bilmiyorum.

Eminim sorun olmaz.

Başka bir oda var.

- Nasıl bir oda? - Büyük.

Sen ne dersin bilmiyorum.

Bu ne yapıyor?

Oyuncuların sonuç üzerine bahse girmesini sağlıyor.

Sonra ne oluyor?

- Kim başlayacak diye zar mı atacağız? - Hayır.

Odanın ötesinde ne var?

- Bir koridor var. - Devam et.

- Bir sürü kapı var. - Kapıların ardında ne var?

Bil...

Bakmamam gerekiyor.

Kim sana bakma dedi?

Adam. Zar atıyorum.

Bana adamı anlat.

Onu seversin, çok kibar biri.

Sana hediyeleri yollayan o.

Bana adamı anlatmanı istiyorum.

- Burnum kanıyor. - Biliyorum.

Bana onun tipini anlat.

Kendimi iyi hissetmiyorum.

Adını söyle.

- Korkuyorum. - Biliyorum.

Adam, adı.

Adı!

Bana adını söyle.

- Ne yapıyorsun? - Eğitim.

Chief'in dediğini duydun.

Bunu ne kadar devam ettireceksin?

Hazır olduğumu söylediler.

Ackerson'la konuşup biraz izin alabilirsin

bir fırsatın olur... - İzin mi? Ne için?

İyileşmek için.

Çoğu zaman fark etmiyorum bile.

Bunun doğru olmadığını biliyoruz.

Ben Spartan'ım Kai.

Savaştayız.

Peletini geri takabilirsin.

Ağrıya yardımı olur.

Önce bana kurşun sıkmaları gerek.

O şeye ne kadar bakmayı planlıyorsun?

Ackerson bende bir sorun olduğunu düşünüyor.

Halsey'yi özleyeceğimi hiç düşünmezdim.

Sanki bize güvenmiyorlar.

Ya sen?

Ya ben ne?

Bir terslik olduğunu düşünüyor musun?

Şeyden beri daha sadece altı ay oldu...

Cortana'yı kafandan çıkardıkları.

- O değil. - Ne peki?

Seni tanıyorum John.

Seninle ilişkimiz... - Onu gördüm.

Kimi? Kimi gördün?

Makee'yi. Sanctuary'de.

- Makee öldü. - Biliyorum.

- Onu ben vurdum. - Biliyorum.

Peki.

Ne yapıyorsun?

- Efendim? - "Hazır."

Onu neden değiştirdin?

Şey, sanırım anlamı...

Onlar hâlâ dışarıda. Henüz dönmediler.

Biliyorsun, değil mi? - Cobalt nerede?

- Bakın, sadece işimi yapıyorum. - Neler oluyor?

Biz de onu anlamaya çalışıyoruz.

Cobalt'a ne oldu?

Bilmiyorum. Bana tahtayı değiştir diyorlar ben de değiştiriyorum.

Değiştir diyen kim? Keyes mi? Ackerson mı?

Onu geri koy.

Sıradaki.

Bir tane var Clive.

Teşekkürler.

Hadi.

Senin değil o.

Ama sen benimsin.

Spiff'lere hizmet ediyorsun.

Sanmıyorum.

Eh, çipin öyle demiyor ama.

Dur!

- Silahı bırak! - Sokağa gir!

Durun! Burada!

Burada!

Çekilin!

- Orada! - Çöpün orada! Hadi!

Kapa çeneni. Duydun mu?

Sen o tarafa bak.

Hayvanlar.

Akıllı bir kız ol.

Ruby Ann Soren'ın ekibini satın aldı. O geri dönmeyecek.

Clive?

Seni oynak sürtük.

Çok yazık. Artık hızlı bile yapmayacağım.

Dur.

Dur dedim.

Ne kadar kötü?

Önemsiz.

Adiler.

Hayat boyu savaştasınız kriz geçirince şaşırıyorsunuz.

Yardım edeyim. - Burada olmaz.

Seni gruptan çıkarmalarını söyleyebilirim.

Ben de seni öldürebilirim.

İşte burada.

Rahat ol, kimse bakmıyor.

Nereden biliyorsun?

- Acıdı mı? - Hayır.

Adi herif!

- Kibar ol. - Görmesinler.

Sorun yok. Yanındayım.

Sağ ol.

Bunu sonsuza dek yapamazsın.

Spartan'lar hiç ölmez.

Ben ciddiyim. Olacak başka şeyler var.

Başka yaşam biçimleri.

Bunu hiç düşündün mü?

Neyi?

Bu Spartan olayları olmayan bir hayatı.

Önemi olmayan bir hayat mı yani?

Özür dilerim Louis, öyle demek...

- Sorun değil... - Onu kastetmedim.

Siz adilerin nasıl düşündüğünü biliyorum.

Bir zamanlar ben de öyleydim.

Harikaydın.

En iyisiydin.

Beni yağlama.

Ama bu doğru.

Keşke orada bizimle olsaydın.

Evet, eskiden ben de öyle derdim.

Ne değişti?

Anlamazsın.

Cobalt nerede?

İçki ister misin?

Ben içki içmem.

Tabii ya.

Peki ya yiyecekler? Yemek yer misin?

Cobalt'a ne oldu?

Hâlâ yaşıyorlar mı?

Bildiğim kadarıyla Spartan'lar hiç ölmez.

Bize müdahale izni ver yoksa verecek birini bulurum.

Beni çiğneyip geçmekle mi tehdit ediyorsun John?

Hiyerarşi gibisin, buna saygım var.

Ama hata yapma John.

İşin başında ONI var.

ONI da benim.

Bir şey istemediğinden emin misin?

O zaman açık konuşayım.

Sanctuary'de olanlarla ilgili anlattıkların şüpheyle karşılandı.

Ne?

Teyidini alamadık.

O onbaşıyla konuşun. Perez'le. Oradaydı.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left