The first 200 lines.
Bay Gilfoyle, tüm aldıklarınızı açtım.
Gazetenizi de bıraktım.
Beş paunt aldım, sorun olmaz umarım.
Bal mı o?
Evet. Bakmak ister misin?
Olur mu?
Al. Bunu tak.
Merak etme. Canını yakmazlar.
Ne görüyorsun?
Hiç.
Kötü mü bu?
Kraliçe yaşlanıyor demek.
Yumurtalar olmalı ama az var.
DÇ Lenker? 2011 arşivinden talep edilen Errol Mathis dosyaları.
Şimdi biraz dinle.
Ses daha ince. Çıldırdılar.
Bir değişiklik olacağını hissediyorlar ve endişeliler.
KAPIYI ÇALIN VE BEKLEYİN
Ne yapacaklar?
İşçiler uğraşıp yeni bir kraliçe yapacak
ve kovan devam edebilecek
ama yaşlı olan, tehdit olarak gördüğü her rakibi durdurmaya çalışacak
çünkü sadece bir kraliçe olabilir.
Ne olacak peki?
Savaşacaklar elbette.
Biri, diğerini öldürene dek durmayacaklar.
Dur. Dur Preston.
Dış dünyadan hediyeler.
Hazır kahve ve pastörize sütten bıkmışsınızdır dedim.
Hayatımı kurtardınız, evet.
Peki, yemek sonrasını bekleyemeyecek kadar önemli olan nedir?
İlk karşılaştığımızda şey demiştim,
acıyı yok edemem,
tek yapabileceğim olabildiğince çok çalışıp
ailenize bunu yapan adamın hayatını hapiste geçirmesini sağlamak.
Cinayete teşebbüs suçlaması için uğraşıyorum.
Tamam.
Bu akşam KSS ile görüşeceğiz.
Söz vermiyorum.
Dediğim gibi, bazen bu işler zaman alıyor.
KHAN VE ŞİRKETİ AVUKATLIK
- Değil mi? - Bunlar arşivden mi?
Evet, Hegarty'nin kayıt defteri.
Yani Errol her şeyi şiddetle reddedip masumiyeti için savaşıyor
ve daha 48 saat geçmeden gönüllü olarak itiraf ediyor.
Sonra arada da suç mahalline gidiyorlar, tamam mı?
- O ziyarette bir şey oldu. - Kesinlikle.
Bir şey...
İşe yaramaz ama evet, bir şey oluyor.
Sence bu durum şüpheli değil mi?
Şüpheli değil demedim. Bu, eski haber. Mahkemede bu da vardı.
Temyizde de vardı. Pek anlayışlı bir tavır değil.
"Kız arkadaşının iki gün önce
acımasızca öldürüldüğü yere gitmek ister misin?" Ama yasal.
Tamam. Peki, neden "Hah?" dedin?
İlginç bir şey varmış gibi söyledin.
Belki. Bilmiyorum.
Düşük bir ihtimal ama saat 07.30.
7.30'da Doktor Hollingworth'tan izin çıkıyor.
Errol'ın sorgusunu onaylıyor.
- Sonra? - Onu sorguluyorlar.
10.30'da Errol Mathis uyarılarak sorgulanıyor.
Arada ne oluyor?
Hiçbir şey olmuyor.
Hiç.
Değil mi?
Doktor 07.30'da sorguya izin veriyor. Ondan sonra yeni delil yok.
Tutuklama yapma baskısı var.
Neden doktor izin verince onu hemen sorgulamıyorlar?
Bunun yerine üç saat bekliyorlar. Neden?
Belki geç uyanıyordur. Belki canı kalkmak istememiştir ya da...
Nöbetçi avukatın değişmesini bekliyorlardı.
- Listeyi kaydırdılar, ta ki... - Görmezden gelecek birini bulana dek.
- Çalışabilecekleri biri. - Göz yumacak biri.
ERROL İÇİN ADALET
ADALETYOKSABARIŞYOK
BUGÜN ERROL'I GÖRECEĞİM LÜTFEN DUA EDİN!
SEVGİNİZ BİZİM İÇİN NİMET #ERROL'ISERBESTBIRAKIN
#ERROLMATHIS'İSERBESTBIRAKIN #ERROLİÇİNADALET
Ve bu arayan kadın, onu bulabilirlerse...
Beni anlıyor musun? Bu, büyük bir olay.
Telefonda kaydetmişler, anlıyor musun? Kimin yaptığını biliyorum derken.
Herkesi bu işe koşacağım. Ben...
Errol!
- Hayatım, bu, iyi bir haber. - Anne, yapamam.
Anlamıyor musun? Yapamam.
Bunu her yaptığında benim için durum daha da zorlaşıyor.
- Hayır, hayatım. Ben... - Hayır, yardımını istemiyorum.
Bunu anlamıyor musun?
Ben...
Umut istemiyorum.
Unutmak istiyorum anne.
İzin ver de unutayım.
Yorgunsun. Erkenden yatman lazım...
- Yok, her seferinde... - Tıraş ol.
...işi kötüleştiriyorsun.
Kötüleştiriyorsun.
Tanrım.
Lütfen.
Beni rahat bırak.
Nasıl?
Bu vidaları birbirinden nasıl ayıracağım...
Masaya ihtiyacın yoktur belki.
Lisa?
- Onu nereden tanıyorsun? - Ciddi misin?
Nasıl tanıştınız?
Ne yapacağımı söyleyemezsin, kimi göreceğimi,
kimle vakit geçireceğimi.
İkiniz de dengesizsiniz, savunmasızsınız. Seni korumaya çalışıyorum.
Hayır, yönetilmesi gereken bir vakaymışım gibi kontrol etmeye çalışıyorsun.
Lisa.
- Elimden geleni yaptım. Tedavi, metadon... - Elinden geleni mi?
...daireleri mahvettiğinde depozitolarını ödedim.
Bir çözüm bulmak için yapmam gerekeni yapıyorum.
Olan bu mu?
Bu mu?
Seni terk etmesin diye her gece kızına uyuşturucu vermek mi?
- Ben senin babanım. - Değilsin.
- Seni korumak için geldim. - Sen benim torbacımsın.
Bu ne kadar boktan bir şey, farkında mısın?
Bunu yapmasam ölmüş olurdun. Bunu ikimiz de biliyoruz.
- En kötüsü ne biliyor musun? - Arabaya bin.
Bunu yapacağını biliyorsun.
- Bu, hoşuna gidiyor. - Ne?
Seni terk edeceğim diye ödün kopuyor
çünkü o zaman sıradan, üzgün, yalnız bir ihtiyar olacaksın.
Keşke gidebilecek hâlin olsaydı. O yüzden o konuya hiç girme.
Arkadaşın yok, ailen yok...
- Arabaya bin. - Hayır. Yanılıyor muyum?
- Arabaya bin. - Bir şey diyeyim mi? Asıl hasta sensin.
Arabaya bin. Biraz...
Ev hayvanınmışım gibi mal veriyorsun.
Hem biliyor musun? Annemin pes etmesine şaşmamalı.
Seninle yaşamak zorundayken kim yaşamaya devam etmek ister?
Git ve giyin.
- Siktir git. - Evet. Siktir git.
Nasıl tanıştık sanıyorsun?
Siktir!
Siktir!
2011'deydi, hatırlar mısınız, emin değilim
ama Errol Mathis adlı birini savunuyordunuz.
İtiraf etmişti.
Olayı soruşturan polis ekibiyle ilişkinizi merak ediyorum.
Davadan önce aralarından tanıdığınız biri var mıydı?
- Kayıtlarıma bakmalıyım. - Bu... Gerek yok. Ben...
Görünen o ki iki hafta önce Bayan Destiny Bolasie'yi savunmuşsunuz,
satma amaçlı uyuşturucu bulundurmakla suçlanıyormuş
ve soruşturma memuru aynı adammış.
DBM Daniel Hegarty.
Ne aradığınızı bilmiyorum.
Suç mahalline gittiğinizde bir şey oldu mu?
Anlayamadım?
Hep müvekkilinizle miydiniz?
Elbette.
Peki, DBM Hegarty, Errol'dan nasıl itiraf aldığını açıkladı mı?
Bakın Memur Lenker, korkarım, daha ileri gitmemi istemeniz,
gizliliği ihlal etmemi istemeniz demek
ki bu da 2007 Yasal Hizmetler Kanunun
1.3e bendi uyarınca sadece müvekkilimin hakkıdır.
Bunu biliyorsunuzdur herhâlde
ama zorlamaya devam ederseniz
tek seçeneğim görevli müfettişinizi arayıp
bunu size açıklamasını istemek olur.
Sağ olun Bay Cardona.
Belki avukatın dolandırıcılık ya da başka bir suç işlemek için
komplo kurduğu anlaşıldığında bu gizliliğin geçersiz olduğunu
açıklamasını da istersiniz.
Kendim çıkarım.
Lisa. Nerede o?
Ben de tam sana... Dur. Seninle olduğunu sanıyordum.
Neler oluyor?
- O... - Ne oldu?
Aramadı mı?
- Ne dedin ona? - Sakın başlama, tamam mı?
- Dinle... - Onu arayacağım.
Yok. Eve gidiyordur herhâlde.
Hiçbir yere gitme. Ben eve gidiyorum.
Kapının önünde oturuyor olacaktır.
Anahtarlarımı kaybetmesem sormazdım.
- Bir yere mi gitmen lazım? - Evet, 45 dakikaya toplantım var.
Evet, tutukladığınız adam. Parktaki çocuk.
- Evet, diyordu ki... - Kızım mı?
Bundan çok mutluydu.
- Mutlu mu? - Evet.
- Hiç sanmam. - Seninle gurur duyuyor adamım.
Hayır, duymuyor.
Bir işe yara. Sağı solu, arkadaşlarını ara.
Hiç arkadaşı yok.
Tamam.
Doris, lütfen.
- Güle güle Latisha. - Bırak, açıklayayım.
Hayır. Çocuklarını kaybedeceğini söyledin. Sana destek oldum.
- Doğruydu. - Dinlemek istemiyorum.
- Yardım etmek istiyorum. Yemin ederim. - Hayır, istemiyorsun. Kimse istemiyor.
Ne sen ne kocam ne de Errol.
Hem biliyor musun? Kimin umurunda?
Sana ihtiyacım yok.
Pes etmiyorum.
KONUŞMAMIZI DÜŞÜNÜYORDUM
AĞIR KONUŞTUYSAM ÜZGÜNÜM. KONUŞABİLİR MİYİZ?
No comments yet. Be the first to leave one.