The first 200 lines.
Geri sayım başlıyor, son on, dokuz, sekiz,
yedi, altı, beş.
Motorlar ateşlendi.
İki, bir.
Mekik havalandı.
Mekik, 32 geçe kuleden ayrıldı.
Yönlendirme sistemleri devrede.
Houston, iticiler çalışıyor. Tüm motorlar iyi.
Rotamızda ilerliyoruz, virgül altı iki.
Houston, geliyor...
Cola.
Lucy.
-Uzman. -Evet. Buradayım.
Toparlanma vakti.
Eve dönüyoruz.
Birkaç dakika daha.
Sadece birkaç dakika daha.
Anlaşıldı Houston.
Yörüngeden çıkıyoruz.
Anlaşıldı.
Kumanda bende. Atmosfere girişe başlıyorum.
Kuyruk kısmı ışık şovu yapıyor.
-Sahiden mi? -Aynanla bak.
-Aynan var mı? -Var. Dur, alayım.
Gerçek olaylardan
esinlenilmiştir.
Giriş açısına dikkat et.
Anlaşıldı Houston. Ayarlıyorum.
Göstergelere göre...
Merhaba.
Şey nasıl...
Pardon.
Okul nasıl geçti?
Dondurmacıya gidelim mi?
Hayır.
Sağ ol.
Peki.
Açelyalar iyi görünüyor.
Her gün suladım da ondandır.
Yani unutmasam sulardım.
Bunlar yeni, dün saksıya koydum.
Seni özledim.
Sahiden mi?
Tatlım, uzaya gittin ya.
Seninle gurur duyuyorum.
Nasıl desem...
Bilemedim.
Kelimelere dökmek zor.
Ona ne şüphe.
Ta yukarıda olmak...
Selam uykucu.
"Roket lag" nasıl?
Saat kaç?
Iris nerede?
8.30. Onu çoktan servise bindirdim.
Rica etsem şunu...
Seni özledim.
Ne oldu?
Görev tamamlandı.
Nasıl, alışmaya başladın mı?
Alışmakla vakit kaybedemem.
Bunu büyükannemden öğrendim.
Bedenen nasılsın?
Sapasağlamım efendim.
Mikro yer çekiminde birkaç gün bile
kemik ve kas kütlesinde ani kayıplara neden olur.
On gün uzaydaydın.
Ayakta duramayan erkek astronotların mekikten taşındığını gördüm.
Şey...
Pekâlâ.
Deniz Harp Okulunda sınıf birincisiymişsin.
Lise ve üniversiteyi de birincilikle bitirmişsin.
Durabilir misin?
Ne konuda?
Çalışma.
Birkaç gün izin aldım.
Yeğenim bizde kalıyor. Blue Iris.
Blue Iris mi?
Aslında ikinci tercihiydi. Abimin yani.
Eşi olmasa kızının adını Sanctuary Rose koyacaktı.
Eşi Annabelle ailenin aklı başında olanıydı.
Ampul değiştiren. Yemek yemeyi hatırlayan.
Ama öldü.
Neyse...
Iris bizimle kalıyor, kız kıza takılıyoruz.
Dün seni koşu pistinde, bugün de spor salonunda görmedim mi?
Kemik yoğunluğu. Kas kütlesi.
Frizbi oyna. Uçurtma uçur.
Ne oldu?
Büyükannem frizbiler köpekler içindir der.
Bana onu anlatsana.
Üç adam bir gün babamı okuldan elinde sopalarla eve kadar kovalamış,
ninem ilk uyarı atışını yere sıkarak yapmış.
İlk derken?
San Angelo'da bacağa sıkmak uyarı atışı sayılır.
Neden kovalamışlar?
Babanı yani.
Benzin depolarına işemiş.
Michael Collins'i biliyor musun?
Evet. Elbette.
Apollo 11. Neil ve Buzz için komuta modülünü uçurdu.
Evet.
Yani onları bıraktıktan sonra
ayın etrafında saatlerce dolandığını biliyorsun.
Dünya'ya en uzak mesafeye giden insan oldu.
Ne ışık var ne de telsiz.
Karanlığa gömüldüğünde ağlamış,
sonra güneşi görünce
daha da ağlamış.
Modülün içinde şunları yazmış,
"Şu anda gerçekten yalnızım,
bilinen tüm canlılardan tamamen koptum.
Bir ben varım."
Ben iyiyim.
Oksijen makinesinin dibinde sigara yakarak ölmekten daha iyi yollar da var.
Ne gibi mesela kerata?
Geri geldim.
Bir yere mi gitmiştin?
Yani, yukarı çıkıp aşağı indim.
O Ivy League götlerine bu iş nasıl yapılırmış gösterdin mi?
Hem de nasıl.
Baban eskiden golf oynardı.
İşleri artırıyor derdi.
İşsizdi.
Salağın tekiydi.
Nefes aldığımdan emin olmak için mi geldin?
Drew çöp öğütücünün bozulduğunu söyledi.
Orası doğru.
Tatilde olmam gerekiyor.
Evde üç odaya renk tanımlaması yaptım
ve mahallenin güvenliğine katkıda bulunuyorum.
Benim gibi kendine bir hobi edin.
İçki içmek bir hobi değil.
Devlete göre bunu profesyonel olarak yapamayacak kadar yaşlıymışım.
Bu tamam.
Sana madalya verecekler mi?
NASA mı? Ne için?
Sadece işimi yaptım.
Aferin sana. Özel muamele yok.
Ben uzaydayken Sebastian yine Iris'i bize bırakmış.
İnanabiliyor musun?
Onu arabada mı bıraktın?
Okulda.
Abin beni yoldan aradı.
San Francisco'da elektrikli alet yarışması mı ne varmış.
Ona ne dedim, biliyor musun?
İş bul dedim.
İşi var.
Şiir yazıyor.
Bir sonraki görevin ne zaman?
Polaris birkaç haftaya gidiyor.
Orion 13 ay sonra. O zaman gidebilirim.
Gençleşmediğin kesin.
Dolayısıyla daha çok çalışman gerekecek.
Kıyafet içi hava dolaşım dönüş valfi.
Ters oksijen umbilikalleri. Tamam.
Paketi, süzgeci, peteği boşalt. Tamam.
Önüne baksana.
Gevşe biraz. Daha hızlı koşarsın.
Çok kasma.
Acele etme. Akışına bırak.
İyi iş çıkarmaya devam et!
Günaydın.
Günaydın.
Günaydın, dedim.
Günaydın.
Şimdi oldu.
Bu odadaysanız ve mavi üniforma giyiyorsanız
bir sonraki Orion görevine adaysınız demektir.
Henüz detayları kesinleşmedi
ama şimdilik
iki haftalık bir görev olduğunu varsayalım.
Görevimiz, istasyonun sancak tarafına iskele sistemi ve güneş paneli takmak.
Bugün seni koşu pistinde gördüm.
Koşarken başını kaldır.
Bazılarınız bu yolculuğu daha önce yaptı.
Tebrikler.
Gelelim kötü habere.
Tekrar gitmek istiyorsanız...
Tüyo için sağ ol.
...hak etmeniz gerekecek.
Çok ciddiyim.
Dağılabilirsiniz.
Destiny görevindeydin, değil mi?
Aynen. Adın neydi?
Adım Erin Eccles. SAIL'den yeni geldim.
Vay canına.
Başımı dik tutmam dışında tüyon var mı?
Duruma göre değişir. Pilot musun?
Robotik uzmanıyım.
O hâlde iki koltuk gitti bile.
Orion'daki koltuğu istiyorsan asla pes etme.
Yeter ki bana bir koltuk bırak. Tamam mı?
Anlaşıldı.
Noel ışıkları hâlâ duruyor.
Anlaşıldı Orion.
Oksijen seviyesi normal.
DFS, sistemi yeniden başlat diyor, Houston?
Orion, onaylıyoruz. Yeniden başlatın.
Oksijen hızla düşüyor.
No comments yet. Be the first to leave one.