The first 200 lines.
Çeviri: Onsraman Keyifli seyirler.
Şu an, keşfe çıkmak için iyi bir zaman.
Dün akşam TV'de şu programı izliyordum.
- Eleman bir milyon Dolar kazandı. - Nasıl?
Sadece genel kültür sorularını cevaplayarak.
Bunu belki sen de denemelisin. Sen üniversite okudun.
Yaşlandığında bir milyon Dolara ihtiyacın olmayacak.
Hey, Fan!
Bir milyon Doların olsa ne yapardın?
- Halka açık bir yüzme havuzu yaptırırdım. - Ah.
Elde Yapılmış Çin Fal Kurabiyesi Şirketi
Kahve?
İstemem.
Sanırım sen de uyuyamıyorsun.
Bunu sevdiğim söylenemez.
Psikiyatri randevusundan bir haber var mı?
Henüz yok, Salim.
Yakında arayacaklardır. Eminim arayacaklardır.
Göreceğiz.
Sana da, buradaki yıldızlar hep değişiyor gibi geliyor mu?
Tek bir noktada kalmıyorlar.
Öyle olmaları gerektiğindendir, değil mi?
Bilmiyorum.
Kabil'deyken asla değişmezlerdi.
Aynı pencerede her gece sigara içerdim.
Bir gece önce bıraktığın yerde olurlardı hep.
Bir kere bile yer değiştirdiklerini görmedim.
Yıldızların bu kadar yer değiştirdiği bir yerde insanlar nasıl oluyor da bu kadar güven içinde hissedebiliyorlar?
Selam, Mina.
Günaydın, Donya.
- Uyumuyor mu? - Hayır.
Salim bu notu sabah kapımın dışına bırakmış.
Ne yazıyor?
Psikiyatri için randevu kartı.
Sekiz aydır bekliyordun. Beklemekten yorulmadın mı?
Evet.
O halde git!
Onun sırasını almak istemiyorum.
Psikiyatristleri pek sallamaz. Zaten bir randevu kaçırmıştı.
Kocama söylemiş, bir tren bileti kadar bile değeri yokmuş.
Parasını Ulusal Parkı ziyaret etmek için harcamayı yeğler.
Mina!
Mavi gömleğim nerede?
Ütüledim. Dolabın içinde.
Günaydın, Süleyman.
Şarki Pastane
Elde Yapılmış Çin Fal Kurabiyesi Şirketi
Yarın erken çıkabilir miyim?
- Peki, ne zaman? - Öğleden sonra 1.30'da.
- Neden? - Doktorla randevum var.
- Elbette çıkabilirsin. - Teşekkür ederim.
Başka birini daha getirip getiremeyeceğini sormamı ister misin?
İki çiftin tanışma randevusu olurdu?
- Olmaz. - Emin misin?
Sanırım tanışma randevularından nefret ediyorum.
Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorsun, değil mi?
Hiçbir şey!
Seni nereye götürüyor?
Bu bir tanışma randevusu, belirgin bir yerde buluşmayı kararlaştırdık.
Bir Meksika restoranına gideceğiz.
Her şey iyi giderse, er ya da geç birlikte yaşayacağız.
Neticede kirayı da paylaşacağız.
Anneni nereye yerleştireceksin?
Bilmiyorum. Sanırım ona fazladan bir yatak bulurum ve bir yerlere yerleştiririm.
Fazla bir yatağın var mı?
Hayır, tek kişilik bir yatağım var.
Efendim?
Tek kişilik bir yatağının olması son derece yanlış...
... Çekim Yasası 'na göre!
Neden dersen, birini davet etme şansın kalmıyor.
Yalnız uyuyor bile olsan çift kişilik bir yatakta uyumalısın.
Yatak odama çift kişilik yatağı sığdıramam.
Pekala, bu bahsi sonlandırıp uyuyacağım.
- İyi geceler, Donya. - İyi geceler, Joanna.
Dr. Anthony ile bir randevum vardı.
Adınız?
Aslında randevu benim adıma değil.
Salim Dabiri adına.
Sizin için bir randevu mu aldı?
Hayır.
Randevu kartınız var mı?
Evet.
Ne var ki bu randevu özellikle Bay Dabiri adınaymış.
Biliyorum, ancak randevuya gelemedi, bu yüzden randevusunu bana verdi.
Bunun mümkün olacağını sanmıyorum.
Neden?
Aslında, randevu sırası gelen biri şayet gelemiyorsa...
...bizi araması ve iptal etmesi gerekir.
Sonra da biz, bu randevuyu başka bir hastamıza tahsis ederiz.
Başka bir hasta benim.
Evet, anlıyorum, ancak olur da iptal olursa Dr. Anthony'nin...
...bu sırayı vereceğimiz başka hastaları var.
Bana biraz izin verin.
Size dürüst olmam gerekirse, işler cidden bu şekilde yürümüyor.
Bir filmin 3.15 seansına gidemediğinizde filmin biletini...
...başka bir arkadaşınıza vermek gibi değil bu.
Bir doktorla randevu bu değildir...
...ve Salim bunu çok iyi bilir.
Uyku sorunuma bir çözüm bulmak adına buradayım.
Pekala, şey...
Fremont'ta mı yaşıyorsunuz?
Bu arada Afganistanlı mısınız?
Evet, öyleyim.
Özel Göç Vizesiyle mi?
Evet, Afganistan'dayken bir çevirmendim.
Şey... Bu işin yürüyüş şekli...
...birkaç randevu ayarlıyoruz...
...kendi parasını ödeyenler ya da sigortalı olanlar için.
Temel olarak, ödemeleri müşterilerimiz yapar.
Sonra da karşılıksız birkaç randevu veririm.
Bu randevuların bir ödemesi vardır...
...biz de protokolü izlemek zorundayız...
...herkes için adil olmasını sağlamamız gerekir.
Böylece, bekliyor olan insanlar...
...ya da sistemde zaten mevcut olan kişiler...
- ...anlamanızı istiyorum.... - Ben şu an buradayım.
Aslında, bunu anlayabiliyorum.
Evet, şu an burada olmanızı anlıyorum, ama yine de bir protokol var...
...sistemin işlemesi için bu protokülü izlememiz gerekir.
Buradan gitmiyorum.
Pekala.
O halde...
...izin verin de sizinle ilgili bazı genel bilgiler alayım.
İsminiz?
Donya Massoudi.
Doğduğunuz yer ve zaman?
13 Haziran 1996.
Kabil, Afganistan.
Peki, ABD'ye geleli ne kadar oldu?
Sekiz ay.
Peki, çevirmenliği hükümet için mi yoksa...
...özel sektör için mi yapıyordunuz?
ABD Ordusu için.
Bu işi ne kadar süreyle yaptınız?
Yalnızca uyku hapı istiyorum.
- Genel sağlık durumunuz nasıl? - İyi.
Kabus görüyor musunuz?
Pek değil.
İyi uyuyamıyorum.
Yatağa uyumaya gittiğinizde aklınızda çok düşünce olur mu?
Evet.
El falıma bakan kişiyi gidip görmelisin.
Bekleme listesi falan da yoktur.
Elleri okur ve insanları anlar, tüm psikiyatristlerden çok daha iyidir.
Bana ne dedi, biliyor musun?
Annem gibi sıska biri olmak istemediğim için...
...çok fazla yemek yediğimi söyledi.
Bu, psikoloji gibi karışık değil...
...ne olduğunu da bilmiyorum.
Karma temizliği de yapabiliyor.
Gidip biraz kahve alacağım.
Bence olayın esası eğlenceli bir iş ortamıdır.
İşe gelmeye bayılıyorum.
Anlarsın ya...
...babam bu fabrikayı yıllar önce açtı.
Küçük bir çocukken onunla buraya gelirdim.
Ama sonra beni getirmemeye başladı...
...çünkü her zaman tüm kurabiyeleri yiyordum.
Kurabiyeleri severim.
Çok fazla yemişliğim vardır.
Epey eğlenceliydi.
Pekala. Sonra görüşürüz.
Teşekkür ederim.
Her şeyi bu kadar kafana takmamalısın.
Her zaman böyle olmuştur.
Herkes gelir, ülkemizi yakıp yıkar...
...ve sonsuza kadar hesap vermeksizin çekip gider.
Burada zihin dağıtıcı en iyi şey budur.
İzle!
Hadi, otursana.
Pekala, bakalım elimizde ne var.
Buraya gelmeden ve ülkeni terk etmeden önce Afganistan'daki durumdan biraz bahseder misin?
Sözgelimi, ailenle beraber mi yaşıyordun?
Evet.
Bana gösterebileceğin, ailene ait bir fotoğraf var mı?
Ailenden Amerika'da yaşayan var mı?
Yok.
Hepsi de Afganistan'da mı?
Evet.
Eminim aileni çok özlüyorsundur.
Ailen hiç tehdit edildi mi?
Onlara, eğer geri dönmezsem küçük kardeşimin peşine düşeceklerini söylemişler.
Ailene hiç zarar verildi mi....
...yani fiziki anlamda demek istedim?
Hayır.
Orada yaşarken, ailen yaptığın iş yüzünden mutsuz muydu?
Bu işi sadece, para kazanmak ve vize alıp bu ülkeye gelmek için yaptım.
Başka bir şey için değil.
Suçlu hissediyor musun?
Burayı nasıl buluyorsun?
Amerika aynen düşündüğün gibi miydi?
Burasının nasıl olacağını düşünmedim.
Hatta Amerika hakkında bile düşünmedim.
Sadece oradan çekip gitmek istedim.
Gidebileceğim başka yerler vardı....
...Almanya, Fransa, İngiltere...
...El Salvador ya da herhangi bir yer.
Senin yaptığın gibi çeviri işi yapan pek kadın yok.
O manada, sen bir öncü sayılabilirsin.
Bu durumda ailen seninle gurur duyuyor olmalı.
No comments yet. Be the first to leave one.