Running Turtle AKA Turtle Runs (거북이 달린다 / Geobugi dallinda)

Running Turtle AKA Turtle Runs (거북이 달린다 / Geobugi dallinda)

거북이 달린다

Download Turkish Subtitle

Release info

Running Turtle 2009 1080p NF WEB-DL DD5 1 x264-NTb
A Commentary by Chromeman
Extract from MKV only since it was missing here

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
x264
1080
Published on: 2018-06-03
Downloads: 35
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

İki eli de iyice sallayın.

Önce sola sonra sağa dönün.

Dizlerinizi hafifçe kırın.

Sol tarafı biraz daha kaldır.

Biraz daha, Bay Lee.

Şimdi...

Kaldır!

Daha da kaldır!

Yanındaki pankarta hizala.

Beni izleyin.

Hoş geldiniz!

Hoş geldiniz!

Tekrar ve bu sefer biraz daha duygulu.

Hoş geldiniz!

-Boğa güreşi -Boğa güreşi

ilçesine hoş geldiniz.

ilçesine hoş geldiniz.

Burası en güzel ilçelerden

Burası en güzel ilçelerden

Yesan. Yesan.

Şimdi farklı bir şey deneyelim...

Kahretsin.

Ne biçim akşamdan kaldım...

Lanet alkol...

-Hoş geldiniz! -Hoş geldiniz!

-200 arttırıyorum. -Görüyorum.

200'ünü görüyorum

ve 400 arttırıyorum.

Çok yüksek.

-Yani 600. -Görüyorum.

İş ciddiye biniyor.

Daha açılmadık.

Ne istiyorsun?

Jae-seok.

GI-TAE SONG ARANIYOR ÖDÜL: 100 MİLYON WON

YÜZ ŞEKLİ

GÖRÜNÜŞÜNÜN TARİFİ

İyi uyudun mu?

Hey, bunu al.

Bu ne?

Şansını dene ve kazı.

Kazanırsam yarı yarıya bölüşecek miyiz?

Gitmeden bir şey iç.

-Kes şunu. -Hayır.

Baba!

Nereye gidiyorsun?

Müze gezisine gidiyoruz.

Gerçekten mi?

Merhaba efendim.

-Merhaba. -Hava çok sıcak.

-Evet öyle. -Baba.

Silahınla Gi-young'a ateş et.

Öldür onu.

Gi-young hangisi?

Sen misin? Seni...

Harika!

Taek-gi'nin babasının itfaiyede çalıştığını biliyorsun değil mi?

Onu tanıyorum. Han-won Lee.

Eski bir arkadaşım.

Bir gün sınıfla konuşmaya geldi ve herkesi şaşırttı.

Dört tane itfaiye arabası getirdi.

Eski bir arabayı ateşe verip gösteri yaptı.

Sonra bütün çocukları arabalara bindirdi,

sirenleri açtı ve pistte tur attı,

bir kere değil, her seferinde on tur.

İtfaiye arabaları o piçe ait değil.

Devlet malı onlar.

Aynen öyle.

Gelecek ay benim sınıfım yapacak.

Ama Jin-young'un babasından

gelip bir inek kesmesini isteyemem.

Çok endişeleniyorum.

Ne?

Bu aralar meşgul müsünüz, Bay Jo?

Tabii ki meşgulüm.

Dedektif olarak bir sürü işim var.

Biliyorum. Ben gideyim o zaman.

Bekle. Başka biri var mı?

Hayır.

Başkasını bulamazsak... Sang-hwan'ın babası sağlık kliniğinde çalışıyor.

Birkaç yılan getirmesini isteyebilirim.

İnek öldürmekten iyidir değil mi?

Yılanlarla ne yapacaksın?

Başka kimse yok mu?

Ben mi geleyim?

Bay Jo, siz çok meşgulsünüz.

Meşgulüm ama o gün göreve çağırırlarsa vardiyamı değiştirebilirim.

Onlara ateş etmeyi, kelepçe takmayı ve kendilerini savunmayı öğretirim.

Yetmez.

Dört tane itfaiye arabası getirdiler.

Ekip arabası getirebilirim sanırım.

Hapishane otobüsü bile isteyebilirim.

Bizim için bunu yapar mısın?

Çok teşekkürler.

Güvenlerini yerine getirir.

-Güven? -Evet.

Çok şaşırmıştım.

O bir şey değildi.

Berbattı...

Çok fenaydı.

Sorun medya. Suçlulara ilgi gösteriyorlar.

Neden onları meşhur ediyorlar ki?

Suçlularla ilgili habere ihtiyacımız yok.

İnsanlar suçlular gibi giyiniyor, takı takıyor,

saçlarını onlar gibi yapıyor. Kötü çocuk görüntüsü.

Neymiş o görüntü?

ELEKTRONİK GEÇİT DUR

Hallettim.

-Park yerini düşünme. -Burası karakol.

-Evet. -Sana eşlik edeceğiz.

Bear iyi mi?

Evet, sonra konuşuruz.

Bu sefer yapmalıyız.

Neden bahsediyorsun? Saçmalık bu.

Şu afişi...

...herkesin görebileceği bir yere as.

-Güzel as. -Bear'ın hayranıyım.

Umarım kazanır.

-Güle güle. -Typhoon iyi mi?

Ona biraz ahtapot ver.

-Evet. -Ne?

-Anladım. -Ne anlatıyor o?

Tamam.

Amir, Typhoon'un büyük hayranı.

48 maç üst üste kazandı. O gelmeyecekse boğa güreşine gitmenin ne anlamı var?

Ne? Typhoon yok muymuş?

Olmak zorunda.

Tamam, anladım.

Bu tam olarak doğru değil.

Daha çok para mı istiyorlar?

Typhoon'un nezle oluğunu söylediler.

Boğalar nezle olabiliyor muymuş? -Sanırım. -Yarın tekrar ara.

Tamam.

Evet, ben Yesan Polis Karakolundan Dedektif Lee.

Hadi yemeğe gidelim. Ne?

Ben yiyemem.

Hadi gidip yemek alalım.

Şimdi nereye gidiyorsun?

Young-gil'i hatırlıyor musun? Neodeo-ri'de oturuyor.

Dolandırıcıyı mı diyorsun?

Kız kardeşi benimle konuşmak istiyor.

Bay Lee'yi de götürüyorum.

Madem çıkıyorsunuz,

şu afişleri mahallenin her yerine asın.

Ben öğle yemeği yedim.

Şimdi mi?

Sana baktıkça seni daha çok istiyorum.

Evet.

Tanrım... Şu kaslara bak.

Kastan başka bir şey yok.

-Kes şunu. -Tanrım.

Dikkatli olun, Bay Lee. O bir genç erkek avcısıdır.

Koca bir palavra.

Tatlım.

Baban olacak yaştayım.

Tatlım, beni ne zaman suşi yemeye götüreceksin?

-Suşi mi? -Evet.

Buzlukta morina ve kalamar var.

Onları ye.

Çekil. Çoraplarıma oturdun.

Onun derdi ne?

Her şeyi kır da rahatla.

Sorunu ne?

Trafik cezası almışım.

Sürtük yine kask takmamış.

Tatlım şunu halledebilir misin?

Ne diye öyle bir şey yapayım? Gidiyorum.

Biraz daha kahve verir misiniz?

-Bay Lee. -Ne?

-Sonra sana buzlu kahve yaparım. -Tamam.

-Geri gelsen iyi olur. -Tamam.

Sonra görüşürüz.

Benim için komiserle konuş.

Tamam. Görüşürüz.

Ne oldu?

Hyeon'u tanıyorsun değil mi?

Terminalin yanındaki masaj salonunu işletiyor.

Senin yeğenin değil mi o?

Evet. Son zamanlarda işleri iyi gitmiyor.

Eve masaj ziyaretini biliyorsun.

Ev ziyareti?

O adamlar yüzünden artık fazla müşterisi yok.

Yardım etme şansın var mı?

Lafı dolandırmana gerek yok.

-Sonra görüşürüz. -Tamam.

İstediğin zaman uğra, yemeğe gideriz.

Tamam.

Selam.

Baba.

Bana biraz para ver.

Son iki gündür

hangi cehennemdeydin?

Motosikletini kırmadan

eve koş.

Saçına ne olmuş?

Hâlâ burada mı oturuyorsun?

Buralar hiç değişmedi.

En son hiçbir şey demeden gitmiştin. Niye geri geldin?

Ya seni ele verirsem?

İyi, beni ele ver.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left