Sarah Silverman: A Speck of Dust

Sarah Silverman: A Speck of Dust

Download Turkish Subtitle

Release info

Sarah Silverman A Speck of Dust 2017 WEBRip anyformat-anygroup
Sarah Silverman A Speck of Dust 2017 WEBRip x264-JAWN
Sarah Silverman A Speck of Dust 2017 720p WEBRip x264-GH7JKB6
Sarah Silverman A Speck of Dust 2017 1080p WEBRip x264-JAWN
A Commentary by psyking
These subs are synced for complete rips (that includes full netflix intro).

Tags

webrip
web
BRip
x264
720p
720
1080
Published on: 2017-06-27
Downloads: 20
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

NETFLIX ORİJİNAL STAND-UP KOMEDİSİ

Kızlar ve çocuklar, alkışlarınızla,

Sarah Silverman.

Merhaba.

Teşekkür ederim.

Çok teşekkür ederim.

Burada olduğunuz için çok mutluyum.

Metal detektörleri için üzgünüm.

Benim hatam. Ben...

Bir tweet attım ve bazı insanlar beni öldürmek istediklerini

ifade etme ihtiyacı duydular.

Ve...

Askeri darbe istediğim için üzgünüm.

Uzak bir ihtimal olduğunu biliyordum.

Komedyen olunca, Twitter'a bir şey göndermeden önce

etraflıca düşünmelisiniz.

Kim olduğumuzu sanıyoruz, başkan mı?

Gerek yok.

Ama memnun oldum.

Süslü biri değilimdir.

Ben...

Yani, seksi çamaşır giymiyorum.

Ben... Takı takmayı seven arkadaşlarım var, onları severim.

Ama ben... Takıların değerini hiç anlamıyorum.

Öte yandan... Güzel bir otel odasına bayılırım.

Jakuziye ihtiyaç duyarım.

Yani, kendi şeylerim var.

Turnedeyken,

gerçekten de çok iyi otellerde kaldım.

Ve hiç şikayet etmeyeceğim çünkü şikayet eden

bir Yahudi gibi olmaktan korkuyorum.

Bu bir klişe.

Gerçeklere ve kalıplara dayanıyor.

Ve sonra, bu kalıplardan yapılan çıkarımlara.

Neden kendi kültürünü kötülüyorsun, Sarah?

Üzgünüm.

Güldüler mi? Evet. Tamam.

Ama aradım.

Ve şöyleydim, "Her şey muhteşem.

Çok teşekkür ederim.

Ama...

fark ettim ki...

şeyde sperm var gibi...

Sanırım yorgan deniyor.

Ve... Ya da battaniye.

Ve ayrıca...

Ayrıca komodinde de biraz var.

Ayrıca göğsümün her yerinde meni var. Bu...

Üzgünüm.

Sadece, eğer şey varsa...

Şikayet etmeyi sevmem.

Eğer iyileştirme öneriniz varsa...

Kabul ederim."

Böyle konuşunca beni duyabiliyor musunuz?

İyi bir ses sistemi.

Böyle konuşunca beni duyabiliyor musunuz?

Lazerli epilasyon yaptırdım.

Ve...

Alkışladın mı sen?

"Sonunda."

Lazerli epilasyon yaptırdım.

Bunun için uzun süredir bekliyordum.

Bilimin en üst seviyesine ulaşmasını istedim.

Mars'a ayak bastığımızda, sanırım Ağustos 2012'ydi.

Tarihi hatırladığım için etkilendin mi?

Söylemeye çalıştığım...

Mars'a 2012'de indik.

Ben dört yıl daha bekledim.

Sonra da en yüksek puanlı lazerli epilasyon yapan yeri aradım.

Evime üç sokak uzaklıkta.

Ve oraya gittim.

İsmi LaserAway.

Ve...

Hiç de benim...

Sanırım safmışım, düşündüm ki, gidiyorsun

ve... Kılların yok oluyor. Ama çok daha uzun sürüyor.

Alınmasını istediğin her kıl bölgesi için

sekiz ayrı seans gitmen gerekiyor.

Her biri için...

Peki, ben, göbek deliğimin altından

yere kadar yaptırdım.

Ve arkada, sırtımın ortasına kadar.

Ve... Bunun komik olması komik değil mi? Ayrıca yalan.

Kollarımı da yaptırdım.

Ama...

Size yalan söyleyemem.

Yapamam.

Evet. Baştan ödeme alıyorlar.

Düşününce çok mantıklı geliyor.

Çünkü çok acıyor.

İkinci seanstan önce şöyle oluyorsun, "Buraya bir daha gelmemek için

memnuniyetle 3.000 dolar veririm. Anlaşalım."

Çok acı verici.

Ve ben... Acı eşiğimin yüksek olduğunu...

Bence birçok kadının acı eşiği yüksek.

Yüzüme üç kere yumruk yedim. Bu ayrı bir hikaye.

Ama ben...

Farklı bir acı. Sinir ölümü gibi.

Sinir hasarı gibi.

Sanki size stres topu veriyorlar ve siz de sıkıyorsunuz.

Ve parmaklarınızı zorla açmaya çalışırken,

toz piramitlerine benziyorlar.

Çok acıtıyor.

Kendime şöyle söylediğimi hatırlıyorum, "Yetişkin bir kadınsın.

Boşa gidecek olan senin paran. O parayı hak ettin.

At gitsin. Önemli değil."

Ve ikinci seanstan sonra arabama yürürken...

Arabama yürürken kendime söylediğim sözleri gerçekten de

tam olarak hatırlıyorum. Şöyle dedim:

"Az önce bir travma yaşadın.

Bu travmatikti."

Ve o anda, UNICEF'le Guatemala'ya giden

erkek arkadaşımdan mesaj geldi.

Ve diyordu ki...

"Sabah, oğlunun öldürülmesini seyreden

bir kadınla birlikteydim."

Ben de şöyle dedim, "Bunun kötü olduğunu mu düşünüyorsun?"

Çünkü ben...

Bakış açısı konusunda zorluk çekiyorum.

Sanırım deneyimlerden bir şey kazanmıyorum.

Los Angeles'ta dolaşıp insanları yargılıyordum.

Ve bu en iyi yönüm değil. Bununla gurur duymuyorum.

Ama hikaye buydu.

Ve şöyle düşündüğümü hatırlıyorum, "Sizi kahrolası...

acınası, kuş beyinli, materyalist ahmaklar.

Anlamıyorsunuz."

1.500 dolarlık çantalarıyla.

Bu bir çanta. İçine eşya konuluyor.

Sırt çantası al. Aptal.

Anlıyor musunuz? "Anlamıyorsunuz bile.

Biz, uzayda salınan bir toz parçacığının üstündeki

bir toz parçacığı değilmişiz gibi davranan nefes alan egolarız.

Biz hiçiz."

Ve hemen sonra şöyle oluyorum:

"Paranın üstüne resmim basılsın."

Gerçekten istiyorum.

Bence bunu hak... Paranın üstünde resmim olsun, o kadar.

Ben...

Adetli halim olsun.

Şöyle:

Hayır, daha stoacı, şöyle:

Kız kardeşimin güldüğünü duydum.

Öldü.

Hayır, burada. Şaka yapıyorum, burada.

Benim... Uzun yıllar boyunca bir köpeğim vardı.

Ve benim en iyi dostumdu.

Ve hep onunla konuşurdum.

Evdeyken, onunla konuşurdum.

Sonra öldü ve onunla konuşmayı bıraktım.

Mantıklı.

Öyle mi? Bilmiyorum. Yani, gerçekten mantıklı mı?

Şimdi de en az eskisi kadar konuşmanın bir parçası.

Masamdaki bir kutuda.

Kendimle... Olan şu.

Odada köpek yok diye kendimle konuşmayı bıraktım.

Bu delilik.

Şimdi yeni bir köpeğim var, Mary.

Ben... Onu kurtardım.

Onun beni kurtardığını düşünmeyi seviyorum.

Bu nasıl daha az pislik gibi söylenir bilmiyorum. O benim.

Ve benim her şeyim.

Ve onu çok seviyorum.

Benim her şeyim.

Genç, hayat dolu.

Ve sincaplara takıntılı.

Ve beni de kaptırdı.

Sarılmayı çok seviyor, oynuyoruz.

Geceleri sarılıp yatıyoruz ve...

Bu konuya bir saniye ara verip geri sarıp diyeceğim ki...

komedide, o sincap repliğine boşa giden şaka derim.

Şöyle söyleseydim gülüneceğini biliyorum:

"Sincaplara takıntılı ve beni de kaptırdı."

Ama asıl şakaya doğru gidiyorsun.

Bu boşa giden şaka. Böyle daha havalı oluyor.

Şimdi mahvettim çünkü geri sardım ve şimdi onunla ilgili konuşuyorum.

Şimdi mahvoldu.

Artık boşa giden şaka değil. Ama öyleydi.

Bunu sadece iki kişi anlayabilir

ama bence boşa giden şakanın havalı olması...

şuna benziyor...

Basketbol oynuyorum. Antrenman maçı sırasında,

güzel bir üçlük atıyorsun

ve sonra gülümsemiyorsun.

Doğruca savunmaya geçiyorsun.

Boşa giden şaka da böyle havalı. Pekala.

Evet... Gerçekten mi?

Buna daha önce gülünmemişti.

Bırakmanıza gerek yoktu.

Gülmeye devam edin.

Peki...

Doğrusu, ben... Sincaplara kaptırdım.

Ve şimdi de sizi kaptıracağım.

Şaka yapmıyorum.

Bekleyin de görün.

Sincaplar hakkında komik bir şey öğrendim.

O kadar heyecanlıyım ki... Ben...

Peki, söylüyorum. Şöyle.

Sincaplar...

sakladıkları fındıkların yüzde 80'ini bulamıyorlar.

Dalga mı geçiyorsun?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left