The Rapture

The Rapture (Le Ravissement)

Download Turkish Subtitle

Release info

Le ravissement 2023 1080p BluRay DD+5 1 x264-SbR TR
A Commentary by dikistutmaz
24 fps.

Tags

bluray
Published on: 2024-12-21
Downloads: 52
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

Günler birbirine karıştı.

İnsanlar da.

Şehirde bazı yüzleri tekrar tekrar görüyorsunuz.

Tanıdık yabancılar.

Lydia da bu yolculardan biriydi.

Benim.

Pastayı aldım. Tam 9'da, tamam mı?

Herkes gelince sana mesaj atarım.

Onu giydir yoksa çok kızar.

Görüşürüz!

Sanırım her şey burada...

...Julien'le yaşadığı eve son kez girdiğinde başlamıştı.

Merhaba, bebeğim.

Ne delice bir telaş!

Pastane, pastasını berbat etmiş. Adını yanlış yazmışlar!

Ben de aylar önce sipariş vermiştim.

Ezikler!

Ben de reddettim, kavga ettim ve sonra başka bir tane bulmak için koşuşturdum...

Aylardır ona söylemeye çalışıyordu.

Lydia fark etmemiş gibi davrandı. Durmadan konuşuyordu.

İçine kötü bir his doğmuş olmalı.

İyi misin? Ne oldu?

Dün gece seni bir başkasıyla aldattım.

Gülümsediğini söyledi.

Ona göre bu, bir şeylerin zaten yanlış gittiğinin işaretiydi.

Gülüyor musun?

- Seviyor musun onu? - Bilmiyorum.

Seks yapmış olman umurumda değil.

- Sadece seksten ibaret değildi. - Bununla ilgili bir sıkıntım yok.

- Ne yapıyorsun? - Bunu geride bırakacağım.

- Lütfen partiye gitme. - En yakın arkadaşımın doğum günü!

- Sana sarılmama izin ver. - Beni yalnız bırak!

Benim için sorun yok.

- Beni aptal yerine koydun. - Lydia, lütfen.

- Konuşalım. - Dokunma bana!

Gözümün önünden kaybol.

Eşyalarını al ve git.

O gece önemli olan tek şey Salomé ile konuşmaktı.

- Salomé'yi gördün mü? - Banyoda olabilir.

Tamam, sağ ol.

Salomé?

- Sürpriz partiye ne gerek vardı? - Jonathan'ın işi.

- Söz veriyorum. - Yav he he!

Fikir onundu.

Bunu neden aldın?

İçince bir şey olup olmadığını görmek için.

Galiba hamileyim.

Tepkin bu mu yani?

- Neden sessiz karşıladın? - Dur da bir hazmedeyim.

- Emin olmak için bir test daha yapacağım. - Anlamı yok, %99 doğru.

- Boşuna uğraşıyorsun. - Bana mani oluyorsun, işeyemiyorum.

- Musluğu açar mısın? - İstiyorsan açayım.

2,

3...

Sence belli olmuş mudur?

- Eee? - Negatif.

- Ne? - Negatif çıktı.

- Emin misin? - İşte bu!

- Hayal kırıklığına mı uğradın? - Tabii ki uğramadım.

En azından artık içebilirim.

Şapşal, sonuç pozitif.

- Pozitif çıktı. - Pozitif mi?

- Hastasın sen! - Aynısını Friends 'te yapmışlardı.

İnsanlara bunu yapamazsın.

Delirmişsin sen.

En azından şimdi biliyorsun.

- Neyi biliyorum? - Bebeği istediğini.

Tanrım, zavallı çocuk!

- Kafayı yemişsin! - Çılgınca olacak.

Hamileyim!

THE RAPTURE

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

Aferin.

Takip eden birkaç hafta boyunca...

...Lydia hiçbir yaşam belirtisi göstermedi.

Telefonlara ya da e-postalara cevap vermedi.

Görünüşe göre liseden beri ara ara bu şekilde ortadan kayboluyormuş.

Bu biraz soğuk gelecektir.

Tek bildiğimiz, işini kusursuz bir şekilde yaptığı...

...ve ardı ardına bebekler dünyaya getirdiği.

Ateşine bakacağım.

Rahat mısın?

Annelere karşı çok nazikti.

- Canını yakıyor muyum? - Hayır, sorun yok.

Nefes al, tut ve ıkın.

Devam, devam...

Sanırım bir tür boşlukta sıkışıp kalmaktansa...

...onların acılarını yaşamayı tercih ederdi.

Çok iyi gidiyorsun, Mélanie. Devam, devam, devam.

Rahatla.

Harikasın.

Derin bir nefes al.

Devam, devam, devam.

Aferin.

Aferin. Tekrar.

Şimdi omuzları çıkartacağız. Hadi, son bir kez daha ıkın.

Derin bir nefes al.

Devam et.

Ikınmayı bırak. Harikaydın.

Bravo.

Harikaydın.

Julien, kendine kalacak ev bulana kadar daireyi ona verdi.

Ama Lydia onsuz yapamazdı.

Her şey ona, onun yokluğunu hatırlatıyordu.

Vardiya aralarında eve gitmeyi bıraktı.

- Affedersiniz. Ateşinizi alabilir miyim? - Tabii.

Üç hafta sonra Salomé'den...

...“Seni özledim” yazan bir mesaj daha aldı.

Eve gidip uyuduğundan bile emin değilim.

Gece gündüz aralıksız on saat, hatta bazen on iki saat araba kullandım.

Hep aynı rota, bir yerden bir yere...

...ama hayatımın bir varış noktası yoktu.

Ve sonra bir şeyler değişti.

Ne oluyor?

Uyuyakalmışsınız. Burası son durak.

- Neredeyiz? - Bagnolet.

İnin lütfen. Otobüsü parka çekmem lazım.

Hanımefendi?

Son otobüsü kaçırdınız. Bir sonraki sabah 6'da.

- Burada beklemeyin, burası güvenli değil. - Taksi durağı nerede biliyor musun?

İstersen gidebilirsin.

- Hoşça kal o zaman. - Güle güle.

Seni yalnız başına bırakamam.

Bu sorumsuzca olur.

- Lydia. - Milos.

Nasıl şoför oldun?

Makinist mi?

Bizim meslekte “operatör” diyoruz.

Niteliğe gerek yok.

- Ve ben uykusuzluk çekerim hep. - Bunun için ilaçlar var.

Evet, biliyorum ama bende işe yaramıyor.

- Yalnız olmak insanı delirtiyor. - Tahmin edebiliyorum.

Ama bazen kendimi görünmez hissediyorum. İnsanlar, gözümüzün önünde her şeyi yapıyor.

Bazıları uyuyakalıyor.

Kimi kastediyorsun?

Bazen kendimi otobüsün bir parçası gibi hissediyorum.

Her zaman otobüse binerim. Bana iyi geliyor.

İnsanlar şoförle konuşuyor.

- Pardon, makinistle. - Doğru.

Her tür şeyden bahsederler.

Sanki onların doktorlarıyız.

Gerçi geceler gariptir.

Özellikle de dolunay olan geceler.

- Bu saçmalığa inandığını söyleme bana. - Tabii ki inanıyorum.

Saçmalık.

Dolunayın su boşalmasına neden olduğunu söyleyen insanlar gibi.

- Neye? - Hamile bir kadının suyunun gelmesine.

Dolunay gecelerinde doğum servislerinin daha yoğun olduğunu söylüyorlar.

Ama bu saçmalık. Normalden daha yoğun olmuyor servisler.

- Nereden biliyorsun ki? - Ebeyim ben.

“Doğum görevlisi”.

Doğum görevlisi misin?

Evet.

Ne oldu ki?

Doğum görevlisine benzemiyor muyum?

İyi, güzel.

Ne oldu?

- Bebeklerle birlikte olmak güzel olmalı. - Güzel evet.

Yine de annelere göz kulak oluyorum.

Sadece bebekleri çıkartıyorum.

Doğru.

Bebekleri sever misin?

- Çocuğun var mı? - Çok fazla soru soruyorsun.

Anlamak istiyorum.

Sürekli geçmişe dönüyorum.

Bu hikayeyi onun gözünden görmeliyim.

Duruşmada bu imkânsızdı.

Sesi uzmanlar tarafından bastırılmıştı.

Bu yüzden Lydia'nın gerçek bir profilini çıkarabilmek umuduyla...

...bazı şeyleri bir araya getiriyorum.

Son âdetin altı buçuk hafta önce.

- Ne demek bu? - Bir aylık hamilesin.

Bebeğin kalp atışını duymak ister misin?

Mümkün mü bu?

Biraz erken ama mümkün.

- Soyun. - Hiç vakit kaybetmiyorsunuz, hanımefendi!

Çabuk ol, bir sürü randevum var.

- Tamam, ama bana vajinanı göster. - Rüyanda görürsün.

- Ödeşmiş olacağız. - Yaa ne demezsin.

Hadi ama, lütfen.

Ucundan göster biraz. Göğüslerini göster o zaman.

Sence hastalarım “Bana vajinanızı gösterin hanımefendi” mi diyor?

Bana hangi tarz olduğumu söyleyebilirsin...

...iştahlı, egzotik, küçük, büyük...

Baksana, o kocaman morluk da ne?

Julien'e sakin olmasını söyle. Koca ergenler gibisiniz!

- Julien'in eseri değil. - Nasıl yani?

- Julien'le ayrıldık. - Beni niye aramadın?

- Sen iyi misin? - Evet, iyiyim.

Aslında çok iyiyim.

Ne oldu ki?

- Başka biriyle tanıştım. - Ne?

Onun için çıldırmıyor muydun?

Endişelenmeyi bırak, bu iyi haber.

Acele et, yoksa Elise'e havale ederim seni!

O üç yılı öylece silip atamazsın.

Çok erken değil mi?

Sen anne olursun, ben de fahişe.

Sen iflah olmaz bir romantiksin!

Değilim. Sadece, bilirsin, bir şeyler yerine oturdu.

The Rapture subtitles in other languages

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left