The first 200 lines.
Bu dizinin sesli ve yazılı betimlemesi Kanal D tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
Seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?
Olsun, bir daha bir daha söyle.
Ya Sinem...
Hıı?
Biz niye evlenmiyoruz?
Teklif ettin de hayır mı dedik?
Sinem'le ben birbirimizi çok sevdik.
Tanıştığımızda üniversite öğrencisiydik. O Tıp Fakültesi'ndeydi...
...ben Güzel Sanatlarda Grafik Tasarım okuyordum.
İlk bakışta birbirine aşık olan insanların hikayesi...
...nasıl başlarsa, bizim hikayemiz de öyle başlamıştı.
Başladığı kadar kolay ilerleyen bir hikaye olmadı elbette.
Olması da beklenemezdi. Urfa'nın ünlü Acaroğlu aşiretinin tek varisi...
...Mehmet Ağa'nın tek çocuğu Ali'yle, yani benimle Sinem'in hikâyesi.
Babam, yani Mehmet Ağa "Bırak oğlum bu sanat sepet işlerini!" diyordu.
Sinem'se, aristokrat bir ailedendi.
Üniversiteye gelene kadar, bütün okulları...
...yurt dışında dedesinin büyükelçilik yaptığı ülkelerde okumuştu.
Bana evlenme teklif etti, ben de kabul ettim.
Kızlarının bir aşiret çocuğuna gönül vermesi...
...dünyanın sonuydu onlar için.
Babam için de durum farklı değildi.
Koskoca Mehmet Ağa'nın oğlu, dikilecek babasının karşısına...
...tutturacak ille de ben ne idüğü belirsiz İstanbullu...
...baldırı çıplak karıyla evleneceğim diye.
B... evlenirsin.
Hayatta olmaz!
Çıkar aklından.
Biz seni okuyasın diye gönderdik İstanbul'a.
Koskoca Urfa'da avrat mı kalmadı? Köküne kıran mı girdi?
Sen çıldırdın mı kızım ha?
Tıbbiyeyi bitir, doktor çık, ondan sonra aşirete gelin git.
Ohh ne âlâ, kızım İstanbul'da adam mı kalmadı ha?
Ne yapacağız Ali?
Nasıl, ne yapacağız?
Evleneceğiz.
Nasıl?
Basbayağı.
Kendi aramızda evleneceğiz.
Sinem'le ben evlendik. Her şeyi geride bırakarak.
Karşı çıkarak, ailelerimize arkamızı dönerek, evlendik.
Evlendiğimiz gün, yanımızda sadece Bülent vardı.
Eski dostum, sırdaşım, nikâh şahidim Bülent.
Adnan!
Adnan!
Nur!
Haberi alınca, Sinem'in annesi hastanelik oldu.
Anam iki ateş arasındaydı.
Babamla benim aramda çaresizdi. Kalbi hep yanımdaydı Esma kadının, biliyordum.
Bir nefes gibi yanı başımda. Anneler öyledir ama...
...babalar, ortalığı yangın yerine çevirip bir kenara çekildiğinde...
...anneler savaş alanını, yani çocuklarını asla terk etmezler.
Oğlum hemen İstanbul'a gidiyorsun, o benim oğlum olacak namussuzun...
...nesi var, nesi yok, (Bip) donu bile alıp geliyorsun, tamam mı? Fırla!
Ağam, yazıktır...
Kız Feride!
...günahtır ağam.
Ali kalk biri geldi, kalk, kalk.
Bu nasıl vurmak ya?
Maho!
Kusura bakma beyim, rahatsız ettik, sabah sabah.
Bana bak ulan, anama mı bir şey oldu?
Hanımım gayet iyidir.
Mehmet Ağa'ya mı ulan yoksa? Babama bir şey mi oldu?
Mehmet Ağa'mız, Cenâb-ı Allah'a hamd-ü senalar olsun, taş gibidir.
Ulan gundi, derdin ne o zaman?
Ben Mehmet Ağa'nın avukatı Adil Pekdemir. İcra emri ve haciz kararı.
Nasıl yani?
Evi boşaltmaya geldik Ali Bey.
Evi boşaltmaya mı?
Evi boşaltacakmışız.
Arabanın anahtarlarını alayım beyim.
Beyim, elçiye zeval olmaz, kusura bakma, emir kuluyum sen de biliyorsun.
Bir emrin var mı ağam?
Var.
Kalıbını (Bip) Maho, hadi git.
Başım üstüne ağam.
İnsaflı davrandılar, yatağımızı bıraktılar hiç değilse.
Ben bu evde kalamam Ali.
Kalmayacağız zaten, yeni bir eve taşınacağız.
Nasıl taşınacağız?
Kredi kartlarına kadar el koydular Ali, beş paramız yok.
Sinem'le ben gene de yılmadık, devam ettik hikâyemize.
Düşe kalka, tırnaklarımızla kazıya kazıya.
Bu arada Sinem tıbbiyeyi bitirdi, doktor oldu.
Bir hastanede cerrah olarak çalışıyor.
Ben de Güzel Sanatları bitirdim. Bir reklam ajansında çalışmaya başladım.
Bir oğlumuz oldu, Mehmet Can koyduk adını.
Mehmet Can'ın doğumuyla, Sinem ailesiyle barıştı. Ama beni hâlâ hiç sevmiyorlar.
Bir tek Sinem'in dedesi, emekli Büyükelçi Burhan Bey sevdi beni.
O da Alzheimer hastası olduğu için, onu dinleyen yoktu.
Babamdan ses seda çıkmadı. İçinden neler geçti, bilmiyorduk.
Bazı babalar öyledir işte, duygularını saklamayı hüner sayarlar.
Hiç büyümeyen koskoca çocuklardır onlar.
"Bir varmış, bir yokmuş evvel zaman içinde"
"Aşkın gözü kör olmuş, oğlan kızı sevmiş"
"Yıllar geçmiş, bir gün gelmiş"
"Senden de benden de yaramaz Küçük Ağa"
"Kalbimizin sevgilisi, evimizin neşesi oluvermiş"
"Küsleri barıştırır, ortalığı yatıştırır"
"Bazen de karıştırır, Urfalı Küçük Ağa"
"Ailenin göz bebeği"
"Urfalı Küçük Ağa"
"Herkesin sevgilisi"
"Urfalı Küçük Ağa"
"Devriyeler peşinde, saklanır bir biçimde"
"Her kapının ardında Urfalı Küçük Ağa"
"Ailenin göz bebeği"
"Urfalı Küçük Ağa"
"Herkesin sevgilisi, Urfalı Küçük Ağa"
"Bir seslen hop yanında, Urfalı Küçük Ağa"
Mehmet Can hadi oğlum, Ali sen de kımılda biraz.
Hadi Mehmet Can didik didik ettin ekmeği, şu portakal suyunu bitir artık, hadi.
Hadi ajan oyalanma.
Kımıl zararlısı ne demek baba?
Kımıl zararlısı mı?
Anneannem senin için öyle diyor.
Benim için?
Cancan.
Çocuk saçmalıyor canım.
Ya saçmalamıyorum.
Hadi bakayım, hadi kalk banyoya sen.
Haydi, dişlerini fırçala.
Ya bugün fırçalamasam.
Hayır efendim, hadi git dişlerini fırçala, hadi.
Anana söyle, çocuğun yanında öyle abuk sabuk konuşmasın benim hakkımda.
Ama şaka yaptı canım kadın.
Allah Allah.
Hıı şaka şaka, yıllardır yapıyor aynı şakayı.
Allah'ım!
Ne oldu düştü mü? Ee anneme laf söylersen olacağı bu.
Başlayacağım şimdi anandan.
Annem hakkında düzgün konuş.
O güzel anacığına da benim için aynı şeyi söylüyor musun acaba?
Ağzına (Bip) dolabı ya.
Ali!
Hop!
Bir şey diyeceğim. Şey ya ev iyice dökülüyor, biz bu evi yaptırsak mı artık?
Evlendiğimizden beri çivi çakmadık. Bak dolabın kapağı düşüyor.
Cancan'ın odası fena, koltuklar eskidi.
Hepsini hemen yapmamız şart mı?
Ee yani yapsak fena mı? İş kalmaz yani bir daha.
Fena tabii, yani en az kırk bin kadar fena çünkü.
Ee yok mu kırk binimiz, istesen şirketten, olmaz mı?
Bu ara zor ya.
Annemlerden istesek.
Sinem, bozuşuruz bak.
Off, bozulursan bozul...
...her şeye bozul zaten, ona bozul buna bozul.
Mehmet Can!
Geldim!
Hadi oğlum, kaç saatte fırçalıyorsun dişini?
Şirin, bekle beni.
Hadi çabuk.
Fındık ne haber, aç mısın?
Allahaısmarladık baba.
Güle güle kızım.
Günaydın Sinem Hanım, günaydın beyim.
Günaydın.
Günaydın Ramazan Efendi.
Sinem Hanım, yönetici şeyi rica etti de...
...aidatı ödememişsiniz.
Sen ödemedin mi?
Ee sen ödeyecektin ya.
Ayy tamam ben öderim, tamam.
Üff tamam, dur ben hallederim.
Ya tamam, öderim ben.
Ya hallederim dedim.
Şunu tutsana Ramazan Efendi.
Buyur.
Teşekkür ederim.
Kafa nerede acaba?
Bırakmadın ki kafa.
Ha beyim!
Kahveniz.
Sana o aynayı makyaj yap diye koydular değil mi? Baksana arkana.
Sen de düzgün park et ya, girmişsin dibime kadar.
Allah Allah, ya sen bir kere ters yöne park etmişsin.
Sensin ters.
Haa.
(Bip)
Sen bunlara akıl fikir ver yarabbim.
Gözde, şu çizimleri müşteriye yollayalım lütfen.
Hemen Yeşim Hanım.
Ali Bey, odasında mı?
Az önce geldi.
Ne yaptın oğlum? Bütün pantolonunu batırmışsın ya.
Üff sorma ya donum da battı.
Sinem bağırınca, altına mı kaçırdın?
Ulan yok be oğlum ya, işte kahve dökülünce aşağıya doğru aktı.
Para meselesini ne yaptın?
Yeşim patronla konuşmuş ama...
Babandan iste abi, Urfa'nın yarısı babanın.
Babamı geç oğlum. Mehmet Ağa, yıllar önce defterden sildi bizi.
Kolay gelsin beyler.
Günaydın şef. Bizimki sabah sabah kaza geçirmiş.
Aa ne kazası?
Birazcık kahve, birazcık Sinem.
No comments yet. Be the first to leave one.