The first 200 lines.
BİR NETFLIX DİZİSİ
DEVIL IN OHIO ROMANINDAN UYARLANMIŞTIR
"DÜŞERKEN KURTARILAN"
Ben Dr. Mathis.
Onu kim getirdi?
Sakinleşmesi için ilaç vermeniz gerekti mi?
Tamam, hemen geliyorum.
Bu arada bir şey öğrenirseniz haberdar edersiniz.
Her şey yolunda mı?
Erken gitmeliyim. Kahretsin, şey demiştim…
Kahvaltıyı ben hallederim.
-Zor olmaz mı sana? -Olmaz.
Sensiz ne yapardım ben?
Kendi yumurtanı yapmakla başlayabilirsin.
-Gidiyorum. -Tamam.
Jules, kalktın mı?
Yine alarmı duymayıp uyuyakalmanı istemiyorum Ju-Ju.
Uyumuyorum.
Peki.
Browns taraftarıysanız sizin için işler iyiye gidiyor.
Gelecek üç maç bölge rakiplerine karşı
ve bir avantaj yakalama şansı olabilir.
Bu pazar maçlar başlıyor…
Günaydın baba.
Selam, ilk haftan nasıl geçiyor?
-Fena değil. -Öyle mi?
Aslında şeye katılmayı düşünüyordum…
Etiket kalmış arakçı.
-Yumurtalar neredeyse hazır Helen. -Ben çıkıyorum.
Beni de bırakır mısın?
Teddy beni alacak, Ohio Üniversitesi başvurusuna bakacağız.
-Erken başvuru yapacağız. -Öyle mi?
-Sence yapmamalı mıyım? -Hayır, sadece bilgi alıyorum.
-Herkese günaydın. -Günaydın.
Anne, bu gece başvuru yazıma bakmalısın.
Tamamdır. Şampiyon Bucks! Teşekkürler.
Anne, müzikal seçmelerindeki şarkımı dinle.
Gözlerimi kapayınca görürüm Beni bekleyen dünyayı…
Dani, hemşireye alerji iğneni vermeyi unutma canım.
Biliyorum. Anne, bu kısmı dinle.
İşe gitmeliyim ama şeytanın bacağını kıracaksın.
Seni seviyorum.
Annem neden hep çalışıyor?
Çünkü herkesi kurtarmaya çalışıyor.
Haksızlık etme. Annen birçok insana yardım ediyor.
Adı ne?
Kimlik çıkmadı. Polisler ifade de alamadı.
Gece vardiyasından kimse onu konuşturamamış.
Buraya nasıl gelmiş?
Amon İlçesi'nde bir kamyoncu bulmuş.
Tarım kasabasında mı? Amiş gibi bir şey mi acaba?
Gibi bir şey. Söylemiyorlar.
Jules ile aynı yaşta gibi görünüyor.
Bağlanmış.
Ağrısı için tramadol ve yarası için de antibiyotik verdim.
Bakabilir miyim?
Tanrım.
Hastanenin dışından biri gördü mü bunu?
Sanmam, getirildiğinde burada olan birkaç polis görmüştür sadece.
Reşit değil sanki. Bu duyulmamalı.
Cennetten düşmüş bir meleğe benziyor.
Hazır hissettiğinde bize ne olduğunu anlatacaktır.
Sosyal olarak daha aktif olmalısın.
Ayrıca ders dışı faaliyetler de önemli.
Fuarda kulüplere üye olacağına söz ver.
-İtiraz etmek yok. -Tamam, Isaac.
Yine mi Sebastian? O kadar yakışıklı değil.
Tamam, yakışıklı.
Ama sen kendini öyle görmesen de onunla aynı kulvardasın.
-Belki onunla bu yıl konuşursun. -Kim bilir, belki konuşurum.
Yeni yıla yeni Jules. Sevdim bunu.
-Tamam. Fotoğrafımı çek. -Peki.
Müstakbel ACLU avukatı havamı kayıt altına almak istiyorum.
Röntgende iyi iş çıkardın.
Ayak bileğinde bir şey yok.
Birkaç şey kaldı. Sonra uyumaya devam edebilirsin.
İşte geldik. Şimdilik güzel yuvamız burası.
Ameliyat iyi geçmiş diye duydum Omar.
Şu bacağın nasıl oldu bakalım?
Orası bacağım değil ki.
Dr. Mathis, gelmeniz gerek.
Sadece test yapmak için kan alınacaktı…
Hayır!
Bağlamak yok. Ben hallederim.
Çıkın.
Adele, kanı sonra alalım. Sadece sen alırsın.
Tamam.
İğneleri ben de hiç sevmem.
Ben uzman psikiyatrist Dr. Mathis.
Ama bana Suzanne diyebilirsin.
Burası amma hareketli, değil mi?
Nasıl hissediyorsun?
Ağrın var mı?
Konuşmak istemiyorsan sorun değil.
Sanki… Ne demiştin? Tilt oyunu hani…
Selam.
Buraya oturabilir miyim?
Brett geliyor sanırım.
Çok utanç verici.
Patateslerimi çalmayı bırak Teddy.
Merhaba.
Pardon.
Biraz daha iyi misin?
İyi olmak zorunda değilsin.
İnsanlar hep iyi hissetmemizi ister ama bazen sadece durmak isteriz.
Bana adını söylemek ister misin?
Haber verebileceğimiz biri var mı?
Sana Lauren Travma diyorlar.
Dosyanın kod adı bu.
Seni korumak için. Böylece seni sadece izin verdiğimiz kişiler bulabilir.
Ama bana adını söyleyeceğini umuyorum
çünkü o sayede seni güvenli bir yere yerleştirebiliriz.
Tamam.
Bir şeye ihtiyacın olursa hemşireler beni arar.
İyi geceler.
-Film. -Evet.
-Tek kelime. -Evet.
Timsah. Krokodil mi?
-Hayır. -Korkunç canavar.
Yüzüyor… Jaws.
Evet!
-İşte bu. -Çok kolaydı.
-Güzel anlattın baba. -İyi anlattın.
Bir dahakine babamlayım.
-Evet. -Yıkılıyoruz.
-Çok kolaydı. -Ne? Belki ben çok iyiyimdir.
Tabii, sen öyle san.
Hamster.
Kobay.
Süre doldu.
Milyonlarca arkadaşının birinden mesaj gelmiş olmasın?
Jules, senin derdin ne?
-Benim mi? -Neler oluyor burada?
Bilmiyorum. Bir şey yapmadım ben.
Evet, aynen.
Jules. Tamam.
Hey, canım.
Jules?
Hayır.
Hayır.
Hayır.
Hayır.
Evet. Tamam. Beklerim.
Günaydın.
-Neden şık giyindin baba? -İş toplantısı var da.
-Çok hoş olmuşsun. -Heyecanlı mısın?
Hayır. Her şey yolunda.
-İyi şanslar. -Sağ ol.
Akşama görüşürüz.
Kesinlikle heyecanlıydı.
Bu arada Steelers da güzel bir oyunla sıkı bir dönüş yaptı…
İşte geldi.
Günün adamı.
-Nasılsın? -Nasılsın Fisk?
-Seni görmek güzel dostum. -Seni de.
Jenny iyi mi? Çocuklar nasıl?
Okulun ilk haftası. Nasıl olur bilirsin.
-Tanrım, zaman su gibi akıyor, değil mi? -Öyle.
Mirror Gölü'ne atladığımız zamanlar daha dün gibi.
Evet, porselen kapı topuzları geldi ve tezgâh arasını görmen lazım.
-Güzel olmaz diyordum ama… -Hey, Pete.
Bunu sana yapmak istemezdim dostum ama çekilmek zorundayım.
Eğer daha fazla zamana ihtiyacın varsa…
Hayır, biz başka bir ev bulduk.
Senin yaptığın işin yanına bile yaklaşamaz ama bu fırsatı tepemem.
Jenny'nin istediği Carrara mermerini koydum ve birinci sınıf malzeme…
-Bu… -Bunlar için minnettarım.
Teklif vermek için emlakçınla konuşuyordun.
-El sıkışmıştık. -Biliyorum.
Fisk, hayatımın iki yılını buna verdim.
Gırtlağıma kadar borca battım. Konut kredisi ödüyorum.
Üzgünüm Peter. Keşke başka türlü olabilseydi.
Ama bu ev harika.
Elbet satacaksın, tamam mı?
Hem biliyor musun?
Bu sezon ava çıkacağız, değil mi? Büyük bir geyik avlayacağız.
Tabii.
Dört numaralı odadaki Bayan Miller'a günde iki kez 0,05 risperidon verelim.
Ve yedi numaraya verdiğimiz aripiprazol işe yarıyor mu, bakalım.
Yardımcı olabilir miyim?
Bir kıza bakıyordum. Birkaç gece önce gelmiş olmalı.
Sırtında küçük bir kesik vardı.
Onu Remmingham polisi getirdi. Siz kimsiniz?
Amon İlçesi şerifiyim.
Mahkeme kararınız yoksa
sadece yasal vasilerine veya yakın akrabalarına bilgi verebiliriz.
-Sizi yedi numaralı odada bekliyorlar. -Hemen geliyorum.
Zaman ayırdığınız için sağ olun.
Selam.
Selam. Buzdolabında pizza var.
Aç değilim.
Peki…
Umarım susamışsındır.
-O ne? -Ben yaptırdım. Güzel değiller mi?
Müşterilerine verebilirsin.
Sağ ol canım. Çok düşüncelisin.
Vay canına. Baksana…
Hayır, önce beni dinle. Tek başına iş yapmanın kolay olmadığını biliyorum.
Windemere'de inanılmaz sıkı çalıştın.
Ve bu süreçte, hayal edilebilecek en iyi baba ve koca oldun.
No comments yet. Be the first to leave one.