밤의 해변에서 혼자
The first 200 lines.
ON THE BEACH AT NlGHT ALONE
Yazan ve Yöneten Hong Sangsoo
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Sokak pazarlarına bayılıyorum.
- Her seyahatimde mutlaka ziyaret ederim. - Evet.
Sosisleri de harika.
Buraya bayıldım, yarın da gelmek istiyorum!
- Yarın kapalılar. - Gerçekten mi?
Haftada sadece üç kez açılıyorlar.
Bu gezimde en çok pazarı ve parkı sevdim.
Güzel, o zaman buradan parka geçelim.
Önce parka, sonra onun evine mi gidelim?
- Biraz geç gideriz diye düşünmüştüm. - Öyle mi?
Buranın yaşamak için en iyi şehir seçildiğini biliyor muydun?
- Cidden mi? - Evet.
Geçen yıl bir anket yaptılar...
...ve insanların yaşamak istediği 1 numaralı şehir burasıydı.
Öyle mi?
Komik, değil mi? Şu an bulunduğumuz yer.
- Şanslıyım. - Evet.
- Buraya nasıl geldin? - Paul yüzünden.
Bugün gördüğümüz kişi mi? O muydu?
Seul'den ayrılırken onunla irtibattaydım.
Buranın çok güzel olduğunu ve buraya gelmem gerektiğini söyledi.
Başka bir ülkede tanıdığım kimse yok.
Bu yüzden buraya geldim.
- Ben de mi buraya yerleşsem? - Ciddi mi söylüyorsun?
İsterim. Geri dönmek için bir nedenim yok.
Elbette, bir deneyebilirsin.
Seninle yaşayayım mı? Ne dersin?
Bundan emin değilim.
Emin değil misin? Neden, istemiyor musun?
Hayır, ondan değil.
Yalnız yaşamayı seven biriyim.
- 10 yıl boyunca kocanla mutluydun. - Öyle miydim?
Mecburiyetten dolayıydı.
- İstediğin için değil miydi? - Değildi.
- Gerçekten mi? - Evet.
Bir eş bulmam gerektiğini düşündüm ve o da yeterince iyiydi.
Ama neredeyse başından beri ayrı odalarda yaşıyorduk.
Gerçekten mi?
Benimle yaşamak istemez misin?
- Birinin geleceğini söylemiştin. - Gelip gelmeyeceğini bilmiyorum.
Gelirse gelir, gelmezse de sorun değil.
Beklemeyeceğim. Gelmek istiyorsa gelsin.
Aynen.
Nerede olduğumu biliyor.
Geleceğini sanmıyorum. Evli olduğunu mu söylemiştin?
Yani gelmeyecek mi sence?
Hayır, gelmeyecek. Evli çünkü.
Bu, kocanı engellememişti ama.
Ben farklıyım. Hiç arzum yok.
Hayır, bu doğru değil. Sadece biraz zayıf diyeyim.
Umarım mutludur.
Aslında biraz üzülüyorum.
- Tuhaf bir insansın. - Öyle miyim?
Elbette, senin arzuların daha yoğun.
Senden daha fazla olduğu kesin!
Merhaba!
Saat kaç oldu?
Saat kaç biliyor musunuz?
Saat kaç bilmiyor musunuz?
Telefonunuz falan yok mu?
Pekâlâ.
Tatilin başladığını duymuştum. Gerçekten kapalıymış.
Tatil miymiş?
Nereye gideceğiz?
- Çorba içmeye gidecektim. - Burada çorba mı satıyorlar?
- Sebze çorbası, çok güzeldir. - İyi olurdu.
Ama tatil bu kadar erken mi başlıyor?
Buradaki insanlar için önemli. Bunu çok ciddiye alıyorlar.
Yemek yemen gerekmiyor mu? Acıkmışsındır.
Hayır, aç değilim.
Onu ziyaret etmeden önce yemek yemen gerekmiyor mu?
Hayır, gerek yok!
Ne kadar güzel, değil mi?
Mutlaka tekrar gelelim.
- Aynen. - Çok güzel.
Bir peri masalı kulübesi gibi.
- Gidelim. - Tamam.
Her gün buraya gelip yürümek harika olurdu.
Burada seninle olmak gerçekten çok güzel.
Buradaki insanlar, keyif alabilecekleri bu yere sahip olduğu için çok şanslı.
- Yine de tek başına yürümek yalnızlıktır. - Doğru.
Güzel bir manzaranın içinde, daha da yalnız.
Doğru.
Az önce neden eğildini sorabilir miyim?
Köprüyü geçmeden önce...
...gerçekten ne istediğimi çözmeye çalıştım.
Sadece bir dilekti.
Ne diledin?
Hayatımı kendi istediğim gibi yaşamayı diledim.
Güçlü olmak ve ne olursa olsun kendi istediğim gibi yaşamak istiyorum.
- Buna karar verdim. - Bu çok güzel.
Ben de yine o adamı özlediğini düşünmüştüm.
O sadece bir insan...
...olmuyorsa, yapabileceğim bir şey yok.
Neden ayrıldınız?
Sanırım, baş etmesi zor biriydim.
Ne kadar açık sözlü olduğumu bilirsin...
...yani bazen bazı yönlerden benim için çok zor oluyordu.
Erkekler buna ayak uyduramıyor.
- Oldukça açık sözlüsün. - Sen de öylesin.
Teşekkürler.
İşte bu kadar. Dürüstlük önemli.
Öyle mi?
Bir çocuğu var.
Çocuklar kaçınılmaz bir kader gibidir.
Öyle derler.
Ama geleceğini söyledi?
Bir e-posta gönderdi. Kesinlikle geleceğini söyledi.
Bilmiyorum. Kim bilir.
Onu seviyor musun?
Hoşlanıyorum.
Seviyorum.
Yine de çok zorsa ne yapabilirim ki?
Her şeyimi ona bağlayamam.
Ne zaman gelecek?
Bu cumartesi, dedi.
Cumartesiye çok az kaldı.
6:30 uçağıyla.
Benim geldiğim uçakla.
Fazla zaman kalmadı.
Yakında burada olur.
Gerçekten gelip gelmeyeceğini kim bilebilir?
Neden?
Koşullar sürekli değişiyor.
O da kolay bir insan değil.
Hassas biri.
Kim bilir.
- Sanırım bu onun için de zor. - Neymiş zor olan?
Bunu söylemek utanç verici.
Her neyse, onu beklemeyeceğim.
Gerçekten gelirse, onu göreceğim.
O zaman karar veririm.
- Şu adam geliyor. - Gerçekten o.
- Kaçalım. - Gidelim.
İngilizce kitap var mı?
Az da olsa vardır. Birkaç tane almıştım.
Öyle mi? Belki bir kitap alırım.
- Geç kalmayacak mıyız? - Bir şey olmaz.
Buranın sahibi gerçekten iyi biri. Kanser hastası.
Ama hiç belli etmez, çok cesurdur.
Gerçekten mi? Bu çok üzücü.
Kendisi bir besteci ve çocuklar için şarkılar yazıyor.
- Gerçekten mi? - Oldukça dokunaklı.
- İçeri girelim mi? - Tabii.
- İşte size bir kitap. - Teşekkürler.
- Bu parçalar çocuklar için. - Evet.
- Şarkılarınız... - Çocuklar için bestelediğim 10 parça.
Çok çok basit parçalar...
...daha derine indiğinizdeyse karmaşıklaşırlar.
- Bu kitabı satın alabilir miyim? - Elbette, kitabı satın alabilirsiniz.
- Ne kadar? - 6 Euro.
6 Euro...
Çok teşekkürler.
Başka bir tane daha çalayım mı?
- Sizin için ilk şarkıyı çalacağım. - Teşekkürler.
Bu sizin şarkınız.
- Teşekkür ederiz. - Rica ederim.
- Burada böyle yerler mi var? - Ne gibi?
Teşekkürler.
İç bunu.
Biraz daha beklemeliyiz.
Su çok güzel.
Ferahlatıcı.
Memnun oldum.
- Acıkmadın mı? - Asıl sen acıkmış olmalısın.
Ben bir tane sosis yedim, ama sen sadece bir ısırık aldın.
Aslında şu an iyiyim.
Birazdan yeriz.
Açlıktan ölüyor olman lazım.
Uzun bir telefon görüşmesi oldu.
Sanırım meşgul.
- Her zaman yorgun görünür. - Öyle mi?
Paul iyi birine benziyor.
Bahse girerim onu ezip geçiyordur.
- Öyle mi dersin? - Evet.
Onu tamamen kontrol edebilir, sence de öyle değil mi?
O iyi biri. Yani kadınlara iyi davranıyor.
- Nazik biri. - Doğru, buradaki erkekler nazik.
- Kibarlar. - Kibarlar mı?
Yüzü neden bu kadar kırmızı?
Öyle mi?
Tamamen kızarmış.
- Önceden böyle değildi. - Değil miydi?
Böyle şeyleri iyi görüyorsun. Ben hiç fark etmem.
- Bazı şeyleri görmekte iyiyimdir. - Doğru.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
- Çok lezzetli. - Çok teşekkürler.
Yapması gerçekten kolay ve üstelik lezzetli de bir yemek.
Kore'de sıklıkla makarna yapar mısınız?
Evet. Çok acıkmıştım.
Açtın demek.
İstersen daha fazla alabilirsin.
Çok acıktım. Teşekkür ederim.
Beğenmene sevindim.
Çok acıkmıştım.
- Biraz daha getireyim. - Ben de geliyorum.
Harika bir yemekti!
No comments yet. Be the first to leave one.