The first 196 lines.
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
...adresinden izleyebilirsiniz.
Baba.
Baba.
Şişt, kızım sessiz ol. Ablan uyuyor.
Hadi bak, ben dişlerimi fırçaladım.
Aferin sana, al bakalım çantanı da.
Bir uyutmadınız ya. Biraz sessiz.
Hah, ötekisi de geldi.
Bilir.
Tarık, oğlum hadi. Hadi açsana oğlum şu kapıyı.
Zeynep ya.
Ulan ayarsız.
Ya bırak oğlum yavaşı mavaşı, ne oldu oğlum, rapor ne oldu ha?
Sonuç ne?
Hasan amca.
Aa, Zeynep!
Oğlum ne oldu? Hadi, hadi bana oldu de. Oldu de, tamam değil mi?
Geç kızım, geç içeri iyi misin sen?
Baba, sen beni üzecek bir şey yapmazsın değil mi?
Yapmam kızım. Ben, niye yapayım ki üzecek bir şey seni?
Yani ben mutlu olursam, sen de mutlu olursun değil mi?
Evet, öyle olurum ben de.
Kızım, korkutuyorsun ama beni, ne oldu?
Baba, ben çok korktum geç kalacağım diye.
Yine benim yüzümden, her şey mahvolacak diye çok korktum.
Ya kusura bakmayın, çok trafik vardı, o yüzden ben geciktim.
Geçen sefer için de çok özür dilerim. Ben o gün, iyi değildim.
Hem babama çok kötü davrandım, hem de size çok ayıp ettim.
Lütfen, kusura bakmayın.
Ben unuttum bile, siz de unutun lütfen.
Hey! İşte bu kadar!
Çak, çak, çak!
Ulan oğlum, bir sus lan, kız içeride uyuyor be.
Ya bırak uyandır hadi. Hadi gidiyoruz. Kahvaltı yapacağız. Kutlayacağız, kutlayacağız.
Ne kutlaması ulan?
Bir dolu işim var, daha Zeynep'i okula bırakacağım. Antrenmana gideceğim ya.
Hadi gidelim, simit yiyeceğim ben. Hadi, hadi, hadi.
Zeynep, dur kızım dur ya. Aman ulan tamam.
Dur, dur Melis'i de Melis'i de hadi.
Ablam sonra gelecekmiş okuluna. Çok uykusu varmış.
Ha, o zaman hadi bakalım. Çünkü bu ejderha, çok aç hissediyor kendisini.
Küçük bir kızı, çok yemek istiyor.
Hadi, hadi, hadi.
Abi, kahvaltı hazır.
Abi.
Melis ablayla kavga mı ettiniz?
Off.
Sebebini öğreneceğim Hakan.
Ne yapıp edip, sebebini öğreneceğim.
Gerçek bu işte.
Tek gerçek bu.
Uzak dur benden.
Bana daha fazla bir şey sorma.
Hakan!
Babam veya başka bir şey, ben ne olduğunu öğreneceğim.
Senin, yarına kadar vaktin var.
Ne olduğunu öğreneceğim.
Bu iş daha bitmedi.
Hakan.
Oğlum hadi gel, kahvaltı hazır. Hadi.
Geliyorum.
Gel bak, annen senin için yumurta yaptı.
-Günaydın. -Günaydın.
Ya Hakan oğlum, şu annene bir şey söyle ya.
Bu evi satın almak isteyen kadın, sabah akşam arıyor.
Eğer satmayacaksanız, ben başka bir yer bakayım diyor.
Ee, annene söylüyorum, yok şimdi ben fikrimi değiştirdim...
...yok, rahmetli annemim yadigârı. Yok, gece gece rüyama girdi.
Ee, bir karar verin artık, bir şey söylesene şuna.
Nasıl istiyorsan öyle yap anacığım, karar senin kararın kimseyi düşünme.
Yani ne bileyim sen böyle çekimse kalınca, benim de içime sinmiyor pek.
Rahat ol. Benlik sıkıntı yok.
Oh be, tamam o zaman oldu bu iş.
Hadi bir an önce, şu kahvaltıyı yapalım da kadını arayayım ben. Gelsin notere.
Bugün şu satışı matışı, gerçekleştirelim.
Çay koy, çay, çay.
Tamam tamam.
Hadi çay koy, helalinden.
Sırf kadının içi rahat etsin diye, gıkımı çıkarmıyorum.
Ama bir daha onu üzersen...
...telafisi olmaz.
Oldu mu?
Afiyet olsun.
Anneciğim, ben çıkıyorum.
Tamam çocuğum, güle güle.
Oo, sabah şerifleriniz hayır olsun Hakan Bey.
Ne işiniz var ulan burada?
Oğlum, antrenman var, seni almaya geldik.
Varsa var, bana mı var, ne anlatıyorsun?
Oğlum, tamam dün koça sinirlendin anladık.
Bugün sakinleş diye yanına uğramadık ya. Ne uzatıyorsun?
Siz uzatıyorsunuz oğlum, ben mi uzatıyorum?
Takım falan yok, bitti.
Hakan'ım, sen ne yapıyorsun?
Ne yapıyorum? Seçmeleri kazandım, o yoldan akıp gideceğim.
Tarık'ı marıkı, çekemem ben bu saatten sonra.
Koç yüzünden mi, böyle yapıyorsun?
Yani sen Tarık'a kızdın, o yüzden bizi bırakıyorsun öyle mi?
Aynen öyle. Sıkıldım Sadık, sıkıldım.
Bu mahalleden de sıkıldım, Tarık'tan da sıkıldım. Takımdan da sıkıldım.
Saçma sapan antrenmanlardan da sıkıldım. Sıkıldım ulan!
Elime bir fırsat geçmiş, tabii ki değerlendireceğim.
Ne yapayım istiyorsunuz? İlla bağırıp çağırıp olay mı çıkarayım?
Oğlum, ben buradan kurtulana kadar yanayım mı ben burada?
Ne oldu, zorunuza gitti değil mi?
Ulan, dürüst olun.
Hiçbiriniz bu mahalleden kurtulmayı, düşünmediniz mi?
Ben başardım oğlum, (Bip) gidiyorum bu mahalleden.
Şu anda hepinizin beni, tebrik etmesi lazım.
Eğer çalışırsanız belki sizden de bir olur.
Hakan.
Ya Hakan.
Neden, telefonlarıma cevap vermiyorsun?
Beni ikna edecek, geçerli bir sebebin yok mu hâlâ?
Hakan, bekliyorum.
Melis.
Melis. Bütün gece düşündün, taşındın aklına gelen tek şey Melis mi?
Devamı yok mu ha?
Melis, ben senden ayrılıyorum çünkü diye yapabileceğin bir açıklaman, yok mu?
Hakan, bir cevap bekliyorum.
-Yürü o zaman. -Nereye?
-Cevap bekliyorsun, değil mi? -Evet.
İyi, vereceğim cevabı, yürü.
Off, yok. Yok, ben anlamıyorum ya bu çocuğu ne oldu, bu çocuk niye böyle yapıyor.
Aynısını biz yapsak var ya, tutar kolumuzdan, bacağımızdan götürür idmana...
...gerekirse doku örneği alır.
Ee, belki kafasına darbe almıştır ya.
Ne bileyim, yani o gün Kıvanç'ın adamları sizi fena paketledi oğlum.
Cık. Koça bilendi o.
Koç hâlâ aynı Sado. Koçta değişen bir şey var mı?
Yok oğlum, geçen koç yani Hakan'a bayağı bir kızmıştı...
...Melis'in yerini söylemedi diye.
Oğlum, o konu geçti gitti lan. Bitti, koç affetti.
Ha yani belki de geçmemiştir.
Belki de koç Melis hakkında ters bir şey söyledi. Hakan'ımın da zoruna gitti.
Kapıştılar yani.
-Öyle mi diyorsun lan? -Hı hı.
Bence de öyle oğlum.
Yoksa durup dururken araları niye bozulsun ki?
Ya iyi de bize niye böyle yapıyor o zaman Sado, bizim suçumuz günahımız ne?
Yok, herif resmen bıraktı bizi ya, sattı.
Saçmalama ulan.
Hakan yapmaz öyle şey.
Ee, bıraktım diyor takımı. Ha, Hakansız nasıl çıkacağız, biz finale?
Bir de bana diyor ki evde sana söz, o final maçında beraber kupa kaldıracağız.
Nasıl çıkacağız finale?
Hakan olmadan takım da olmaz beyler. Biz de ne uğraşıp (...).
Ayrılalım, dağılalım bitsin gitsin. Söyleyelim koça da.
Üff, Fiko amma konuştun ya. Oğlum, sen önce şu tedavi işini hallet, bir iyileş.
Bakarız ulan sonrasına, ne bileyim koçun siniri geçer, Hakan'ın siniri geçer.
Barışırlar, bir şey olur yani.
Hadi, benim birazcık işim var, siz de yaylanın okula.
Sonra gelirim, bulurum sizi.
Sen nereye ulan sabah sabah?
Oğlum, var bir işi ya işte, hadi dikkat edin ha.
Allah Allah!
Hadi, gidelim biz de.
Alo Kemal abi, ya bizim oğlanın tedavisi için aramıştım seni.
Hani başka yerle görüşecektin falan.
Tamam. Tamam abi, yarım saat içinde oldu bekliyorum abi. Eyvallah.
Ne yapıyor ulan bunlar?
Bak, ne yazıyor burada?
Ne bu şimdi?
Çıkmaz sokak, yolun sonu Melis.
Bitti yani, bunun ötesi yok.
Öyle mi? Bu duvarı kim ördü peki buraya? Arkası yok mu bu duvarın?
Ne yapıyorsun?
Hakan, duvarı sen yıkabilirsin, yeter ki iste.
İstediğin zaman her şeyi başarabilirsin sen.
Ben bu saatten duvar falan yıkamam Melis, zorlama beni.
Öyle mi? Duvarı bahane edeceksin yani.
Hakan bak.
Bak, belki biz sokağın sonunda değilizdir, başındayızdır.
Gel gidelim şuradan, kim engel olacak bize, ha? Ya hadi.
Senin yalan söylediğin o kadar belli ki.
Bir şeyleri bahane etmeyi bırak artık. Bana gerçeği söyle.
Ha, gerçeği duymak istiyorsun, yetmiyor değil mi sana?
Evet. Senin klişelerinden sıkıldım ben artık. Yeşilçam filmi misin sen?
Ha.
Yeşilçam filmiyim ben.
Şu haline bak, sen de Fransız sinemasından çıkmış gibisin.
Sen bale yapıyorsun, ben halay çekiyorum.
Senin teyzenin sanat galerisi var.
Benim teyzem, evlere gündeliğe gidiyor. Daha sayayım mı?
Yoksa bu kadar klişe yeter mi?
Asıl sensin klişe.
Daha ne duymak istiyorsun Melis?
Öyle sandığın gibi, mahalle delikanlısından fabrikatör olmuyor.
Bırak bu boş hayalleri, hadi işine bak sen.
Tamam, lafı dolandırmaya devam et.
Her zamanki gibi başkasının yükünü günahını sırtla.
Ama ben klişeysem bu işin peşini bırakmam.
Bana yalan söylemeyi bırakacaksın artık, ne olduğunu öğreneceğim.
Aramıza giren kimse, neyse onu bulacağım ben.
Babamsa bile, hesabını soracağım ondan.
No comments yet. Be the first to leave one.