The first 200 lines.
OLA, MEXICO! ARADIĞINIZ TATİL
GELENEKSEL YILBAŞI BALIK TUTMA TURNUVASI
RIVER FALLS’A HOŞ GELDİNİZ
RIVER FALLS İLKOKULU
-Son bir kontrol? -Olur.
-Ödev? -Tamam.
-Kermes için kurabiye? -Çifte tamam.
Oyun arkadaşın?
Taylor. Noel konseri provasından sonra.
-Zaman? -15.15 ve 16.30.
Üç ve dördüncü kontrol tamam.
Matematik sınavında bol şans. Seni seviyorum.
Tamamdır. Ben de seni.
Seni görmek ne de güzel.
Meksika sınırındaydım ama duydum ki...
Geri dönüp hiç durmadan geldim.
Geç olsun güç olmasın tatlım. Geldiğine sevindim.
-Bunu yapanları yakaladılar mı? -Evet.
Sully gibi değiller artık.
Bu eyaletin en iyi polisiydi.
O da senin için aynısını derdi.
Yok, sadece yerel olaylara bakardım.
Bu kasabanın en iyi dedektifi.
Herkes buna katılmaz.
Hadi, gidelim.
RIVER FALLS ADLİYESİ
Affedersiniz.
Merhaba. Benim yerimdesiniz.
Yeriniz derken?
Pardon. Arabanız yani. Benim yerime park etmişsiniz.
Benim için ayrıldı dostum.
Adım Mike. Burası da ziyaretçi park alanı.
Uzun süredir burada çalışıyorum.
Park yerimin neresi olduğunu bilirim diye düşünüyorum.
Tekrar baksan iyi edersin diye düşünüyorum.
Tekrar bakmama gerek yok.
Bakın, lütfen, toplantıya geç kalacağım ve gecikmekten nefret ederim.
Ben de öyle. İyi günler.
Bakın, tartışmak istemiyorum.
Güvenlik çağırarak tatilinizi mahvetmek de istemiyorum.
Ama mecbur kalırsam yaparım.
Yani lütfen derhâl arabanızı çekin.
Peki ya ben güvenlik çağırıp
otoparkta manyak biri olduğunu söylersem?
-Ben mi manyağım? -Biraz.
Ciddi misiniz?
Bakma zahmetine girdiniz mi?
Orada benim adım yazıyor.
-Gerçekten mi? -Evet.
Şu güzel gözlerin için doktora gittin mi?
Artık yetti ama. Bak. Kendi gözlerinle gör madem.
ZİYARETÇİ
Meraktan soruyorum,
adın mı "Ziyaretçi", soyadın mı?
-Nefes al. -Ziyaretçi otoparkında bakım olduğundan
seni kuzey girişine aldılar.
Tesis, bir ay önce e-posta attı.
Bir ay önce mi? Bugün sabah ne yediğimi bile hatırlamıyorum.
Doğru. Üzgünüm, sana hatırlatmalıydım.
Dokuzda ifade verecek kişi hazır.
Levinson davasındaki dedektif.
Hâkim, Noel'den önce halletmek istiyor.
Bir haftadan az kaldı, zaman daralıyor.
Beklettiğim için çok üzgünüm Dedektif Kelly.
Sorun değil. Ben de geciktim.
Neredeyse ben de gecikiyordum. Pardon.
Dokuzda sen mi varsın?
Aslında 9.15 oldu ama olsun, en azından Noel'den önceye yetiştin.
Ne kadar kalacaksın?
En yakın otobanı bulana kadar.
Önce gidip arkadaşıma bakayım dedim. Hâlini hatrını sorayım.
Epey perişan olduğunu duydum.
Bir yıl boyunca ekip arkadaşıydılar. Perişan olmamasının imkânı yok.
Nedir peki? Bu kadar mı? Öylece yola mı düşeceksin?
Ne?
Emeklilik bu Ellie. Hep böyle planladım.
Emekliliğimde yalnız olacağımı hiç düşünmemiştim sadece.
Jack, üç yıl oldu.
Önümüzdeki hafta Noel.
Hadi ama. En azından yılbaşından sonraya kadar kal.
-Epey iyi partiler var. -Cabo'da bir balıkçılık gezisi ile
bana adanan bir merlin balığı var.
Yok, bunu kaçırmam imkânsız.
Peki. Tamam.
Bugün işlerim o kadar aksadı ki şakası yok.
Sen mi gecikiyorsun? Mümkün mü bu?
Pek gıcık olan bir polis dedektifi bu sabah park yerimi çaldı.
Meğer artık benim yerim değilmiş.
Tatlı mıydı?
Linda, yapma şöyle, sevgilim var.
Tatlıymış demek.
Konu o değil. Onun yüzünden geciktim, hem de kasabadaki her hâkim
tatil başlamadan önce davaları sonuca bağlamak isterken.
Danışanlarıma söylediğim gibi, Noel, yılın çok stresli bir zamanıdır.
Ama ben danışanlarından değilim. Ben arkadaşınım.
Ayrıca psikolog da olan bir arkadaşın olarak
sana rahatlamanı söylüyorum.
Bu iş çok vaktimi alıyor
ve Gracie'nin Noel'i harika olsun istiyorum.
Beni dinle. Şikâyet edecek bir şeyin yok.
Harika bir savcı yardımcısısın, müthiş bir çocuğun
ve bu çocuğun tüm velayetini sana veren Paris'teki eski kocan var.
Ayrıca sana tapan, harikulade bir sevgilin var.
Benden mi bahsedildi?
Rand, burada ne yapıyorsun?
Harikulade sevgilisini insan böyle mi karşılar?
-Özür dilerim. -Çifte kumruları yalnız bırakayım.
Görüşürüz tatlım.
Sabah avukatınla toplantın var sanıyordum.
-Ofisi tam şurada. -Biliyordum bunu.
Özür dilerim. Tatilden önce yapılacak çok iş var,
herhâlde kafam orada.
Dün gece ceketini bu yüzden arabamda unutmuş olabilirsin.
Ben de nereye gitti diyordum, hırsız seni.
Ceket bende.
İşim bitince ofisine getirebilirim, hem yemek yeriz.
Bugün aşırı yoğunum.
O zaman yarın akşam eve uğrarım.
Harikulade bir sevgilim olduğunu söylemiş miydim?
-Bu neydi? -Manyağın teki.
-Sonra görüşürüz. -Peki.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
Selam dostum.
Uzun zamandır görüşemedik, değil mi?
Buraya geldiğinden beri ilk kez bu kadar mutlu.
Öyledir, Nose'la eski arkadaşız.
Polis köpeğiyle mi çalışıyordunuz?
Yok, hayır, Bay Sully ve Nose, kötü gün dostlarımdı.
-Durumu ne kadar kötü? -Sadece damar kasılması.
Doktor, iyileşecek dedi.
Bizi biraz yalnız bırakabilir misiniz?
Evet, tabii.
Evet, biliyorum dostum.
Biliyorum.
Onu ben de özlüyorum.
Neredeyse karımı söylediğim kadar.
Noel zamanı evde olmak da...
...yaraya tuz basıyor, değil mi?
Hâlimize üzülmenin ikimize de bir faydası yok.
Biliyorum. Seninle ikimiz, çetin ve yaşlı kurtlarız.
Ama bunu atlatacağız.
Hayat devam ediyor, anladın mı?
İkimiz için de.
Öyle olmalı.
Evet. Öyle olmalı.
OLA, MEXICO! ARADIĞINIZ TATİL
En sevdiğim müşterimi tam da yerinde görmek
ne kadar da harika.
En iyi fikirlerimi hep bu taburede bulmuşumdur.
Jackie'yi görebildin mi?
Kalıyorsun, değil mi?
Tatiller hiç bana göre değildi. Hep Ellie için güzeldi.
Duyduğuma göre yeni bir işi ve hayatında yeni bir adam varmış.
-Ciddi mi? -Kim bilir?
Her neyse, gitmen gereken yerler, yakalayacağın balıklar var.
Noel konseri provası nasıldı?
Bilmek istemezsin.
O kadar kötü olamaz.
Anne, beni dinle.
Müziğe kabiliyetim yok.
-Kendine haksızlık ediyorsun. -Hayır, etmiyorum.
Benim için sorun değil.
Senin için de sorun olmasın.
Benim için hiçbir şey sorun değil.
Evimizin önündeki şu şey bile mi?
-Arabada kal. -Peki.
Bakar mısınız?
Kimse var mı?
Burası özel mülk. Buradan gitmeniz...
Jack.
"Baba" diyecektin herhâlde.
Beni gördüğüne bu kadar mutlu görünme.
Yok, sadece... biraz şaşırdım.
Üç yıldır eve gelmiyorsun.
Aramıyorsun, yazmıyorsun.
İşte tipik babam.
Yazdım. İki kez yazdım.
Geçiyordum da, uğrayayım dedim.
Son posta kartın, Meksika yolunda olduğunu söylüyordu.
Ha, anladım. Polis memuru Sullivan.
Evet, polis arkadaşın için buradasın.
Evet, öyle sayılır. Veda etmek için.
Seni hatırlıyorum.
Hatırlamalısın da. Dedenim ben senin.
Çok uzun zamandır seni görmedim.
Büyükanne cennete gidince deden kasabadan ayrıldı.
Özledim seni. Sarıl bana.
Hepiniz meşgulsünüz, biliyorum.
Ben sizi oyalamayayım.
Noel'e kalmayacak mısın yani?
Deden tatilleri hiç sevmedi.
-Severdim. -Dededen bu beklenmez, değil mi?
Yani sen...
...Grinç gibisin diyebiliriz.
Evet, Grinç benim.
Peki madem. Ben Grinç'i severim.
Dede... Grinç... Grinç Dede.
-Belki akşam yemeğine kalabilirsin? -Gerçekten mi?
Lütfen Grinç Dede. Lütfen kal.
Olabilir aslında, gece yatıp
No comments yet. Be the first to leave one.