Brooklyn

Brooklyn

Download Turkish Subtitle

Release info

Brooklyn 2015 1080p CEE Blu-ray AVC DTS-HD MA 5 1-HDMaN
A Commentary by 1seeone
BluRay

Tags

Blu-ray
blu-ray
1080
TS
HD
Blu-Ray
Published on: 2023-07-22
Downloads: 46
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

AİLE BAKKALI M. KELLY TÜKETİM MALLARI

Bayan Kelly, sonra sizinle konuşabilir miyim?

Söyleyeceğin şey,

bir şekilde bana sıkıntı yaratmayacaksa olur.

Sabah ayini bitti kızlar.

- Buyurun. - Teşekkürler.

- Bir saniye lütfen. - Affedersiniz.

Biraz pastırma ve peynir.

Bayan Brady, bu sabah ne arzu ederdiniz?

- Yarım düzine pastırma lütfen. - Elbette.

- Eilis derhal yardımcı olur. - Sırada ben vardım.

Hala sıradasınız.

- Buyurun? - Ayakkabı boyası istiyorum.

Ayakkabı boyası mı? Pazar günü alınacak şey mi bu?

Bu insanlar yemek ve çay saati için alışverişe gelmiş.

Neden bunu dün akıl edemediniz?

Çünkü halinize bakılırsa dün gelseniz daha iyiymiş.

Üzgünüm.

Bayan Kelly...

Unutmuş değilim. Hadi çıkar ağzındaki baklayı.

Amerika'ya gidiyorum.

Kimin fikriydi bu?

New York'taki Peder Flood ayarladı.

Rose eskiden onunla golf oynarmış. O da bana destek çıktı.

Bana bir iş buldu ve vize aldı.

O halde artık burada sana ihtiyacımız kalmadı.

Gidene dek her pazar çalışabilirim.

İstemez, sağ ol.

Zavallı ablacığın.

Ne olmuş ablama?

Bu ülkede anneler hep terk ediliyor.

Fakat Rose için her şeyin sonu geldi desene.

Artık hayatının sonuna dek annene o bakacak.

Keşke Peder Flood'a senden de bahsetseydim Rose.

Benden mi? Benim bir işim var.

Sen ise Çataldilli Kelly'nin yanında pazar günleri birkaç saat çalışıyordun.

- Ona öyle dememelisin. - Bence oldukça kibar bir isim.

Özellikle de kötü, yaşlı bir cadı olduğunu düşünürsek.

Artık ondan bahsetmek istemiyorum.

İyi.

Gideceğin yerde yazlar daha sıcak, kışlar daha soğukmuş.

Kıyafetleri nereden bulacak Tanrı aşkına?

Satın alacak anne.

Parasını kıyafetlere çarçur edemez.

Fazla seçme şansı olmayacak. Orada...

- Çok güzel görünüyorsun Nancy. - Teşekkürler.

O kadar güzelsin ki hiç şansım olmadığını düşünüyorum.

Neden?

Wexford'daki en güzel kız sensin.

İstediğin her erkeği elde edebilirsin

ve muhtemelen ragbi kulübünden George Sheridan senin yolunu gözlüyordur.

Öyle mi dersin?

Elbette öyle.

Ondan hoşlandığını biliyorum Nancy ama bir Gary Cooper olamaz, değil mi?

Ah, o blazer ceketli ve saçı briyantinli erkekler yok mu.

Çok güzel gözleri var.

Ayrıca, meydandaki çok güzel bir dükkan ona miras kalacak.

Neden mavi elbiseni giymedin?

Neden kendime daha çok özen göstermediğimi mi soruyorsun?

Sanırım buradan gideceğim için.

Dikkat et.

Hadi.

Bu tarafa iki kez baktı bile.

Bakmadı!

- Şimdi de buraya doğru yürüyor. - Yürümüyor!

George Sheridan'ın ne yaptığıyla ilgili neden sana yalan söyleyeyim ki?

Dans etmek ister misin?

Eşyalarının hepsi bu kadar mı?

Eilis. Sana daha iyi bakmam gerekirdi.

Bavulumdaki çoğu kıyafeti sen aldın.

Gitmemin sebeplerinden biri de bu, kendi paramı kazanmak.

Mesele yalnız bu olsa tüm paramı kuruşuna kadar sana harcardım.

Hem de seve seve.

Ama sana bir gelecek satın alamam.

İhtiyacın olan hayatı sağlayamam.

Biliyorum.

Bir gün beni görmeye gelecek misin?

Elbette.

Kendine iyi bakacak mısın?

Benim için endişelenmene gerek yok.

Ziyarete gelirim, değil mi?

Çünkü gelmezsem dayanamam...

Daha ayakkabılarını koymamışsın.

Fazla yer kaplamazlar.

İşte oldu.

Affedersiniz.

Kalk bakalım.

Bir numara, alt ranza, bana ait. Sen üsttesin.

Burası cehennem gibi.

- Bir daha asla. - Bir daha Amerika'ya asla gitmez misin?

Asıl hatayı Amerika'dan eve dönerek yaptım.

Bu iğrenç kamaradan çıkmak için her şeyi yapardım.

Hadi, sigara içmeye çıkalım.

Sigara içmiyorum.

Keyfin bilir. Sonra görüşürüz.

Tabii, 1. mevkide beraber sigara içebileceğim hoş birini bulmazsam.

Hava durumu yüzünden herkesin akşam yemeğinden

vazgeçmediğini görmek güzel.

Bu gece hava fena bozacak diyorlar,

bu yüzden diğer yolcuların hiçbiri yemek yemiyor.

En fazla birkaç kaşık çorba içtiler,

kuzu haşlamayı yiyen çıkmadı.

Lütfen açın kapıyı.

Defol git!

Koku için kusura bakma.

Kova için de.

Endişelenme. Gemi baştan aşağı kokuyor.

1. mevki bile. Bu arada, az önce oradan defedildim.

Tuvaletin kapısı bütün gece kilitliydi.

Kancık karılar.

İşte. Pek konforlu olmaz ama en azından bize ait.

- Aç kapıyı. - Bas git.

- Derhal kapıyı aç. - Duydun mu? Bas git dedim.

Dün gece anlayışlı olsaydınız adil davranırdık.

- Artık tuvaletiniz yok. - Tuvaletten çık.

Kancık karılar.

Hadi, tuvaleti kullanabilirsin.

Ben su getirmeye gidiyorum. Sadece su içmene izin var.

Amerika'da mı yaşayacaksın?

Evet.

Evrakların tamam mı?

Evet. İşim de hazır.

Tüm bunları nasıl ayarlayabildin?

Ben ayarlamadım. Başka biri yaptı. Ablamın tanıdığı bir rahip.

Peki, sen ne hissediyorsun?

İrlanda'dan mektup ne kadar zamanda geliyor?

Ablam Rose hemen yazacağını söyledi.

Başlangıçta mektubun gelmesi uzun sürüyor.

Sonra ise hiç gelmiyor.

Amerika'da ailen, arkadaşların var mı?

Yok.

Kolayca arkadaş edinirsin. Nerede yaşayacaksın? Brooklyn'de mi?

- Nereden bildin? - Bir tahminde bulundum.

Şunu unutma, bazen teyzeni tanımayan insanlarla

sohbet etmek güzeldir.

Öyle midir?

Öyledir.

Saatlerdir midem bulanmadı.

Ne güzel, değil mi?

Çok acıktım.

Bu yüzden saatlerdir miden bulanmıyor.

Yarın yeriz artık.

Ya da sonraki gün.

Ah, canım. Sana bir çeki düzen vermeliyiz.

Ülkeye bu halde girmeye kalkarsan

seni karantinaya falan alırlar.

Aşırıya kaçmayalım. Aşüfte gibi görünmemelisin.

Aslında, aşüfte gibi görünmek sorun yaratmaz.

Bu hiç fena görünmüyor.

Bunu ablam vermişti.

Bunu şununla giy

ve...

...bununla.

Çantalarınızı inceleme için hazırlayın.

Yine de fazla masum görünme.

Sana biraz ruj ve rimel süreceğim.

Belki biraz da göz kalemi.

Çizginin gerisinde durun lütfen. Teşekkürler. Sıradaki lütfen. Teşekkürler.

Bu tarafa geçin lütfen. Sıradan çıkın.

Sıradaki. Pasaport lütfen.

Dik dur.

Ayakkabılarını boya.

Ve ne yaparsan yap öksürme.

Bu taraftan.

Kaba ya da aceleci olma ve gergin görünme.

Bu tarafa geçin.

Bir Amerikalı gibi düşün.

Kendinden emin olmalısın.

Birleşik Devletler'e hoş geldiniz hanımefendi.

Mavi kapıdan geçin lütfen.

Sıradaki lütfen.

Tanrım, bizi kutsa,

bize verdiğin bu nimetlere şükürler olsun,

- bunlar İsa'nın bize lütfu, amin. - Amin.

Bugün mektup aldığını gördüm Diana. Haber var mı?

Bay de Valera'nın tekrar göz ameliyatı olduğunu söylüyor. Hollanda'daymış.

Gazeteden okuyabileceğim haberleri istemiyorum.

Bize göre Bay de Valera siyaset konusu sayılır,

öyle değil mi Bayan Kehoe?

Ve yemek masasında siyaset konuşmaktan hoşlanmayız.

Kesinlikle.

Göz ameliyatından bahsetmek siyaset değil ki.

O gözler bir siyasetçiye aitse öyle.

Ayrıca hastanelerden konuşmayı da pek sevmem.

Patty, şu soğuk kremi bulabildin mi?

Hayır, Bayan Kehoe. Kozmetikteki Bayan Tyler'a sordum. Ona reklamı gösterdim.

Bir kavanoz krem için ta Manhattan'a

gitmek istemiyorum.

- Belki sen benim için Bartocci's'e bakabilirsin Eilis. - Tabii, Bayan Kehoe.

Bartocci's'de kesin vardır.

Aslında emin değil Bayan Kehoe.

Patty'yi kızdırmak için Bartocci's'in Webster's'dan daha iyi

- bir mağaza olduğunu söylüyor. - İkisi de çok iyi

ve siz kızlar orada çalıştığınız için çok şanslısınız.

Eilis, görünüşe göre yağlı bir cildin var.

Değil mi? Bu konuda ne yapıyorsun?

Sadece... Şey, yıkıyorum Bayan Kehoe, sabunla.

Sabunun nesi varmış.

Sabun İsa için yeterliydi sanırım.

Peki, hangi markayı kullanıyordu Bayan McAdam?

More Turkish subtitles for Brooklyn

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left