The first 200 lines.
Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor
Pekâlâ, kendimi tanıtayım.
Adım Judith, 33 yaşındayım.
Bekârım.
Yalnız yaşıyorum.
1.62 boyunda, kahverengi saçlı...
Bu bölümde heyecan verici bir şey yok. Gördüğünüz gibi, ben oldukça...
...normalim, aslında biraz sıkıcı da diyebilirsiniz.
Bunu çok sık duyuyorum aslında.
Paris banliyölerinde dört yıl kadar eczacılık yaptım.
İlk işimdi.
Pek hoşuma gitmedi. Yorucuydu...
Çok yorucu.
Günün birinde işi bıraktım. Ve gazeteci olmaya karar verdim.
Öylece, bir hevesle.
Düşünmeden atladım.
Birkaç yılım zor geçti açıkçası.
Kolay değildi.
İş hayatında yavaş yavaş önüm açıldı.
Oraya buraya yazıyor, bağlantılar kuruyordum.
Bugünse...
Evet?
Şimdi şoförüyle konuştum.
Yarım saate gelecekler.
Harika. Teşekkürler.
- Sana öğle yemeği ısmarlayayım mı? - Teşekkürler, ama yemeyeceğim.
- Tamam. Hazırlıklı ol. - Olacağım.
Görüşürüz.
- Dışarıda! - 0 - 30.
- Asansörde. Vakit geldi. - Tamamdır!
Geliyor. Hadi.
Onu burada böyle bekle.
- Neden? - Karşılamak için.
- Gülümser misin? Gergin görünüyorsun. - Hiç de bile, gayet iyiyim.
- Gerginsin. Nefes al... - Heyecanlıyım, gergin değilim.
Farkı anlamak zor.
Gülümse.
Biraz daha iyi.
O mu?
- Minibara su koymuşlar mı? - Kim koymuş mu?
- Çok su içiyor. Gelmediler mi? - Sanmıyorum.
Geldim. Geldim. Geldim.
- Ve başlıyoruz. - Biziz!
Kontrol edeceğim. Kıpırdama.
Hayatım boyunca...
...mimarî açıdan bu kadar kötü tasarlanmış bir otel görmedim.
Biraz fazla büyük, katılıyorum.
Odaların çoğunun tamamen boş olduğuna bahse girerim.
Hangi aptal böyle kasvetli bir yerde kalmak ister ki?
- Bilemiyorum. - Kimse istemez. Hem de hiç kimse.
- Sorun yok. Masada su var. - Teşekkürler.
Susuzluktan ölüyorum.
Umarım bolca maden suyunuz vardır...
...çünkü çok yaygın olan ve kabarcıksız düz sulardan bıktım.
- Sokayım! - Ne oldu?
Sanırım her şeyimiz var.
Ne kadar yürürsem o kadar susuyorum.
Anlıyorum.
Buz gibi olsun lütfen.
Mümkün olduğunca çabuk.
Teşekkürler! Çok teşekkürler.
İşte böyle.
Ne kadar aşağılayıcı. Muhteşem.
Muhteşem!
- Perrier gönderiyorlar. - Harika, teşekkürler.
- İşemem lazım. Tutamıyorum. - Karşılamadan önce işemedin mi?
İyi, git hadi...
Röportajımızın ne kadar süreceği hakkında yaklaşık bir fikriniz var mı?
- 15 dakika. - Harika.
Trenim var ve acele etmekten nefret ederim.
- Sorun değil. - Bana 3 sayfa lazım!
Bırak konuşsun. 3 sayfan olacak işte. Daha ne?
- Philippe, bir saat demişti! - Bir saat mi? Onun boktan dergisi için mi?
Rüyasında görür!
On beş dakika verdiği için şanslı. Hayal bile edemezsin.
- Buyurun! - Harika. Bu mükemmel.
Buyurun.
Ben ödemiyorum. Patronum ödüyor.
- Yine de imzalayacak mıyım? - Burayı, hanımefendi.
İyi günler.
Hazırız.
Kaybedecek bir dakikam bile yok. Tamamen hazırım.
Motor!
Şimdi gidiyorum. Bir şey olmaz.
Buraya oturabilir miyim?
Neden bana öyle...
...ürkekçe bakıyorsun?
Arabanın farlarına takılan küçük bir hayvan gibi.
- Kabızlık çekiyor musun? - Hayır.
Harika.
Bu anı iple çekiyordum.
Sizin büyük bir hayranınızım, bu işi ciddiye alıyorum.
Başlayalım o zaman.
Bu benim için bir onur.
- Güzel. Yalnız mısın? - Evet, yalnızım.
Sinematografik ekipman yok mu?
Kamera olmadan Dali'yle nasıl röportaj yapabilirsin?
Hayır, ben bir dergi için çalışıyorum. Benim ekipmanım bunlar.
Defter ve kalem.
Öyleyse, zerre kadar ilgilenmiyorum!
İyi günler.
Tüm modern ressamlar...
...çağımızı tanımlayan büyük çöküş tarafından...
...tamamen yutulmuştur.
Hem en büyük dâhi olduğumu söyleyip...
...hem de resimlerimi çok kötü bulmam...
...çelişkili görünebilir.
Sık sık başyapıtınızın kendiniz olduğunu söylüyorsunuz...
Bu konuda ne dersiniz?
Evet, Dali'nin tüm başarılarının üzerinde duran şeyin...
...Dali'nin kişiliği...
...olduğuna inandığım doğru.
Dali Kişiliği Filozof Dali'den, Metafizikçi Dali'den...
...ve Ressam Dali'den çok daha üstündür. Bunu söylemek adil olur.
Aynen!
Bir eksantrik olan “Dali Kişiliği” ile...
...bu kişiliğin ardındaki gerçek Dali'yi nasıl ayırt edebiliriz?
Hayır, hayır. Sanırım son derece eksantrik...
...ve aynı zamanda konsantrik olduğumu söylemek daha doğru olur.
Bu yüzden hem anarşist hem de monarşistim.
Pekâlâ.
Şimdi bize arkanızdaki tablodan bahsedebilir misiniz?
Sanırım yeni bitirdiniz.
Bize ondan bahsedin.
Yani...
...bu tablo...
...Dali'nin kişiliğinin sonsuz derecede küçük bir parçasını tasvir ediyor.
Diğer pek çok şeyin yanı sıra...
...dediğim gibi, resimlerimin vasat olduğunu düşünüyorum...
...ancak Dali'nin küçük bir parçasını...
...dışa vurmama izin veriyorlar.
- Biraz ara verebilir miyiz? - Salla gitsin.
Beyefendi!
Üzgünüm ama...
...bu şeyi ağzımda tutmak gerçekten eziyet. Çok yoruldum.
Ara vermek istiyorum.
Bezi ağzına geri sok!
Telefonun var, Salvador.
Özür dilerim efendim, kablosu...
...fişe takılı olarak size getirebileceğim kadar uzun değildi.
- Benimle evdeki prize gel de... - Tamam.
...fişe takayım.
Herkes için ara!
- Ne kâbus ama. - Aklını mı kaçırdın?
Onu rahatsız etmeyi bırak! Onun kim olduğunu biliyor musun?
Desteğin için teşekkürler!
Güzel bir dayanışma örneğiydi. Aklımda tutacağım.
Ve onun kim olduğunu biliyorum, teşekkürler. Kes şunu.
Bu saçmalık asla bitmez!
Alo, buyurun.
Merhaba, Salvador. Ben Judith Rochant.
- Jeddite mi? Jeddite de ne? - Hayır, Judith.
İsmim.
- Geçen ay otelde görüştüğün gazeteci. - Ha, evet.
O rezil oteldeki odayı çok net hatırlıyorum.
Ne halt yemeye arıyorsun?
Bir dakikan var mı, seni rahatsız etmiyorum ya?
Bilirsin...
...benim gibi sanatçılar normal insanlar tarafından...
...her zaman rahatsız edilir.
- Ama hadi, konuş bakalım. - Tamam, çabuk olacağım.
Seni ilgilendiren çok iyi haberlerim var.
Bir yapım şirketi buldum.
Çok ciddiler, Fransa'da çok saygınlar.
Çalışmalarını da seviyorlar.
- Portremi finanse etmeyi kabul ettiler. - Portren mi?
Senin portren, pardon. Senin hakkında yapmak istediğim.
Ama bu senin portren, benim değil!
- Yani benim portrem. - Aynen öyle. Filme alınmış bir portre.
- Benim, yani Dali'nin. - Aynen.
İşin ilginç yanı, standart bir röportajdan daha fazlasını istiyorlar.
Aslında, eğer yapımcıyı doğru anladıysam...
...gerçek bir film yapmaktan bahsediyoruz...
...uzun metrajlı...
...hatta belki de sinemada gösterime girecek.
- Yani sanırım. - Öyle, öyle.
Yapımcı da bunu doğruladı.
Ne dersin?
Aman Tanrım!
Bekle. Bir dakika.
Bekle
Şu yaşlı adam ben miyim?
- Pardon? - Şuradaki!
Benim, ama daha yaşlıyım.
- Kaç yaşındayım? - Bilmiyorum, Salvador.
- Demek bilmiyorsun. - Hayır.
Pekâlâ.
Affedersin.
Sadece ilahî bir mistik eksiklik yaşadım.
Çok huzursuz ediciydi!
Ama şimdi tekrar buradayım.
Dali hakkında bir film yapmaktan bahsetmiştin, devam et.
Hepsi bu.
İkinci bir şans istiyorum.
Senin bu şekilde bir portreni yapmak istiyorum.
Bir ekip ve kamerayla. Daha iyi koşullarda.
Daha uzun bir format için.
Son derece basit ve sıkıcı...
...sıradan bir video kameradan mı söz ediyorsun...
...yoksa...
No comments yet. Be the first to leave one.