Release info

In Front of Your Face 2021 KOREAN 1080p WEBRip AAC2 0 x264-NOGRP
A Commentary by dikistutmaz

Tags

webdl
Published on: 2024-07-10
Downloads: 93
Hearing Impaired: No
FPS: 24

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

IN FRONT OF YOUR FACE

Çeviri: Dikistutmaz iapetos | Letterboxd: moandor

Burada gördüğüm her şey lütuf.

Yarın diye bir şey yok.

Dün de yok, yarın da.

Ama şu an, tam bir cennet.

Öyle olmalı.

- Görüşmeyeli uzun zaman oldu! - Evet.

Beni görmek seni pek heyecanlandırmamış gibi.

O kadar da heyecanlanmadım.

Dün gece seni gördüm.

Kahve mi içtin?

Söylesene.

Hep böyle şaka yapar mıydın?

Hayır, sadece uykum var.

- İyi uyudun mu? - Uyudum.

Ama bir rüya gördüm. Güzel bir rüya.

- Ne gördün? - Sana anlatamam.

Öğlene kadar güzel rüyalar hakkında konuşulmaz derler.

- Öyle mi derler? - Evet, öyle.

- Anlat işte. - Hayır, anlatamam.

Ama bence bu iyiye yorulmalı. Gerçekten sıra dışıydı.

- Sık rüya görür müsün? - Evet.

Bugün bir piyango bileti almalıyım.

Rüya gerçekten tuhaftı.

- Piyango bileti mi alacaksın? - Tabii ki alacağım! Kim bilir?

Ben bilmediğime eminim. Bana anlatmadığın için.

Sonra anlatırım.

Kahvaltı için dışarı çıkalım mı? Kahve-tost yaparız?

- Güzel bir yer biliyorum. - Gidelim mi?

Ama açılmış mıdır ki?

Evet, 9'da açılıyor. Zamanlamamız mükemmel.

Bekle, bugün bir randevun vardı. Ne zamandı?

Geç bir öğle yemeğiydi ama...

- Gitmesem mi? - Gitmelisin, tabii ki.

Yani kahvaltıdan sonra doğrudan oraya geçebilirsin.

O kafe çok yoğun oluyor.

Ama şimdi gidersek, mükemmel olur.

Evet, kahvaltıda tost yemek istiyorum.

- Çok fazla pilav yedim. - Evet, yedin.

Domuz gibi yedim, göbeğim çıktı.

Saçmalama! Daha fazla yemelisin.

- Öyle mi dersin? - Evet!

Çok zayıfsın. Hasta gibi görünüyorsun.

Gerçekten hasta gibi görünüyorsun.

Anladım.

Ne yapıyorsun?

Çıkış vakti. Giyin.

Tamam.

Bu huzur ve acımı hafiflettiğin için teşekkür ederim.

Gidip güzel bir şeyler yiyeceğim ve iyi bir gün geçireceğim.

Teşekkür ederim.

Kahve harika. Çok lezzetli.

Gerçekten mi? Buna sevindim.

Burada içtiğim kahveler arasında en iyisi bu.

- Bu kafe gerçekten harika. - Aynen.

Buraya sık sık gelelim. Güzel, değil mi?

- Gelelim mi? - Evet.

Çok huzur verici.

Kore'de yaşamanı isterdim.

Bir daire al ve burada kal.

Neden Amerika'da tek başına yaşıyorsun?

Bu güzel olurdu.

Yeni daireler yapıyorlar.

İnşaatı bitmek üzere. Burada yaşasaydın harika olurdu.

Her sabah bu kafeye uğrayıp...

...nehir boyunca yürüyebilirsin.

Bu çok güzel olurdu.

Evimi kurayla aldım...

...ama bu bölge bana daha uygun.

Eninde sonunda buraya geleceğim.

Buraya yakın bir yerde yaşamak güzel olurdu.

Daireyi görmeye gitmeye ne dersin?

- Şimdi mi? - Hemen şurada.

İnşaat halinde olduğunu söylememiş miydin?

Evet, ama dışarıdan bakabilirsin.

Fikir edinirsin.

- Kahveni bitir de gidelim. - Tamam.

Yani, sadece dışarıdan bakacağız, değil mi?

Ve yanındaki parkta yürüyeceğiz.

Böyle bir yere taşınmalıymışım.

Ama o daire kurasında seçildiğim için çok şanslıydım.

- Yani şanslısın. - Evet, şanslıyım.

O zamandan beri değeri 200 milyon won arttı.

O kadar çok mu?

- Ne zaman taşındın? - Bir buçuk yıl önce miydi acaba?

Abla, buraya geri taşın. 200 milyonun var değil mi?

Eğer varsa, 200 milyon daha borç al ve bir daire satın al.

200 milyon...

200,000 dolar eder...

O kadar paran var, değil mi?

Orada bir evin vardır herhalde.

Yok, hep kirada oturdum.

Hiç birikimim yok.

Orada herkes böyle yaşıyor.

Ama buradaki insanların çok parası var gibi görünüyor.

Hiç birikimin yok mu?

Şey, biraz var. Çok az.

200,000 dolardan iki sıfır at.

O zaman nerede çalışıyordun?

Washington'da bir seyahat acentesinde çalışıyordun.

Benim...

Adını sen getir...

İçki dükkanım vardı.

İçki satılan bir dükkan.

- Şimdi satılık. - Gerçekten mi? İçki mi satıyorsun?

Anladım...

İçki servisi yapmıyordum. Bar değildi.

Şişe içki satıyordum. Bir perakende dükkanıydı.

Seattle'a taşındıktan sonra...

...para kazanmanın kolay bir yolunu aradım...

...ve buldum.

Eğer düzenli müşterin varsa, iş kolay. Çok müşterim vardı.

Gerçekten mi?

Hiç bilmiyordum.

Abla, bu çok utanç verici.

Şu halimize bak.

Sen benim tek kardeşimsin.

Ama diğerimizin nasıl yaşadığına dair hiçbir fikrimiz yok.

Benim nasıl yaşadığımı biliyor musun?

Bir süredir görüşmüyoruz. Ve mektubuma cevap vermedin.

Ne zaman cevap vermedim?

- Amerika'ya gittiğinde mi? - O zaman ve birkaç kez daha.

Ne dediğini anlamadım.

Sen gittin. Ve biz kaldık.

O zaman nasıl hissettiğimi biliyor musun?

Anlayamıyor musun?

Öylece çekip gitmen, beni gerçekten üzdü.

- Hiç tanımadığın bir adamla kaçtın. - Abartıyorsun.

Annem ölene kadar birkaç kez geldim.

Bu sefer neden geldin?

- Aradığında çok şaşırdım. - Söylemiştim.

- Gerçekten mi? - Ne diyorsun?

Daha yeni geldim.

Seni ve Seungwon'u görmek istedim. Ve gitmem gereken bir yer var.

Seungwon'u mu görmek istedin?

Onu çok özledim.

Aklımdan çıkmıyor.

Buna minnettarım.

Elbette özlüyorum, o benim tek yeğenim.

- Çok güzel bir çocuktu. - Evet.

Her neyse, pirinç keki dükkanı çok iyi iş yapıyor.

Bir sürü müşterisi var, satışlar iyi.

Ne güzel. Gerçekten çok sevindim.

- Senden gerçekten hoşlanıyordu. - Hoşlanıyor muydu?

Ne kadar güzel, değil mi?

Evet, tamamen çiçek açmışlar.

Evet.

Evet, çiçekleri hep sevmişsindir.

Ben mi? Hayır, sevmezdim.

Ama yaşlandıkça, onları daha çok sevmeye başladım.

Ben de seviyorum.

Doğa muhteşem.

Hadi fotoğraf çekilelim!

- Selfie mi? - Gel.

- Çerçeveye sığar mıyız? - Tabii ki sığarız. Kolum çok uzun.

- Buraya bak. - Tamam.

Şaka yapıyordum.

Olmaz, çok kötü çıktık. Tekrar deneyelim.

Kolum çok kısa.

Yüzüm çok büyük çıkıyor.

Nasıl yapacağım bunu?

Affedersiniz, fotoğrafımızı çekebilir misiniz?

Elbette.

Teşekkürler.

Teşekkürler.

Buyurun.

- Teşekkürler. - Önemli değil.

- İyi çıkmışız. - Çok güzel!

Oyuncu olma ihtimaliniz var mı?

Sanırım sizi televizyonda görmüştüm.

Evet, doğru. Ama artık değilim.

Artık değil misiniz?

Uzun zaman önceydi. O zaman rol almıştım, ama artık değil.

Anlıyorum. Çok tatlısınız.

Benden daha büyük olmalısınız ama çok tatlısınız.

Kendinize bakmışsınız.

Teşekkür ederim. İçkiden olmalı.

Nasıl yani?

- Spor yapmıyorum. - Gerçekten mi?

- Hiçbir şey yapmıyorum. - Gerçekten mi?

Bu inanılmaz. Yapıyor gibi görünüyorsunuz.

Doğuştan böyleydi. Vücudu, teni...

- Anne ve babasına teşekkür etmeli. - Bence de.

Eğer tekrar oyunculuğa başlarsanız, kesinlikle izlerim.

- Sizinle tanışmak çok keyifliydi. - Ben de memnun oldum.

- İyi günler. - Güle güle.

- İyi günler! - Teşekkürler.

- Gidelim. - Güle güle.

- Bak, arı! - Nerede?

Televizyona sadece bir kez çıkmıştın, seni nasıl tanıdı ki?

- Bunu mu düşünüyordun? - Evet.

Çok kısa süreliğine çıkmıştın ve çok eskidendi.

- Seni oradan mı tanıdı? İnanılmaz. - Evet, inanılmaz.

Gözleri çok keskin.

İyi birine benziyordu.

İnsanlar çok televizyon izliyor sanırım.

İyi ki diğer şeyi yapmamışım.

Ama yine de oyunculuk yapabilirsin, değil mi?

Bugünkü toplantın bununla ilgili değil mi?

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left