The first 200 lines.
Çeviri: aytug2001
Çeviri küfür içermektedir!
Duyuyor musun, Jeremy?
Neyi?
Ormanın şarkısını?
Evet, şimdi duyabiliyorum.
Şarkıyı söyleyen Kurt Kız.
Bu hikaye uzun, uzun yıllar önce başlamış.
Nicodemus adında bir rahip, Kudüs'ü özgürleştirmek için...
...fakirlerden oluşan bir ordu kurmaya karar vermiş.
Nicodemus çok sayıda köylü ve diğer ümitsiz kişileri İsa'nın kabrine kadar...
...kendisini izlemeleri için ikna etmeyi başarmış.
Çok geçmeden yüz müridi olmuş.
Aylarca ülke boylu boyunca aşıp kutsal topraklara doğru yol almışlar.
Ama kısa bir sürede yiyecekleri azalmış.
Sonra sert ve cezalandırıcı bir kış başlamış.
Birer birer açlıktan ölmüşler.
Sadece birkaç tanesi ormana girebilmiş.
Bu orman hem de.
O zamanlar kocaman kurtlar ormanda cirit atarmış.
Fakat Nicodemus bunu umursamamış.
Rüyasında kendisini bir meleğin ziyaret ettiğini ve Tanrı'nın emrini...
...yerine getirmek için en kısa yolun burası olduğunu söylemişti.
"İleri!"
Aç ve çaresiz kalan Nicodemus genç bir kız görmüş.
Aç kalan takipçilerinin besin ihtiyacını karşılayacak bir et parçası.
Kadın onu bırakmaları için yalvarmış.
- Sessiz ol, kadın. - "Sessiz ol, kadın."
"Tanrı'nın dileğini yerine getireceksin."
"Şimdi günahlarından kurtuluş için dua et."
Genç kızın güzel ve temiz şarkısı, ormanı uyandırmıştı.
O da kızı korumak istiyordu.
Orman, masumların savunucusuydu.
İşte o zaman elçilerini gönderir.
Kızı devasa bir kurdun üzerinde görünce...
...Nicodemus "Cadı, sen bir cadısın!" diye bağırmış.
"Beelzebub ile çiftleştiğin için güvendesin."
Kız da cevap olarak...
..."Kurtların dostluğu insanların dostluğundan iyidir." demiş.
- Öleceksin, cadı. -"Öleceksin, cadı."
Kız sonsuza dek o ormanda kaybolmuş.
Hala kurt var mı, anne?
Kurt mu? Hayır.
Hayır, yok.
O insanlardan dersen...
Evet, var.
İnsanlar boşuna mühlet vermiyor, Eve.
Yaptıklarını yanlarına bırakmamalısın.
Biliyorum, onlara söyledim. Teslimat ile ilgili bir sorun varmış, ne yapabilirim?
Ayağını yere basmalı, adamlara baskı yapmalısın.
Benim yaptığım da bu. Bence güvenilir insanlar onlar.
Daha sert olmalısın, aksi takdirde elimizde patlayacak.
Hepimiz yarağı yiyeceğiz.
İstersen Martin'i görevlendirebilirim bu işte.
Yanımda.
- Selam. - Selam.
- İstersen yarın orada olabilir. - Hayır.
Teşekkürler ama yarın meseleyi kendim hallederim.
Hallet ama. Hayal kırıklığına uğramayı sevmem.
- Hoşça kal. - Bye.
Alo?
Hayır, sana dönemedim. Boktan bir gün oldu.
Kes şu apartman muhabbetini. Bilmiyorum, bilmiyorum.
Bunu ben döndüğümde konuşalım, olur mu?
Evet. Hoşça kal.
Kimse benim huzurumda emir vermeye cesaret edemedi.
Bu daha ilk oluyor.
Üzerimde garip bir kuvvetin var.
Bu aşk mı, başka bir şey mi bilmiyorum.
Ve tek isteğimin seninle olmak olduğunu biliyorsun.
Benim bu şekilde hoşuma gidiyor, ya senin?
Size ne getirebilirim?
Mojito alabilir miyim?
- Buyurun. - Teşekkürler. - Rica ederim.
Buluşacağım kişi siz misiniz?
- Hayır. - Şaka yapıyorum.
- Size bir içki ısmarlayabilir miyim? - Almayayım, teşekkürler.
Durun tahmin edeyim. Rus musunuz?
- Hayır. - Polonyalı?
Fransız.
Siz şu Fransız aktris falan değil misiniz?
Hayır.
Üzgün görünüyorsun.
- Benim eve gitmeye ne dersin? - Bak, bu kadar yeter.
Tamam, tamam.
Sadece konuşuyoruz, değil mi?
Kendini ne sanıyorsun? Dünya güzellik kraliçesi mi?
Hey. Pes etme vakti. Onu rahatsız ediyorsun.
Hayır, etmiyorum. Çok teşekkürler.
İki tane daha. Biri bana, biri de hatunuma.
- İyi misiniz? - Evet, teşekkür ederim.
- Bir şey değil. - Amma pislik bir herifti.
Evet, adam basbayağı--
İki mojito.
Sana içki ısmarlayabilir miyim?
- Neden olmasın, tamam. - Pislik heriften.
Aynen. Teşekkürler.
Ona ne dedin?
Deodorantını değiştirmesini söyledim.
Tabii, öyledir.
Bu harika yerde senin ne işin var?
Bölgedeki bir inşaat projesini denetlemek için geldim.
Bu gece de temiz hava alıp bir şeyler içeyim dedim, o yüzden buradayım.
Peki ya sen?
- Ben... - Dans etmeye mi geldin?
- Seni gördüm. Yeteneklisin. - Daha bir şey görmedin.
- Öyle mi? - Evet, bacaklarımı ayırabiliyorum.
Aslında erkek kardeşimi görmek için buradayım. Arkadalar.
Şu an morali çok iyi değil.
Kız arkadaşı yakınlarda öldü. Kanserden.
- Üzüldüm. - Hayat böyle.
İstersen sonrakileri ben alabilirim.
Harika hareketlerin var.
- Yapma. - Hayır, gerçekten.
Çok güzel bir danstı.
Gel.
İyi misin?
Yanlış bir şey mi yaptım?
Ne yapıyorsunuz?
Niye bu kadar geciktin?
Burada neler oluyor?
Oradan çıkmamız gerekiyordu, haksız mıyım?
Berbat bir yerdi. Çok daha iyi bir mekan biliyorum.
Ama hiç öyle bir şey konuşmadık. Nereye gidiyoruz?
Sakin ol. Heyecan yapma.
Heyecan yapmıyorum. Sadece beni geri götür, tamam mı?
Tanrım. Bir karar ver artık.
Bak, eğlenceli bir geceydi.
Ama beni geri götürmelisiniz, yarın işe gideceğim.
Benim de yarın işim var, tamam mı?
Evde son bir şeyler daha içebiliriz.
Sonrasında da hep beraber biraz eğleniriz, anlarsın ya.
Nasıl yani hep beraber?
Üçümüz işte.
Ne? Ne yani, erkek kardeşinle mi?
Ben onun kardeşi değilim.
Ne demek bütün bunlar? Arabayı durdur! İndirin beni!
Çocuk kilidi, üzgünüm.
Arabayı durdur!
Arabayı durdursana lanet olası!
Seni indireceğiz, kafayı yemedik.
- Durdurun! - Duracağız.
Pekala, arabayı durdur. Hanımefendi burada inecek.
Hoşça kal.
Merhaba.
Bir yere telefon edebilir miyim? Telefonumu unutmuşum, taksi çağıracağım.
Taksi mi?
- Bu saatte taksi bulamazsın. - Lanet olsun.
İstersen, yaklaşık yirmi dakika içerisinde burayı kapatıyorum.
Seni kasabaya bırakabilirim.
Tamam, bu harika olur. Teşekkür ederim.
Bu sırada çocuktan yaşlıya kadar herkese...
...hitap eden geniş ürün yelpazemize göz atabilirsiniz.
Ürünlerin hepsi büyük Çin imparatorluğunda yapılmıştır.
Dünyanın bir sonraki efendileri olacaklar.
- Evet, biliyorum. - Bu olduğunda hazır olacağım.
Merhaba, küçük kız.
Çok tatlıyım ve senin gibi küçük fahişelere bayılıyorum.
- Beni rahat bırakın. - Kes şunu, Andy.
Sana kibar olmanı söylemiştim.
Çok üzgünüm.
Çeneni kapatır mısın küçük fahişe? Lütfen!
Hayır, sana hanımefendiyle bu şekilde konuşmamanı söylemiştim, Andy.
Çok üzgünüm. Gerçekten affedersin.
Ona görgü kurallarını öğretmem gerek ama beni dinlemiyor işte.
Bir sorun mu var, hanımefendi? Bu bey sizi rahatsız mı ediyor?
Biz birlikteyiz.
Anlat ona, tatlım.
Hadi, beni böyle bırakamazsın. Kalbimi kırıyorsun.
Dinleyin, burası böyle bir sorunu çözmek için pek uygun bir yer değil.
Onu seviyorum. Gerçekten seviyorum.
Haklısın. Aptalca davranıyorum.
Hayır, kendine bu kadar yüklenme. Dinle.
Konfüçyüs, bir keresinde "En büyük şerefimiz düşmemek değil,...
...ancak her düştüğümüzde kalkmayı bilmektir." demiştir.
Bunu bir düşün.
Biraz kafayı dinle ve bunun üzerinde düşün.
Teşekkürler, bayım. Çok kibarsınız.
Seni artık aramayacağım. Biraz rahat bırakacağım.
Aramak istediğinde beni arayabilirsin.
Lavabonuzu kullanabilir miyim?
Belki onunla konuşmayı denemelisin. Bayağı acı çeker gibi bir hali var.
Gitmemiz gerek.
Neler oluyor?
Her şey yolunda mı?
Üzgünüm, çok mu kaldım?
Andy sende mi kalacak?
Hayır mı?
Acıktın mı?
Bunlara bayılıyorum!
Burası para dolu. Şuraya bak.
Votka.
Gidelim. Gece daha yeni başlıyor.
- Hayır. - Hayır mı?
İstemiyor musun?
Yürü hadi.
Bana ne yapacaksınız?
Hiçbir şey.
Gir içeri.
Lütfen, bırakın gideyim. Lütfen.
No comments yet. Be the first to leave one.