The first 200 lines.
Altyazı küfür içermektedir!
Çeviri: aytug2001
- Fırsatı kaçırdık. - Sanırım öyle.
Çok fırsat var daha.
Keenan'ın durdurma düğmesi yok, değil mi?
Var, sol kulağının arkasında.
- Onu öldürme, tamam mı? - Hayır, hayır.
Onu uykucu yapacağız. Pekala, ben bakarım.
Babaya gözlüklerini geri ver!
Gözlüklerimi ver. Evet.
Babaya gözlüklerini geri ver!
Teşekkürler.
- Güzel görünüyorsun. - Ütü yapacak zamanım olmadı.
Anlaşılmıyor.
Sana kahve yok.
Baksana, benzin alman gerecek.
- Pekala. Paran var mı? - Evet.
- Onu tutabilir misin? - Evet, merhaba bebek!
Tamamdır, bakalım. Benzin parası...
Seni seviyorum dostum.
- Babaya bye de. - Bye.
Tamam.
Doug ile bugün zam hakkında konuşacak mısın?
Evet, bugün ona söyleyeceğim.
Tamam. Seni seviyorum. Hoşça kal.
- Nasıl geçtiğini haber ver. - Veririm.
SON BİLDİRİ
7 GÜN İÇİNDE ÖDEME ALINMAZSA YASAL İŞLEM BAŞLATILACAKTIR.
Hey, Craig!
Doug seni görmek istiyor.
Merhaba, Craig. Nasılsın?
Her şey nasıl? Audrey iyi mi?
Dinle, maliyetleri düşürmemiz gerekiyor o yüzden...
Merhaba, canım, biraz geç kalacağımı haber vereyim istedim.
Enrique ile iş sonrası bir şeyler içeceğiz.
Akşam görüşürüz.
Seni seviyorum, bye.
- Bana bütün paranı ver! - Tanrım! Lanet olsun!
- Craig Daniels. - Lake...
Vince?
Tanrım, ödümü kopardın.
Arkanı kollamalısın, kardeş. Sana kaç kere dedim bunu?
Öyle, evet.
Vay be, nasıl değişmişsin. Uzun süredir görüşememiştik.
Ne içiyorsan benden, tamam mı?
Hayır, teşekkürler, eve gitmem gerekiyor.
Dalga mı geçiyorsun? Seni 5 yıldır görmedim. Seni içkisiz göndermem.
- Gerçekten, 5 yıl mı oldu? - 5 yıl, dostum. Bir içki.
- Pekala, bir tane daha alabilirim. - İşte, adamım benim.
O ne içiyorsa ondan ve bir tane de buzlu cin tonik, lütfen.
Burada ne arıyorsun, dostum?
Belli ki başına bela arıyorsun.
Aman Tanrım.
Evet...
Evlendin mi? Olamaz.
- Evet. - Çocukların da var mı?
Evet, 15 aylık oğlum var.
- Resmini görmek ister misin? - Evet, göster bakalım haylazı.
Adı Keenan.
Keenan demek. Tıpkı sana benziyor.
Evet.
Aynı saç çizgisi.
- Bu da eşin mi? - Audrey, evet.
- Güzelmiş, kardeşim. - Teşekkürler.
- Tebrikler. 5 yıldır meşgulsün demek. - Evet.
Dur tahmin edeyim. Silver Lake'te eviniz, bulldoglarınız...
...ve yazılarını yazdığın küçük bir ofisiniz vardır. Hala yazıyor musun?
Evet.
Senin cüzdanda hiç resim yok mu?
Hayır, benim yok.
Telefonumda birkaç resim var ama muhtelemen onları görmek istemezsin.
- Bakmak ister misin? - Hayır.
Lanet olsun.
Bir süredir şu hatunu gözlüyorum.
Muhteşem bir hatun ama değil mi?
Öyle birini düşürmek için ne gereklidir sence?
Tepede bir ev ve bir Mercedes muhtemelen.
- Bilemem. - Hayır, bilemezsin tabii.
Sen piyasadan elini ayağını çektin artık.
Hayatının geri kalanı boyunca tek kişiyle olmak, şaka mısın?
Birlikte olurken bunlar aklına bile gelmiyor.
Benim için değil.
Biriyle olurken bile hemen sıradakini düşünmeye başlıyorum.
Görüyorum da işlerin yoğun galiba.
Evet...
Faturalara yetişebiliyor musun?
Evet, idare ediyoruz.
Zengin değilim.
Sana bir şey sorayım.
Parayı tahsil etmeye gittiğinde,...
...olay nasıl gelişiyor?
Ne demek istiyorsun?
İş her zaman şiddete mi dönüşüyor yoksa onlarla konuşuyor musun?
...veya korkutuyor musun?
"Bana borcun var, dostum. Kumar sorunun var senin. Ödeme vakti geldi."
- Neden soruyorsun ki? - Hiç, sadece...
Kitabın için araştırma falan mı yapıyorsun?
Hayır.
Neler dönüyor?
- Başım belada, dostum. - Tamam.
Bu sabah tahliye ihbarnamesi aldık.
Birkaç gün içinde ödemezsem, sokağa atılacağız.
Lanet olsun.
Bir saatten beri işim de yok.
Üzüldüm.
Sana yardım edebilirim, birkaç yüz dolarım var ama...
Bana 4500 dolar lazım.
Evet, o benim için de bayağı yüksek meblağ.
Bu yüzden mi soruyordun? İş mi arıyorsun?
Hayır, hayır, sadece meraktan sordum.
Anladım.
Craig, bir keresinde bir adamın kolunu 80 dolar için kırmıştım.
Kızı izlerken.
Böyle bir şey yapabileceğini düşünüyor musun?
- Bu kadar karamsar olma! - Hayır, iyiyim, iyiyim.
Tanrım, 5 yılda çok depresif olmuşsun.
Hayır, iyiyim. Ben işemeye gideceğim.
- Hemen dönerim. - Tamamdır.
Craig Daniels.
Lanet olası.
Affedersin.
N'aber?
Hey, Craig!
Bu kişiler bize içki ısmarlamak istiyor, gel otur.
Onlara eşlik edecek birilerini arıyorlarmış.
- Merhaba. - Parti, parti.
Güzel, pekala. Tekila sever misiniz?
Evet, evet, tabii.
Garson, üç bardak en iyi tekilanızdan, lütfen.
Hayır, bekle, aslında bütün şişeyi buraya getir. Yanında kızılcık suyu.
- Cidden mi? - İsminiz nedir?
Ben Colin, bu benim karım, Violet.
Merhaba, nasılsınız? Ben Vince.
- Vince? - Craig.
Bugün Violet'in doğum günü. Çıkıp bir şeyler içip, az delirelim dedik.
- Mutlu yıllar! - Teşekkürler.
Geldi işte! Şuraya koy.
Emin misiniz? 300 dolarlık bir tekila şişesi bu.
Tanrım, bu utanç verici.
Evet, sorun değil.
- İsmin ne? - Caren.
- K ile mi C ile mi yazılıyor? - C.
Al bakalım, C ile başlayan Caren.
- Teşekkürler. - Bardaklar da gelmiş.
Beyler, harika eşim Violet'e.
Son 6 ay muhteşem geçti.
Seni çok seviyorum.
Ben de seni seviyorum.
Pekala, Violet'e.
- Lanet olsun, güzelmiş. - Fena değil.
Evde bir şişem var. Pancho Villa'ya aitmiş. Bana...
- ...10,000 dolara mal oldu. - Ne?
Evet, uçuk değil mi?
Siz ne yapıyorsunuz? Araba yıkamada falan mı çalışıyorsunuz?
Giysisinden dolayı mı?
Alınmayın, müdür olarak tahmin ettim.
Hayır, biz eski arkadaşız, içki içip konuşuyorduk.
Eski arkadaşlar demek, güzel.
Beraber kaykay ile kayardık, lisede müzik yapardık.
- Arkadaşlığınız bayağı geriye dayanıyor. - Evet, daha basit zamanlara.
Ara sıra.
Gizemli adam. "Ara sıra".
Bir takım elbise ve kravat giymeliymişsin.
Çok düzgün bir adam.
Violet, fotoğraf çekilmeliyiz. Bu anı belgelendirmeliyiz, değil mi?
Tamam, fotoğraf çekilmek mi istiyorsun?
- Tamam, tabii ki. - Peynir deyin.
Peynir.
Tanrım, çok parlakmış.
Ben de sizinle çekileyim.
- Başka bir tane daha mı? - Evet.
Peki, tamam.
- Bir, iki, üç. - Tamamdır.
Çektin mi?
Nasıl görünüyor?
- İşte. - Ne? Ne oluyor?
Bir iddiamız var aramızda.
Taburedeki o yaşlı elemanı görüyor musunuz?
Barmenin kalçalarına baktığında Violet kazanıyor.
Göğüslerine baktığında da ben.
Kahrolası!
Bu kadar mı? Her seferinde 100 dolar mı?
Evet, ciddi bir iddia falan değil.
- Eğleniyoruz. - Eğleniyoruz.
Bir fikrim var. Hadi.
İkinizden hanginiz tekilasını önce bitirirse 50 dolar kazanır.
- 50 dolar mı? - 50 dolar.
Bekle, ne?
Kazandı. Diğeri de bakıp: "Bekle, ne?" desin.
Üzgünüm...
Dikkat et.
Bende çok kalmayacak, senin olsun, dostum.
Ne yapıyorsun? O içkisini içmedi.
- Hayır, sorun değil. - Olmaz, o senin paran.
Pekala, tartışmayacağım.
Kurallara uymalısınız, çocuklar.
Ancak böyle eğleniriz. Bir kere daha.
Craig, sen uyumsuzsun.
Evet.
Hangi adadan geldin?
No comments yet. Be the first to leave one.