The first 160 lines.
Bu dizinin betimlemesi Kanal D tarafından Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
...izleyebilirsiniz.
Ferhat, Ferhat ne yapacağız, ne yapacağız?
-Sana gelme dedim, değil mi? -Telefon çalışmıyor, hat yok.
-Sinyal karıştırıcıdır, yürü. -Ne?
Dur, yaşamak istiyor musun?
O zaman yürü.
İmdat kimse yok mu, imdat!
Konuş!
Efendim, ikisi de evin içinde...
...sinyal kesici de evin hemen yakınında.
Eve çıkan tüm yollara, araba park ettik...
...itfaiyenin ulaşması mümkün değil.
Ayrıca sağdaki, soldaki tüm evlere de uyarıda bulunduk.
Kimse, bir bardak su bile götürmeyecek.
-Pencere demirleri? -(Erkek ses) Gevşetildi efendim.
Günaydın.
-Günaydın. Tanışıyor muyuz? -Evet, tam da şu anda tanışıyoruz.
Ben Şahin.
İdil.
-Biliyorum. -Biliyorsunuz?
-Sanırım siz beni tanıyorsunuz. -(Şahin) Hı hı.
Namık'ın zarar verdiği herkesi tanırım ben...
...ve onlara, kader arkadaşlığı ederim.
Sakıncası yoksa katılabilir miyim?
Buyurun.
Teşekkürler.
İmdat!
Kimse yok mu? Ne yapıyorsun iterek mi kıracaksın demirleri?
Bütün gücü belinden alıyorsun, yapma!
Çok konuşuyorsun doktor, çok konuşuyorsun.
Bütün dikişlerin patlayacak, yapma!
Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.
Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.
Oğlum.
Ferhat, sen o ateş çemberinden çıkarsın.
Çıkmalısın.
Hadi ara Şahin.
Ah! Oh!
Bunun hesabını sorarım ben sana Gülsüm.
Uf!
Ah!
Yanına kalır mı sanıyorsun bu?
Kızın beni boğmaya kalktı.
Demek ki benden önce davranmış.
Çatlasanız da, patlasanız da bana mecbursunuz.
Nerede o?
Beni öldü sanıp, kaçtı mı yoksa ha?
Oh, zora düşünce kaç.
Kız, seni gebertirim kız!
Anladın mı? Senin kafan biraz kalın.
O yüzden, sık sık tekrar etmek zorunda kalacağım.
Eğer kızımın saçının bir teline zarar gelirse...
...seni kendi ellerimle gebertirim!
Kim bilir kızı nasıl fiştekledin.
Nasıl damarına bastıysan, sarılı vermiş gırtlağına!
Çokta iyi etmiş.
Umarım bu uyarıyı dikkate alırsın.
Şimdi, defol git gözümün önünden!
Defol!
Of!
Of Gülsüm, of!
Bırak, yaparım ben.
Cüneyt.
Ha?
Şimdi sen nereden çıktı diyeceksin ama...
...ee, Abidin'in bebeğini gördükçe, diyorum ki...
...Özge'ye bir kardeş.
Saçmalama ya.
Niye saçma olsun?
Tek çocuklar sorunlu olur derler.
Özge'nin tek bir sorunu var, o da sarhoş bir annesinin olması, başka sorun yok.
Bıraktım diyorum, niye inanmıyorsun?
Ya üç gün beş gün bırakacaksın.
Ondan sonra gözler yine balık gibi dolanacaksın etrafta.
Elinde kahve kupası sanki kimse anlamıyor.
Sen kimi kandırıyorsun ya?
Neden yardımcı olmuyorsun, destek olmuyorsun?
Beni niye anlamıyorsun, bana niye destek olmuyorsun.
Bana niye böyle davranıyorsun, ben, ben, ben, ben! Yeter ya!
Ya bir kere de sen de...
...bir kere de senin bir problemin var mı de!
Yok, hep sen!
Yeter, vallahi billahi burama kadar geldi.
Burama kadar geldi, nefes almıyorum artık yeter!
Hah, hah...
...geldik işte benim en sevmediğim kısma.
En nefret ettiğim kısma.
Burada iki kelime konuşuyorsun...
...hop geç otur oraya, gözleri doldur ağla, sesini titret!
İyi değil mi böyle?
Cüneyt, yavrum gel geç içeri bir şey söyleyeceğim, geç.
-Ne oldu? -(Yeter) Yavrum, ocağına düştüm.
Cüneyt gel yavrum gel, geç şöyle.
Ne oldu Yeter Anne?
Ah, Cüneyt ne oldu bir bilsen!
Of Gülsüm gitmiş, yok.
Cüneyt yavrum bak...
...bu evde senden başka güvenebileceğim hiç kimse yok benim.
Kimselere bir şey söyleyemiyorum.
Ama kız yok, yer yarıldı yerin dibine girdi.
Bak seni sever, abisi bilir.
Yavrum ne olur git bul şu Gülsüm'ü, getir kurban olayım.
Yapma!
Tamam bekle!
-(Ferhat) Ah! Ah! -(Aslı) Dikkat et.
Dikkat et, yaran açılacak dikkat et!
-(Ferhat) Gir buraya. -(Aslı) Ne yapacağım burada?
Sakın bir yere ayrılma buradan.
Ben ne yapacağım burada?
Korkma tamam mı, ben varım.
Geç şimdi saklan.
Ferhat neredesin?
Allah'ım sen yardım et.
Ama sen bizi çok uğraştırıyorsun birader.
At silahları at!
Dön, dön!
Sana o odadan çıkma dedim, değil mi?
Hayatını kurtardım şu an.
Öldü mü acaba?
Doktor olan sensin bak.
Buradan da sakın bir yere ayrılma.
-(Aslı) Sen nereye gidiyorsun? -(Ferhat) Sakın!
Beni burada bırakma, ne yapacağım tek başıma?
Beni de kendine benzettin, nefret ediyorum senden!
Günlerdir otel odasındasınız, bunu anlamak zor değil.
İçimden bir ses Namık'ın sizi fazlasıyla üzdüğünü söylüyor.
Evinize bile gitmek istemediniz.
Telefonlarına da çıkmadınız.
Bir dakika Şahin Bey.
Ben sarhoş oldum, bir taksiye bindim, ve beni bir otele getirmesini söyledim.
O da beni bu otele getirdi.
Ne tesadüf ki sizinle burada karşılaşıyoruz.
Ya da bu bir tesadüf değil...
...ve taksici sizin adamınız mesela.
Ve siz bu karşılaşmayı günler öncesinden planladınız.
Zekânız önünde saygıyla eğiliyorum.
Beni yakaladınız.
Taksiciyi adamlarım ayarladı.
Evet doğru, buraya getirilmenizi ben istedim.
Müsaadenizle ben kalkayım.
İdil Hanım, unutmayın...
...Namık etrafındaki herkese hükmeder.
Kiminin duygularına, kiminin de kalbine.
İnsanları kullanır ve atar.
Şahin Bey, eğer yanlış anlamıyorsam...
...siz bana şu an ajanlık teklif ediyorsunuz.
Ve maalesef bu benim hiç hoşuma gitmiyor.
Katiyen, katiyen! Öyle anlaşıldıysam özür dilerim.
Ben size hiçbir şey teklif etmedim.
Hele de böyle küçük düşürücü, saygısızca bir şeyi asla.
Ben sadece sizi anladığımı söylüyorum.
İyi günler.
Size de.
Kalbi kırılmış bir kadın, benden kat be kat zalim olabilir.
Efendim?
Oğlun ve gelinin ikinci kez elimden kurtuldu.
Ama inan bana böylesi daha zevkli.
Ne de olsa yıllarca bu anı bekledim.
Hem, rakip güçlü olunca maç daha zevkli oluyor.
No comments yet. Be the first to leave one.