King the Land

King the Land (킹더랜드)

Download Turkish Subtitle

Season 1

Release info

King the Land S01E08 1080p NF WEB-DL DDP2 0 H 264-Archie
A Commentary by N-Joy
WEB-DL Link - https://linktr.ee/njoy.s

Tags

Web-DL
web-dl
web
WEB-DL
1080
Published on: 2023-07-11
Downloads: 37
Hearing Impaired: No

Turkish subtitle preview

The first 200 lines.

KING THE LAND

Vahşi kazlar 100 yıldan fazla yaşar

ve çiftleştiklerinde eşlerini asla terk etmezler.

Onlar sonsuz aşkın simgesidir.

BİR SAAT ÖNCE

Ne düşünüyorsun? Harika görünmüyor muyum?

Tabii ki görünüyorsun.

Ama günün adamı kadar değil.

Bakalım.

İşte burada.

Harika görünüyor.

-Bunu alacağım. -Bunu mu?

Evet, bu.

Çok mütevazı görünüyor.

Sana çok yakışacak.

Hiçbir şey bilmiyorsun.

Koreliler beyaz giyinen insanlar olarak bilinirdi.

Bu yüzden en büyük kutlamalarda

en onurlu kişi beyaz bir giysi giyer

ve en önemli görevi yerine getirirdi.

Tabii ki bugün o kişi ben olacağım.

Buradaki en asil ve onurlu adam benim!

Evet, biliyorum.

O yüzden onu giy ve işini yap.

Ben de bunu giyip kendi işimi yapacağım.

Dur!

O giysiyi bana ver.

Sana bu kadar önemli bir görevi veremem.

Üstesinden gelemezsin.

Kıyafetler benim, o iş de benim.

Onu bana ver. Bu bir emirdir!

Ben en asil ve onurlu adamım.

Sa-rang.

Gelin ve damat düğün içkilerini paylaşacak.

Gelin ve damat, bardaklarınızı saygıyla tutun

ve içkilerinizi için.

Ne?

Hey!

Gelmişsin.

Neden oradasın?

Değişmek istedin. Emri sen verdin.

Önemli demiştin!

Ne cüretle beni kandırırsın?

Bu özel günde konuklarımız için

bahçeyi süpürmekten

daha önemli bir şey yok.

-Sen! -Ne?

-Sen, buraya gel! -Hayır, sen gel.

Geliyorum!

-Tamam. -Hey!

Gel buraya. Dur!

Ne yapacaksın?

Sa-rang, çok güzelsin.

-Sen. -Hey.

-Gel buraya. -Sonra tekrar gelirsin.

Ne cüretle beni kandırırsın?

Bana bak!

Sen!

BÖLÜM 8

Neden yapmak istemediğin bir şeyi kabul ettin?

Otel adına buradayım.

Şahsi isteklerim yüzünden otelin zarar görmesine izin veremezdim.

Bu sözleşmeyi almak kolay olmadı.

Yine de hoşuma gitmedi.

-Ne demek istiyorsunuz? -Onunla öyle yapman.

Bunu görmek istemedim.

Bir saniye, yoksa kıskandınız mı?

Neden kıskanayım?

Sadece kendine güveni olmayan ezikler kıskanır.

Bu da demek oluyor ki

benim yapacağım bir şey değil.

-O zaman neden? -Öylesine.

Seni başka bir erkekle görmek hoşuma gitmedi.

Buna kıskançlık denir.

Değildi.

O nasıl biri biliyor musun?

Muhtemelen 100'den fazla kadınla çıkmıştır.

-Muhtemelen evlenmiştir. -Vay be.

İki, üç… Hayır, dört kez.

Vay canına, gerçekten mi?

Başka erkeklerle olamazsın

ama o özellikle olmaz.

Asla. Kesinlikle.

Tamam.

O zaman kıskançlık değildi diyelim.

Ama kıskançlık gibi bir şey.

Değildi.

Kıskanmadım.

Evet, ben de öyle dedim.

Neyse,

bugün çok akıllıca davrandınız.

Her şey altüst olacak diye korktum.

Otel adına buradayım.

Sadece canının istediğini yapan bir pislik olabilirim

ama iş iştir.

Ne zamandan beri?

Şu andan itibaren.

Neden?

Bir şeyi korumak istiyorum.

Ne pahasına olursa olsun onu koruyacağım.

Bunu yapmak için de

gücümü arttıracağım.

Spor mu yapacaksınız?

Hayır, zaten harika görünüyorum.

-Tanrım. -Neden yapayım?

Bu öz güveni nereden buluyorsunuz?

Ben sadece

gerçekleri paylaşıyordum.

Bunu fark etmediğim için çok özür dilerim.

Neden bana öyle bakıyorsunuz?

Sevdiğim için.

Ne?

Seviyorum dedim.

Her şeyi seviyorum yani.

Havayı

ve rüzgârı.

Havayı.

Evet, hava bugün harika.

Hava ne güzel.

Hey!

Kutsal düğünümü nasıl mahvedersin?

Aşkımı aptal yerine koydun!

Aşk mı?

Aşkmış, hadi oradan.

Şimdiye kadar 100'den fazla kadınla çıktığını söyledin.

Ve iki kez evlendin. Yoksa üç müydü?

Popüler olmak suç değil.

Gerçi senin gibi popüler olmayan biri

bunu asla bilemezdi.

Yeterince popülerim.

Kimseyle çıkmamayı seçtim.

Senin gibi bir kadın avcısı ne kadar popüler olduğumu anlayamaz bile.

Beş parasız biri için gururlusun.

-Ne kadar paran var? -Çok.

Affedersiniz.

Kavga edecekseniz eve gidiyorum.

Kavga etmiyoruz, Sa-rang.

Etmiyoruz. Birbirimizi uyarıyoruz.

Seni uyarıyorum.

Bayan Cheon'a 100 metreden fazla yaklaşman yasak.

Anladın mı? Git.

Sözleşmeyi unuttun mu? Emirleri ben veririm.

Kurtulun ondan!

Ne? Kurtulun mu?

-Evet, senden. -Sence bu mümkün mü?

Sen…

-Kurtulun mu? -Evet.

Çabuk git.

Benden kurtulamazsın!

Bırak! Bekle, bunu cidden yapıyorsun.

Ayaklarım yerden kesildi.

Nihayet.

İkimiz kaldık.

Evet.

Biraz yürüyelim, Sa-rang.

Pekâlâ.

Konuk ağırlayarak geçinmek zor değil mi?

Tabii ki zor.

Her misafire gülümseyerek servis yapmak her zaman kolay değil.

Sana bir otel vereceğim.

Efendim?

Bir sürü var.

Hangisini istersen onu seçebilirsin.

O zaman bu kadar zorlanmana gerek kalmaz.

Sorun değil, gerçekten.

Zor olabilir ama yine de işimi seviyorum.

Otel sahibi olman daha da iyi olur.

Yapmak istediğim şey iş yönetimi değil.

Her misafirimizin mutlu bir gün geçirmesini sağlamak istiyorum.

Birine mutluluk sunmak özel bir şeydir.

Ve bunu herkes yapamaz.

Sen harika bir kadınsın.

Biliyordum.

İnsan sarrafıyım.

Bir parti vermeliyim!

Parti zamanı!

Tabii.

KING OTEL

İçeri gir.

Sayende harika bir gün geçirdim.

Sa-rang, yarın görüşürüz.

Evet, Ekselansları.

O gülümseme fazla büyük değil miydi?

Sonunda bitti.

Bugün iyi iş çıkardınız, Bay Gu.

İyi işti.

Bunları giy.

Ben iyiyim.

Bütün gün hiç ara vermeden onları sürükledin.

Ayakların için üzülmüyor musun?

Biraz kibar ol ve onları dinlendir.

Yanlış bir şey mi yaptın?

Ya biri beni görürse?

Kimse görmez, sakin ol.

Ne yapıyorsunuz?

Bu gece burada uyu.

Burada mı uyuyacağım?

O baş ağrısına eşlik ederek ve otelimiz adına

fazla mesai yaparak iyi iş çıkardın.

O VIP konuğumuz olabilir ama sen bizim VVIP çalışanımızsın.

Comments

No comments yet. Be the first to leave one.

Keep it about this subtitle — sync, quality, typos.500 characters left