The first 200 lines.
John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı'nın,
4 numaralı terminaline hoş geldiniz.
Anlaşmalı olmayan firmaların,
transfer hizmetlerini kabul etmeyiniz.
Tanımadığınız bir sürücünün sigortası olmayabilir,
ve muhtemelen şimdi veya yolculuğunuzun bitiminde sizden fazla ücret talep edebilir.
Aşkım!
Aşkım.
İşte buradasın.
Sylvia.
Şuna bak. Şuna bak!
Kocaman kız olmuş.
Evet.
Dön de bir göreyim.
Dön bir göreyim.
Vay canına!
Geldiniz nihayet!
ELVEDA AŞKIM
Vay canına. Sylvia, baksana.
Ee, nasıl buldun New York'u?
Olağanüstü.
Daha çok İngilizce pratik yapmalıyız.
İyi misin?
Sylvia, heyecanlı değil misin?
Burası evimiz, hoş geldiniz.
Lavabo ne tarafta?
Göstereyim. Esther,
senle ben burada yatacağız.
Mutfak şu tarafta,
Sylvia, kendine ait bir odan olsun diye,
oturma odasını dönüştürdüm.
İleride daha büyük bir daireye taşınmayı düşünüyorum.
Belki sen de Amerikalı çocuklar gibi,
- kendine ait bir yere geçersin. - Henüz değil.
Önce, Tanrı'nın da istediği gibi, bir aile olarak yaşayacağız.
Evet, elbette, elbette.
Sylvia, lavabo aşağıda.
Işık duvarda, solda.
Afiyet olsun.
Keşke annen de bunu görebilseydi.
Oğlu yemek yapmayı öğrenmiş.
Umarım beğenirsiniz.
- Kim öğretti sana? - Bilirsin...
Sağdan soldan kaptım bir şeyler.
Lütfen, soğumadan yiyin.
Önce dua edelim.
Şükretmemiz gereken çok şey var.
Evet, özür dilerim.
Yehova Yire,
şükranla anarız mübarek adını.
Tanrım, 17 yıllık bir ayrılıktan sonra bizi tekrar bir araya getirdiğin için
sana şükürler olsun.
Sonsuz nimetlerin ve sevgin için sana şükürler olsun.
Bize verdiğin bu ev ve aile için sana şükürler olsun.
Sana şükürler olsun, çünkü şeytan,
utanç içinde yenilgiye uğradı.
Tüm bunlar için, İsa'nın adıyla sana şükürler ederiz.
- Amin. - Amin.
Amin.
- Amin. - Amin.
Evet.
Çok yumuşak.
Hafif, değil mi?
Amerikalılar etli yemekleri sevmiyor mu?
Doktor yağsız yemekleri tavsiye etti.
Biliyor musun, yıllarca
yiyebildiğim tek yemek
annemin yemekleriydi.
O yüzden evlendiğimde, zavallı anneni
annemin bütün yemeklerini öğrenmeye zorladım.
Zavallı annen.
Bana asla katlanmamalıydı.
Papazım bana,
ailemizi yeniden kurmak için,
ruh ve beden olarak yakınlaşmamız gerektiğini söyledi.
Ben...
- hayır, bekle. - Yaşlı ve çirkinim artık.
Hayır, değilsin.
Yalan söylemenin günah olduğunu biliyorsun.
Demek istediğim o değildi.
Sen gittikten sonra hiçbir erkekle birlikte olmadım.
Teşekkürler.
Demek istediğim, yanında olamadığım için özür dilerim.
Hepsi bu mu?
Linda!
Umarım her şey yoluna girer.
Uzun bir gün oldu.
Belki de önce biraz dinlenmeliyiz.
Amerikan okuluna hazır mısın?
Tabii ki hazır. Sıkı çalışıp,
burslu olarak
tıp fakültesine girecek
Allah'ın izniyle, ailemizdeki ilk doktor olacak.
Ne tür bir tıp eğitimi almak istiyorsun?
Çocukları tedavi etmek istiyor.
Matematiği seviyorum.
Babası gibi zeki. Sana hep söylüyorum,
üniversitede tanıştığımız sırada
baban ha bire bir şeylere çalışırdı.
Sırt çantanızı kontrol etmek zorundayım.
- Affedersiniz. - Özür dilerim, burada yeni.
Lütfen geride durun, beyefendi. Sadece çantasını kontrol edeceğim.
Bu sevk formunu getirdik.
Dikkat edin.
Komutan,
koltuklarda bozukluk buldun mu?
Bakıyorum da fotoğrafı değiştirmişsin.
- Evet. - Yerleştiler mi?
Eh işte.
Seks harika geçmiş olmalı.
Ne zaman eve dönsem,
karım bir şeyleri ispatlamak zorundaymış gibi davranır.
9 yıldan sonrasını düşünemiyorum bile. 9 muydu?
17.
O hemşireyle birlikte olduğun için karın kendini şanslı saymalı,
yoksa adam öldürmekten çoktan hapsi boylamıştın.
Ne?
Doğru olduğunu biliyorsun.
Bu konuda konuşmak istemiyorum.
Bak kardeşim, sana tek söylemeye çalıştığım,
bu durumda olan tek kişinin sen olmadığın, anlıyor musun?
Olur böyle şeyler,
sıkma canını.
Sıkmıyorum. Her şey yolunda.
Tamam.
Vardiyam geldi, gitsem iyi olacak.
Kolay gelsin.
Sana da.
- Hey. - Hey.
Merhaba!
- Neden buradasın? - Şşşt.
Ne oldu?
Senin kurtarıcın olamam, Walter.
Benim de sevilmeye ihtiyacım var.
Alt tarafı bir dans.
Ben...
Yapamam.
Teşekkürler.
Bugün erkencisin.
Ben...
vardiyamı değiştirdim.
En azından bu hafta, bir kez olsun,
ailemle birlikte akşam yemeği yiyebilmek için.
Harika.
Sylvia, kitaplarını kaldır. Sofrayı hazırla.
Okulun nasıl geçti bugün?
İyi.
Babaya böyle mi cevap verilir?
İyi geçti, teşekkür ederim.
Sonunda senin yanına gelebildiği için çok heyecanlı.
Orasından pek emin değilim.
Saçmalama, tabii ki öyle.
Düşünüyordum da, belki de,
birbirimizi biraz daha yakından tanımak için,
ailece bir şeyler yapmalıyız.
Ben de demin tam bunun için dua ediyordum.
- Öyle mi? - Evet.
Belki bu Pazar şehir dışına çıkar,
- Jersey Sahili'ne falan gideriz... - Hep beraber kiliseye gitmeyecek miyiz?
Trafiğe yakalanmamak için şehirden erken çıkmak,
- iyi olur diye düşünmüştüm. - Yok hayır, hiç sorun değil.
Belki de katılabileceğimiz bir sabah duası falan da vardır.
Elbette...
Bakarım.
Bu arada...
kutlama yaparız diye şarap getirdim biraz.
Alkol mü?
Şarap.
Ama biliyorsun, içmemeliyiz.
Özel bir olayı kutlamak için,
bir şişe şarap sadece.
Şükürler olsun sana, İsa.
Amin!
Şükürler olsun İsa!
Şükürler olsun!
Evet, İsa! Şükür O'nadır!
Her şey için.
Verdiğin nimetler ve başımızı sokacağımız bir çatı verdiğin için
bana ve aileme ihsan ettiğin her şey için.
Ve biliyorum ki Sen...
Göçmenlik belgelerim tamamlanır tamamlanmaz,
kendime bir iş bulup,
faturaları ödemene yardımcı olacağım.
Şimdilik faturaları ben halledebilirim.
Senin zaten evde bir sürü işin var.
Teşekkürler aşkım.
Ne için?
Bizden umudunu...
kesmediğin için.
Bana teşekkür etmemelisin.
Pekâlâ.
Çok geç kalma, tamam mı?
Ha bu arada...
komşunun geçen gün getirdiği,
postayı gördün mü?
Şu postacı, postayı doğru posta kutusuna koymayı,
neden beceremez, anlamıyorum bir türlü.
Sylvia? Sylvia?
İyi misin?
Ay!
No comments yet. Be the first to leave one.