The first 194 lines.
NETFLIX ORİJİNAL BELGESEL DİZİSİ
Dünya, milyonlarca türün evi.
Peki ötesinde neler yaşıyor olabilir?
Evrende sayısız gezegen var.
Sadece bir kısmında bile hayat varsa...
...o zaman evren, yaşıyor olabilir.
Tüm canlıların ihtiyaçları aynıdır.
Beslenmek.
Üremek.
Evrimleşmek.
Dünya'daki hayatın yasalarını evrenin geri kalanına uygularsak...
...uzaylıların dünyalarında nelerin yaşıyor olabileceğini...
...tahmin edebiliriz.
Tüm yaşam formlarının bir gezegene ihtiyaçları vardır.
Peki evrende kaç gezegen var?
Yıldızımız Güneş'i düşünün...
...Dünya, Mars, Jüpiter onun etrafında dönüyor.
Yüzyıllardır insanlar kendilerine sordular:
"Ya diğer yıldızlar? Onların da gezegenleri var mı?"
24 yıl önce ben bir tane buldum!
PARANAL GÖZLEMEVİ ŞİLİ
Didier Queloz büyük bir astrofizikçi.
Güneş sistemimizin dışındaki ilk gezegeni bulduğu için...
...Nobel Ödülü kazandı.
Gezegeni bulduğumda 28 yaşındaydım.
Doktoramı bitirmek üzereydim
ve danışmanım bana ekipmanın anahtarını vermişti.
51 Pegasi yıldızını birkaç kez gözlemledikten sonra
o yıldızda bir şeyler olduğunu fark ettim.
Açıkçası o zaman telaşlandım.
Ekipmanımda bir sorun olduğunu düşündüm.
Ben anlamaya çalıştıkça daha da anlamsız geliyordu.
Ta ki onun bir gezegen olduğuna ikna olana kadar.
Şu, muhtemelen bir gezegen.
Şu, Jüpiter olabilir.
Çok güzel.
Uzak gezegenler teleskopla görünmez
çünkü ışık yaymazlar.
Ama bir gezegen bir yıldızın önünden geçerse...
...minik bir gölge oluşturur
ve yıldızın parlaklığında ufacık bir azalma olur.
Gök bilimciler, ışık düzeyindeki bu düşüşü tespit edince yeni bir gezegen buldular.
Merhaba çocuklar.
Teleskop şu anda bunu gösteriyor. Şu anki görüntüsü bu.
Gözlemlediğimiz hedef, ortada.
Bütün bu alanı analiz edip verileri işliyorsunuz
ve şanslıysanız bunu tespit ediyorsunuz.
Akıda küçük bir azalma var.
O yıldızın etrafında dönen bir gezegen olduğunu gösteriyor.
Biliyoruz ki evrende çok sayıda gezegen var.
Sayısız farklı yaşam türü olmalı.
Bunun Dünya olduğunu düşünelim, tamam mı?
Diyelim ki bir metre, 20 ışık yılıymış.
Yani iki metre, 40 ışık yılı.
İlk gezegenin keşfedildiği 51 Pegasi burada.
Bu ufak ışıklardan her biri,
bir gezegenin bulunduğu bir yıldızı temsil ediyor.
Sonraki birkaç yıl içinde
her yerde gezegenler ortaya çıkacak.
Gezegen, her yer gezegen
Şu anda harika görünüyor.
Her yanda göz alabildiğine yıldızlar...
...ve gezegenler var.
Güneş sistemimizin ötesindeki gezegenlere ötegezegenler deniyor.
Gök bilimciler 4.000 tane ötegezegen buldular.
Bulmaya da devam ediyorlar.
Artık evrende her yıldız için en az bir gezegen olduğuna inanıyorlar.
Bu da bir milyonlarca, milyarlarca, trilyonlarca ötegezegen demek.
Dünya'daki tüm kum tanelerinin sayısından daha fazla.
Yaşamın evrimi için muazzam bir tuval.
Mesafeler, akıllara durgunluk veriyor.
En yakın ötegezegenler bizden trilyonlarca mil uzakta.
Ama hepsi, Dünya'yı yerinde tutan güce tabiler.
Yer çekimine.
Dünya'nın iki katı büyüklüğe ve yer çekimine sahip...
...bir dünya düşünün.
Bu, Atlas.
Hayat böyle bir dünyaya nasıl uyum sağlar?
Yer çekimi, bitki örtüsünü gezegenin yüzeyine çekiyor.
Tohumlarsa havada süzülebiliyorlar.
Çünkü burada yer çekimi çok güçlü.
Hava molekülleri yoğun kümeler hâlinde duruyorlar.
Tohumların sürüklenebileceği kalın, yüzen bir atmosfer oluşturuyorlar.
Tohumların olduğu yerde...
...gök otçulları da olur.
Yoğun hava yastıklarına binmiş...
...altı kanatlı dev otoburlar.
Fazla yer çekimi nedeniyle
Dünya'dakinin iki katı ağırlığındalar.
Ama gökten düşmüyorlar.
Atmosfer, onları havada tutacak kadar kalın.
Gerek Atlas'ta gerekse Dünya'da...
...uçmak her zaman yer çekimine karşı verilen bir savaş.
GARDA GÖLÜ İTALYA
Yer çekimiyle epey karmaşık bir ilişkim olduğu söylenebilir.
Siz yükselmeye çalışırken sizi aşağı çeken bir güç olduğunu hissediyorsunuz.
Ama sonuçta hep uçabilmeyi hayal etmişimdir.
Yamaç paraşütünün en sevdiğim yanı, çok basit ve sezgisel olması.
Havayla baş başasınız.
Atlas'taki gökyüzü otçulları gibi
paraşütçüler de kanatlarıyla kaldırma kuvveti oluşturuyor.
Ama atmosferin yoğunluğu Dünya'dakinden daha az...
...bu nedenle havada kalmak daha çok çaba gerektiriyor.
Çoğu insan, havayı madde olarak görmüyor.
Bense uçarken havayı vadilerde ve tepeler boyunca
alçalıp yükselen bir sıvı olarak görüyorum.
Çok yoğun bir atmosferde uçmak epey garip olurdu.
İnsan çaba harcamadan süzülebilirdi.
İrtifa kazanmanın en iyi yolu,
termal olarak bilinen yukarı yönlü bir hava akımı bulmaktır.
Termale rastlayınca
asansördeymişsiniz gibi olur ve yükselmeye başlarsınız.
Yukarı itiş hissedersiniz.
Evet, işte oluyor!
Beni yukarı çeken, sadece doğanın gücü.
Havadayken kuşlar bir daire oluşturuyorsa
orada bir termal var demektir.
O yüzden gözümüz sürekli onlardadır.
Sizi aşağı çeken yer çekimi ve kaldıran hava arasındaki dengeyi hissediyorsunuz.
Sonra hız kazanmak için vücut ağırlığınızı,
enerji üretmek için de o hızı kullanıp havada süzüldüğünüzü hissedebilirsiniz.
Dünya'da yer çekimi Atlas'takinden daha hafif olabilir...
...ama daha ince atmosfer, daha az havada kalma gücü demek.
Böylece her şey düşüyor.
ATMOSFER YOĞUNLUĞU
Atlas'ta gök okçullarının hiç karaya inmeleri gerekmiyor.
Ön ve arka kanatları, doğrultu ve itme kuvveti için.
Uzun orta kanatları, termalleri yakalamak için.
Ağırlıklarına rağmen...
...hava, gökyüzünde bir yaşam sürmelerine
yetecek kadar kalın.
Ama her zaman huzurlu bir yaşam sürmüyorlar.
Dünya'da olduğu gibi otçullar, yırtıcıları cezbediyor.
Hava keselerini hidrojen üreten bakterilerle şişirerek
göklere çıkıyorlar.
Tek başlarına avlarını haklayamadıkları için...
...sürü hâlinde avlanıp...
...bir gök otçulunun gruptan ayrılmasını bekliyorlar.
Hedef görüldü, gazlarını atıp...
...yukarıdan saldırıyorlar.
Dünya'daki en hızlı yırtıcı da
aynı taktiği kullanıyor.
Uçan doğanların
hız faktörünün yanı sıra yırtıcı içgüdüleri ilgimi çekiyor.
O hızı avantajlarına kullanmaları.
Ama bir yırtıcının işini yapmasını sırf izlemek bile...
...mükemmel.
ABD
Şu anda aşağı yukarı 30 tane kuşum var.
Her kuşun farklı bir kişiliği var.
Doğanların, evrimin yarattığı en mükemmel tür olmalarını seviyorum.
Bu arkadaşlarla aramda bir bağ var.
Özellikle benim açımdan öyle.
Belki tek taraflı ama beni aralarından biri gibi gördükleri kesin.
Vahe Alaverdian esaret altında yetişen doğanlara
av eğitimi veriyor.
Bu kuşlar zaten genetik olarak
en iyi uçan yırtıcılar.
Doğancılar olarak
kuşun yırtıcı doğasını uyandırmaya çalışıyoruz.
Tuzak eğitimi ilk adım.
Hadi dostum!
Yemi kuşun önüne koyarak doğanın...
...baştan aşağı koordine olup onu kapacak gibi...
...ayaklarını çıkarmasını istiyorum.
Bu sırada onu doğandan uzaklaştırıp
hızla yükselmesini sağlayacağım ve tekrarlayacağım.
O kuşun olabildiğince dikey şekilde düşmesini istiyorum.
Bu, daha sonra av oyununda başvuracakları bir şey.
Doğanlar hazır olduğunda Vahe onlara bir av hedefi gösteriyor.
Bir posta güvercini.
Doğan, güvercine yetişemiyor...
...bu yüzden en mantıklısı, yer çekiminden yararlanıp üstüne bırakmak.
Kuş, avantajı olduğunu düşününce...
...kanatlar içeri girecek.
Gökyüzünden düşen küçük bir gözyaşı damlası...
...şeklini alıyorlar.
Doğanın güvercine çarpan kinetik enerjisi...
...gülle çarpmışçasına kuvvetli olur.
Eğitimde güvercin hep kaçıyor...
...çünkü doğan 300 metreye ulaşamadan alçalıyor.
Gerçek av sırasında...
...daha yüksekten inerek...
...ölümcül etki yaratacak.
YER ÇEKİMİ İVMESİ
Yırtıcılar harekete geçiyorlar.
Kanatlarını açıp
engel oluşturarak...
...gök otçulunu karada yemek için
istikrarını bozuyorlar.
Ama bu sürü, böyle büyük bir yaratığı alt edemeyecek kadar küçük.
Bugünü aç geçirecekler.
Gök otçulu toparlanmak için...
...yükseğe uçuyor.
No comments yet. Be the first to leave one.